Blog

  • Barzani çatlağı…

    Barzani çatlağı…

    Kuzey Irak’ın Peşmergebaşı Barzani’nin Türkiye’ye gelmesi ile başlayan bayrak krizinde MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin çıkışları siyasi tansiyonu da yükseltti.

    Barzani’ye karşı her zaman mesafeli olan ve Peşmergebaşı ile ilgili daha önce yaptığı açıklamalarda “APO neyse Barzani de aynısıdır” diyen Bahçeli Kuzey Irak’ta PKK’lıların barınmasında ve güçlenmesinde de her açıklamasında Barzani’yi suçlamıştı.

    Önce Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları:
    “Denge için duruş, duruş için dağınıklığın ve durgunluğun aşılması, aşınması, buruşturulup bir kenara atılması gerekir. Hareketin olduğu yerde arzu, arayış, çaba, devamlı yenilenen, devamlı yükselen bir mücadele azmi görülür veya beklenir. Kararsızlık ve kötümserlik; hareketin engeli, denge ve düzenin ekarte edilmesi gereken hendeğidir. Engele ve hendeğe takılmak akılsızlıktır.Altını üstünü bilmem; ama devlet akıl ve Türk adayışıdır. Millet beşeri bir anıt, bayrak ise milli varlığın bağımsızlık arı ve aminidir. Bayrak derken egemenliği anlarız. Hür yaşamayı anlamlandırırız. Bağımsızlığın sembol ve timsali olduğunu anlatırız. Bayrak; milli namus ve şerefin göklerde dalgalanan itibar ve görkemidir. Peki 26-27 Şubatta İstanbul ve Ankara’ya astırılan bez parçası nedir? Türkmenlere kan kusturmuş, teröre destek vermiş, işlenmiş suç ve cinayetlere ortak olmuş birisinin bayrağı olsa ne yazar, olmasa ne çıkar? Türk vatanında sözde Kürdistan bayrağı dalgalanıyorsa, buna niçin sessiz kalalım, bunu nasıl sineye çekip görmezden gelelim? Ne oldu da Barzani Türkiye’de, hem de şu nazik ve hassas dönemde ağırlandı? Hangi bölgesel ve küresel politikanın yörüngesine girildi? Eğer Barzani, bize tercih ediliyorsa ki bu da bir tercihtir, asıl bunu iyi niyetle yorumlayamam, samimiyetle okuyamam. Sayın Başbakan’a millilik övgüleri yaparken, mahcup olacağımız, yüzümüzü kara çıkaracak misal ve eylemlerle karşılaşmaktan üzülüyoruz.”

    Şimdi sorulan soru şu:
    “Bahçeli’nin bu açıklamaları “hayır” oylarını yükseltir mi?”
    Milliyetçi taban, Barzani’ye her zaman kin kusmuştur, sevmemiştir.
    Bunun iki nedeni var:
    Birincisi Barzani’nin Türk ve Türkiye düşmanlığı, Kuzey Irak’ta PKK’ya kucak açması, destek vermesidir.

    Palazlandığı dönemlerde Amerika’yı ve İsrail’i de arkasına alan Barzani’den PKK’nın lider kadrosundan olanların Türkiye’ye iade edilmesi istenildiğinde “Türkiye’ye bir Kürt kedisini bile vermem” diyen Barzani değil midir?
    İkincisi ise hain Barzani’nin ABD tarafından Irak’ın işgalinden sonra Kuzey Irak’taki Türkmenlere karşı uyguladığı insanlık dışı tutumdur. Barzani, Türkmenleri bölgeden sürmüş, Türkmen liderlerini öldürtmüş, mal ve mülklerine el koymuş, Kerkük’ün adeta yapısını değiştirmiştir.

    Şimdi ise bölgede Bağımsız bir Kürt Devleti’nin kurulması için Amerika’yı kapı komşusu yapan Barzani “Artık bağımsızlığımızı ilan etme zamanı geliyor” diyerek meydanlara çıkmaya başladı.

    Bunlar unutulur mu? Milliyetçiler bunları unutabilir mi?
    Bütün bu gelişmeleri alt alta koyduğumuzda Bahçeli’nin bayrak çıkışını yerinde buluyoruz.
    Ancak, bugün “evet” oyları için AK Parti ile yapılan ortaklığın sakatlığını ve tehlikeli olduğunu söyleyen Milliyetçi taban ve ülkücüler gelinen bu noktayı “Biz daha önce bu olacakları gördüğümüz için Bahçeli’den ayrı düştük. Neden ayrı düştüğümüz de gelişen olaylardan anlaşılıyor” demeye başladı.
    Bahçeli’nin yaşanan bayrak krizi ile muhalefet cephesi de hareketlendi. Yapılan açıklamalarda “Bahçeli’nin bu çıkışı ile “hayır” oylarda da artış olacaktır” yorumları yapılmaya başlandı.
    Özetle MHP Genel Başkanı’nın “hayır” oylarını artırmakta olduğuna dikkat çekiliyor. Bahçeli 11 ilde “evet” mitingi yapacak. Bu mitinglerde tabanda bir değişiklik olur mu şu anda bu bilinmiyor. Ancak, yaşanan bayrak krizinin “hayır” cephesinde bir oynamaya yapamayacağı da söyleniyor.

    Bahçeli öyle görünüyor ki tabanındaki “kararsız” oylarını etkilemeye çalışacak.
    Bazı kamuoyu araştırma grupları da “Zaten AK Parti’ye sıcak bakan ve “evet” oyu kullanabileceği tahmin edilen Kürt oyları, AK Parti’nin Bahçeli ile ortaklığı nedeni ile tercihlerini değiştirebilir” görüşünde.
    Son olarak 4 ayrı araştırma grubunun yaptığı anket sonucunun ortalamasının “evet” oylarının % 46’yı geçmediği söyleniyor. MHP tabanı üzerinde yapılan anketlerde de ülkücülerin % 73’ünün “hayır” dediğine dikkat çekiliyor. Kararsızların sayısının ise hala % 18’lerde bulunduğunu da ekleyelim.

  • ESKİ VE YENİ ANAYASA 3-4

    ESKİ VE YENİ ANAYASA 3-4

    1. Milletvekili seçilme yeterliliği

    Madde 76 – Yirmi beş yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir.(1)

    En az ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar,yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar,kamu hizmetinden yasaklılar, taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar; zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, (Değişik ibare: 27/12/2002-4777/1 md.) terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler. (2) Hakimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ve Silahlı Kuvvetler mensupları, görevlerinden çekilmedikçe, aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler.

    1. Milletvekili seçilme yeterliliği

    Madde 76 – On sekiz yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir.

    En az ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar,askerlikle ilişiği olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar; zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, (Değişik ibare: 27/12/2002-4777/1 md.) terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler. (2) Hakimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ve Silahlı Kuvvetler mensupları, görevlerinden çekilmedikçe, aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler.

     3.MADDE : 2709 sayılı Kanunun 76 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Yirmibeş” ibaresi “Onsekiz” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar,” ibaresi “askerlikle ilişiği olanlar,” şeklinde değiştirilmiştir.

    Yani seçilme yaşını 25’ten 18’e indirilmesini ve askerlikle ilişiği olanların milletvekili adaylığına başvuramamasını öngörüyor. 

    BARONUN DEĞERLENDİRMESİ: Türkiye’de uzun yıllardır tartışmalara konu olan seçilme yaşı konusunda bir düzenleme yapıldığı ve seçilme yaşının on sekize indirildiği görülmektedir.

    Özellikle On sekiz yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir olması bana çok tehlikeli geliyor.Bu genç eğer okula gidiyorsa zaten liseyi yeni bitirmiştir.Yüksek tahsil mi yapacak,yoksa liseden sonra,daha başında kavak yelleri eserken ve politikanın ne olduğunu bilmeden siyaset hayatına mı atılacak?Araba kullanmasına bile yeni izin vermişken ülkenin yünetiminde söz alması gerçekten ürkütüyor beni.Bu genç ne kadar kitap okumuştur?Hayat tecrübesi ne kadardır?Ne biriktirmiştir ki topluma ne versin!

    Üstelik bu genç yirmi yaşında emekli olabilecek değil mi?Ondan sonra bu gencin ne yapacağını düşünemiyorum bile.

     1-Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanının seçim dönemi

    MADDE 77:

    MADDE 77. (Değişik: 21/10/2007-5678/1 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimleri dört yılda bir yapılır. Meclis, bu süre dolmadan seçimin yenilenmesine karar verebileceği gibi, Anayasada belirtilen şartlar altında Cumhurbaşkanınca verilecek karara göre de seçimler yenilenir. Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir. Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri, yeni Meclisin seçilmesine kadar sürer.

    4-MADDE: 2709 sayılı Kanunun 77 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

    Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır. Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde 101 inci maddedeki usule göre ikinci oylama yapılır.”

    Anayasanın “TBMM’nin Seçim Dönemi” başlıklı maddesi, “TBMM ve Cumhurbaşkanının Seçim Dönemi” olarak değişiyor.

     TBMM seçimleri 4 yılda değil, 5 yılda bir yapılacak. Cumhurbaşkanı seçimleri de TBMM seçimleri gibi 5 yılda bir olacak ve seçmenler, iki seçim için aynı gün sandığa gidecek. Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilecek. Cumhurbaşkanı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde, belirtilen usule göre ikinci oylama yapılacak.

    Anayasa değişikliği teklifinin 4. maddesiyle, Anayasa’nın 77. maddesinin değiştirilmesi öngörülmekte ve bundan böyle Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin beş yılda bir ve “…aynı günde…” yapılması öngörülmektedir.

    BARONUN DEĞERLENDİRMESİ: Bu değişikliğin kabulü halinde, aynı günde ve doğal olarak benzer siyasî iklimin hâkim olduğu bir ortamda yapılacak seçimlerde, Cumhurbaşkanı ile Yasama Organındaki çoğunluğun aynı veya benzer siyasî çizgiyi temsil eden kişiler arasından seçileceğini tahmin etmek güç değildir.  Bu kuvvetli ihtimalin gerçekleşmesi halinde, Anayasa değişikliği kapsamında Yürütme’yi hukuken denetleme yetkisi kaldırılan Meclis’in, Yürütme üzerindeki siyasî kontrol işlevi de büyük ölçüde zedelenmiş olacaktır. Bir başka ihtimal de, aynı günde yapılan seçimler neticesinde Cumhurbaşkanı ile Yasama organı çoğunluğunun farklı siyasî görüşlere mensup kişiler arasından seçilmesi olabilir. Benzeri daha önce İsrail’de görülen bu durumda, “Başbakan” ve “Meclis” seçimleri aynı günde ve doğrudan halk tarafından yapılmış olmasına rağmen, Başbakan ile Meclis’teki 1. Partinin farklı siyasî görüşleri temsil eden kişiler arasından seçilebildikleri görülmüştür. Bu türden sonuçların ortaya çıkması muhtemel hallerde ise, doğrudan halkoyuyla seçilen Cumhurbaşkanı ile farklı siyasî görüşteki Yasama çoğunluğu arasında çeşitli siyasî krizlerin doğması, her zaman ihtimal dâhilinde olacaktır.

  • “Evet” diyeceklerin ana gerekceleri ve gercekler

    “Evet” diyeceklerin ana gerekceleri ve gercekler

    From: Hakki Keskin [mailto:[email protected]]

    Değerli Arkadaşlar, bu yazımda başkanlik sisteminin Türkiye`yi nereye götürebileceğini özetliyorum. Lütfen çevrenize iletiniz!

    Prof. Dr. Hakkı Keskin 1.3.2017

    “Evet” diyeceklerin ana gerekçeleri ve gerçekler

    Başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere “Evet`i” savunanlar, “Güçlü Türkiye”, “İki başlılığın önlenmesi” ve “İstikrarın sağlanması” için, Başkanlık rejimini savunuyorlar. Hem de öyle bir Başkanlık sistemi ki, Dünyanın hiç bir demokratik ülkesinde eşi benzeri yok. Demokrasilerin temel özelliği olan, Kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırıldığı, yasama, yürütme ve yargının tek kişinin yetki alanına devredildiği bir sistem.

    TBMM kuruluşundan günümüze, yasaları onaylama veya reddetme ve Bütçe kanunu kabul etme ve uygulanışını denetleme yetkisine sahiptir. Meclisin son derece önemli ve asli görevi ve yetkileri elinden alınarak, Cumhurbaşkanına verilmektedir.

    Örneğin Türkiye’nin 2017 yılı için bütçesinde 645,1 milyar lira gider 598,3 milyar lira gelir öngörülüyor. Bunu TBMM adına Sayıştay denetleme yetkisine sahiptir. Öngörülen Başkanlık sisteminde ise bütçeyi hazırlama yetkisi Cumhurbaşkanına veriliyor. Böylece denetimden uzak bir bütçe hazırlama ve de kullanma mekanizması kuruluyor. Türkiye’de çok büyük yolsuzlukların yapıldığı ihale sistemi bile Cumhurbaşkanına bağlanıyor.

    BAŞKANLIK SİSTEMİNE ÖRNEK ÜLKE OLARAK GÖSTERİLEN ABD

    Daha önce de yazmıştım, yinelemek istiyorum. AKP yetkilileri zaman zaman ABD Başkanlık sistemini örnek göstermektedirler.

    ABD’de yasaları Parlamento ve Senatodan oluşan Kongre hazırlar, başkan değil. Bu yasaları başkan veto edebilir, ancak bu vetoyu da Kongre reddetme yetkisine sahiptir. Kongre hükümeti ve bütçeyi kontrol etme yetkisine sahiptir. Başkan hükümet üyelerini seçer. Ancak Senato’nun bu üyeleri onaylaması gerekir. Başkan Anayasa mahkemesi üyelerini (Supreme Court) seçer. Ancak yine Senato’nun bu üyeleri tek tek onaylaması gerekir. Anayasa mahkemesi hükümetin anayasaya uygun çalışıp çalışmadığını kontrol eder. Kongreden çıkacak yasaların anayasaya uygun olup olmadığını denetler. Başkanın Kongreyi feshetme yetkisi yoktur.

    Görüldüğü gibi ABD’de güçlü ve başkandan bağımsız karar verebilen, Başkanın kararlarını denetleyebilen ve gerektiğinde engelleyebilen yaptırım gücü büyük olan bir Kongre (Meclis) vardır. Başkan tek başına engelsiz savaşa karar verebildiğinden, ABD girdiği bir çok savaşda, Vietnam, Afganistan, Irak`da olduğu gibi felakete sürüklenmiştir.

    Türkiye’de oylamaya sunulan anayasa değişiklikleriyle TBMM’nin artık yasa yapma, bütçe yapma, başbakanı ve hükümet üyelerini onaylama veya düşürme yetkisi

    elinden alınmaktadır. Cumhurbaşkanının Meclisi feshetme ve savaş ilan etme yetkisi

    bulunmaktadır. Kendisine karşı 400 milletvekili oyuyla açılabilecek bir soruşturma durumunda bile, Meclisi feshedebilecektir.

    Cumhurbaşkanı aynı zamanda partisinin de genel başkanı olacağından, milletvekilleri listesini de kendisi belirleyebilecektir. ABD’de, Kongre üyeleri Başkan’ın listeleriyle belirlenmez. Bilindiği gibi 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi üyelerinin 12’sini Cumhurbaşkanı, 3’ünü de partisinin çoğunlukta olduğu meclis seçecektir. Böylece yargıda kendi denetiminde olacaktır. Tüm bu sınırsız ve denetimsiz yetkilerin bir kişiye, Cumhurbaşkanına devredilmesinin, Türkiye bakımından beraberinde getirebileceği tehlikeleri görmemek, anlamamak mümkün müdür?

    EVETÇİLERIN GÜLÜNÇ GEREKÇELERİ VE GERÇEKLER

    Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak Türkiye’yi 15 yıldır sayın Erdoğan, AKP’nin Meclisteki çoğunluğuna dayanarak, yönetmektedir. Erdoğan’ın tüm emir ve buyrukları tam tamına bu 15 yıl içersinde uygulanmıştır. Muhalefet partilerinden gelen öneriler, eleştiriler ve girişimler Meclisteki AKP çoğunluğu tarafından reddedilmiştir.

    Bu nedenle iki başlılık ve istikrarın engellenmesi asla söz konusu olmamıştır. Bu iki gerekçe hiç bir haklı tutarlılığı olmayan, gülünç söylemlerdir. Bunları ciddiye almak için bağnaz ve kuru cahil olmak gerekir. 15 yıldır izlenen bu tek parti ve tek lider yönetimine dayanan politikalar, demek ki “Güçlü Türkiye”yi yaratamamıştır. Tam aksine, izlenen bu yanlış politikalar Türkiye’yi çok yönlü bir çıkmaza sürüklemiştir.

    Türkiye ekonomisi büyük bir krize sürüklenmiştir. 2002’de brüt 130 Milyar dolar olan dış borç yüzde 225 oranında artarak 2016 da 421,4 Milyara dolara ulaşmıştır. Aynı sürede vatandaşların bankalara olan borcu 64 kat artarak 6,6 Milyar TL den 426 Milyar TL ye tırmanmıştır. Türk parası dolar karşısında 1,59 dan 3,60 gerileyerek değer kaybetmiştir. Ayni sürede taşeron işçi sayısı 300 binden 4 milyona çıkmıştır. İşsizlik, yoksulluk ve toplumsal kutuplaşma had safhasına ulaşmıştır.

    Türkiye Suriye’de savaş bataklığına sokulmuş, tüm komşu ülkelerle sorunlar yumağı oluşmuş, Türkiye’nin dış politikadaki saygınlığı büyük yara almıştır. 2002’de sıfır düzeyine inen PKK terörü, sözüm ona “çözüm süreci” ile hızla tırmanmış, binlerce insan Terör kurbanı olmuştur. Buna bir de Suriye üzerinden gelen IŞİD ve PYD terörü eklenmiştir. FETÖ terör örgütüyle 2014’lere değin her alanda kucak kucağa işbirliği yapılmış ve FETÖ’nün özellikle AKP döneminde devletin tüm kurumlarına hızla yerleşmesine göz yumulmuştur.

    Erdoğan ve partisi AKP’nin 15 yılda önümüze koyduğu güçlü Türkiye işte budur. Bu nedenle, referandumda HAYIR denmesini ben, büyük bir vatandaşlık ve yurtseverlik görevi olarak görüyorum. Hepimizi bu büyük vatandaşlık ve yurtseverlik görevini mutlaka yerine getirmeye çağırıyorum.

  • AMERIKA BIRLESIK DEVLETLERININ TAM ORTASINDA 24 SAAT VE 365 GUN DALGALANAN TURK BAYRAGI VE TURKISH FORUM

    AMERIKA BIRLESIK DEVLETLERININ TAM ORTASINDA 24 SAAT VE 365 GUN DALGALANAN TURK BAYRAGI VE TURKISH FORUM

    AMERIKANIN TAM, ORTASINDA , ARKANSAS EYALETINDE, VE HARICIYECI YETISTIREN CLINTON ENSTITUSUNUN TAM KARSISINDA , ARKANSAS NEHRINDE PARK ETMIS MURAT REIS DENIZALTISINDA , 24 SAAT VE 365 GUN DALGALANAN TURK BAYRAGI 13 UNCU YILINA GIRDI .., BUGUN MURAT REIS SENEDE BIR YAPTIGI ARKANSAS NEHRI TURUNU TAMAMLADI, NEHIR BIR BOGAZ KADAR BUYUK, TURKISH FORUMUN BUYUK BASARISI .. TURK AMERIKAN DOSTLUK MUZESI YAPILMIS OLAN SANLI MURAT REIS DENIZALTISI.. PROJE DIREKTORU SAYIN SEDEF BUYUKATAMAN, REVISYON VE BAKIMDA OLAN MURAT REIS’IN DUN CEKMIS OLDUGU BU RESMINI BILGI ICIN GONDERDI

    GECEN DEVREDE GIDISIMDEN HATIRALAR … MUZENIN RESIMLERI BUTUN RESIMLER MUZEDE CEKILMISDIR.

    2017 UYE CERTIFIKALARI – TURKISH FORUM- DUNYA TURKLERI BIRLIGI

    Değerli Turkish Forum Dünya Türkleri Birliğinin Seckin ve Önder Üyeleri

    2017 Senesi için Yönetim Kurulumuzca Onaylanmış Üye sertikaları Hazırlanması başlamışdır. Küçültülmüş örneği aşağıda verilmişdir. Hazırlanan sertifikalar Şubat.2017 ikinci yarısı 2017 Aidatlarını ulaştırmış veya bağış yapmış olan Üyelerimize Değerli Üyemizin bulunduğu bölge veya Ülkeye bağlı olarak Posta yolu ile veya e*mail yolu ile iletlecekdir.

    2017 Yılının herseyden önce Türkiyemize hayırlı ve Ugurlu olmasını ve Sıhhatlı bir ulusun önder kişileri olarak Türkiyemize katkılarımızın eksilmeden devam etmesini 22 Ülkede ve 5 kıtada örgütlemis Turkish Forum Dünya Türkleri Birliği Olarak ve hepizin adına dileriz.

    Yönetim Kurulu

    Turkish Forum, Dünya Türkleri Birliği

    Mektup ile iletisim kurma veya Çek ile Bagış Yeni Adresi

    Turkish Forum, PO Box 1228, Marblehead MA 01945 USA

    On line Web Üzerinden Bağış veya Üye aidatı göndermek içın

    Lütfen Tıklayınız

    <<><><><><><><><<<<><><><><><><><><><><><><><<><><><><><>

    Değerli Turkish Forum Üyeleri ve Değerli Dostlarımız

    Üye Aidatları veya bağışlarınızı BU MESAJIN SONUNDA VERiLMiS BAGIŞ LİNKLERiNi TIKLAYARAK veya sitemizde bize ulaşın bağlantısına giderek ve şahsi çekinizi göndererek (Turkish Forum, PO Box 1228, Marblehead MA 01945 USA) yapabilirsiniz. Projelerimize hayat verecek bağışınızı kırmızı yuvarlak içinde gösterdiğimiz sitemizdeki PayPal bağlantısındanda tek adımda kredi kartınız ile en güvenli şekilde yapabilirsiniz. (https://www.turkishnews.com/bize-ulasin/#tab-1427285466658-3-8 )

    Saygılarımızla

    Turkish Forum

    TURKISH FORUM’A DESTEK VERİNİZ

    Turkish Forum – Dünya Türkleri Birligine bağışlarınız kanunun müsaade ettiği çerçeve içinde vergi mathanızdan düşülebilir.

    .BECOME A SPONSOR TODAY!

    Turkish Forum – Dünya Türkleri Birligi is a non-profit organization.Your donation is tax deductible as allowed by law.

    MAKE A TAX DEDUCTABLE

    DONATION

    Turkish Forum Dünya çapında kurulmuş, üye ve takipçi sayısı 5 milyonu çokdan aşmış Tek sivil toplum kuruluşudur. Turkish forum 22 ülkede ve 5 kıtada örgütlenmişdir ve dünya Çapında Türk federasyonları ve Türkiyenin dost gurupları ile birlikde , elele çalışmaktadır.. Ana gaye Dünya çapında Türk Topluluklarının ve Türkiyenin temel sorunlarının çözümüne yardımcı olmak / destek vermekdir..

    Turkish Forum Eğitimci ve Birleştirici çalışmaları ile Dünya Türk Toplumunun müşterek hareket etmesini ve Türkiye yi her bir yönü ile desteklemeyi gaye edinmişdir .. Turkish Forum Kar gayesi olmayan bir Sivil Toplum Kuruluşudur ve Vergiden muaf olarak çalışmaktadır.Tüm yöneticileri gönüllü olarak ve hiç bir ücret veya masraf almadan çalışmaktadırlar..Turkish Foruma gönderilen Aidat ve bağışlar ise vergi matrahından düşülebilir.

    Sizin Maddi veya manevi destekleriniz olmadan gayeye yonelik projelerimizi gerçekleştirmek imkansızdır. Görev isteyiniz, kitap veya yayınları scan edip gönderiniz . Şayet aidat ödeyen üye değilseniz Üye olunuz.. veya Üye iseniz aidatınızı geciktirmeyiniz Vergi matrahından düşebileceğiniz Yıllık ve yönetimde yer alma imkanını size saüğlıyacak üyelik aidatı $100 dır bu konuda kısa izahat,

    https://www.turkishnews.com/bagislar-ve-uye-aidatlari/

    Asagıdaki daırelerı tıklayarak Uye Aidatinizi odeyebilirsiniz veya Bağıs yapabilirsiniz.


    Bağış Yapın

    TURKISH FORUM YAPILANMASI VE YONETIM KURULUNU TANIMAK için lütfen aşsğıdaki LİNKleri Tıklayınız

    • Üye işlemleri (UYE OLUNUZ)
    • Bize Yazın
    • Reklam Verin
    • Yönetime Ulaşın (Yonetim Listesi)
    • Takip Edin

    Dr. Kayaalp Büyükataman, Başkan-CEO Turkish Forum, Dünya Türkleri Birliği

    Mektup ile iletisim kurma ve Çek ile bagış Amerika Adresi

    Turkish Forum, PO Box 1228, Marblehead MA 01945 USA

    <><><><><><><><><<><><><><><><><><><><<>><

    Notlar : eTurkiyeyizBiz Biz dagitim listesi Turkish Forum – Dünya Türkleri Birliğinin anlık yayın organıdır ve günlük dagıtım yapan web sitesi https://www.turkishnews.com () ile birlikde calışır.. facebook siteleri ve ve Twitter sitesi ise twitter.com/turkishforum olarak seçilmişdir

    Dagıtım ve bilgi iletimi siteleri

    Email Dağıtım Listeleri

    www.turkishnews.com/lists/?p=subscribe&id=3

    eTurkiyeyizBiz-subscribe

    Twitter

    twitter.com/turkishforum

    Facebook

  • Polis uyardı: sakın evet demeyin!

    Polis uyardı: sakın evet demeyin!

    ÇOK DİKKAT EDİN VE PAYLAŞIN

    ABD’de ortaya çıkan “Beni duyabiliyor musunuz?” dolandırıcılığı tüm dünyaya yayıldı.

    İnsanları arayan dolandırıcılar telefonda “Beni duyabiliyor musunuz?” diye soruyor. ‘Evet’ yanıtını alan dolandırıcı kayda aldığı bu ses ile karşı taraf, sözlü bir anlaşmaya onay vermiş, ödeme yapmayı kabul etmiş gibi karşı tarafı satın almadığı bir ürün ya da hizmetin ödemesini yapmaya zorluyor.

    Karşı çıkılırsa, telefonda “evet” cevabı aldıkları için hukuki işlem başlatmakla tehdit ediyorlar. 

    Polis vatandaşları, “Beni duyabiliyor musunuz?” cümlesini duyar duymaz telefonu tek kelime etmeden kapatmaları ya da tanımadıkları numaraların çağrılarına yanıt vermemeleri yönünde uyarıyor.

  • FEYM GURUBU MESAJI  –  ERMENİ FAALİYETLERİ ( 01 Mart 2017 )

    FEYM GURUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 01 Mart 2017 )

    1.. Armeda.am’ de yer alan habere göre , ABD ve Avrupa Suriye’ ye karşı yaptırımlar uygulayacak. ABD’ nin BM Büyükelçisi Nikki Haley’ in verdiği bilgiye göre , ABD, kimyasal gaz kullandıklarını kınayarak Suriye Hükümetine ve yetkililerine yaptırım uygulamaları için Avrupalı ortaklarını ikna etmeye çalışıyor. Haley’ in bildirdiğine göre, kimyasal gaz kullanımı ile ilgili kişi ve şirketlerin listesi çıkarılmış durumda. Bu konuda BM’ de yapılan toplantıda, Rusya ve Çin yaptırım kararı önerisini veto ettiler….

    2. Massispost.com ve Ermeni Radyosu web sitesinde yer alan habere göre, Sosyal Demokrat Hınçak Partisi’ nin Nazarpek Gençlik Derneği, Azeri yetkililerinin Hocalı Katliamını anmak üzere 26 Şubat’ ta Paris’ te yaptıkları müzikli gösteriyi protesto ettiler. Benzer protestoların ABD’ de de yapıldığı Ermeni basınında yer almıştı.

    3. Aşağıda belirtilen linklerde, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serzh Sargsyan ve AB Dış İşleri ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Yardımcısı Bn. Federica Mogherini’ nin Brüksel’ de görüştükleri haberi yer alıyor. Görüşmede şu konuların gündeme geldiği belirtiliyor: AB – Ermenistan ilişkilerinin geliştirilmesi müzakere edildi. Sargsyan, Azeri provokasyonları ve Bakû’ nun yıkıcı politika izlediği iddiasında bulundu. Sargsyan, Mrs. Mogherini’ nin sorusu üzerine parlamento seçimleri ile ilgili bilgi vererek AB’ nin seçimlerin yapılmasına ilişkin yardımları için teşekkür etti…Toplantıda Dağlık Karabağ barış süreci, mevcut problemler ve endişeler de gündeme getirildi.

    4. .Aina.org’ da yer alan haberin başlığı : “ Irak’ ta Parçalanma.” Haberin Özeti ; “ Berlin’ in desteğini alan Kürtçe konuşan Kuzey Irak’ taki bölgesel hükümet ülkeden ayrılma ve kendi devletlerini kurma çağrısı yapıyor. Mesud Barzani, ayrılış için referandumun Kürdistan halkına Tanrı’ nın verdiği tabii bir hak olduğunu ilan ediyor. Münih’ teki Güvenlik Konferansı sırasında Barzani, kurmayı planladıkları devlet içinde Türkiye ve Suriye’ de Kürtçe konuşulan bölgelerin özellikle yer almayacağını söyledi….

    5. Ermeni Radyosu web sitesinde yer allan habere göre , ABD Temsilciler Meclisi üyesi Jamie Raskin Ermeni Meseleleri Kongre Gurubuna katılmayı taahhüt etti. Amerika Ermeni Asamblesi ve bazı Amerikalı Ermeniler Raskin’ i kutlayarak birlikte çalışmaktan mutlu olacaklarını bildirdiler. Kongre Ermeni Gurubu 1995 yılında Ermenistan – ABD ilişkilerini devam ettirmek ve kuvvetlendirmek üzere kurulan resmi olmayan bir kuruluştur.

    6. Armenpress’ te yer alan habere göre, Ermenistan Sanayi üretimi , Ocak 2016 ‘ ya göre Ocak 2017’ de % 12,2 arttı.

    7. Armenpress’ te yer alan habere göre, Erdoğan, Ekonomik İşbirliği Kuruluşunun İslamabad’ daki 13 üncü Zirvesinde Ermeni karşıtı ifadelerde bulundu. Erdoğan, Kuruluşun bütün oturumlarında Dağlık Karabağ anlaşmazlığının görüşülmesini talep ederek Ermenistan kuvvetlerini işgalci olarak tanımladı….

    8. Armenpress’ te yer alan habere göre, Avrupa Entegrasyon Başkanı Karen Bekaryan ile bir söyleşi yapılarak Sargsyan’ ın iki günlük ziyareti ile ilgili görüşleri alındı. Bekaryan, AB – Ermenistan arasındaki yeni anlaşmaya karşı herhangi bir engel olmadığını bildirdi.

    9. Armenpress.com ve Asbarez.com daha önceki mesajlarımızda bildirdiğimiz gibi, Elton John’ un düzenlediği bir galada Ermeni <sözde> soykırımını anlattığı iddia edilen “Söz” filmini takdim etti. Gala’ da, AIDS’ e son vermek amacıyla dünya çapında yapılacak çalışmaları desteklemek üzere 7 milyon dolar bağış toplandı….
    http://www.armenpress.am/eng/news/880710/sir-elton-john-introduces-armenian-genocide-themed-“the-promise”-at-gala-evening.html

    10. Agos Gazetesindeki habere göre , “AYM, Garo Paylan’ın iptal başvurusunu reddetti.” Haberden bazı alıntılar : “ AYM, HDP Milletvekili Garo Paylan’ın kullandığı soykırım ifadesi nedeniyle TBMM’den üç birleşim boyunca çıkarılma ve sözlerinin tutanaktan kaldırılmasına dair kararın iptal talebini reddetti. HDP Milletvekili Garo Paylan, 13 Ocak günü Meclis’te anayasa görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada soykırım ifadesi geçmesi nedeniyle Meclis Başkanı tarafından engellenmiş, soykırım kelimesi tutanaktan silinmiş ve Paylan üç birleşim cezası almıştı. Milletvekili Paylan, “Meclis dokunulmazlığının ihlali ve ifade özgürlüğünün ortadan kaldırıldığı” gerekçesiyle cezayı Anayasa Mahkemesi’ne taşımış ve iptalini talep etmişti……
    Anayasa Mahkemesi (AYM), bugün Resmi Gazete’de yayımlanan kararında HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın kullandığı soykırım ifadesi nedeniyle TBMM’den üç birleşim boyunca çıkarılma ve sözlerinin tutanaktan kaldırılmasına dair kararın iptal talebini Anayasa’nın 85. Maddesi uyarınca oybirliği ile reddetti…..”

  • TÜRKİYE GENÇLİK BİRLİĞİ

    TÜRKİYE GENÇLİK BİRLİĞİ

    From: Nuray Kaya [[email protected]]

    Türkiye Büyük Gençlik Meclisini Topluyoruz!

    TGB olarak birinci Meclis önünden halk oylaması sürecinde yürüteceğimiz çalışma planını ilan ettik.

    Meclisi işlevsizleştirerek rejimi değiştiren başkanlık anayasasına karşı 2 Nisan 2017’de Ankara Ticaret Odası Kongre Merkezi’nde Türkiye Büyük Gençlik Meclisi’ni topluyoruz.

    Türkiye Gençlik Birliği, beş yüzü aşkın gencin katılımıyla Birinci Meclis önünde basın açıklaması düzenledi. TGB’liler her siyasi görüşten gençlere çağrı yaparak onları Türkiye Büyük Gençlik Meclisi’ne katılmaya ve Türkiye’nin öncelikli sorunlarını tartışmaya davet etti.

    Genel Başkanımız Çağdaş Cengiz; ‘‘Hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun, hangi siyasi partiye oy verirse versin, Türk Gençliği vatanseverdir. Millet Meclisi’nin iradesine ket vurulmasına göz yummaz. İlk Meclisimizden beri temel yasamız olan milli egemenliğin zaafa uğratılmasına karşı gençliği birleşmeye davet ediyoruz. Türkiye Gençlik Birliği olarak Ankara’da 2 Nisan 2017 Pazar günü Türkiye Büyük Gençlik Meclisi’ni toplayacağız. Türkiye’nin dört bir yanından binlerce genç Ankara’da olacağız. Hep beraber İlk Meclis İradesi’ni çiğnetmeyeceğimizi haykıralım.’’ dedi.

    İşte açıklamanın tam metni şöyle:

    ‘‘Değerli basın emekçileri,

    Sizleri ve sizler aracılığıyla Türk Milleti’ni, İlk Meclis’in 1920 iradesiyle selamlıyoruz. Hâkimiyeti, emperyalizmin uşağı saltanat sahiplerinden alan Genç Meclis’in cesaretiyle bir aradayız. İstiklal Savaşını yöneten Gazi Meclis’in kararlılığıyla sesleniyoruz: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!
    O egemenliğe göz koyanlar, bugün fiili başkanlık sistemini getirecek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni dayatıyorlar. Amerikan destekli bölücü ve yobaz terörüne, PKK, FETÖ ve IŞİD’e karşı tek yürek olmuşken Türk Milleti’ni kamplaştıran bu dayatma sonuçsuz kalacaktır. Gençlik, İlk Meclis’in şehit ve gazilerimizin ödediği bedelle millete kazandırdığı egemenliğe el uzatılmasına müsaade etmeyecektir.

    16 Nisan 2017 günü gerçekleşecek halk oylamasıyla meclisi etkisiz ve yetkisiz kılan, yasama, yürütme ve yargı yetkilerini Cumhurbaşkanlığı’nda toplayan bir anayasa değişikliği önümüze gelecek. Bu dayatma milleti evet ve hayır kamplaşmasına sokuyor.

    ÇÖZÜM: MİLLİ BİRLİK

    Türkiye, Amerika’nın ve güdümündeki PKK’nın, FETÖ’nün, IŞİD’in üzerine yürüyen Mehmetçiğin ve polisin arkasında saf tutmuş. Ekonomik krizin yarattığı bunalıma karşı milletçe çözüm bekliyoruz. Türk Milleti, çözümün birincil koşulunun milli birlik olduğu gerçeğinin farkında. Bu birlik ruhunun yarattığı olanağı görmeyen sorumsuz anlayış, Türkiye’yi hiç de ihtiyaç duymadığı bir kamplaşmaya sokuyor.

    İLK MECLİS ÖNÜNDEN HAYIR ÇAĞRISI

    Defalarca dile getirdiğimiz bu gerçeklere gözlerini kapayanlara karşı biz, milletimizin iradesine güveniyoruz. 16 Nisan 2017 günü milletimizi sandığa gitmeye ve hayır oyu vermeye çağırıyoruz.
    Türk milleti okula gönderdiği kızına, cepheye yolladığı oğluna her zaman “Vatana millete hayırlı olun” der.

    Milletimiz bizden ne ister biliyoruz, vatan bizden ne bekler biliyoruz.
    Bu yüzden hayır diyoruz.

    Bu yüzden milletin iradesini vurguluyoruz ve Türk Gençliği’ni hiçbir ayrım yapmadan birleşmeye çağırıyoruz. İlk Meclis önünden sesleniyoruz: Vatan senden hayır bekler.

    ÖNCE BİRLİK VE BÜTÜNLÜK

    Hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun, hangi siyasi partiye oy verirse versin, Türk Gençliği vatanseverdir. Millet Meclisi’nin iradesine ket vurulmasına göz yummaz. İlk Meclisimizden beri temel yasamız olan milli egemenliğin zaafa uğratılmasına karşı gençliği birleşmeye davet ediyoruz.

    Türkiye Gençlik Birliği olarak Ankara’da 2 Nisan 2017 Pazar günü Türkiye Büyük Gençlik Meclisi’ni toplayacağız. Türkiye’nin dört bir yanından binlerce genç Ankara’da olacağız.

    Hayır diyen de Evet diyen de bu milletin evladıdır ve vatanseverliklerinden şüphe duymuyoruz. Bütün gençliği Türkiye Büyük Gençlik Meclisi’ne davet ediyoruz. Hep birlikte tartışalım. Türkiye terör ve ekonomik krizden nasıl kurtulur? Ortaklaştığımız noktalar nettir.

    Önce Teröre Karşı Mücadele diyelim.
    Önce İkinci İstiklal Savaşı diyelim.
    Önce Milletin Huzuru ve Güvenliği
    Önce Gençliğe İş ve Gelecek.
    Önce Geçim ve refah.
    Önce Birlik ve Bütünlük diyelim.
    Hep beraber İlk Meclis İradesi’ni çiğnetmeyeceğimizi haykıralım.
    O iradede birleşelim:
    Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir! ‘’

    tgb.gen.tr

    Türkiye’nin her üniversitesinde her lisesinde halk oylamasında HAYIR’ın zafer kazanması için canla başla mücadele etmeye devam ediyor ve çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. 2 Nisan’da gerçekleşecek Büyük Gençlik Meclisi Buluşmasını 5.000 kişilik Ankara Ticaret Odası Kongre Merkezi’nde gerçekleştireceğiz. Etkinlikte her siyasi görüşten parti, gençlik kuruluşu ve kitle örgütlerinin katılımı ile içinde bulunduğumuz süreci değerlendirecek ve tartışacağız. Bu etkinlik Türkiye’de halk oylaması çalışmaları kapsamında yapılacak olan en büyük etkinlik olma hedefi ile HAYIR cephesini kuvvetlendirecek.

    Mustafa Kemal ve tüm silah arkadaşlarının cumhuriyeti ilan ettiği yerden Birinci Meclis önünden yaptığımız çağrı ile bir kez daha cumhuriyet devrimlerinin yılmaz bekçileri olduğumuzu haykırıyoruz.

    Omuz Omuza vererek sizlerin de destekleri ile tarihe geçecek bir eyleme daha imza atacağız.

    Saygılarımla

    …………………………………………………………………………………..

    NURAY KAYA

    TGB GYK ÜYESİ

    TGB İSTANBUL İL YÖNETİM KURULU ÜYESİ

    0541 800 7009

  • Gülen Kanada’ya Kaçacak

    Gülen Kanada’ya Kaçacak

    15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra FETÖ elebaşı Gülen’in “hareketliliği” izlenirken Kanada seçeneğine dair somut bulgulara ulaşıldı.

    Türkiye’nin ABD’ye gönderdiği belgeler arasında Kanada’da alınan arazinin tapu kayıtları gibi kritik belgeler de var. Gülen’in gidebileceği ülkeler arasında Mısır ve Güney Afrika’nın yanında Kanada’nın adı da geçiyor. Türkiye’yle Kanada arasında ABD ve diğer ülkelere benzer bir somut suçların iadesi sözleşmesi yok.

  • Yasadışı Yaşayan Türkler Tedirgin

    Yasadışı Yaşayan Türkler Tedirgin

    Başkan Donald Trump’ın uygulamaya koyduğu politikalar ABD’de yasadışı yaşayan çok sayıda Türk vatandaşını tedirgin ediyor.

    ABD’de kaç Türk vatandaşının yasadışı olduğuyla ilgili resmi bir rakam bulunmuyor ancak yüz binden fazla olarak tahmin ediliyor.

    ABD’de yaşayan Türk nüfusun yarısı New York, New Jersey ve Connecticut eyaletlerinde yaşıyor. New Jersey eyaletinin Paterson ve Clifton kentlerinin yer aldığı bölgede resmi rakkamlara göre Türk sayısı oldukça düşük olsa da bu iki kent ve bölgede 40-50 bin arasında Türk nüfusun yaşadığı tahmin ediliyor.

    Paterson’un bazı semtlerinde ağırlıklı olarak Türkler yaşıyor. Küçük bir Anadolu kasabasının caddelerine andıran bu bölgede çok sayıda Türk işletmesi ve esnafı bulunuyor.

    İsminin açıklanmasını istemeyen bir Türk, “Her gün bir yeri bastılar, onu aldılar, bunu aldılar diye duyuyoruz. Endişeli ve tedirginiz. Bize ne zaman sıra gelecek diye korkuyoruz” dedi.

    Yine yasadışı durumda olan bir başka Türk de durumu şöyle anlatıyor: “Burada yaşayan kağıtlı, kağıtsız her Türk son yaşananlardan sonra büyük endişe yaşıyor. Green Cardı olan bile korkuyor artık” ifadelerini kullandı.

    Yasadışı olarak yaklaşık 19 yıldır aynı yerde yaşayan bir Türk çift ise durumlarını şöyle anlatıyor: “Çocuklarımız burada doğdu. Amerikan vatandaşı olmaları nedeniyle bizim için Green Card başvurusu yapmaları için yasal zamanının geçmesini bekliyorduk. Bunca yıl burada kaçak kalıp Türkiye’ye gidemedik. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Son gelişmelerin ardından endişeliyiz. Umudumuzu neredeyse kaybetmek üzereyiz” diyorlar.

  • Korumalı: Rus büyükelçi suikastinden 3 gün önce yazılan yazı

    Korumalı: Rus büyükelçi suikastinden 3 gün önce yazılan yazı

    Dikkat

    Yasaklanan, sansürlenen, hakkında bazı ülke yasalarına göre soruşturma açılan ve herkese açık olmasının propaganda niteliği taşıması ihtimali olan içerikler genel izleyiciye açık değildir. Sadece üyelerimiz içindir. Üyelik ücretsizdir ve dilediğiniz zaman ayrılabilirsiniz. Üyeler:

    • Bulundukları ülkenin kanunlarına uygun içerikleri görebilir
    • Yönetime katılabilir
    • Oy verebilir
    • Diğerleri ile arkadaş olabilirler

    Üye olmak için lütfen buraya tıklayın

    Üyeliğiniz onaylandıktan sonra devam edebilirsiniz


  • Ankara’da kimyasal alarm

    Ankara’da kimyasal alarm

    Ankara’da yıkımı yapılan Havagazı Fabrikası çevresinde yüzde 40’a kadar kansorejen amphibole tespit edildi.

    Mimarlar odası Ankara şubesi bölgenin acilen karantinaya alınarak, asbest arındırma ve temizlenme işlemlerinin yapılması gerektiğini bildirdi. Bölgedeki okulların ve işyerlerinin tatil edilmesi istendi.

    Çağrılara kulak asmayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in TCK’nin 181-182 maddelerinden insanların hayatına kast etmekten yargılanması için raporların mahkemelere sunularak suç duyurusunda bulunulacağı bildirildi.

    Asbestin tüm Ankara’ya yayılabileceği belirtiliyor.

  • “HAYIR” Decez Gari…

    “HAYIR” Decez Gari…

    ?

    AKP’lilerin kışkırtıcı, düşmanlık ve korku dolu propagandaları, bu kez geri tepti… Halk düşmanca propagandalara cesaretle, umutla, sevgiyle, halaylarla karşılık veriyor…

    Hele hele, din sömürüsünün ve mağduriyet edebiyatının eskisi kadar etkili olmaması, güç yitirmeye başlaması onları iyice şaşırttı…

    AKP, çatışmalı, patırtılı gürültülü bir seçim ortamı yaratıp halkı karşı karşıya getirmek ve bu ortamdan yararlanmak, nemalanmak istiyordu… Hatta bazı yetkili kişiler silahlanma çağrıları bile yaptılar…

    Ama başaramadılar…

    Halk, şimdi, Şili’de olduğu gibi sazlı sözlü, çalgılı çengili, konusu UMUT VE MUTLULUK olan bir referandum propagandası yürütüyor ve “HAYIR” diyor…

    “EVET” oyları düşmeye, HAYIR oyları yükselmeye devam ediyor… Bu yüzden AKP perişan, sudan çıkmış balık gibi… Ne yapacağını şaşırmış durumda…

    Çok büyük yanlışlar yapıyor… PKK’lılara yardım ve destek verdiği artık herkesçe bilinen Barzani’nin Kürdistan bayrağını şanlı Türk bayrağının yanına koyuyor ve Bu sergilemenin MHP tabanında tepki toplayacağını, giderek “Evet” oylarının “HAYIR”a dönüşeceğini bile hesap edemiyor…

    “Evetçi” bazı troller ise daha şaşkın… Yalpalıyorlar… Makaleme başlık olarak aldığım, “HAYIR” decez gari” videosunu“Sansürlenmemiş şiddet içeren video” sınıfına sokup, izlenmesini engellemek istemişler… Duvarıma bakınca göreceksiniz… Çünkü bu klip, sosyal medyayı sallayan ve hızla yayılan çok etkili bir video… Etki alanından korktular…

    YANİ ŞUNU DEMEK İSTİYORUM:

    AKP’liler, “Başkanlık Sistemi”ni ülkemize yerleştirip,  Binbir Gece Masallarını andıran saltanat günlerini sürekli hale getirebilmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

    AKP’nin AK trolleri ve iktidar olanaklarından otlanan iş adamları, AKP’nin gönüllü fedaileri gibi çalışıyorlar…

    Oluk oluk para akıyor.

    Ne ararsan var seçim kampanyalarında derde devadan gayrı…

    Yalan-dolan, hile -hurda, kaset, tertip, din sömürüsü, bel altı siyaseti, baskı, küfür, biber gazı, cop, gözdağı, korku… Yangın…

    Seçim kampanyalarında ülkeyi parçalama, bölme, eyalet sistemi var. Bir zamanlar Türkiye Cumhuriyetine kabadayılık yapıp, kafa tutan Barzani ve Kürdistan övgüsü var…

    Seçim kampanyalarında “yeni anayasa” oluşumu, federatif devlet var.

    Ama gerçek yok… Eskilerin deyişi ile “hakikat” yok…

    Bayrak yok. Türk yok. Birlik, bütünlük ve ulus devlet yok. Ulusal ekonomi yok. Tam bağımsızlık yok. Yağmalanan ormanlar, sular, topraklar, doğa, çevre yok…

    Halk yok. Halkın perişan hali yok…

    Bugünkü Türkiye’nin acınası durumu, dibe vurmuş ekonomisi yok…

    6 aylık iş için müracaat ederek, kuyruklarda bekleyen, birbirini ezen binlerce işsiz vatandaş, açlık sınırının altında yaşayan milyonlar, kepenk kapatan esnaf, yabancı diyarlardan gelen şehitler yok…

    Bugün 1 litre benzinin fiyatı 5 lira 30 kuruş…  Oysa aynı benzin 2002’de 1 lira 66 kuruştu…

    1 kilo dana etinin fiyatı 8 lira idi şimdi 35 lira…

    Vatandaşın bankalara borcu 2002 yılında 6,5 milyar TL idi, bugün 382 milyar…

    Kredi kartı borçları 4,3 milyar TL’den 76,5 milyar TL’ye, tüketici kredisi borçları 2,3 milyar TL’den 305,4 milyar TL’ye çıktı. (SÖZCÜ, 8 Mart 2016)

    Ama gelecekte, Başkanlık Türkiye’sinde bu durum çok daha vahim bir durum alacaktır…

    Çünkü hak – hukuk arama, protesto, direniş tarihe karışacak; uygulamalar, yönetim, yasalar “TEK ADAM”ın iki dudağının arasından çıkacak yönlendirmelerle gerçekleşecektir…

    Parlamento, milletvekilleri, bakanlar, sivil toplum örgütleri göstermelik olacaktır…

    Bu korkunç düzenden çıkışımızın çözümünü, anahtarını ise bize, yine, yüce önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk vermiştir ve demiştir ki:

    “Vatanın bütünlüğü tehlikededir. Ancak bu tehlikeden milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır…”

    Yani işin özeti, halk deyişi ile, sağ – sol, parti – marti, sendika – mendika, dernek – mernek demeden, ulusal cephede birleşip bütünleşeceğiz ve hep birlikte:

    “HAYIR” decez gari…

    Türkiye’nin tapusunu TEK ADAMA vermeyeceez…

  • TRUMP’IN  ANTİ- TERÖR PLANI VE TÜRKİYE

    TRUMP’IN ANTİ- TERÖR PLANI VE TÜRKİYE

    28 Şubat’ta ABD Başkanı D.Trump, Savunma Bakanı J.Mattis’ten dünyanın dört bir yanında İslamcı terör ideolojisini ve İŞİD’i yenmek üzere yeni bir plan ve teröre karşı beraber savaşacakları yeni koalisyon ortaklarının belirlenmesini istedi.
    Rusya’nın da bu listenin başında olmasını beklediğini açıkça belirtti.
    Pentagon, dün Beyaz Saray’da “IŞİD’i hızla yenmek” için hazırlanan planın ilk sunumunu yaptı.
    *
    Planın detaylarının sır olduğu açıklandı.
    Ancak planın, IŞİD’i yenmenin ne anlama geldiğini tanımladığı ve örgütün ‘hızlı’ bir yenilgiye nasıl uğratılacağını öngördüğü açıktır.
    Eğer Ortadoğu Sorunu iyi analiz edilebilirse,örgütün hızlı bir yenilgiye uğratılmasının uzun ve kısa vade olmak üzere iki aşamada kurgulandığı anlaşılacaktır.

    *

    Dünyanın dört bir yanında İslamcı terörün alt edilmesi için uzun vadede atılacak hamleler aşağıdaki unsurlardan oluşuyor.
    Teorik olarak ABD ve Rusya, İŞİD’e karşı savaşta aynı tarafta yer almaktadır.
    Başkan Trump, teröre karşı beraber savaşacakları yeni koalisyon ortaklarının belirlenmesinde Rusya’nın listenin başında olmasını istiyor.
    Ancak ABD’nin bazı kuralları da bulunuyor…

    *
    1-ABD; Rusya ile taktiksel, operasyonel ve stratejik farklıkları olduğunu, ortak hedefler paylaşmadığını düşünüyor.
    ABD’ye göre Rusya’nın Suriye’de oluşunun nedeni bölgedeki terör grubunu ortadan kaldırmaktan çok Beşar Esad’ı ve diğer ABD karşıtlarını güçlendirmek düşüncesidir.
    2-ABD; Rusya’nın terörle mücadele taktiklerini dışlıyor.
    Rusya’nin mücadele taktiğinde tek kuralın savaş sırasında terörist ve yanlılarını nasıl olursa olsun yenilgiye uğratmak olduğunu,
    Bu taktiğin kapsamında sivil kayıplar kavramının bulunmadığını düşünüyor…
    3-ABD; Rusya’nın doğrudan İŞİD ile savaşmadığını, aslında İŞİD’in Esad’a yönelik tehditlerini ortadan kaldırmak: Irak’ta istikrarı bozmak: ABD’nin gücünün zayıfladığını göstermek: İran’ı bölgede serbest bırakmak: Bölgedeki tutumunu pekiştirmeyi amaçladığını öngörüyor.
    4- Rusya terörizmle mücadele görüntüsü altında Suriye ve İran güçlerine ek olarak Irak ve Türk kuvvetleri ile koordineli olarak,
    Hizbullah terör örgütünü ve İran Kudüs Gücünü kendi savaş koalisyonu içinde meşrulaştırmanın çabasındadır,deniliyor.
    5- ABD demokratik değerlere verdiği teşvikleri Rusya’nın terörizm nedeni olarak görmesinden rahatsızdır.
    6- ABD’ye göre Rusya’nın son on yıldaki stratejisi NATO’nun ortadan kaldırılması: Transatlantik ortaklığın değerlerinin aşılması: Amerikan gücüne meydan okumaya dayanmaktadır.
    7- Bu yüzden ABD; Rusya’ya bir defaya mahsus verilecek ödünü dahi fazla görüyor, bunun stratejik faydası olmayacağına inanıyor.

    *

    Diğer taraftan;
    1- 16 Kasım 2016’da ABD Temsilciler Meclisi, 2 Aralık’ta ise Senato “İran Yaptırımlar Yasası”nın 10 yıl daha uzatılması kararı almıştır.
    2- Bu paralelde İsrail güvenliği için Rusya ile stratejik bir ittifak dizayn etmiş,
    Böylece Rusya’nın Suriye’deki etkisini ve ittifakın içeriğini İran’a karşı kullanmanın yolunu oluşturmayı öngörmüştür…
    3- Ama İsrail esas olarak Rusya’nın İran ile ittifakını ve Suriye için bölgede bulunmasını güvenliğine aykırı bulmaktadır.
    İşte İstihbarat servisleri Rusya’nın İran’a uranyum cevheri gönderdiğini tesbit etmiştir ki;
    Bu sevkiyatla, İran’ın isterse birkaç hafta içinde nükleer bombalar üretebileceği düşünülüyor…
    4- İsrail’e göre Rusya ile İran; Suriye’nin bölünmesi üzerinde zımni bir anlaşma içindedir.
    Bölünme, İran’ın bölünen parçayı kontrol altına alacağı süreye kadar devam edecektir…
    Sonra Rusya, Sünnilerini parçalayarak Suriye’de kazandığı parçayı da İran’a verecektir.
    5- Böylece, İran dünya petrol arzının yarısına ve zengin nükleer kapasiteye sahip olurken,
    6- İran Suriye’si Arap dünyasının merkez üssü olacaktır.
    7- Rusya ise Doğu Akdeniz enerji denklemindeki yerini alarak hidrokarbon piyasalarında liderliğini sürdürebilecektir…

    Kısaca, İŞİD terörüyle mücadelede ABD ile Rusya’nın  her noktada aynı potada olması ihtimal dışıdır.
    *
    Bugün bütün ülkeler, R.T. Erdoğan’ın kendisine ait bir İslam-Türk İmparatorluğu kurma stratejisini sürdürdüğünü,
    O yüzden esasen Ortadoğu’da ABD’nin vekil güçleri olan İslami Cihad örgütlerini görevleri dışında kullandığını biliyor.
    Bu noktada ABD’nin bakış açısıyla sorun, vazgeçilmez bölgesel müttefik olan Türkiye değil, küresel cihatçı hareketi örgütleyen ve onlara ideoloji aşılayan Erdoğan’dır.
    Nitekim Erdoğan, İslamcı Cihat terör örgütlerinin dayandığı ideolojinin siyasi lideri olarak tanımlanıyor.
    Üstelik Erdoğan, ülkesi bir NATO üyesi olmasına rağmen Rusya ile yakınlaşmıştır.
    Erdoğan’ın bugünün konjonktörünün de sunduğu imkanlar çerçevesinde kısa vadede yenilmesi gerekiyor…
    *

    Erdoğan Türkiye’si;
    1- Rusya ile yaptığı anlaşmayla desteklediği çeteleri Halep’ten çekmiş, karşılığında El Bab’a yüklenmiştir.
    2- Üç ay boyunca İŞİD unsurları El Bab’ta, TSK ve desteklediği Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) direnmiş ve ağır kayıplar verdirmiştir.
    3- Birdenbire İŞİD; belki Musul’da konsoloslukta çalışanların serbest kalmaları ya da  Cerablus’un IŞİD’den alınması sırasında olduğu gibi “bir anlaşma” ile El Bab’tan çekilmiş, kenti TSK ve ÖSO’ya bırakmıştır.
    4- Bu sırada Suriye Arap Cumhuriyeti Ordusu El Bab’a yaklaşmış, TSK ile neredeyse gögüs göğüse bir vaziyete konuşlanmış;
    TSK’nın Menbic’e yürüyüşü yolunu da kesmiştir…
    5- Suriye Ordusu, bir taraftan da El Bab’ın güneydoğusu yönünde ilerleyişini sürdürmüş, bu kez TSK’nın Rakka ve Halep yolunu tıkamıştır.
    6- Şimdi El Bab’ta Suriye Ordusu ile TSK’nın himayesinde ÖSO grupları arasında yer yer çatışmalar olduğu bilgileri alınıyor.
    7- TSK; El Bab’ta tıkanmıştır, ne Minbic ne Rakka istikametine yürüyemez konumdadır.
    Yürüyeceği bütün alanlar Kürtler ve Suriye Ordusu tarafından tutuludur.
    Üstelik ABD,TSK Kürtlere saldırmasın diye Menbıc’te bir üs kurmuştur.
    8- TSK’nın Rakka’ya yürüyebilmesi için son alternatif Akçakale-Rakka istikametidir.
    TSK Akçakale’den önünde Mesud Barzani peşmergeleriyle, üstelik Suriyeli Kürtlerle savaşa-savaşa Rakka’ya yüreyecektir!
    Bu “denize düşen yılana sarılır” metodu olup, olmayacak duaya amin demektir.
    Doğrusu bütün alternatiflerde TSK’nın ya uzun süreli ve kanlı bir savaşı göze alması ya da geri dönmesinden başka yolu kalmamıştır.
    Geriye döndüğünde ise bunca boşuna macerayı Türk halkına anlatacak gerekçesi yoktur.
    Bu TSK’nın bekası noktasında düştüğü çaresizliktir ve Karargâh asıl bundan rahatsızdır….

    *
    Şimdi Suriye Hükümeti, “Türk ordusu çatışma yaşayabileceğimiz bir mesafeye geldi. Türk ordusu ile çatışmak istemiyoruz. Dileğimiz siyasi diyalog yolu ile geri çekilmeleridir” açıklaması yapıyor.
    Sonra TSK ve ÖSO gruplarının El Bab’a kadar işgalini derinleştirmesine onay veren Rusya’ya çağrıda bulunarak “Türk ordusunu çekilmeye ikna edin” diyor…

    *
    Suriye ordusu ÖSO grupları ile 5 yıldır savaşıyor.
    Suriye ordusunun El Bab’da kalan TSK ve ÖSO gruplarına saldırılar başlatmayacağının garantisi bulunmuyor.
    TSK’nın da Suriye ordusu ile bir çatışmaya girip-girmeyeceği belirsizdir.
    Bağımsız Suriye devletinin topraklarında hiçbir hukuki meşruiyeti olmayan TSK’ın El Bab’da, Suriye Ordusu ile bir çatışmaya girmesi uluslararası ve bölgesel güçlerin içinde yer alacağı bir savaşı başlatma potansiyeli taşıyor.
    Bu yüzden Rusya’nın TSK’yı hem uluslararası alanda hem bölgede sıkıştırması, işgalci duruma düşürerek tüm alanlardan çıkmasını sağlaması gerekiyor…

    *
    Bir çatışma,Türkiye’de referandumun yapılmaması demektir…
    Kamuoyu anket sonuçları referandumdan büyük bir farkla ‘Hayır’ çıkacağını gösteriyor.
    Bu durumda Erdoğan’ın, Türkiye’yi savaşa sokarak kazanamayacağı bir referandumun yapılmaması yoluna gitmesi de sonucu değiştirmeyecektir.
    El Bab’ta sıkışmışlık, referandum için çökmekte olan hayaller Erdoğan’ın yenilmekte olduğunu gösteriyor.
    Bu sonuc, Başkan Trump’a sunulan İslamcı Cihad ideolojisi ve terörüyle mücadele stratejisinin “kısa vade” faslıdır…

    *
    Başkan Trump, ABD’nin kötü kabul ettiği bir seçenek yerine daha mantıklı olan geleneksel görevine geri dönecektir.
    Bu ABD’nin İslamcı terör ideolojisini ve İŞİD’i yenmek üzere tarihin en başarılı askeri ittifakı olan NATO’nun ortak taktik, operasyonel ve stratejik hedefleri çatısı altında mevcut üyeleriyle müşterek çalışacağı anlamına geliyor ve ilgili stratejinin “uzun vade” faslını oluşturuyor.

    *
    Beyimizin Türkiye’yi daha çok abondone etmemesi için “Hayır!”

    2.3.2017

  • Hulusi Akar’ın bilinmeyen hikayesi

    Hulusi Akar’ın bilinmeyen hikayesi

    15 temmuz Darbe girişiminden 14 ay önce TSK’daki Cemaat örgütlenmesini yazan ve genelkurmay tarafından mahkemeye verilen Yavuz Selim Demirağ “İmamların Öcü – Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Cemaat Yapılanması isimli kitabında Orgeneral Hulusi Akar’ın bilinmeyen hikayesini yazmış.

    Kitap yayınlandığında henüz genelkurmay başkanı olmayan Hulusi Akar, aynı zamanda kitabın yazarı Demirağ’ın uzaktan akrabası.

    Kitapdan bazı bölümler şöyle :

    TSK’daki paralel devlet yapılanmasındaki araştırmaların çoğunluğunda yollar Hulusi Akar’ın kavşağında birleşiyor.

    Su uyur, Hulusi Akar

    Akar, Harbiye’de öğrencilerin sosyal etkinliklerini ve özel hayatlarını mercek altına almıştı. Askeri okulların kültüründe en büyük suç sayılan ‘ispiyonculuk’ neredeyse teşvik edilir hale geldi. Akar öylesine ‘seri’ çalışıyordu ki öğrenciler aralarında ‘Su uyur, Hulusi Akar’ diye şakalaşıyorlardı

    Harp Okulu’nda Öğrenci Alay Komutanlığı son derece stratejik bir görevdir. 1981 mezunu olan Sadık Üstün Albay beklendiği gibi generalliğe terfi edemedi. Bu durumun sorumlusu olarak Yaşar Büyükanıt, Ergin Saygun ve İlker Başbuğ’u gördüğü bilinen Sadık Albay, emekli olmasına rağmen Hulusi Akar ile irtibatını hiç koparmadı. Akar’ın Hasdal Askeri Cezaevi’nin de sorumluluk alanında bulunduğu 3. Kolordu Komutanlığı sırasında emekli Albay Sadık, Kolordu karargâhında saatlerce Akar ile bir araya geliyordu. Kapalı kapılar ardında nelerin konuşulduğu elbette bilinmiyor ama bir korgeneralin makamında emekli bir albayla saatlerce sık sık görüşmesinin teamüllere uygun olduğunu söylemek mümkün değil. Sadık Üstün gibi Kara Harp Okulu’nda Öğrenci Alay Komutanlığı yapıp da generalliğe terfi etmeyen bir albay yoktur. Hilmi Özkök de benim Harp Okulu Alay Komutanım idi ve general olacağını öğrenci olarak biz bile bilirdik. Üstün için devre arkadaşları olan 1981’liler, ‘Halen imamların peşindedir’ diyor.

    AKAR’IN DÖNEMİNDE ALEVİ OLDUKLARI İÇİN ELENDİLER

    Sözleşmeli subaylar Harp Okulu yerine sivil üniversiteleri bitiren çeşitli mesleklerdeki personelden oluşur. Yazılı ve mülakat sınavlarından sonra kabul edilerek eğitimden geçirilirler. Akar’ın komutanlığındaki sınavlarda birçok sözleşmeli subayın yazılı sınavları geçtikleri halde mülakatlarda ‘Alevi oldukları gerekçesiyle’ elendiklerini de belirteyim

    AKAR’IN YANINA ATANAN İMAM HATİPLİ KİM

    Ahmet Erdoğan 1986 yılında Tokat İmam Hatip Okulu’ndan sivil liseye geçti. Daha sonra askeri liseye giren Erdoğan, Harp Okulu’ndan 1994 yılında mezun olup akademiyi bitirdiği yıl, 3. Kolordu Komutanı Hulusi Akar’ın ‘icra subayı’ olarak görevlendirildi. ‘İcra subaylığı’ bir nevi ‘özel kalem’ ya da ’emir subaylığı’ niteliğindedir. Komutanın bütün irtibatlarını ayarlayan Ahmet Erdoğan’ın akademiden yeni mezun olmuş bir kurmay subay olmasına rağmen buraya atanması hakikaten ilginçtir. Teamüllere göre akademiden yeni mezun subay kıtada ‘tabur komutanlığına’ tayin edilir, yani araziye çıkar. Oysa Erdoğan, nokta tayiniyle Akar’ın yanı başında görevlendirilmiştir.

  • Turizmdeki “kara delik” büyüyor…

    Turizmdeki “kara delik” büyüyor…

    Turizmciler içinde bulunduğumuz 2017 sezonundan umutluydu. Ancak, bugün bu umutlar yerini karamsarlığa bıraktı. Turizm Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’ye Ocak 2017’de, 2016 Ocak ayına göre yüzde 9.81 oranında daha az turist geldi. Bu rakam önemseniyor. Kaldı ki, ilerleyen aylar içinde bu oranda daha da açık bekleniyor.

    Bunun anlamı da turizm sektöründeki “kara deliğin” büyümekte olmasıdır.
    Turizm 2017’ye 114 bin 859 yabancı turist kaybı ile başladı. Bu rakamlar çok belirleyici olmasa da özellikle Avrupa’dan kayıpların sürdüğü işareti var. Önemli pazarlar olan Almanya’dan yüzde 31, Avusturya’dan yüzde 24, İngiltere’den yüzde 24 kayıp var. Rusya’da bir toparlanma var, 22 binden 40 bine yükselmiş.

    Almanya gibi bir pazarın giderek kaybedilmesi Türk turizmini daha da sıkıntıya sokacak gibi görünüyor.
    Türkiye’nin rakibi olarak görülen Yunanistan, İspanya, İtalya, Fransa gibi ülkelere giden turist sayısındaki artışa bakılacak olursa, adı geçen ülkelere giden turistlerin çoğunun Türkiye’nin elinden kaçırdığı turistler olduğu ifade ediliyor.

    Aynı şekilde Mısır’ı, Fas ve Tunus’u tercih eden Avrupalı turistlerin de yüzlerini Türkiye’ye döndüklerini görmekteyiz.
    Her zaman söylediğimiz ve vurgulamaya çalıştığımız gibi turist gideceği ülkede can ve mal güvenliği arıyor. Huzur ortamını ön planda tutuyor. Türkiye, yıllardır terör ve savaşın ortasında bir Ortadoğu ülkesi olarak tanıtılıyor. BU algıyı bugüne kadar silemedik. Sektördeki en büyük kaybımızın başında ne acıdır ki bu algı geliyor.

    Antalya’nın 2016 yılında yüzde 43’lük (4.7 milyon) turist kaybı yaşadığı belirtiliyor. Ocak-Şubat 2017 rakamlarının da kaybın devam ettiği görülüyor. Ocak ayında Antalya’ya 2016’nın Ocak ayına göre yüzde 8 daha az turist geldi. Şubat ayında kaybın daha da arttığı görülüyor. Şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18’lik bir kayıp ortaya çıkarken, iki aylık ortalama da gerileme yüzde 13 düzeyinde. 2015’e göre kayıp oranı yüzde olarak görülüyor. Geçen yıl turizm krizinin merkezi konumunda olan Antalya’dan 2017 için olumlu sinyallerin gelmemesi sektördeki endişeleri de artırıyor.

    İstanbul gibi dünya kentine gelmekte olan turist sayısındaki azalma ve otellerdeki doluluk oranlarının düşmesi de yaşanmakta olan sıkıntının bir başka göstergesi olarak değerlendiriliyor.
    Turizmde bu kadar sıkıntılı bir dönem geçirmemizin hiç kuşkusuz nedenleri var. Bunlardan en önemlisi Türkiye’deki can ve mal güvenliğinin olmadığı yolunda dışarıda oluşturulan havadır.

    Bizi bu kadar sıkıntıya sokan nedenlerden bir an önce kurtulmamız, sektörü ayağa kaldıracak köklü önlemleri almak durumundayız. Sadece açıklamalarla, içi doldurulamayan boş laflarla sektörü ayağa kaldırmak mümkün değildir.

    Alternatif turizm seçenekleri ortaya konuluyor. Ancak, Türkiye’de oluşan havanın değişmemesi nedeni ile bu alternatif seçeneklerinin de turizmimizi ayağa kaldıramayacağı görüşü içinde olanlar var. “Önce can ve mal güvenliğini ortaya konulacak konuma gelmemiz gerekiyor” deniliyor. “Tanıtım alanındaki eksikliklerimizin giderilmesi önemlidir” vurgusu yapılıyor.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, Türkiye’nin 2017’ye yaklaşık 115 bin yabancı turist kaybı ile başladığını ifade ederek, “Türkiye’nin yüzünü bir an önce demokrasiye, hukuka, huzura döndürmesi gerekiyor” diyor.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı’nın “2017 telafi yılı olacak” şeklinde açıklamalar yaptıklarını ancak bu hedefin gerçekleşmesine yönelik somut bir adım atılmadığını kaydeden Budak, konu ile ilgili olarak şunları vurguluyor:
    “Hükümet rejim değişikliği dayatmasıyla meşgul. Lafla turizm gemisi yürümez ve yürümüyor. Turizmin neden gerilediği ortada. Bu nedenleri ortadan kaldırmadığınız sürece, Türkiye turizminin eski günlerine dönmesi zor. Turizm barış sektörüdür. OHAL altında bir Türkiye, rejim dayatmasıyla kutuplaşan bir Türkiye, şiddet dilinin hakim olduğu bir Türkiye, gazetecilerin hapiste olduğu, sanat evlerinin kundaklandığı bir Türkiye, barış mesajları vermiyor. ‘Komşunu da al gel’, ‘düğünü Türkiye’de yap’ gibi kampanyaların, turizmdeki kayıpları, telafi etmesi mümkün değil. Türkiye’nin yüzünü bir an önce demokrasiye, hukuka, huzura döndürmesi gerekiyor. Bu yönde güçlü bir mesaj verilmediği sürece, Türkiye’nin kayıp faturası büyüyecektir.”

    Bazı sektör temsilcileri toplantılar yapıyor. Fuarlara katılımlar oluyor. Anı fotoğrafları paylaşılıyor. Günü kurtarmak için konuşmalara şahit oluyoruz. Uzun vadeli bir plandan söz eden yok. Devlet sektörü ise vaatlerde bulunuyor ama gemi bir türlü yürütülemiyor.
    Turizm ciddi bir iştir. Bu işi ciddiye almadığımız süre içinde bir adım öteye gitmemiz de mümkün değildir. Günü kurtarmak için verilmeye çalışılan suni nefesler bile bizim bu işi ciddiye almadığımızı gösteriyor.

  • Rezervasyon siteleri arama sırasında fiyatları arttırıyor

    Rezervasyon siteleri arama sırasında fiyatları arttırıyor

    Alman “Stiftung Warentest” vakfının yayınladığı Holidaycheck, Expedia, Opodo ve TUI, ITS ve Alltours gibi tur operatörü şirketlerine ait olan sitelerde yapılan test sonuçlarına göre her dördüncü aramada aynı tatil için uygun bir fiyat gösterildiği halde bu fiyat, aramalara devam edildiği hallerde birdenbire artmaya başladı.

    Bu hoş olmayan uygulama en çok Ab-in-den-Urlaub adlı sitede kullanıcıların karşısına çıkıyor: Araması yapılan toplam 30 tatil ve seyahatin 17´sinde fiyat arttı. Örneğin Dominikan Cumhuriyeti için sunulan bir herşey dahil tatilinin fiyatı, başta 1,161 Euro iken dakikalar içinde 1,436.50 Euro´ya çıktı.

    Test sonuçlarına test.de/reiseportale adresinden erişilebilir.

  • Dünya tanımış olsa bile…

    Dünya tanımış olsa bile…

    Dünyada, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi “ diye bir sistem, rejim olmadığını görüyoruz.

    Ancak tüm yetkilerin bir kişide toplandığı rejimin adına dünyada diktatörlük dendiğini biliyoruz.

    Erdoğan sistem hakkında; Cumhuriyetimizin geçmişi 93 yıl iken, şu anda 65. hükümet iş başındadır. Hale bakın. Bir başka ifadeyle ülkemizde hükümetlerin ömrü 16 ay bile değildir.

    Böyle devlet yönetilir mi? Bunu yönetmeye çalıştılar. İşte şimdi biz bunu temelden düzeltiyoruz” diyor.

    Bu sözler tamamıyla saptırmacadır.

    Mesela Adnan Menderes 10 yıl iktidarda kalmıştır.

    Yakın misal AKP 15 yıldır iktidardadır.

    Kendileri de 15 yılda 8 hükümet oluşturmuşlardır.

    Türkiye Cumhuriyetinde 27 Mayıs 1960, 21 Şubat 1962, 22 Mayıs 1963, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde askerin siyasetin içerisinde yer aldığı ve ülke yönetiminde etkili olduğu yıllardır.

    Buna göre hesaplamak gerekir.

    Müdahalelerin yaşandığı dönemlerde siyasi istikrarsızlık, ekonomik sıkıntılar üst safhalara ulaştığı için halk askeri bir kurtarıcı olarak karşılamıştır.

    Ne var ki askeri müdahaleler asla Türkiye’nin sorunlarını çözememiştir.

    Aslında bu ülke darbelerden çok çekmiştir.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti üniter bir devlettir ve parlamenter sistemle yönetilir.

    Seçimle işbaşına gelen hükümetler halk tarafından beğenilmezse yine seçimle giderler.

    Bu sistemde Cumhurbaşkanlarının sembolik yetkileri vardır.

    Erdoğan başbakanlığından beri ülkeyi tek adam olarak yönetmektedir ama bu ona yetmemektedir.

    Kendisi cumhuriyet rejimi ile en üst makama gelmiştir.

    Şimdi rejimi değiştirerek Monarşik bir rejim kurmak Türkiye’yi bir şirket gibi yönetmek istemektedir.

    Özürlük ve bağımsızlık Türk Milletinin iliğine kemiğine işlemiştir.

    Erdoğan Türk Milletinin kabul edemeyeceği bir yoldadır.

    Onun konuşmalarından cesaret alan ve beklentileri olanlar başta başbakan olmak üzere halka evet demeleri için baskı uygularlarken hayır diyenleri de cezalandırmaktadırlar.

    Bu çok tehlikeli bir durumdur ve halkı bölünmeye götürür.

    Allahtan halkın büyük bir bölümü ne dolaplar döndüğünü bildiği için hayır diyor ve gün geçtikçe bu hayırlar çoğalıyor.

    Ve halk büyük bir metanetle,  sağduyulu davranmaya devam ediyor.

    AKP ülkeyi içinden çıkılmaz sorunlara sokarak SEÇSİS sayesinde 15 senedir iktidarda kalabilmiştir.

    Kimse mutlu değil.

    Her dört kişiden üçü AKP’ye oy vermediğini söylediğine göre 15 sene nasıl olur da iktidarda kalabildiklerinin açık göstergesidir bu durum.

    Ülke ne yazık ki bu iktidar ile zor ve acı günler yaşamaktadır.

    Terör, ekonomik çöküntü, bir yanda şehit haberleri ile çalkalanmaktadır

    Dış tehditler ayrı bir konu.

    Tüm bunların yanısıra antidemokratik, sistemin kabul edilmesi için baskıların arttığını görüyoruz.

    Salonlardaki toplantıları engelleme adına türlü oyunlar oynanıyor.

    Hayır, pankartı açan genler gözaltına alınıyorlar vs.

    Erdoğan “Siyasi istikrarsızlık, beraberinde ekonomik ve sosyal sorunları da getirmektedir” diyor.

    Bu sözlerinde yerden göğe haklıdır ama 15 senedir kendilerinin iktidar olduklarını unutuyor.

    15 senedir ne istediler de yapamadılar acaba?

    Kürdistan bayrağımış…

    Barzani’nin Türkiye’ye gelişinde İstanbul ve Ankara’da asılan Kürdistan bayrağı büyük tepki çekince

    Başbakan Binali Yıldırım ;

    “”Irak anayasasına göre, Kuzey Kürdistan Bölgesel Yönetimi, özerk bir yapıdır. Parlamentosu vardır. Başbakan’ı bakanları vardır. Ayrı bayrağı vardır ve dünyada da bu şekilde tanınır” dedi.

    Barzani’nin PKK ve uzantılarını barındırdığını bilmeyen var mı acaba?

    Güneydoğu’da halen Mehmetçiklerimiz terör örgütüne karşı savaşmaktadır.

    Beşer onar gelen şehitlerimizin döktükleri kanlarında, vatan uğruna verdikleri canlarda Barzani denen peşmerge başının büyük vebali yok mudur?

    Kandil’de, Irak’ta onları ABD ve yanısıra o beslemiyor mu?

    Bizim şehitlerimiz dünyanın umurunda mı ki ?

    Dünya onu tanımış olsa bile bize ne?  

    Petrol davasına kullanılan ABD maşası zavallı bir adamdır.

    Bize düşmanlık yapan, kuyumuzu kazan bu adamın paçavrası nasıl ülkemizde asılır?

    Bu skandaldır…

    Yarın IŞİD denilen kanlı, caniler parlamento kursalar onları da tanıyacak mıyız sorusu geliyor akıllara.

    AKP vatandaşın ne düşündüğünü umursamadan yoluna bakıyor.

    Bu peşmergebaşı güya kendisine yakın Kürtleri evet demek için ikna edecek.

    Değer mi?

    Yazık Türkiye saygınlığını gittikçe kaybediyor…

     Tünay Süer

    1 Mart 2017

  • FEYM GURUBU MESAJI  –  ERMENİ FAALİYETLERİ ( 28 Şubat 2017 )

    FEYM GURUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 28 Şubat 2017 )

    1..  Armedia.am’ de  ve  Ermeni Radyosunda  yer alan haberin başlığı: “ Sumgayit  Katliamından 29 yıl geçti.”  Hocalı Katliamının anılmasını hemen  takiben  Ermeniler  Sumgayit <sözde> katliamının propagandasını  geniş biçimde  yapmaya  başladılar.  Haber, 27 – 29 Şubat 1988 günlerinde meydana  gelen  olayları abartılı biçimde dünyaya  duyuruyorlar.  Üç günlük olaylar sonunda  100’ den fazla  kişinin  öldürüldüğü iddia  ediliyor.

    1. Tert.am’ de yer alan haberde , ABD’ nin AGİT   Minsk Grup  eş–başkanı,   Karabağ – Azerbaycan sınırındaki son gelişmelerin  müzakerelerin derhal  başlatılması  ihtiyacını  vurguladı dediğini bildiriliyor.
    1. Aşağıda linkleri yer alan  Ermeni web siteleri, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serzh Sargsyan’ ın 28 Şubat günü NATO Karargahında  Genel Sekreter Jens Stoltenberg  ile görüştüğünü  bildiriyorlar…. Görüşmede Ermenistan’ ın  NATO ile ortaklığının  daha geliştirilmesini ele  aldılar. Görüşme  sonunda bir ortak basın toplantısı yapıldı…Ermenistan’ ın NATO ile ilişkisi  1992 yılında Kuzey Atlantik İşbirliği Konseyi’ ne üye  olması ile  başladı. Daha  sonra, NATO Barış İçin Ortaklık (BİO) Programı çerçevesinde çeşitli faaliyetlere  katıldı…
    1. Aina.org’ da yer alan harbin başlığı : “  Türkiye  desteğindeki  Suriyeli muhalifler ( yazıda  asiler olarak  ifade  ediliyor, o.t.) Kuzeyde  Ordu ile çatışıyor.”  Haberin yazarlarından birisinin Humeyra Pamuk olduğu belirtilen  haberde  özetle  şu hususlar yer alıyor : “ Geçen hafta IŞİD’ ten ele  geçirilen El Bab istikametinde  taarruz  eden   Suriye Hükümetine  bağlı kuvvetlerle ÖSO  elemanları arasında  iki defa  ateş teatisi meydana  geldi…..Suriye  Hükümetini destekleyen Rusya  çatışmayı önlemek üzere  arabuluculuk yaptı….”
    1. Ermeni Radyosu web sitesinde ve  Massispost’ ta  yer alan haberin başlığı :  “ Ermeni Ulusal  Enstitüsü,  Ermeni <sözde> soykırımı sitesinde  Türkçe  bölümü açıldı.”  Sözde  soykırım sitesi için verilen link www.turkish.armenian-genocide.org.    Ermeni Meselesi üzerine  araştırmalar yapacak akademisyenlerimiz bu sitede yer alan yalanları dünya  kamuoyuna  sunacak  çalışma yapmalıdırlar. (Not: Haberde yer alan  bir cümle ile ilgili verdiğim aşağıdaki yorum Ermeni Radyosu  web sitesinde yayımlandı. Aynı yorum ve birkaç kısa  yorumum daha  önce  yorumlarımızı  hemen yayımlayan  Massispost’ ta  henüz  yayımlanmadı. İyi haber, Ermeni Radyosu  web sitesi  yorumlarımıza  hala  açık , o.t)

    Orhan Tan ·

    News states : “…..ANI English site has been hacked by denialists…” In order to deny an event it should be proved first. So called Armenian genocide is a great lie invented by the Armenians to keep the spirit of Armenianizm, particularly among the diasporans…If the event were a reality then the Armenians would have applied an international court to confirm it. Therefore, Armenian side cannot go any where with fake documents / lies and they know that very well….”

    1. Ermeni Radyosu web sitesi daha önce  yapılacağı ile ilgili bilgi  verdiğimiz  Elton John’ un,  hakkında defalarca  bilgi verdiğimiz “Söz”  filmi sunumunu yaptığını  bildiriyor. Bu amaçla yapılan programda  toplanan bağış yedi  milyon dolara  ulaştı. Bu  bağış Elton John’ un HIV/AIDS Vakfına yardım olarak verilecek…. Not : Bir  etkinlik ile, örneğin Ermeni Mezalimi konusunda bir  belgesel yapmak üzere,  bizim  tarafımızdan 7 milyon dolar bağış toplamak bize  hayal gibi  geliyor, o.t.)
    1. Armenpress’ te yer  alan habere  göre,  Cumhurbaşkanı  Sargsyan Emeni toplumu iş adamları temsilcileri ile  Brüksel’ de  toplantı yaptı. 
    1. Vestnikkavkaza.net’ te yer alan haberin başlığı : “  Erdoğan, Türk kuvvetlerinin Suriye’ de devamlı kalmayacağını  bildiriyor.” Haberde, Fırat Kalkanı  harekatı  sona erince  Türk kuvvetlerinin Suriye’ den çekileceği, çünkü,  Ankara’ nın Suriyeli kardeşleri ile barış içinde  yaşamak istediği bildiriliyor…
    1. Massispost.com’ da yer alan habere göre,  Ermenistan’ daki  Sivil Toplum Kuruluşları  Diaspora’ nın  politikaya  daha  fazla katılımını  talep etti.”  Haberde  STK’ ların yayımladığı bir  davet mektubu  yer alıyor. Mektup’ ta  şu ifadeler  de  var ; “ Bütün Diaspora  kuruluşlarını, kurumlarını ve aktif kişileri girişimimize  katılmalarını ;   insan haklarının, adaletin, serbest seçimlerin, hesap verebilir  yönetimin, sosyal hakların ve  haysiyetin  geliştirilmesine destek vermelerini  talep ediyoruz…..Ermenistan’ ın geleceği  demokratiktir, gelecek bugünden   başlar, katılımız  ve dayanışmanızla….”
    1. Panarmenian.net, 2016 yılında Ermenistan  ekonomisinin  % 0,2  büyüdüğünü  bildiriyor. Devlet bütçesinin ise % 2.2  arttığı belirtiliyor…..
    1. Massispost.com, Bedros Der Matossian’ ın   ‘ Devrimin Parçalanmış Hayalleri’  adlı kitabının Ermeni Etütleri  Derneği  (SAS)  tarafından “SAS Seçkin  Kitap Ödülü”  ile   ödüllendirildiğini  bildiriyor. Habere  göre,  Stanford Üniversitesi  tarafından yayımlanan kitabın tam adı “ Devrimin Parçalanmış Hayalleri :  Osmanlı İmparatorluğu sonlarında özgürlükten şiddete”.
    1. AVİM Bülteninde Hazel Çağan Elbir’ in  “Tarihte Kürt – Ermeni İşbirliği”   başlıklı yazısı yayımlanıyor.  Yazıdan bazı alıntılar : “   2016 yılı sonlarında, CIA (Central Intelligence Agency – Merkezi İstihbarat Teşkilatı) tarafından ASALA (Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia – Ermenistan’ı Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu) ve PKK (Partiya Karkerên Kurdistanê – Kürdistan İşçi Partisi) işbirliğini ortaya koyan belgeler internet kullanıcılarının erişimine açılmıştır.  Bu işbirliğinin yeni olmadığı, uzun süredir bilinen bir ortaklık olduğu daha önce AVİM tarafından dile getirilmiştir. Yeni yayınlanan belgelerin bilinen işbirliğinin kanıtlanmasına yardımcı olduğu, daha önce yapılmış akademik çalışmalarda bu konunun irdelendiği de örneklerle sunulmuştur.  Kürt – Ermeni yakınlığı yalnız terör örgütlerinin işbirliği düzeyinde kalmamıştır. İki halkın tarihsel yakınlığı, Zeri İnanç’ın iki dilde basılan kitabı “Erivan Radyosunda Kürt Sesi” başlıklı kitabında da ele alınmıştır. 1955’te Erivan’da Ermenistan Radyosu’nda başlayan Kürt yayını bu yakınlığın ve işbirliğinin açık yüzüdür. Kitap hazırlıkları sırasında Zeri İnanç, Ermenistan Radyosu’nda ilk Kürtçe yayın yapan Casimê Celîl’in oğlu Celîlê Celîl ile bir söyleşi yapmıştır. Söyleşide, Ermenistan’da yaşayan Kürtler için yapılan yayının Kürt dilinin, müziğinin ve Ermenistan’da yaşayan Kürtlerle ilişkilerin canlı tutulması için bir araç olarak kullanıldığını dile getirmektedir.  Erivan’da Kürtlerin yaptığı yayın, yakın tarihteki Kürt – Ermeni yakınlaşması için sunulabilecek açık bir örnektir. İki halk arasındaki ilişkiler daha eski zamanlara dayanmaktadır. 1800lerde Ermeni edebiyatının önde gelen isimlerinden Xaçatur Abovyan Kürtler hakkında araştırmalar yapmış, Kürt dilinin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Abovyan’ın Türkçe ve Ermenice ile ilgili bazı tespitleri de bulunmaktadır. Abovyan Azerbaycan Türkçesi’nin Ermeniler arasında çok yaygınlaştığını, o kadar ki, kadınların ve çocukların bile kolaylıkla anlayabildiğini söylemektedir. ( Not : Bu bilgiyi teyit eden bir  anımı  yazının altında  sizlerle  paylaşacağım, o.t.)  AGOS’ta, Ermenistan’da Kürt dilinin gelişmesini sağlayan bir başka ismin de Eski Sovyetler’de, St. Petersburg’da Doğu Bilimleri Enstitüsü dâhilinde Kürdoloji kürsüsü kurulmasına öncülük etmiş Hovsep Orbeli olduğu ifade edilmiştir[. Ayrıca 1968’de Erivan Devlet Üniversitesi’ de Kürdoloji bölümü kurulmuş, 1980’e kadar hizmet vermiştir. Yine 1968’de, Erivan Devlet Üniversitesi’nde, Prof. Dr. Georgy Nalbandyan tarafından Doğu Çalışmaları Fakültesi kurulmuştur. Günümüzde bu fakültede Kürtçe öğretilmektedir……..Erivan Devlet Üniversitesi öğretim üyelerinden Vahram Petrosyan’ a göre…..Türkiye’nin doğusunda Kürt nüfusu hâkimdir. 1991’den bu yana Kürt – Ermeni ilişkileri gelişmektedir. Bu dönemde farklı Kürt örgütleri Ermenistan’daki Kürt nüfusun faaliyetlerini yönlendirmeye çalışmıştır. Kürt – Ermeni yakınlaşmasının tarihi Türkiye’nin doğusu dikkate alındığında, Türkiye’ye karşı PKK ve ASALA işbirliğinin varlığını ortaya koymaktadır.”

    (Not :  Bu yazı bana ilginç bir anımı  hatırlattı, sizlerle  paylaşmak istiyorum.  Zannederim 1996 yılı idi. Yukarıda 3 üncü Maddede kısaca  bahsedilen  NATO  BİO Programı çerçevesinde İzmir  Şirinyer’ de  Kur. Bşk olarak  görev yaptığım NATO Karargahında bir konferans  tertiplendi. İngilizce yapılan konferansta  anadili düzeyinde üç dil bilen tercümanımız brifing sırasında iki Ermeni binbaşısı arasında fısıltılı bir  biçimde  tercüme yapıyor. Brifingden sonra kendisine Ermenice  de mi biliyorsun dediğimde “Yapılan  konuşmaları Ermeni subaylara İngilizce’ den  Türkçe’ ye  tercüme  ettiğini söyledi !.…, o.t.)