Suda iki balık kavga ediyorsa

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Naci Kaptan Bey( 28 May 2024 Salı):

· ŞERİATIN/ FAŞİST YÖNETİMLERİN/ DİNCİ DİKTATÖRLERİN kötülüğünü örnekleyerek okuyana bilgi sunmak amaçlı” diye yazdığına göre (yazmamış) kullandığı bilgi kaynaklardan emin olmalı!

· “..komşularımız olan Yunanistan + İsrail + İran ile de sorunlarımız tarihin derinliklerinden bu yana vardır.” dese de bu sorunların kökeninde yatan etmenleri  doğru tespit etmenin gereğine inanlardanım.

· Kısaca kökenini yazmam gerekirse Batı merkezli tarih ve kazıbilim(arkeoloji) tezlerinin olduğunu denebilir.

· “ Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir.” ilkesi ile eğitimin önemine dikkate çeken ATATÜRK’ün direktifleriyle:

– Türk Tarih Kurumu (TTK) 1931’de kurulmuş olmasının,

-Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin 1935 yılında açılmış olmasının nedeni daha iyi anlaşılacaktır.

– Ancak bu kurumların fi tarihinden beri Batı merkezli tezleri öykünmeden ileri gidemediklerinin göstergeleri o denli çok ki…

· “AKILLI DEVLET ADAMLARI; Hiç bir devleti ve yönetimini DOST veya STRATEJİK MÜTTEFİK olarak değil, Kendi ulusal çıkarlarını her şeyden üstün gören rakip devletler olarak görmelidir.” tümcesindeki düşüncesine ülkesi, milleti ile sorunu olmayan herkes katılacaktır.

– Ancak bu ülke ve benzerlerinde iktidar ve muhalefet dahil siyasi erki belirlemede emperyalizm rol dağıtmakta. Hal böyle olunca millet bu işin içinden nasıl çıkacak? Yukarı tükürse bıyık aşağıya tükürse sakal …

–  Son genel ve yerel seçimlerde de görüldüğü üzere çeşitli propaganda araçları ile seçmen şaşkına çevrildi. Hem de halkın parasını Meclisteki siyasi partilere dağıtan dizge (sistem) ile! Hukuki olmayan dizgeyi yasalaştıran da kendileri. Parti idarelerinin yazdığı adaylara seçmenin “seçim sandığı”da oy vermesi dışında seçeneksiz bırakıldığı da düşünülürse. Özetle sandığa oyun nasıl girdiğinin önemsizleştirildiği ,sandıktan çıkmasının kutsallaştırıldığı sandıksal Amerikan demokrasi bugünlere eriştik.

Ferruh Demirmen Bey(28 May 2024 Salı ):

· AB(D) şeytan gördüğümü ifade etmiş. Böyle bir tümcem yok. Kişi ve kurumlara böyle sıfatlar yakıştırmanın meselinin özünü anlamada yararı yoktur.

· “Şeytan”laştırma kavramı emperyalizmin ağası ABD’ye ve mensuplarına ait bir argümanı olmalı.

· Çıkarlarına çomak sokan ülkelerin devlet başkanlarını otoriterlik, antidemokratik olmak gibi algı oyunlarıyla “şeytan”laştırdıkları biliniyor. Bu yönteme sıklıkla başvuran tuzu kuru ülke siyasi aktörler ve sözde araştırma kurumlarının borazanlığını da “sureti haktan ve demokrasi havariliği yapan” batı medyası olduğu malum.

· Filistin meselesinde şapka düştü, kel göründü. Bu gibi meselelerde Batı bilgi kaynaklarına itibar edenler düşünsünler!

· Kapitalizmin emperyalizme devrilmesi ile cebren ve hileyle dünya kaynaklarını yağmaladığı tarihsel süreçte gerçekleştiği malum.

· Emperyalizmin gerçekliğini cihanın dört bir yanında yaptıklarının neden olduğu kan ve göz yaşı, yıkımlarla somuttur.

· Kızılderili atasözü der ki, “Bir suda iki balık kavga ediyorsa oradan beş dakika önce uzun bacaklı bir İngiliz(emperyalizm) geçmiştir!”

· Mahatma Gandi’nin “Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar Tanrı’yı da İngiliz’in yanında zannediyordum.” demesine ne demeli?

· Bağ(link) olarak yazdığım makaledeki “Türkiye ise Sovyet tehditleri nedeniyle Batının askeri ve ekonomik yardımlarına daha çok ihtiyaç duymuşu.” sözüne Sn. Demirmen katılsa da bu görüşte değilim.

· İkinci Dünya Savaşı sürecinde yaratılan SSCB düşmanlığının gölgesinde yapılan 1946 ilk birden çok partinin katıldığı seçimde yine CHP iktidar olsa da o parti gericileşmiş ve faşizme meyilli hükümet üyelerinden oluşmuştu. İlk işleri de köye ışık taşıyacak Köy Enstitülerini kapatmak olmuştu.

· Mürtecileşen CHP ve DP ,tarikatlara (**) taviz vermede yarış yaparlar.

· Atatürk’ün son başbakanın DP’nin başına geçip Cumhurbaşkanı yapılmasından sonra “Bu kış komünizm gelebilir” umacısıyla muhafazakâr kitleyi korkutması bu dönemin safsatalarındandır.

· Atatürk’ün dış siyasete ilişkin vasiyetini çiğnenmesine ait birkaç tümce olsun.

– Atatürk’ün önemli bir ilkesi de komşularla dostluktu.

– Daha işin başında Sovyet Rusya ile sarsılmaz bir dostluk kurmuş ve zaferin kazanılmasında buradan destek almıştı.

– Ölene kadar da Türkiye bütün komşularla iyi ilişkiler kurdu ve geliştirdi. Balkan ve Sadabat Paktlarıyla çevre ülkelerle barış güçlendirilir. Bölge merkezli dış politika uygulanır.

Son iki söz:

·Ülkede aydınlığa çıkış için açkının Emin Özdemir’in(*) “Anaokulundan üniversiteye değin dil ve yazın eğitiminden geçilmesine karşın okumayan olur yazarlar yetiştirdik. Bunlar okur yazarlar ama okur değiller. Okur, okuma yazma becerilerini sürekli kullanan, dil, düşünce, yazınsan değer taşıyan kitapları okumadan edemeyenlerdir. sözlerinde olduğu düşüncesindeyim.

·Fatih döneminin Taşköprülüzâde’si “……..okumak örtülüdür ki, tartışma(münâzara) ile açığa çıkartılır; tartışma verimsizdir ki, ancak eylem ile üretilir; o kadar ki, en nihayetinde bilgi ile eylem bir araya geldiklerinde beraberce çoğalır… demişse bir bildiği olmalı!

(*)Işık Kansu/Emin Özdemir’le Sözcüklerin Vicdanı

(**) Mürteci kimdir?(Nazım Hikmet Ran – Budapeşte Radyosu Röportajı – 1954)

(1)https://m.youtube.com/watch?v=m4LQOQkCJ28

(2) https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/nazim-hikmetin-1954-yilinda-yaptigi-konusma-sosyal-medyada-gundem-oldu-2190959/)



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar