Bu makale, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Uygur Türkleri ve diğer azınlıklara yönelik politikalarını, uluslararası hukuka göre soykırım suçu ve zorunlu asimilasyon bağlamında ele almaktadır. Birleşmiş Milletler (BM), Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) ve akademik literatür temel alınarak, Çin hükümetinin sistematik baskı politikaları incelenmektedir. Kültürel soykırım, zorunlu asimilasyon ve toplama kampları gibi konular, uluslararası hukuki çerçevede tartışılarak, insanlığa karşı suçlar bağlamında analiz edilmektedir.
- Soykırım, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi’ne göre, “ulus, etnik grup, ırk veya dini bir grubun kısmen veya tamamen yok edilmesini amaçlayan fiiller” olarak tanımlanmıştır (United Nations, 1948). Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yürüttüğü baskıcı politikalar, bu tanım kapsamında değerlendirilmesi gereken ciddi ihlaller içermektedir.
Çin hükümeti, Uygur Türkleri ve diğer azınlıkları sistematik bir şekilde baskı altına almakta, kimliklerini silmek amacıyla zorunlu asimilasyon politikaları uygulamaktadır (Roberts, 2020). Uluslararası kuruluşlar, bu uygulamaların kültürel soykırım ve insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır (Amnesty International, 2021; Human Rights Watch, 2021).
- Soykırım ve Kültürel Soykırım Kavramları
2.1. Soykırım Tanımı ve Hukuki Çerçeve
Soykırım suçu, BM Soykırım Sözleşmesi’nde şu beş eylemi içermektedir (United Nations, 1948):
1. Bir grubun üyelerini öldürmek,
2. Grubun üyelerine ciddi fiziksel veya zihinsel zarar vermek,
3. Grubun fiziksel varlığını kısmen veya tamamen ortadan kaldırmaya yönelik yaşam koşulları yaratmak,
4. Grup içinde doğumları engellemek,
5. Grup çocuklarını zorla başka bir gruba transfer etmek.
Çin’in Uygurlar üzerindeki politikaları, özellikle üçüncü ve beşinci maddeler kapsamında değerlendirilmektedir (Zenz, 2020).
2.2. Kültürel Soykırım ve Zorunlu Asimilasyon
Kültürel soykırım, bir grubun dilini, dinini, geleneklerini ve kimliğini sistematik olarak yok etmeyi amaçlayan politikaları ifade eder (Smith, 2013). Zorunlu asimilasyon ise, bireyleri veya toplulukları kendi kültürel kimliklerinden uzaklaştırarak egemen bir kültüre entegre etme sürecidir (Arel, 2022).
Çin’in Uygur politikaları, kültürel soykırımın tipik örneklerinden biridir. Uygurların ana dili olan Uygurca eğitim yasaklanmış, camiler ve kutsal mekânlar yıkılmış, İslam’ın temel ibadetleri yasaklanmış ve zorunlu Çin propagandası uygulanmıştır (Roberts, 2020).
- Sincan’da Kültürel Soykırım ve Zorunlu Asimilasyon Politikaları
3.1. Toplama Kampları ve “Yeniden Eğitim” Süreci
Birleşmiş Milletler (2022) ve Amnesty International (2021) raporlarına göre, Çin hükümeti Sincan’da yaklaşık 1 milyon Uygur’u “yeniden eğitim kampları” adı altında toplama kamplarında zorla tutmaktadır. Bu kamplarda Uygur Türkleri zorla Mandarin eğitimi almakta, Komünist Parti ideolojisini benimsemeye zorlanmakta ve kültürel kimliklerinden arındırılmaktadır (Matas, 2021).
3.2. Zorunlu Çalıştırma ve Ekonomik Sömürü
Çin hükümeti, Sincan’daki toplama kamplarında tutulan kişileri zorla çalıştırmakta ve bu kişileri büyük sanayi projelerinde iş gücü olarak kullanmaktadır (İzbasar, 2020). Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), bu uygulamaların modern kölelik kapsamına girdiğini belirtmektedir (ILO, 2021).
3.3. Dijital Gözetim ve Kitlesel Takip
Çin, Sincan’da kitlesel gözetim sistemlerini kullanarak Uygur-Müslüman nüfusu sürekli kontrol altında tutmaktadır. DNA veri tabanları, yüz tanıma sistemleri ve akıllı telefon takip sistemleri, Uygurların hareketlerini denetim altına almak için kullanılmaktadır (Narmanlıoğlu & İyigüngör, 2021).
3.4. Zorla Kısırlaştırma ve Doğum Kontrol Politikaları
Çin, Uygur nüfusunu azaltmak için zorunlu kısırlaştırma, düşük doğum oranlarını teşvik etme ve doğum kontrolü politikaları uygulamaktadır (Zenz, 2020). BM raporları, bu uygulamaların soykırım suçu kapsamında ele alınabileceğini belirtmektedir (BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, 2022).
- Sonuç ve Öneriler
Sincan’da yaşananlar, uluslararası hukuka göre kültürel soykırım ve zorunlu asimilasyon kapsamında değerlendirilmektedir. Çin’in uygulamaları, BM Soykırım Sözleşmesi’nin üçüncü ve beşinci maddelerine açıkça aykırıdır.
Uluslararası toplumun bu konuda daha aktif rol alması, Çin’e yönelik diplomatik ve ekonomik baskıları artırması gerekmektedir. Birleşmiş Milletler ve uluslararası mahkemeler, Sincan’daki ihlalleri daha kapsamlı bir şekilde soruşturmalıdır.
Kaynakça
• Amnesty International. (2021). China: Crimes against Humanity in Xinjiang.
• Arel, D. (2022). Assimilation and Cultural Destruction: A Comparative Perspective on State Policies. Journal of Human Rights, 21(3), 405-421.
• Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği. (2022). Assessment of Human Rights Concerns in the Xinjiang Uyghur Autonomous Region, People’s Republic of China.
• Human Rights Watch. (2021). “Break Their Lineage, Break Their Roots”: China’s Crimes against Humanity Targeting Uyghurs and Other Turkic Muslims.
• İzbasar, N. (2020). Doğu Türkistan Raporu: Geçmişten Bugüne Dinî ve Etnik Baskılar.
• Matas, D. (2021). Uygur Soykırımı: Hesap Verebilirliğe Doğru Yollar.
• Narmanlıoğlu, H., & İyigüngör, T. (2021). Uygur Türkleri Üzerinde Dijital Gözetim. bilig (102), 1-24.
• Roberts, S. R. (2020). The War on the Uyghurs: China’s Internal Campaign against a Muslim Minority. Princeton University Press.
• Smith, A. (2013). Genocide and Cultural Destruction: A Historical Perspective. Oxford University Press.
• United Nations. (1948). Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide.
• Zenz, A. (2020). Sterilizations, IUDs, and Mandatory Birth Control: The CCP’s Campaign to Suppress Uyghur Birthrates in Xinjiang. The Jamestown Foundation.




Bir yanıt yazın