Ankara’da evimize 2-3 km. ötede meydana geldiği için patlamayı biz de duyduk. Hatta eşim; “Allah Allah, bu da ne?” diye söylendi kendi kendine. Meğer birlik ve beraberliğimizin altına yine bomba koymuş birileri. Hem de hemen her hafta hiç değilse bir kez mutlaka geçmek zorunda kaldığımız bir noktaya. Dolayısıyla; ölenler ve yaralananlar arasında biz de olabilirdik.
Resmi makamların verdiği son bilgiye göre, daha doğrusu an itibarıyla; patlamalarda 86 kişi ölmüş, 28’i ağır olmak üzere 186 kişi yaralanmış. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar dilerim. Umarım bu sayı daha fazla artmaz.
“Emek, Kardeşlik ve Barış” adıyla düzenlenmesi planlanan ve patlamalar sonucunda iptal edilen mitingin düzenleyicileri daha çok sol tandanslı olarak bilinen örgütler. Hatta içlerinde HDP de var.
Şu halde böyle bir alçaklığı ve şerefsizliği kim yapabilir? Bu sorunun akla gelen ilk cevabı “şu anda hükümet kimlerle mücadele ediyorsa onlar yapabilir” şeklinde verilecek bir cevaptır. Belli ki, hükümeti zorda bırakmak istiyorlar. Malum; hükümet şu anda PKK, DHKP-C, IŞİD ve Paralel Yapı adını verdikleri örgütlerle çetin bir mücadelenin içine girmiş bulunuyor! Peki bu örgütlerden birisi yapmış olabilir mi söz konusu saldırıyı? Doğrusu, “Hayır yapamaz” diyemiyorum ben.
Gelin görün ki; mitingi düzenleyenler arasında HDP’nin ve bazı sol örgütlerin de bulunuyor olması, saldırıyı PKK ve DHKP-C gibi örgütlerin yapmış olma ihtimalini ortadan kaldırmasa bile oldukça azaltıyor. Ancak elbette küçük bir ihtimal de olsa bu örgütler de yapmış olabilirler. Ancak benim aklıma daha yatkın olan, IŞİD vb. yabancı menşeli bir örgüt tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğidir. İster misiniz, Suriye Gizli Haber Alma Örgütü El-Muhaberat, İran, İsrail veya Rus gizli haber alma ve casusluk örgütleri yapmış olsun. Neden olmasın? Ancak geçenlerde gazete basanları ve gazeteci dövenleri gördükten sonra, aklımıza “Acabalarla” başlayan başka sorular da gelmiyor değil hani! Elbette bunu ortaya çıkarmak yetkili devlet organlarının görevidir.
Çok kişi gibi bize göre de bu saldırıyı; Suruç’ta ve 7 Haziran seçimleri öncesi HDP mitinginin yapılacağı gün Diyarbakır’da gerçekleştirilen saldırıyı düzenleyenlerin yapmış olması kuvvetle muhtemeldir. Öte yandan, Ankara’daki patlamadan birkaç saat sonra olmak üzere PKK’nın tek taraflı olarak ateşkes ilan etmesi de oldukça anlamlı. Terör örgütü, belki de ateşkesi kendisine göre böyle oldukça büyük yankı uyandıran şaşalı bir cümbüşle ilan etmek istemiş olabilir! Zira terör örgütünün ajandasında bu türlü kalleşlik ve kahpelikler oldukça fazladır. Beşikteki bebeklere varıncaya kadar yapılan toplu kıyımları unutmuş değildir Türk Halkı.
Dolayısıyla; devlet ve hükümet, bu saldırıyı ve elbette öncekileri de en kısa zamanda aydınlatmak zorundadır. Yoksa ihale, çok önceden duyurusu yapıldığı halde bugün Sıhhiye meydanında yapılacak miting için gerekli ve yeterli güvenlik tedbirlerini almadığı/alamadığı anlaşılan hükümetin sırtında kalacaktır. Unutmayalım ki; 20 gün sonra bu ülkede seçim var ve bu seçim, tamamen AKP’nin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın tek taraflı istekleriyle yapılacak bir seçimdir ki; bu eylemi yapanlar Türkiye’yi fuzuli denilebilecek bir seçime götürenlere demişlerdir ki; biz istersek senin kapının önünde bile eylem yapabiliriz!
Tekrar etmek gerekirse; Ankara’daki saldırının amacı ne olursa olsun, bu saldırıyı planlayıp icra edenler kelimenin gerçek anlamıyla alçaktırlar, şerefsizdirler ve dahili bedhahlardandırlar.







Bir yanıt yazın