Bu ülkede sessiz sedasız bir oruç tutuldu, farkında mısınız?!

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

Bu ülkede bu günlerde sessiz, sedasız, gösterişsiz, tantanasız ve son derece ağırbaşlı bir oruç tutuldu, farkında mısınız?!
Değilsiniz değil mi?!
İtiraf edeyim ki; ben de farkında olmadım!
Çünkü farkında olmak için bu orucu tutmak gerekirdi!
Oruç tutarak aç kalanların halinden anlamak için oruç tutup aç kalmak gerekir çünkü!
Tok ne bilsin ki açın halinden?
Onun için de Sünniler olarak hiç kimse farkına varmadı Türkiye’de böyle bir oruç tutulduğunun!
Çünkü;
– Gecenin bir yarısında camilerin hoparlöründen en yüksek volümle salâ verilmedi oruç tutanları sahura kaldırmak için.
-Ramazan davulcuları zangır zangır zangırdatmadı sokaklarımızı, iki de bir kapılara dayanmadılar bahşiş için.
-Din adamları iftar ve sahur saatlerini tartışmaya açmadılar.
-Din şarlatanları, tv ekranlarını parsel parsel bölüşmediler, herkes kendi deliğine çekildi, gelecek senenin Ramazan Ayı’nda daha da bilenmiş olarak meydanlara çıkmak üzere.
– Cami minareleri arasına mahyalar asılmadı; “Oruç tutun sıhhat bulun” diye.
– Gösterişli iftar çadırları kurmadı belediyelerimiz, şehrin en işlek cadde ve meydanlarına.
– Belediyeler “İftar yemeği veriyoruz” diyerek Galata Köprüsü’nü trafiğe kapatıp İstanbul’un trafiğini felç etmediler.
-Kapitalist Müslümanlar İstiklal Caddesi’nde “Yeryüzü Sofrası” açmadılar nedense.
-Hükümet, mesai ve servis saatlerini iftara göre ayarlamadı, oruç tutan memurlar için iftar ve sahur yemeği de vermedi.
– Belediyeler ile sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları ve dernekleri yardım kolisi dağıtmadılar.
-Kebapçılar ve lüks oteller rutin işlerine devam ettiler, önlerinde zengin iftarları için kuyruklar oluşmadı hiç.
– İmamlar mukabeleler okumadı nedense, bilmem kaç tane hatim indirmediler, “Mabeyn Teravihi” gibi absürt ve gösterişli teravihler de kılınmadı.
– Sultanahmet Meydanı’nda eğlenceler tertip edilmedi, Osmanlı şerbetleri de dağıtılmadı.
– Camiler, tekbirlerle ve salavatlarla inlemedi nedense.
-Bayramlaşma da yapılmadı.

Onun için Türkiye’de böyle bir oruç tutulduğunu hiç bir Sünni duymadı, bilmedi.
Yani oruç, oruç gibi tutuldu.
Tabiri caizse adam gibi bir oruç tutuldu bugünlerde Türkiye’de; hakkını vererek!
Sünni Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve Sünni Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan, sureti haktan görünme adına da olsa “Muharrem İftarı” verip, “Aşure” ikram etmeseler, hiç kimseler de duymayacaktı zaten.

Muharrem Matem Orucu

Yani Sünniler yine yaptılar yapacaklarını ve Alevi kardeşlerimizin son derece ağırbaşlı bir şekilde idrak ettikleri Mübarek Muharrem Orucu’nun içine yine su koyuverdiler.
Açıkçası sulandırdılar Kutsal Muharrem Orucu’nu, tıpkı Ramazan Orucunu sulandırdıkları gibi..
Oysa adı üstünde “Muharrem Orucu” bir matem orucudur; bunun için de gösterişten ve tantanadan uzak tutulması, israftan ve lüksten uzak durulması bu orucun olmazsa olmazlarındandır.
Zira Muharrem Orucu boyunca Aleviler;
“Ağaç kesmezler, (Mümkün olduğunca) bıçak türü kesici alet kullanmazlar, kurban kesmezler, et yemezler, kan akıtmazlar, kısacası canlı olan ve de olabilecek hiçbir şeye (onları yok etme anlamında) el sürmezler, onlardan uzak dururlar. Mümkün olduğunca sebze yemeklerini tercih ederler. Düğün-dernek yapmazlar, eğlence etkinlikleri düzenlemezler, müzik dinlemezler, saf su içmezler (Bedenin sıvı ihtiyacını çay, meşrubat, ayran gibi içecekler ile giderilir, bunlar dahil kana kana içilmez), cinsel ilişkide bulunmazlar, yumurta yemezler, tıraş olmazlar, tırnak kesmezler… vs(1).

