KUR’AN’ın DİN’i mi yoksa din zannedilen geleneksel kabuller mi?!

Okuma Süresi:

4–7 dakika
❤️

KUR’AN’ın DİN’i mi yoksa
din zannedilen
geleneksel kabuller mi?!

(Lokman,21)” ’ALLAH’ın indirdiği KUR’AN’a uyun’ denildiği zaman, ‘Hayır, biz, atalarımızın geleneğinde ne varsa ona uyarız’ derler.
Saptırıcı onları alevli ateşin azabına çağırıyor olsa da mı?”

(Bakara,170)”Ortak koşanlara,
‘Allah’ın indirdiği Kur’an’a uyun!’ denilince, ‘Hayır, biz, atalarımızı
neyin üzerinde bulduysak ona-
geleneğe uyarız.’ derler.
Peki, ya ataları akıllarını kullanmayan ve
kılavuzlandıkları doğru yolu bulamamış kimseler olsalar da mı?”

(Mâide,104)” ‘Atalarımızın bize bıraktığı geleneğe uyarız!’ derler. Ataları hiçbir şey bilmeyen ve
doğruyu bulamayan kimseler
olsa da mı?”

(Hud,109)”Atalarının tapındıkları gibi tapınıp duranların yanlış yolda olduklarından en küçük
bir şüphen olmasın.”

Gelenek mi, yani atalar dinini mi,
yoksa
KUR’AN’ın DİN’ini mi;
hangisini seçiyorsunuz?!

(Ankebut,45)”Vahiy-KUR’AN’ı anlayarak sürekli okumak,
insanı akla ve sağduyuya aykırı olan
her türlü yanlıştan-
kötülük yapmaktan alıkoyar.
Gerçekten Allah’ın Zikri-Vahyi; Kur’an en büyüktür.”

(En’am,38)”Kur’an’da hiçbir boşluk-
hiçbir şeyi eksik bırakmadık! İnsanlara gerekli olacak her şeyi açıkladık!”

(Ankebut,51)”KUR’AN onlara yetmiyor mu?”

(Yunus,108)”Ey insanlar! Andolsun Rabbinizden Kur’an gelmiştir.
Kim inanırsa-doğru yola girerse ancak kendisi için girer. Kim de saparsa kendi aleyhine sapar.”

(En’am,114)”Allah Kur’an’ı en ayrıntılı açıklanmış olarak indirmişken, Allah’tan başkasının sözlerine mi uyayım?”

(Tevbe,40)”Yüce olan, yalnızca Allah’ın Sözüdür-unutmayın ki Allah’ın Sözü sözlerin en yücesidir.”

(En’am,164)”Allah her şeyin Rabbi-Eğiteni iken ALLAH’tan başka, rab-eğiten mi arayayım?”

(Bakara,282)”Allah’ın öğütlerini dinleyin. Allah size öğretiyor.”

(Alâk,4,5)”Allah, kalemin yazdıklarıyla, insana bilmediklerini öğretendir.”

Sadece, yalnızca, yalnız
KUR’AN’ın DİN’ini mi seçiyorsunuz, yoksa KUR’AN’da olmayanları,
KUR’AN’dan sapmaları,
atalar dini – geleneği mi seçiyorsunuz,
geleneksel kabuller mi seçiminiz;
tercih sizin…..!?

ALLAH-TANRI Kitabı KUR’AN’dan olmayan tüm ritüelleri uygulamak, geleneğini yaşamak isteyen uygulasın,
istediği gibi inansın,
istediğini yaşasın ama
KUR’AN’da yazmayana,
TANRI’ya ait olmayana
DİN demesin!
KUR’AN – TANRI isteğiymiş gibi
dayatmasın,
din bu, diye zorlamasın,
toplumsal baskı uygulamasın!

(A’raf,29)”Dini,
sadece ALLAH’a ait kılın.”

ALLAH-TANRI böyle istiyor yalanı,
TANRI buyruğuymuş gibi
iftira atmasın!

(Nahl,116)”Kendi yalanlarınızı Allah’a dayandırarak, dilinize geldiği gibi yalan-yanlış
‘şu helâldir, şu da haramdır’ demeyin, Allah adına yalan uydurmuş olursunuz-
Yalan’ı Allah’a iftira ediyorsunuz.”

(Nisa,176)”Allah size açık-seçik hükümlerini bildiriyor-
açık-açık söylüyor-açıklıyor ki sapmayasınız-şaşırmayasınız!”

‘KUR’AN’ın bir öğütler Kitabı’ olduğunu ve üstelik DİLEYENİN,
istekli olanın öğüt alacağını
söyleyen (Müddessir, 54,55); TANRI’ya ve KUR’AN’a
yasak, haram gibi
sert, zorlayıcı kavramları kullanarak
iftira, ihanet edilmektedir!

(Bakara,256)”Dinde zorlama yok!”

KUR’AN;
altıbin küsur ayetten oluşan
TANRI Kitabı KUR’AN, dindir;
dinin anayasasıdır,
dinin tek kaynağıdır,
TANRI’nın evrensel
ahlâkî ilkelerinin Kitabıdır!
KUR’AN;
TANRI’nın öğütleri, tavsiyeleri, uyarıları, HAK’kın sınırları ve
tarihsel ibretlik örnekleri ile hayatlarımıza rehberlik etmektedir!

(En’am,71)”Tek doğru yol ancak Allah’ın gösterdiği yoldur-
gerçek yol gösterici Allah’tır.”

(Zümer,3)”Hâlis-katıksız-kesinlikle-
arı-duru-doğru-şirksiz-gerçek-tek-
tertemiz din yalnız-sadece Allah’ın!”

KUR’AN’da
ALLAH-TANRI’nın
yasakları(!) zannedilen
ya da KUR’AN’da var diye bilinen yalan, yanlış, iftira, sapmış;
din zannedilen,
din adına yaşanan
o kadar çok gelenek ve
geleneksel uygulama var ki!?

Bunlardan biri, dans ve müzik;
maalesef ki,
KUR’AN’da hiçbir
yasak, sınır olmamasına rağmen; öncelikle radikal dinci-
kara, kapkara yobazların
kendi sapkın anlayışlarına göre sanatın tümü;
yasak, haram kategorisinde!

TANRI’nın insanlığa büyük lütfu;
sanatın tüm alanları ve
dans ve müzik
insanın yaradılışında-fıtratında var!
İlkel kabilelerin
tamtam eşliğinde dansları gibi;
müzik, müzik eşliğinde
dans etme isteği
insanın doğasına
TANRI tarafından yerleştirilmiş.

Daha az yasakçı
tarikatların, dergahların
müzik eşliğinde yapılan;
alevilerin semahı,
şamanların ritüelleri,
tasavvufta zikir törenleri,
mevlevilikte sema ayinleri,
bu radikal yasağa karşı bir dini kılıf!

İsteyen ritüelini yerine getirsin; namazını kılsın,
semahını, zikir törenini,
sema ayinini yapsın,
anlamadan huşu(!) içinde
Arapça KUR’AN dinlesin,
AMA,
buna din demesin,
din bu diyerek insanlar üzerinde
dini hegemonya,
din saltanatı kurmasın,
TANRI böyle istiyor dayatması, yalanı, iftirası yapmasın!

İlahi diyerek, dini müzik diyerek;
müzik melodilerini,
ilahî kavramlarla,
tanrısal kelimelerle süsleyerek,
TANRI lütfu müziği
fonda kullanarak,
inançları para konusu,
ticaretine malzeme yapmasın!

DİN’de,
dinin tek kaynağı KUR’AN’da
olmayan ritüelini, kuralını,
kendi isteğini;
KUR’AN’da varmış gibi dayatıp
TANRI’nın koymadığı
hükmü koyarak
TANRI’ya hüküm ortaklığı yapmasın!

(Yusuf,40)”Hüküm, ancak-yalnızca Allah’ındır(hüküm koyma yetkisi sadece O’nundur).”

(Nahl,52)”Din dâima ALLAH’ın!”

En acısı, en kötüsü;
KUR’AN’ı bir müzik eseri gibi;
Arapça, anlaşılmaz bir şarkı, gazel gibi nağmelerle okuyup, okutarak;
huşu(?) içinde uyuşturmak,
bilinçleri uyutmak için kullanıyorlar!

Belki,
o anlamadan dinlediğiniz,
huşu(!) ile uyuştuğunuz o anda;
TANRI, KUR’AN’daki öğütleri ile
yaşamınızın en önemli uyarısını yapıyor, sizi uyandırmaya çalışıyor; siz anlamadan, Arapça şarkı dinler gibi huşu içinde uyuşur,
mecazen uyurken!?

Geleneksel kabulleri-atalar dinini tercih edenler;
TANRI KUR’AN’da
bana ne diyor, bize ne anlatıyor
diye hiç merak etmiyor!
Konforu bozulsun istemiyor!
Gerçeğin ağır yükünü taşımak,
sorumluluk almak istemiyor!

Asırlardır gelenekçi dinciler;
KUR’AN’ı, anlaşılmasın diye
Arapça okutup,
‘peygamber sünneti-hadisi’ diyerek kurdukları şirk dini-
geleneksel uygulamalarla dopdolu bir din anlayışını
yerleştirmişler zihinlere.
Sarığı, cübbesi, sakalı olanların,
şimdilerde kravatlı olanların
temsil ettiği bu din;
insanî değerlerden uzak,
ahlâkî ilkeler yoksunu bir anlayışı ve sadece çıkara-menfaate dayanan ticareti temsil ediyor.

Kurumsal din satıcı diyanet,
devasa taş binaları
Allah’ın evi diyerek
(Evrenin sahibinin evi olurmuş gibi!)
geleneksel uygulamalarının
merkezi haline getirmiş,
üstelik tüm finansmanını da
devlete yani halka yaptırıyor.

Namazlarını camilerinde,
imamları yönetiminde nasıl istiyorlarsa öyle kılsınlar ama
diyanetin, imamların ve câmilerin finansmanını, ödemesini;
diyanete inananlar ve
câmiye gidenler,
kendileri yapsınlar!
Kamunun kaynağını,
kendi inanç sistemleri için kullanarak,
içinde yetimlerin hakkı da olan
büyük bir HAK gasbına
sebep olmasınlar.

(Fussilet,41)”Kur’an çok değerli ve bilgileri sapasağlam olan,
gerçekleri anlatan-öyle muhteşem, eşsiz yücelikte bir Kitaptır.

Diğer bir gelenek de
türbe ziyaretleri ama çok tehlikeli,
çünkü bu türbeler,
ölü kul, taş, toprak tapıncı olarak
KUR’AN’da şirk konusu!

(En’am,105)”Hakikati bilmek-
bilinçlenmek isteyen bir halk için Kur’an’ın ayetlerini değişik biçimlerde-ayrıntılı açıklıyoruz.”

Güzel bir toplumsal ziyaret töreni olan şeker ve kurban bayramı da
KUR’AN’da olmayan,
toplumsal bir gelenek!
Bırakın KUR’AN’da olmayanları,
KUR’AN’ın Oruç ve Hac’cı bile
geleneksel hale getirilmiş;
KUR’AN’ın ilkeleri doğrultusunda,
KUR’AN’ın içeriğine uygun
yerine getirilmiyor!

(A’raf,3)”Rabbinizden size indirilen bu KUR’AN’ın bildirdiklerine uyun. O’nu bırakıp da evliyanın-kutsallık payesi verdiğiniz kişilerin peşinden gitmeyin.”

Maalesef ki
‘kutsal’ zannedilenlere hapsedilmiş
tüm geleneksel bu uygulamalar,
‘DİN’ zannedilmektedir.

(Beyyine,5)”Dini-yaşamlarını sadece Allah’a ait kılan, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayan-şirke bulaşmamış olarak, yalnızca Allah’a ibadet etmelerini(O’nun için çalışmalarını), Allah’ın Vahyine inanıp, bağlanmalarını ve onunla arınmalarını istemiştik.
İşte insanlığın değerler sistemi-
dosdoğru-gerçek din budur.”

(Mâide,15,16)”Allah’tan bir ışık [nûr]- ve açıklayıcı-apaçık [mubîn] Kur’an geldi. Allah, onunla, rızasına bilerek tâbi olanları barış, kurtuluş yollarına iletir. Onları, izniyle-bilgisiyle karanlıklardan aydınlığa çıkartır. Ve onları dosdoğru olan yola iletir.”

(Hakka,51)”Muhakkak ki Kur’an, mutlak-şüphe götürmez bir gerçektir-Rabbiniz tarafından size gönderilen kesin gerçek bilgidir.”

(A’raf,174)”Belki öğüt alıp doğru yola dönersiniz-Rabbinize ortak koşmadan dönebilesiniz diye ayetleri işte böyle
etraflıca-ayrıntılı açıklıyoruz.”

Kaynaklar;
Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ
Son Çağrı KUR’AN-Salih Akdemir
Yaşayan KUR’AN-İhsan Eliaçık
Mesaj-Türkçe çeviri-Edip Yüksel
Kur’an’ı Kerim-Yaşar Nuri Öztürk
KUR’AN Türkçe çeviri-Hüseyin Atay
İstekuran.net-Hakkı Yılmaz
kuranmeali.com
acikkuran.com
*etimolojiturkce.com



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar