Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası birlikte karar vermesiyle bir araya gelen doktorlar,7 Martta İstanbul Kadıköy’de bir yürüyüşü gerçekleştirdi.14 Mart Tıp Bayramı haftasındaki bu yürüyüşte taşınan pankartlarda,:“İyi Hekimlik Değerlerini Savunmak İçin Birlikte Güçlüyüz”,“Eziyet Yönetmeliğini İstemiyoruz,Formül Değil Aile Hekimiyiz”Yazıyordu…
Yapılan yürüyüşlerde“İyi hekimlik değerlerini savunmak için birlikte güçlüyüz” ve “Eziyet Yönetmeliği’ni istemiyoruz; formül değil, aile hekimiyiz” yazılı pankartların taşındığı yürüyüşte “Sağlıkta dönüşüm ölüm getirir”, “Sağlıkta ticaret ölüm demektir”, “Sermayeye değil emekçiye bütçe”, “Hasta hekim el ele mücadeleye”, “Yaşamak, yaşatmak istiyoruz”, “Sağlıkta şiddet sona ersin”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganları atıldı.
Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Kadıköy İskele Meydanına yapılan yürüyüşün sonunda basın açıklamasını İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ertuğrul Oruç yaptı:“aynı zamanda sağlık hizmetinin kamusal niteliğini, iyi hekimlik değerlerini ve toplumun sağlık hakkını savunduğunu kamuoyuna bir kez daha hatırlattığımız bir eylemdir.Sağlık sistemi çöktü,bu çöküşün temel nedeni Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı’dır.Toplumun ihtiyaçlarına göre planlanan kamusal bir hizmet olması gereken sağlık sistemi performans baskısı,gelir hedefleri ve ticari mantıkla yönetilen bir alana dönüştürülmüştür.Sağlık kurumları işletme mantığıyla yönetilir hale gelmiş, niteliğin yerini hız ve sayısal göstergeler almıştır. Yıllık doktora başvuru sayısı bir milyarın üzerine çıkması sistemin çöküşünün en görünür sonuçlarından biri ,iktidarın muayene sürelerini kısaltması ve hekimlerin çalışma sürelerini uzatması,hastaya ayrılan sürenin beş dakikaya,hatta daha kısa zamana indirildiği bir sistemde ne nitelikli bir sağlık hizmetinden ne de iyi hekimlikten söz edilebilir. Sağlık 5 dakikaya sığmaz!artan bürokratik baskı,performans dayatmaları ve yaptırımlarla aile hekimliği sisteminin yönetildi.Bu durumun hekimleri mesleklerini yapamaz duruma getirdi.Koruyucu sağlık hizmetlerinin zayıflayıp,sağlık hizmetine erişimde eşitsizliklerin arttığını,sağlık alanının giderek daha fazla ticarileştiğini,kamu kaynaklarının özel sağlık sektörünün büyümesi için kullanıldığını belirtti. Sağlık çalışanlarının ise düşük ücret, güvencesizlik, ağır iş yükü ve artan şiddet ortamı altında çalışmaya mahkûm edildiğini,hekimlerin mesleki bağımsızlığının daraltılarak iyi hekimlik değerlerinin aşındırıldı…Bizler çok şey istemiyoruz. Nitelikli tıp eğitiminin sağlandığı, mesleki bağımsızlığın güvence altına alındığı, özlük haklarının iyileştirildiği, emeklilik döneminde insanca yaşam koşullarının güvence altına alındığı, vergide adaletin sağlandığı ve şiddetin olmadığı güvenli çalışma ortamlarının oluşturulduğu bir sağlık ortamı istiyoruz. Hekimlerin hastalarına yeterli zamanı ayırabildiği, bilimsel tıp uygulamalarının esas alındığı ve sağlık hizmetinin piyasa baskısından kurtarıldığı bir sistem talep ediyoruz.”dedi.
Ayrıca Türk Tabipleri Birliği (TTB), 14 Mart Tıp Haftasında “İyi hekimlik yapmak istiyoruz” diyerek, Diyarbakır’dan Ankara’ya doğru”Beyaz Yürüyüş” başlattı. Diyarbakır’dan başlayan yürüyüş, KESK’in KHK ile ihraç edilen üyelerinin hak arayışı kapsamında Diyarbakır’dan başlattığı yürüyüş Ankara’da sonlanmıştır “Adalet Bakanlığı Yürüyüşü” adıyla düzenlenen bu eylem, Ankara’da polisin engeliyle karşılaşmış ve yürüyüş grubu burada basın açıklaması gerçekleştirmiştir.
TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Önder Okay; “sadece hekimlerin ve sağlık çalışanlarının sorunları ve hakları için değil, toplumun da sorunları ve sağlık hakkı için yürüdüler.Sağlığın her alanında büyük sorunların yaşandı,bu sorunların başında da şiddet geliyor.Şiddet sağlık ortamının parçası olamaz.Performans baskısı sağlık hizmet sunumunun bir bileşeni olamaz. Her gün değişen yönetmeliklerle, yukarıdan emirlerle sağlık hizmeti verilemez. Hekimlik mesleğinin bağımsızlığına bu kadar saygısızlık edilirse iyi hekimlik yapılamaz.Çocukların okula aç gittiği, MESEM lerde çocukların eğitim adı altında sömürüldüğü ve öldürüldüğü, her türlü emek mücadelesinin önüne set çekildiğini,savaşların dünyada kol gezdiği neoliberal-kapitalist düzenin karşısında olduğunu”söyledi.
Hatay Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Ümit Oğur;”Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın halkın ihtiyaçlarını esas alan politikalardan oluşmadığını,Şubat 2023 depremlerinde açığa çıktığını,Depremlerden bu yana geçen üç yılda hiçbir ders çıkarılmadığını,yeni konutların çevresinde sağlık tesislerinin olmadığını,sağlık kurumlarının halen yatırım başlıkları arasında olduğunu görüyoruz.Bu mücadele hepimizin! Ya hep birlikte sağlığa ulaşacağız ya hep birlikte bu enkazın altında kalacağız” dedi.
Ankara Tabip Odası adına Dr. Zafer Çelik;”pratisyen hekimlerin aile hekimliği sistemi içinde taşeron çalıştırılıyor, ikinci ve üçüncü basamakta performans sisteminin dayatıldığını, kışkırtılmış sağlık talebi sonucunda halkın muayene randevusu bulamadığı ve sağlık ortamının tümüyle sermaye lehine düzenlendiği bir sistem ile karşı karşıya kaldığını görüyoruz.Özgür, refah ve barış içinde bir cumhuriyette, basamaklandırılmış, altyapısı sağlam, güvenli bir ortamda, kamucu ve toplumcu bir sağlık sisteminde çalışabilmenin mücadelesini veriyoruz. Bu yürüyüş de mücadelemizin bir parçası”dedi.
Dr. Osman Küçükosmanoğlu”14 Mart’ın tarihsel anlamını tıp öğrencilerinin işgale karşı direnişinden alıyor, Bugün de dünyanın pek çok bölgesinin savaş tehdidi altında ve sağlık kuruluşlarının, okulların, sivil alanların açıkça hedef alınıyor-Savaş bir halk sağlığı sorunudur- her zaman emperyalist müdahalelerin karşısında dünya halkları ile dayanışma içinde olmalıyız”dedi.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Pınar Saip“Hepimiz biliyoruz ki; savaşın olduğu, demokrasinin ise olmadığı yerde sağlık olamaz. Tek adam rejimiyle ve kayyumlarla yönetilen, hekimlerin ve sağlık emekçilerinin meslekleri üzerinde söz hakkının olmadığı, iyi hekimlik değerlerinin aşındığı bir ülkede hekimlik yapmak mümkün değildir. Sağlığın ticarileştirilmesine karşı çıkmak için; sağlık hizmetinin hastaya ve hekime yaraşır şekilde, insan onuruna uygun koşullarda verilmesi için; iş güvencesi, can güvencesi, mesleki bağımsızlık için; akademide liyakat, bilimsel özerklik için; bilim dışı yöntemlere ve şarlatanlara karşı çıkmak için; performans sisteminin sağlığa zararlı olduğunu haykırmak için; sağlık çalışanlarının güvenceli çalışma hakkı için; emeklilikte insanca yaşayacak ücret talebi için; güvenli çalışma ortamı için; eşit ve ücretsiz olarak koruyucu tedavi ve sağlık hizmetlerine erişim için; barış, demokrasi için buradayız. 14 Mart’ta tüm bu taleplerimizi yükseltmek için, tüm şehirlerden gelen hekimlerle birlikte Ankara’da olacağız.”dedi.
Bir de bu salgından sonra mı çıktı,yoksa önceden vardı da ben mi bilmiyordum.Sana can vermeye çalışan doktoru nasıl olur da dövmeye kalkarsın!
Bu yazı için araştırma yapmasaydım doktorların çok para kazandıklarına ve çok zengin olduklarına inanmaya devam edecektim.
Salgın zamanında arkadaşlarım dahil pek çok doktor ve sağlık çalışanı hayatını kaybetti. Onların mekanları cennet olsun,geride kalanlara ne kadar sahip çıkabildik dersiniz!
Geçen yıl gelirken uçakta kalp krizi geçirdim,Londra’da uçaktan alıp hastaneye götürdüler, biz Doktorla yol boyu sohbet edip domates biberleri,nasıl ekmek yaptığımızı konuştuk.bütün tetkiklerim ve tedavim yapıldı, o tatlı Doktorun ayrılırken söylediğini yaşadıkça unutamayacağım.”Biliyor musun ,bütün iyi Doktorlarınızı biz aldık”Canımın nasıl yandığını size anlatamam.
Ne kadar şanslı olduğumuzun farkına varalım, dünyadaki en iyi, en işinin ehli Doktorlara sahibiz.
Giderlerse gitsinler deyip,hastaneleri ve hastaları Doktorsuz bırakmaya kimsenin hakkı yok…
Dünyanın en fedakar insanları Doktorların ve Sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı Kutlu olsun…
Hem hastanelerin,doktorların ve sağlık sektöründeki koşullara ışık tutmak için yazdım bunları, ama en önemlisi.koşulları ne olursa olsun,yılmadan,bıkmadan, şikayet etmeden özveriyle ,gecesini gündüzüne katıp çalışan doktorlarımıza teşekkür etmek istedim.Ne kadar şanslı olduğumuzun farkına varalım,dünyadaki en iyi,en işinin ehli doktorlara sahibiz.
Sevgili doktorlarımız size ne kadar teşekkür etsek azdır,aldığınız paranın azlığını dile getirmeden,üstüne üstlük saldırılara maruz kaldığınız halde canla başla çalışmaya devam ediyorsunuz.Hakkınızı hiç bir şekilde ödeyemeyiz.İyi ki varsınız ülkemin fedakar doktorları.
Eminim birgün hakkettiğiniz değere kavuşacaksınız.




Bir yanıt yazın