Türk Hekimlerin Tıp Bayramı’nın 106.yıldönümü açıklamaları Tıbbiyeli Hikmet’in unutulmadığını gösteriyor

Okuma Süresi:

2–4 dakika
❤️

Türk Hekimlerin Tıp Bayramı’nın(*) 106.yıldönümü açıklamaları Tıbbiyeli Hikmet’in unutulmadığını gösteriyor

·  14 Mart Tıp Bayramını ülke çapında Türk Tabipler Birliği (TTB) öncülüğünde büyük hastanelerde toplantılar ve basın açıklamaları yaparak kutlamışlar.

·  TTB, Ankara’da Anıtkabir’i ziyaret etmiş.

·  İstanbul’da Taksim Anıtı’na çelenk konulmuş.

·  Etkinlik bildirilerinde kamucu sağlık dizgesi(sistem) vurgusu öne çıkmış.

·  TTB Başkanı Alpay Azap, Anıtkabir ziyaretinde yaptığı konuşmada:  

–  1919’da tıp öğrencilerinin İngiliz işgaline karşı başlattıkları mücadeleden ilham alan bu özel gün, yalnızca bir meslek bayramı değil aynı zamanda bilim, akıl ve vicdanla görev yapan hekimlerin, toplumun iyiliğine, sağlığına adanmışlıklarının sembolüdür.

–  Halk sağlığını önceleyen politikalar fedakar meslektaşlarımız sayesinde (trahom, sıtma, çiçek, frengi gibi) hastalıklar yok edildi.

–  Bugün hala o büyük vizyonun izinden giderek bilimsel verilerin ışığında dünyayla yarışan çalışmalar yapıyor, halk sağlığını koruma ve geliştirme görevimizi sürdürüyoruz.

–  Ancak ne yazık ki hekimlik mesleğinin kutsallığını gölgeleyen sorunlarla karşı karşıyayız.

–  Buna rağmen ‘hiç dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla yorulmazlar’ sözümüzden aldığımız güçle, tüm varlığımızla etik değerlerimizden ödün vermeden çalışmaya devam ediyoruz.

–  Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında bütün zorluklara rağmen aklın, bilimin, emeğin ve birlikte üretmenin ışığını yükseltmeye, güzel ülkemizin güzel insanlarının sağlığı, iyiliği için çalışmaya devam edeceğiz.

·  Cumhuriyetçi Hekimler Birliği Başkanı Prof. Dr. E. İrfan Gökçay da:

–  1919 yılına kaleleri zapt edilmiş, tersanelerine girilmiş, orduları ve meclisi dağıtılmış, hükümeti ve devlet başkanı esir alınmış koşullarda Tıbbiyeliler, Tıp bilimini toplum yararına uygulama sorumluluğunu ancak ve ancak vatanın bütünlüğü, milletin birliği ve devletin bağımsızlığı koşullarında yerine getirebilecekleri bilinci ile 14 Mart 1919’da, isyan ederek, milli mücadeleye ön saflarda katıldılar

–  Ateşler içinde kurduğumuz Türkiye Cumhuriyetinin, bilime dayanan devletçi – halkçı sağlık stratejisi ile önderlik ettiği, efsanevi sıtma, trahom, tüberküloz mücadeleleri, toplum sağlığının kurmay karargahı hıfzıssıhhalar, numune ve devlet hastaneleri, kırsal Türkiye’nin sağlık organizasyonu sosyalizasyon, örgütlü emeğin ağırlığı ile yönetilen SSK’lar, ve en son pandemi mücadelesi seferberliği, Türkiye’nin sağlığını ancak kamucu-toplumcu bir sağlık sistemi ile koruyabileceğimizi ve geliştirebileceğimizi döne döne kanıtlamıştır.

–  Türkiye’nin sağlığı için görev andı içmiş Türk Hekimleri ve kamu sağlık görevlileri olarak bilimin ışığında, kamu yararı hedefiyle yürüttüğümüz onurlu mücadelenin yüz yılı aşan birikimine dayanarak, yeni yüzyılını inşa edeceğimiz bir döneme güven ve umutla giriyoruz.

–  1919 Tıbbiyelilerinin bizlere teslim ettiği, bağımsız Türkiye’nin başı dik ve onurlu hekimleri olarak yaşama ve yaşatma mücadelesini bugünlere ve geleceğe taşıyan 14 Mart Tıp Bayramı hepimize kutlu olsun.

