Sefa Yürükel
Yerel yönetimler, demokratik sistemin temel taşlarından biri olmakla birlikte, kamu kaynaklarının dağıtımı ve kullanımı nedeniyle yozlaşma ve rant ilişkilerine açık bir alan haline gelmiştir. Türkiye’deki belediyeler, yıllardır farklı siyasi partilerin yönetiminde olmasına rağmen benzer sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Yolsuzluk, rant ilişkileri ve çeteleşme gibi yapılar sadece belirli partilere özgü olmayıp, tüm siyasi aktörler arasında yaygın bir sorun olarak görülmektedir (Acar & Emek, 2008).
Bu bağlamda, mevcut siyasi figürlerden biri olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da kamuoyunda “temiz siyaset” söylemiyle öne çıkartılmasına rağmen, siyasi ve ekonomik çıkar ilişkilerinden bağımsız değildir. OECD’nin (2021) belediyelerde yolsuzluk ve şeffaflık raporuna göre, belediye yönetimleri değişse bile çıkar ilişkileri, ihale usulsüzlükleri ve kayırmacılık devam etmektedir.
Belediyeler: Rant ve Yolsuzluğun Merkezi
Türkiye’de belediyeler, siyasi partiler için büyük bir ekonomik ve politik güç kaynağıdır. Kamu ihaleleri, imar planları, belediye iştirakleri gibi mekanizmalar, belediye başkanları ve yerel yöneticiler tarafından ekonomik ve siyasi güç devşirmek için kullanılmıştır. Bu durum, ister CHP, ister AKP, ister MHP veya HDP yönetiminde olsun, belediyelerin benzer çıkar ilişkileri içinde hareket ettiğini göstermektedir (Balcı, 2020).
Örneğin, uzun yıllar Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış olan Melih Gökçek döneminde, usulsüz ihale süreçleri, kamu kaynaklarının belirli kişi ve şirketlere aktarılması gibi birçok iddia gündeme gelmiştir (Cumhuriyet, 2022). Benzer şekilde, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki yönetimi de kamu kaynaklarının belirli kişi ve gruplara yönlendirilmesi açısından eleştirilmektedir. Belediyelerin partizan kadrolaşma ve ihale süreçlerindeki şeffaflık eksikliği, partiler değişse bile sistemin aynı işlediğini göstermektedir (Transparency International, 2022).
İmamoğlu’nun Yönetimi: Gerçekten Şeffaf mı?
Ekrem İmamoğlu, 2019 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine geldiğinde, kamuoyuna “şeffaf ve halkçı belediyecilik” vaat etmişti. Ancak geçen süre zarfında, birçok ihale sürecinde şeffaflık sorunları olduğu yönünde eleştiriler gelmiştir (T24, 2024). Bazı belediye iştiraklerine yapılan atamalar ve belediye projelerinin belirli şirketlere yönlendirilmesi gibi konular, İmamoğlu’nun da tıpkı önceki belediye başkanları gibi rant ilişkilerine dahil olabileceğine dair şüpheleri artırmaktadır (Sayıştay, 2021).
Ayrıca, İstanbul’da belediye hizmetlerinin yürütülmesi sürecinde kamu harcamalarının nasıl yönlendirildiğiyle ilgili çeşitli tartışmalar da mevcuttur. BBC Türkçe’nin (2023) haberine göre, bazı büyük projelerde yüksek maliyetli harcamalar yapılmış ve bu harcamaların kimlere aktarıldığı konusunda yeterli açıklık sağlanmamıştır. Belediyelerde rant ilişkilerinin sadece bir partiye özgü olmadığı gerçeği, halkın alternatif temiz siyaset arayışını zorunlu kılmaktadır.
Bağımsız ve Temiz Siyaset İhtiyacı
Mevcut belediye yönetimlerinin benzer çıkar ağları içerisinde hareket ettiğini göz önüne aldığımızda, çözümün sadece bir partiden diğerine geçmek olmadığı açıktır. Halk, partizanlık tuzağına düşmeden, gerçekten temiz ve bağımsız bir siyasi hareket oluşturmalıdır (Arslan, 2015). Bunun için:
1. Yolsuzluklara karşı net bir duruş sergileyen bağımsız bir liderlik oluşturulmalıdır. Siyasi partilerden bağımsız, toplumun farklı kesimlerinden destek alan, hesap verebilir bir liderlik anlayışı benimsenmelidir.
2. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesi temel alınmalıdır. Belediyelerin tüm harcamaları şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanmalı, bağımsız denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır (Ömürgönülşen & Doig, 2010).
3. Siyasi parti destekleriyle hareket eden gruplardan uzak durulmalıdır. CHP, AKP, MHP veya HDP gibi partilerin desteğiyle hareket eden kişiler yerine, toplumun doğrudan güvenini kazanmış bağımsız kadrolar oluşturulmalıdır.
Sonuç
Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, siyasi partiler arasındaki güç değişiminin ötesinde bir anlam taşımamaktadır. Türkiye’de belediyecilik sistemi, yıllardır rant ve yolsuzluk ilişkileri üzerine inşa edilmiş olup, sadece parti isimleri değişmekte, ancak mekanizma aynı şekilde işlemeye devam etmektedir (Göymen, 2012).
Bu nedenle, halkın gerçek bir değişim istemesi durumunda, mevcut siyasi partilere ve onların temsilcilerine bağımlı olmaksızın yeni, temiz ve bağımsız bir siyaset anlayışı geliştirmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, siyasi rant çarkının bir parçası olan mevcut yapılar arasında sıkışıp kalmak kaçınılmaz olacaktır.
⸻
Kaynakça
• Acar, M., & Emek, U. (2008). Yolsuzluk ve Kamu Yönetimi: Nedenler ve Çözüm Önerileri. Ankara: TODAİE Yayınları.
• Arslan, A. (2015). Belediyelerde Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik İlkeleri Üzerine Bir İnceleme. İstanbul: Beta Yayınları.
• Balcı, A. (2020). “Siyasi Partilerin Belediye Yönetimlerindeki Ekonomik Gücü ve Çıkar İlişkileri”, Siyaset ve Yönetim Dergisi, 8(1), 103-122.
• BBC Türkçe. (2023). “İmamoğlu Döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Yapılan İhaleler: Şeffaflık Sağlandı mı?” BBC Türkçe, 15 Nisan 2023.
• Cumhuriyet Gazetesi. (2022). “Belediyelerde Rant ve Yolsuzluk: Geçmişten Günümüze Türkiye’de Belediye Skandalları”. Cumhuriyet, 3 Temmuz 2022.
• Göymen, K. (2012). Yerel Yönetimler ve Demokrasi: Türkiye’de Belediyecilik Deneyimi. İstanbul: İletişim Yayınları.
• OECD. (2021). Fighting Corruption in Local Governments: Transparency and Accountability Measures. Paris: OECD Publishing.
• Ömürgönülşen, U., & Doig, A. (2010). Yolsuzlukla Mücadele Politikaları ve Türkiye’de Uygulamalar. İstanbul: Der Yayınları.
• Sayıştay Başkanlığı. (2021). İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2020 Yılı Denetim Raporu. Ankara: Sayıştay Yayınları.
• T24. (2024). “Belediye İhaleleri ve Şeffaflık: Türkiye’de Mevcut Durum”. T24, 5 Ocak 2024.
• Transparency International. (2022). Global Corruption Barometer: Türkiye Raporu. Berlin: Transparency International.




Bir yanıt yazın