Yıl 1962, Meryem yengem Türkiye’den Almanya gelin gidiyor.Türk hava yolları ile.
El çantasının içinde, Gaziantepli anneannesin’ den Peygamber Kılıcının ( Peygamber kılıcı çiçeğinin (Paşa kılıcı) Latince ismi Sansevieria Batı Afrika kökenli olan bu bitki, Asparagaceae (kuşkonmazgiller) familyasına aittir ve dayanıklı yapısıyla bilinir.) bir tane aşısıni.

Sansevieria
- Dayanıklılık: Bakımı oldukça kolaydır ve uzun süre susuzluğa dayanabilir.
- Hava Temizleme: Gece oksijen salgılayarak ortam havasını temizleme özelliğine sahiptir.
Hostes hanım önemle, yanınızda, tohum, hayvan, çiçek varsa, Lütfen uçağın içinde bırakın diyor. Alman gümrüğün’ de kontrolün çok sıkı olduğunu tekrarlıyor.
Bunu duyan yengem, çiçek fidanını sütyeninin içine sokuşturuyor.(Türkiye’den gelen bu çiçek fidesini bugün Hamburg’un her evinde görmek mümkün.)
Öbür uçta oturan adamın biri,dedesinin hatırası kekliği ceketinin iç cebine saklıyor.
Yeşilin hayret veren öyle çok öyküsü var ki, yazmakla ve anlatmakla bitmez!
Pencereden dışarıya baktığımızda o kadar çok yeşil görüyorsunuz ki, içinizi karartan birçok görüntünün kasveti birden kayboluveriyor.
Bir çimenlik, bir yaprak, bir bitki ve hatta çölün içerisinde başını kaldırmış, her tarafı tomburcukla dolu bir kaktüs.
Bunların yanı sıra birçok böcek( zümrüt renkli) , sürüngen, amfibi hayvan ve birçok tropik kuşların rengi bile yeşil.
Çevremizdeki bu kadar çok yeşilliğe ramen, yeşilin hayret veren öyküleri hakkında bildiklerimiz ise az olsa gerek.
Kuzey Avrupa insanları yeşil rengi nereden elde ederlerdi mesela? Hus ağacı ;
Hus ağacının Latince ismi, Betula‘ dır. Husgiller familyasının betula cinsinden olup, kısa ömürlü ağaç ve çalı türünün ortak ismidir. Yaklaşık 40 çeşidi bulunmaktadır. Ağacın dışı çiçekleri olgunlaşınca, kanatlı ve tek tohumlu fındıksı meyvelere dönüşürler.
Sarı, kahverengi, kırmızı, beyaz ve kızıl gibi renklerde olan hus ağacı; mobilyalıcılık, oymacılık, tornacılık ve kaplamacılık gibi alanlarda kullanılmaktadır.
Neolitik dönemde Kuzey Avrupa insanları yeşil rengi hus ağacının yapraklarından temin ediyordu. Ancak ; bu yeşilden ziyade, çamurlu bir kahverengiydi.
Eski Mısırlılar ise yeşil renge bir hayli yaklaşmıştı.Boyamalarında yeşil renk elde etmek için ” bakış taşı” kullanan Mısır’ lılar bu yöntemi pahalı buldukları ve yeşil’ in zamanla siyaha dönüşmesinden dolayı, konu kıyafetlere gelince daha akıllıca bir yöntem keşfettiler ve kıyafetleri önce safran kullanarak sarı renge, sonra cıvıtotu ile de maviye boyayıp yeşil renk elde etmişlerdir.
Batı Han hanedanlığı döneminde de, Çinliler M.S. 25 ile 220 yılları arası bir tür yeşil renk elde etmenin yolunu buldular.
Soluk yeşil renkteki Çin porselenleri bu yolun sonucunda elde edilmiş ürünlerdir ki bu da kil içerisinde bulunan demir oksit marifetiyle mümlün olmuştur.
Yeşilin hayranı olanlar ise Roma’ lılardı.
Doğada bulunan yeşil pigmentleri boya üretiminde kullanıyorlardı. Ayrıca bakır plakaları şaraba batırarak elde ettikleri bakır pası yeşilini de kullanıyorlardı, ancak bu çok kıymet verdikleri başka bir şeyi, şarabı, ziyan ediyordu. Elde ettikleri yeşil rengi mozaikleri ve camları boyamakta kullanıyorlardı.Yeşil mavinin bir tonu olarak ifade etmemek bir yana onun 10 farklı tonunu karşılayan kelimeler dillerinde mevcuttu.
Roma’ yı yakan Nero tam bir yeşil hastasıydı. Neron’un yeşil rengine olan sevgisi veya tutkusu, tarihsel kayıtlara göre Antik Roma’daki at arabası yarışlarında (circus games) “Yeşiller” (Prasini) takımını desteklemesi ile bilinir.
Bitkisel boyalar sayesinde, Orta çağ Avrupa’ sında giyilen kıyafetlerde yeşil renk görülmeye başlandı.
Eğrelti otu, akdiken meyvesi, ısırgan otu ve pırasa sulları, alıç ağacı yaprakları ve akçaağaç kabukları yeşil renk elde etmek için kullanılıyordu. Fakat elde edilen bu renk yıkandığında, ya da güneşe maruz kaldığında soluyor ve başka renge dönüşüyordu.
Türkmenlerin, Türkmen yörüklerinin bütün hayatı dışarda, doğada geçtiği için ( klim- halı) yünlerini doğada gördükleri bitkilerle boyamışlardır.
Bu konuda Japonlar’ da ustadır.
Yeşil renk ne anlama gelir, Türklerin kültüründe?
Yeşil ; umuttur, muhabbettir, ruh sağlıdır, güvendir, zenginliğin simgesidir. Küsleri barıştırır.
Bu nedenle de, yeşil renk için söylenilmiş bir o kadar güzel sözler, şiirler ve yeşile bestelenmiş şarkılar vardır.
Yeşil renk emniyette olma duygusunu tetikler, bu nedenle trafikte yeşil ışık ” geç- yol güvenli” anlamına gelmektedir.
Gelinin, çiçek demetinde muhakkak yeşil yaprak bulunur.
Yeşil renk iyileştirme gücünün de rengidir. Doğanın tekrar kendisini yineleyebilmesini de simgelemektedir.
Bazen insan hiç istemediğinden çok ister yeşillerin içinde olmayı. Yeşil görmeyen gözler, renk zevkinden yoksundur.
Türkiye yi öyle bir ağaçlandıralım ki, kör bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu anlasın demiştir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
Ülkemize devamlı ağaç dikmeyi ihmal etmeyelim.Olan ağaçlarımızıda koruyalım.
Ardıç :
Timur’un ordusu ve yanında getirdiği filler Ankara Çubuk yakınlarında kolaylıkla saklandı.
O zamanlar Türkiye’de İstanbul’dan Kars’a kadar iğne atsanız yere düşmeyecek SIK ormanlar vardı.
Ankara ve çevresinde o kadar çok ardıç ağacı vardı ki ağaçların arasından göz, güzü görünmüyordu.
20 Temmuz 1402’de Ankara Savaşı olarak da bilinen Ankara Savaşı’nda Orta Asya şehzadesi Timur komutasındaki Türk-Moğol ordusu, Osmanlı Sultanı I. Bayezid’in ordusunu mağlup etti. Bu savaşta Osmanlı birlikleri tarihin en ağır yenilgilerinden birini yaşadı.
Yem yeşil bir dünya’ da huzurlu ve uzun , sağlıklı bir ömrünüz olması dileklerimle.
Selen Atasoy
Türklerde kutsal kabul edilen ağaçlar; kayın, çam, kavak, ardıç, çınar, dağ servisi-sedir, servi-selvi, meşe-imen-emen, dut, söğüt ve elma ağaçlarıdır. Kutsal ağaçlara gösterilen saygı, verilen önem oldukça üst seviyededir.
Kayın, Türklerin kozmik ağacıdır. Şamanlar tanrının koruyucu ruhlarının ve iyilik enerjisinin kayın ağacını kullanarak yeryüzüne indiğine inanmışlardır.

kayin
Önemli: Ülkemizi ve çevremizi temiz tutalım ve koruyalım.

Bir yanıt yazın