Özetle Tıp Bayramının 106 yıldönümü mesajlarında kamucu sağlık dizesi öncelenmiş!

Tıbbiye  3.Sınıf öğrencisi Hikmet, Mustafa Kemal’e   “Paşam ! Delegesi bulunduğum Tıbbiye, beni bağımsızlık için başlattığınız çalışmalara katılmak için gönderdi. Mandayı kabul edemeyiz. Eğer, Kongre böyle bir karar verirse, bütün gücümüzle karşı çıkacağız. Bu düşünceyi siz bile onaylamış olsanız, size de karşı çıkacağız. O zaman (Gazi Mustafa Kemal Paşayı) vatanımızın kurtarıcısı değil, batırıcısı sayacağız”  yalın sözleri ile Tıbbiyeli Türk gençliğinin düşüncesini Sivas Kongresi’nde (4– 11 Eylül 1919 ) nakşetmişti.

Mustafa Kemal’in “Arkadaşlar gençliğe bakın, Türk milli bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin. Evlat, müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz, azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: Ya istiklal ya ölüm!” demesi Türk Milletinin geleceğinin ışıyacağının işaretidir.   

Ülkesi ve milleti ile sorunu olmayanlar olarak hekimlerimizin bayramını içtenlikle kutluyoruz.

( BU YAZI DERLEMEDİR)

(* ) 14 Mart 1827’de  Şehzadebaşı’daki Tulumbacıbaşı Konağı’nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulması, Türkiye’de modern tıp eğitiminin başladığı tarih kabul edilir. günü olan 14 Mart, “Tıp Bayramı” olarak kutlanmaktadır. İlk kutlama, 1919 yılının 14 Mart’ında işgal altındaki İstanbul’da gerçekleşmiştir. O gün, tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran’ın önderliğinde, tıp okulu öğrencileri işgali protesto için toplanmış ve onlara devrin ünlü doktorları da destek vermişti. Böylece tıp bayramı, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak başlamıştır. 1976’dan beri sadece 14 Mart günü değil, 14 Mart’ı içine alan hafta boyunca kutlama yapılmakta ve bu hafta Tıp Haftası olarak kabul edilmektedir.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Recep Atasoy avatarı
    Recep Atasoy

    Teşekkürler bilgiler için. Tıp, kendi hayatlari söz konusu olduğu için yönetenlerin izin verdiği ilk bilim dalı olmuş olmalı. Bu da akıllı insanların bu alanda toplanmalarına ve pek çok öncü hareketin doktorlar tarafından başlatılmasına sebep olmuş olabilir. Günümüzde durum değişti gözüküyor.

  2. Mehmet Boz avatarı
    Mehmet Boz

    24 Ocak 1980’den başlayan Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu süreçte yasa kapsamında kurulmuş olan meslek örgütlerinde(Baro,TTB,TMMOB) dışarıdan yemlenen(fon) küçük örgütlü (aktivist ruhlu) grupların etkin olduğunu yazmak abartı olmamalı.
    Bunların meslek örgütlerinin idarelerini bile zaman zaman ele geçirdikleri de vaki. Meslek örgütleri üyelerinin çıkarına, hayrına olmayan söylem ve eylemlerini medyada görmekteyiz.
    Emperyal devletlerin genelde Anadolu, özelde İstanbul’u işgal sürecinde 20 Mart 1920 tarihinde Hastalığın Sebebi makalesinde Ahmet Emin (Yalman) “ Bünyemizdeki hastalığı yenmek istersek kuvvetlerimizi bir araya koymalıyız. Şahıslarla değil meselelerle uğraşmalıyız. Programlar etrafında birleşmeliyiz. Hastalığın sebeplerini görmek devasını bulmanın ilk adımıdır” demiş,105 yıl önce.
    Kemalistler dediğimiz milli unsurlar işgalcileri ve işbirlikçilerini Anadolu’dan def edecek “devayı” Mustafa Kemal’in önderliğinde birleşmede bulduklarını da biliyoruz.
    Dünya Sağlık Örgütünün dayattığı dizenin (sistem) oluşturduğu “sağlığın karanlık yüzü “ konusunda Türk hekimlerinin bilinç sıçraması yapabilmesi temennimiz olsun!
    “Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan çıkar”(Gerçeğin kıvılcımı, fikirlerin çatışmalarından çıkar) demişse Namık Kemal bir bildiği olmalı!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar