
Anayasa’ya “evet” denmesi için yapılan mitingde açılan bir pankartta “Nikah masasında bile bu kadar iştahla evet dememiştim” diye yazıyormuş.
Bu iştahlı vatandaş, nikah masasında evet dediği aynı iştahla, referandum akşamı Anayasa ile gerdeğe girerse vay geldi Anayasa’nın başına.
Pankartı gören Başbakan, “Bu arkadaşlar çok zeki. 12 Eylül’de nikah masasına oturacağız. Milletin Anayasasıyla kim nikah akdetmez” diyerek, pankart üzerindeki yazıya yorum getirmiş.
Öyle şeyler bir araya getiriliyor, öyle benzetmeler yapılıyor ki akıl sır almıyor.
Sigarayı bıraktırmak için yapılan bir reklamda ise sigara içenlere şöyle sesleniliyor : “Sigara; mide ülseri, karaciğer kanseri yanında dudak ve gırtlak kanserine neden olur. Ülser, kanser ve felce neden olur, öldürür. Peki, bunları umursamıyorsunuz, bunu da mı umursamıyorsunuz ? Sigara, cinsel iktidarsızlığa neden olur.”
Ülser, kanser, felç ve ölüme aldırmayıp da sigara içenlere, son olarak öldürücü bir yumruk vuruluyor : “Cinsel iktidarsızlık”.
Aklımız, fikrimiz hep aynı yerde, orada …
Anayasa ile, referandum ile, evet ve hayır ile o kadar özdeşleştik ki, artık yatak odalarımıza, nikah salonlarına bile girdi.
AKP’li bir belediye başkanının kıydığı nikah töreninde, evli çiftlere, birbirleri ile evlenmeyi isteyip istemediklerini soran nikah memuru “Evet” cevabını aldıktan sonra “İşte burada verdiğiniz evet cevabını referandum da tekrar ediniz, evet oyu kullanınız, mutluluğunuz devam etsin” deyince ip kopuyor ve ortalık karışıyor. Gelin ve damat tarafı, kürsüye hücüm ediyorlar, başkan kaçıyor.
Hal böyle olunca, yani nikahdaki “evet” ile referandumdaki “evet” birbirine karıştırılınca, bir başka nikahda evlenecek çiftlere “Birbiriniz ile evlenmeyi kabul ediyor musunuz” sorusu üzerine, genç çift, bir karışıklığa neden olmamak için “evet” yerine şöyle cevap veriyor : “Kabul ediyorum”.
Anayasa ile getirilen değişikliklerden biri de, kadın erkek eşitliği yanında, kadına bir takım ayrıcalıkların getirilebileceği ve bu ayrıcalıkların, taraflar arasındaki eşitliği bozmayacağı yolunda. Yani “kadın erkek eşittir” ama kadına bir takım ayrıcalıklar getirilebilir ve bu ayrıcalıklar, eşitliği bozmaz deniyor.
Kadınların ve kadın kuruluşlarının çağrıldığı bir toplantıda ise Başbakan bu eşitliği şöyle yorumluyor :” “Kadın kadındır, erkek erkektir. Bunların eşit olması mümkün mü ? Bunlar birbirinin tamamlayıcısıdır.”
Bu ifadenin birinci kısmına yani “Kadın kadındır, erkek erkektir” kısmına katılmamak mümkün değil. Ama “tamamlayıcı” ve “eşitlik” konusunda işler karışıyor.
Peki “eşitlik olursa ne olur” ?
O zaman “Penaltılara gidilir”.
Çünkü “bizim aklımız hep orada…”
Av.A.Erdem AKYÜZ
Hukukun Egemenliği Derneği
Genel Başkanı
[email protected]



Bir yanıt yazın