
Sn. Demirmen’in işaret ettiği antidemokratik hususlar ülkede yıl ve yıl nicelik olarak arttığı vaki. Tersini söylemek alametifarikası “Altı Ok”ta cisimleşen Cumhuriyet kuruluş ilkelerini yadsımak anlamına gelecektir.
Bazı anımsamalar:
· Teee İran-Irak Savaşı’nda (1980-1988) Türkiye’nin izlediği tarafsızlık siyasetiyle, iki ülkenin de takdirini kazanmıştı.
· Teee 1989 yılında Küçük Turgut’un sahibi, “Jivkov sen de gel” diyerek Bulgaristan sınır kapıları açtırarak 70 günde 345 bin Türk üç beş parça eşyasıyla anavatana gelmesine sebep olmuştu. Bu insanlık dışı göç, kötü komşuluk ilişkilerinin sonucudur.
· Teee 1989’da İran’ın dini lideri Ayetullah Humeyni öldüğünde, Türkiye’de bayraklar yarıya indirilmişti. Ve bayrakları yarıya indiren tek NATO üyesi olarak Türkiye, Batının eleştirisine mazhar olmuştu.( ABD Başkanı Kenedi’nin suikastle ödürülmesi sonrası Türkiye’de 3 gün bayraklar yarıya çekilmişti. Biz ilkokul öğrencilerine de yas tutturulmuştu.)
· Türk dış politikasını statükocu olmakla eleştiren T. Özal “Bir koyup üç alacağız” ve “Saddam devrildikten sonra Türkiye, sofraya değil, masaya oturacak” demişti.(O gün de bugünde AB(D) terörden başka bir şey vermedi)
· Turgut Özal’ın Körfez Savaşı’nda ABD çıkarları açısından oynadığı rolü, dönemim ABD Büyükelçisi M. Abramowitz ‘‘Amerika açısından Özal’ın yaptıkları mükemmeldi. “ der( 1 )
· Teee 1996’da “Demokrasi bir amaç değildir, demokrasi bir araçtır. Bunu böyle bileceğiz, bilmek durumundayız….Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz!” denildiği milletin benliğinde hala canlıdır.(2)
Soralım!
– AB(D) amaçlarına hizmet eden siyasiler eliyle Türkiye komşu devletlerle “iyi komşuluk “ esasına dayanmayan dış siyaset ilişkilerini yıllar yılı sürdürülmesi ile ülke ne kazandı?
– Türkiye Cumhuriyet Devleti siyasi erkini elinde tutan hangi düşünce olurda olsun iki devletin ortak çıkarlarını önceleyen siyaset mi izlemeli yoksa kavgalı mı olmalı?
***
Meclis’deki siyasi yapı dışında bir siyasi seçenek yaratamayan okumuşlar (*) çeyrek asırdır söylenip yazmadalar. Nazım’ın ”… kabahat senin,/— demeğe de dilim varmıyor ama —/ kabahatin çoğu senin senin, canım kardeşim!” dediği gibi sorumluluk almaktan kaçınan okumuşların bu sari durumunu toplumbilim ve tinbilmciler araştırmış mıdır bilmem!
· Gazi Mustafa Kemal 29 Ekim 1923’ten sonra iç siyaseti de dış politikayı da kin üzerine inşa etmemiştir.
Okuyanlara elam olsun!
(*)Prof.Dr.Türkan Saylan: Okumuşların, bilakis okumuş kadınları Cumhuriyet’e borcu vardır
(1) https://www.anafikir.gen.tr/irakin-parcalanmasi-ve-turkiyenin-yeniden-yapilandirilmasi/
(2 ) https://www.milliyet.com.tr/gundem/hafizalardan-silinmiyor-6065623



Bir yanıt yazın