Görüldüğü gibi Muharrem Orucu, gerçekten de oldukça katı kuralları olan ve Ramazan Orucu’ndan çok daha zor bir oruçtur ki; birçok yasağı, Hac esnasındaki İhram yasaklarına benzemektedir.
Hacılar da İhramlı iken, ot dahi koparamazlar, sinek ve bit dahi olsa canlı öldüremezler, cinsel ilişkiye giremezler, dikişli elbise giyemezler, kıl koparamazlar, tırnak kesemezler, tıraş olamazlar vs.

Abi Oruçlu musun?

Geçenlerde eşimle birlikte marketten aşure malzemesi alıyorduk.
Market görevlisi delikanlı;
-“Abi oruçlu musun?” dedi.
-“Hayır” dedim, “Peki sen oruçlu musun?”
-“Allah kabul ederse, oruçluyum abi” dedi.
-“Kaç gün tutuyorsunuz bu orucu?” dedim,
-“Aslında 12 gündür, üç gün de Masum-u Paklar için tutuyoruz, toplam 15 gün oruç tutuyoruz abi” dedi.
-“Allah kabul etsin” deyip ayrıldık kendisinden.
Belli ki delikanlı dindar bir Alevi vatandaşımızdı.
Ancak “Oruçlu musun abi” şeklindeki sorusu beni yine de rahatsız etti.
Bu sebeple Ramazan’da sakın hiç kimseye “Oruçlu musun?” veya “Neden oruç tutmuyorsun?” şeklinde bir soru sormayın.
Çünkü muhatabınız incinebilir; tıpkı benim incindiğim ve suçluluk duygusu hissettiğim gibi.

Muhatabımız gencin de dediği gibi, “Muharrem Orucu” 12 gündür.
Bu 12 günlük oruç, Alevilikteki 12 imama denk gelir.
Muharrem Orucu’ndan önce olmak kaydıyla 3 gün de “Masum’u Paklar” için oruç tutuluyor ve toplam 15 gün oruç tutulmuş oluyor.
Oruca, Kurban Bayramı’nın birinci gününden itibaren en az 20 gün geçtikten sonra başlanıyor.
Bazı internet sitelerinde “On gün Peygamberlerin tuttuğu oruç tutulur ve buna iki gün de Kerbela Şehitleri için ilave edilir. İsteyenler, Müslim Bin Akil ve iki oğlu içinde üç gün oruç tutabilirler.” denilerek “Masum-u Paklar” denilen “Müslim Bin Akil ve 2 oğlu” için tutulan orucun zorunlu olmadığı belirtilmektedir(2).
“Masum-u Paklar”dan maksat, Hz. Hüseyin’in amcası Akil’in oğlu Müslim ile onun iki oğlu Muhammed ve İbrahim’dir.
Bu üç isim de tıpkı Hz. Hüseyin gibi Kerbela’da şehit olmuşlardır.
Muharrem Ayı’nın 13. günü kurbanlar tığlanır(kesime hazırlanır) ve aşure dağıtılır ki; bu kurban İmam Zeynel Abidin’in Kerbela katliamından kurtuluşunun şükranı içindir(3).

Allah, oldukça zor bir ibadet olan ve son derece ağırbaşlı bir şekilde tutulan Muharrem Orucu’nu, hakkını vererek tutan bütün din kardeşlerimizin oruçlarını makbul, dua ve niyazlarını kabul eylesin.
AMİN…
____________
1-https://www.facebook.com/AguicenDernegi/posts/201096470026498 & ,
2- ,
3-



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Haydar Can avatarı
    Haydar Can

    Sayın Ömer bey, teşekkürler.

    Sizin yazınızı okuyunca, ben 60 yıl geriye gittim.
    Ben 8 yaşındaydım, o yıl, muharrem ayını babaannemizin yanında geçirdik.Annemiz, Ankarada kanser tedavisi görüyordu.
    Babaannen ve dedem İç Anadolunun, Kızıl ırmağın yakınlarından geçtiği, Sünni ve Alevilerin beraber , iç, içe ve mutlu yaşadığı bir köyde yaşıyorlardı.

    Babaannemin uzaktan Pir Sultan Abdal ve Neşet Ertaş ile akrabalığı var.Ayrıca B-anne, çok şahane aşcıdır.

    O yıl muharrem ayını şöyle yaşadım ,babaannem o günlerde çok ciddi idi, evdeki aynaları bir bezle kapattı. Dedemin küçük bir radiyosu vardı, onu sakladı. Evin içinde bir sesizlik vardı. Ben ve kardeşlerim babaanne ne derse onu yaptık.

    Sabaha doğru safura kalktık, sofrada kayısı kurusundan yapılmış hoşaf, yufka ekmeğin arasında yaz ayında kurutulmuş ve birgün önce su ile ıslatılmış domates kurusu, adam başı iki tane zeytin.
    Benim hoşaf ile de aram yoktur, üstünde küçük ölmüş kuru kurtları gördüm, babaanem onları kaşıkla bir kenara toplayıp atsa’ da ben yine biraz çekindim yerken, çocuklar nedense çok titiz oluyor.

    Sabah kaltığımda her yerde kar vardı, 35 cm kadar. Tabi oynamak eğlenmek , muharrem ayına uygun düşmediği için, kardan adam bile yapamadık.
    Orucun ilk günüydü, saat öğle 2 ye geliyordu, açıkmadım ama öyle, susadım anlatamam, pencereden dışarıya bakıp o güzel kardan biraz yemek için her şeyi verirdim. Fakat inanç ve disiplin beni alı koydu.

    Muharrem orucu bitmişti, babaannem büyük kazanlarla aşure yapardı. Bizim yarma dediğimiz buğday, kuru fasulye, nohut, incir kurusu,dut kurusu bazı baharatları içine koyardı.
    Evde karanfil yokmuş, babaannem beni eşeğin üstüne bindirip 10 km uzaktaki sünni köye gönderdi, orda ilk okul arkadaşından karanfil kurusu getirmem için( üç tane). O zamanlar telefonda yoktu.

    Aşure piştikten sonra, büyük bakır helkelere(kova) konulup, kapı, kapı dağıtılırdı, hiç bir aile ayrım yapılmazdı. Dini, imanı, görüşü ne olursa olsun.

    Yine o günlerin güzel haberi, Ankara’ dan geldi, annemizi 8 ay sonra göreceğimizi, geceli, gündüzlü annemizin başından ayrılmayan ilk okul öğretmeni dayımız ‘ dan aldık.

    Ayrıca annemiz’ de bu muharrem ayına çok saygı gösterirdi. Eskiden babaannem 3 ay oruç tutarmış.
    Oruç ayının dışında da ailem çok inançlı ve dinimize gereken sayğıyı abartmadan yaşatırlardı.
    Öyle, gürültü, patırdı, davul , zurna sesi olmazdı.
    Köydeki, kimsesiz ve önemle fakir insanlara o günlerde daha hasas davranılırdı. Olan herşey paylaşılırdı.
    Köyün halkı, düğünde, cenazede ve milli, dini bayramları, ayrım, gayrım olmadan kutlarlardı. Köyümüzün yarısı Bozlar sünnilerindendir, fakat hiç kimse kimseye sen sünnisin veya alevisin demezde sormazda. Aynı çeşmenin suyunu içerler. Eskiden aralarında evlilik yoktu, sanırım bu durum değişmiş olabilir.

    Benim ailem Seyyit lerden( Peygamber soyundan) geldiği için , bir sünni ile bugün bile ailemize ve dinimize olan sayğıdan dolayı evlenmek imkansız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar