

Okuma Süresi:

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.
Şunu biz yaptık…
Bunu da, onu da biz yaptık…
Yaparsa?
A Ke Pe yapar…
***
Bizden önce ne vardı ki?
Bu yoktu…
Şu yoktu, o yoktu…
Biz getirdik…
***
Sizleri bilmiyorum ama gına geldi bana…
Sözde muhalefete ayar veriyor…
Değil…
Sanki bunlar için seçilmemişler, görevleri değilmiş gibi…
Adam düpedüz bizim paramızla alınan ve yapılanları;
“Başımıza kalkıyor…”
***
Günlerden Cumartesi ama iftariyelik bir fıkra aklıma geldi…
***
İki arkadaş yola çıkarlar. Birinin elinde şemsiye vardır…
Bir süre sonra şiddetli bir yağmur başlar…
Adam şemsiyesini açar…
***
Arkadaşıyla birlikte yağmurdan korunurken;
-Bana dua et!..
Bak der, seni ıslanmakta kurtardım…
Öteki teşekkür eder…
Ama…
***
Şemsiyeli arkadaşı bir süre sonra yine;
-Ben olmasaydım, sırılsıklam olacaktan be, der…
Bu sahneler defalarca tekrarlanır…
***
Ve öteki dayanamaz artık…
Kendini bir hendekte biriken suya atarak bağırır;
“Ulan yeter be, der; bundan daha fazla ıslanmam ya…”
***
Yeter artık…
Yaptıklarınızı getirdiklerinizi başımıza kalkmanızdan bıktık…
Usandık…
Alın ne yaptınızsa ne getlrdinizse başınıza çalın…
Ve defolun gidin…
***
Bundan daha fazla utanmaz ve üzülmeyiz…
***
Ayrıca bedavaya mı yaptın bunları, züğürt geldin…
Dünyanın en zenginleri arasına girdin…
Yediğin önünde.
Yemediğin arkanda; yedi sülalen köşe değil dört köşe…
Adana’da sizin bu tavırlarınız için “görmemişin bir oğlu olmuş çekmiş ….. koparmış,”derler…
***
Peki bu gerçeklere ne diyeceğiz?
***
Eskiden şu mahalleler hepimizindi…
Parklarımız çalınmamış, koruluklarımız kesilmemiş, şu çirkin aynalı kuleler, cam gökdelenler dikilmemişti…
***
Eskiden; bu şehirler bizimdi…
Kilis, Hatay
Mersin
Gaziantep, İstanbul bizim mi bir bakın…
***
Eskiden; minarelerden sela sesi geldiğinde korkmazdık…
Eskiden; camiler ibadet içindi…
***
Eskiden; de kavgalarımız vardı ama kavgalarımız “Vatanı, bayrağı, cumhuriyeti, Atatürk’ü kim daha çok seviyor” diye sürüp giderdi…
Eskiden; inananlar ikiye, şehitler üçe, millet dörde bölünmemişti…
***
Eskiden; bir tek şehit bile manşet olurdu gazetelerde, adını hangi sokağa, hangi okula vereceğimizi bilemezdik…
Eskiden; acılar hepimizindi…
***
Eskiden diye başlayıp hüzünlenecek bir o kadar da gurur duyacağımız o kadar çok şey var ki, hangisini yazayım…
Ve son yirmi iki yılda, utandıklarımızın, ayıplarının…
Günahlarının, suçlarının hangisini…
***
Hoşça kalın…
Erdoğan Özgenç
Sefa Yürükel Bir “Enerji Koridoru” Hülyasından Hukuki Bataklığa Türkiye’nin 2010’lu…
Sefa Yürükel Terörün Finansmanında Bir Devlet Aklı mı? Suriye iç…
14 TEMMUZ 1959 KERKÜK KATLİAMI’NIN 67. YILDÖNÜMÜNÜ ANIYORUZ. Kerkük, yalnızca…
hello world
Sefa Yürükel Sahne: Dünya dedikleri şu kanlı mezbaha. Kadro tamam,…
Sefa Yürükel Perde! Bir tarafta Pedofil Başkan , gökyüzünü enkaz…
Sefa Yürükel Dün meydanlarda “Dünya beşten büyüktür” diyenler, bugün dünyanın…
Günlerdir, Ahbap derneğindeki ilişkilerin, nasıl suistimal edildiğini konuşuyoruz. Bir zamanlar,…
Sefa Yürükel Siyasetin garip bir kuralı vardır: Bazen bir lideri…
By Sefa Yürükel A Comprehensive Analysis of the Controversies Shaking…
Bir yanıt yazın