BURAYA NASIL GELDİK  

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

Değerli okurlarım!

Düşününce içinden çıkamıyorum, neden diye sorunca; yanıtını veremiyorum.

Biz ki tarihler boyunca asil bir millettik. Gözünü budaktan sözünü dudaktan esirgemeyen, acıyan, merhamet yüklü, hoşgörüsü bol bir nesildik.

Köyde anam, ocağa koyacağı yapmayı- tezeği, şehirde ninem, sobaya koyacağı odunu iki, üç kez yere vurduktan sonra koyarlardı.

Nedenini sorduğumda:

  • Olur ya oğlum içinde börtü böcek bulunur. Canlı yanmasın, dökülsün yanıtını aldığımız bir merhametli nesildik.

Pişirdiği çorbadan, yaptığı yufkadan komşulara da dağıtırdık, kokmuştur, canları çekmiştir diyen bir asiller topluluğu idik.

Evimizdeki kediye, köpeğe, tavuğa, ineğe, koyun ve keçiye evladımız gibi bakar, onlara da merhamet ve sevgi gösterirdik.

Kimsenin kılmadığı namazına, gitmediği cumasına, tutmadığı orucuna bakmazdık, karışmazdık. Vardır bir nedeni der geçerdik.

Arabası yolda kalanın yardımına koşar, öküzü, atı yoksa ödünç olarak at, öküz verirdik. Sağılacak ineği olmayana inek, koyun, keçi verirdik; eminsin diye.

Konunun uzmanlarına sesleniyorum. Lütfen araştırın ve düşünün: böylesine merhametli, hoşgörülü, naif, yardımsever bir nesil, nasıl oldu da:

Köpeği arabasının arkasına bağlayıp sürükleyen, nasıl oldu da kedi ve köpeğinin ayağını kesen ağzını bantlayan bir nesile dönüştük?

Nasıl oldu da yol vermedin diye golf sopasını alıp aşağıya inen, arabanın camını, farını kıran bir toplum olduk?

Nasıl oldu da ormanları yakan, çöpleri yola atan, sümküren, sahilleri kirleten bir bireyler olduk?

Çalamadığı atı, ineği, koyunu acımadan öldüren bir insan olduk?

Nikahımız kıyılmadan olmaz diyen bir nesilden; çocuklara tecavüz eden, 10-12 yaştaki kızlara nikah kıyan bir inanç anlayışına eriştik?

Ormanlar yanarken, otel yanarken, içindeki canlılar, insanlar feryat figan ederken; denize girmekte, kayak yapmakta bir sakınca görmeyen duygusuz, merhametsiz nasıl bireyler olduk?

Nasıl olduk da hiçbir sorumluluğu almayan-olmayan yöneticilere dönüştük?

Evet sevgili okurlarım!

Bütün bunları düşününce ülkem adına, milletim adına uykularım kaçıyor? Biz neyimizle uluslararası arena da yarışıp, puan alacağız?

Sevgili sosyologlar, Diyanet işleri Başkanlığı, vaizler, İmamlar, Üniversiteler, Millî Eğitim Bakanlığı, öğretmenler, Adalet Bakanlığı, değerli hâkim ve savcılar, toptan hukukçular, ülkeyi yönetenler, BURAYA NASIL GELDİK ve:

Siz ne diyorsunuz bu duruma, nasıl bir önlem almayı düşünüyorsunuz?

Siyasilerden pek ümidim yok. Onlar, gelecek nesilleri değil, gelecek seçimleri ve koltuğumuzda ne kadar fazla kalırız düşüncesindeler.

Esen kalınız.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    Sayın hocam elinize yüreğinize emeğinize sağlık…
    Yol ve yön gösterici bir yazı, aklını zekasını kullanan,
    Irkçı, dinci ve tekelleştirilmiş – sözde milliyetçilik
    Gözüyle-kafasıyla bakmayanlar için…
    ***
    Biz hocam önce vatandaş olmayı unuttuk sonra insan…
    ***
    Herkes “insan” doğuyor aslında…
    Evet insan…
    Sonra ondan bir kavgacı, bir savaşçı, bir canavar yaratan kimi öğretilerdir…
    O öğretileri verenlerin savaşçılara gereksinimi vardır çünkü…
    Ki hegemonyalarını, saltanatlarını, sömürülerini, kendi kirli çıkar düzenlerini sürdürebilsinler…
    ***
    Ve o öğretilerin sınırlarına kapatıldı insanlar..
    Irk, din, mezhep duvarlarını aşıp da asla dışarı çıkamadılar…
    Şu sıralar girdikleri girdaptan bir türlü çıkamıyorlar…
    ***
    Yüreklerine kilit vuruldu…
    Dilleri, elleri, beyinleri o öğretilerle bağlandı…
    Aşamadılar..
    Oralardan çıkmak gerekiyordu…
    ***
    İşte, başımızda bir felaket var…
    ***
    Irk, din, mezhep kilitleri vurulmuş beyinler, duvarların altında kalmış olanlara el uzatmayı bile tartışmaya açtılar..
    Ya da yıkıntının başında ağlayan babaya bir tas sıcak çorba yetiştirmeyi bile başına vurup çirkinleştirebildiler…
    ***
    Acılar buruklaştı..
    Yanmak yarım kaldı…
    Ağlamak zorlaştı…
    Vicdanlar karartıldı, çürüdü…
    ***
    Kısaca hocam…
    Tüm kimliklerin üzerinde, her öğretiden yüce…
    Dinden, dilden, renkten, ırktan, dilden, mezhepten,
    Ve her şeyden önce…

    Önce insan olmalı…

    Olmazsa ne olur?

    Yazdıklarınız…

    Layık gördükleri…

    Yaşadıklarımız…

    Hoşçakalın…

    Erdoğan Özgenç
    17.00

  2. Mehmet Boz avatarı
    Mehmet Boz

    Sn.Peker’in “BURAYA NASIL GELDİK” sorusunun yanıtı 2000 yıl öncenin Romalı ünlü düşünür(filozofu) , devlet adamı ve hatibi Kikero’nun ‘’ Ölmüşleri yaşatan, yaşayanların bellekleridir. Kendi doğumundan önce olanları bilmeyen, sürekli çocuk kalmaya mahkûmdur” sözünde olduğu değerlendirmesindeyim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar