Bir Osmanlıca harikası

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️
Sarıklı hoca, medresede ders anlatırken, genç mollalardan biri parmak kaldırmış:
“Susadım hocam!”
Hoca sinirlenmiş: “Öyle denmez… Derûnum âteş-i nâr ile püryân
idigünden, bir kadeh lebrîz âb-ı hoşgüvâr, nûş eyleyerek, teskîn-i
âteş ve bu sûret ile iktisâb- ı ferâh-ı bî-şumâr eylemeliyim…
demeliydin…
Cahiller gibi susadım, demek olur mu?”Aradan zaman geçmiş, bir gün sınıftaki mangaldan sıçrayan bir
kıvılcım, gelip hoca efendinin sarığının kıvrımına girmiş…
Genç molla hemen parmağını kaldırmış: “Ey hâce-i bî-misâl, v’ey
üstâd-ı zî-kemâl, bu şâkird-i pür-ihmâl, şol vechile arz-ı hâl eyler
ki; bu hikmet-i müte’âl, nâr-ı mangaldan bir şerâre-i cevvâl pertâb
ile ser-i âliyyü’l âlinizdeki sarığı iş’âl eylemiştir.”

Hoca, elini sarığına atar atmaz, sarık tutuşur, hemen pencereden
fırlatır: “Bre mel’un, sarığın tutuştu desene!”

Genç molla da: “Aman hocam, cahiller gibi, yandı, tutuştu denir mi?” demiş.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar