“Turizmde yanlış mesaj turisti kaçırıyor…”

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Turizm iletişiminde sürekli “güvenliyiz” mesajı vermek bazen ters etki yaratıyor. Bu ters algı turistleri ürkütüyor. Turizm sektörü, küresel gelişmelere en hızlı tepki veren alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Önemli olan beklenen sonuçtur. Bu olmayınca hedef tutmaz.

Jeopolitik gerilimler, savaşlar, ekonomik krizler, doğal afetler veya toplumsal olaylar, sadece ilgili ülkeyi değil, uluslararası turizm hareketliliğini de doğrudan etkiliyor. Son dönemde dünyada yaşanan çatışmalar ve güvenlik tartışmaları, destinasyonların algısını yeniden şekillendiriyor. Bu noktada turizmci Orhan Sancar, turizm psikolojisinin çok hassas bir alan olduğunu vurguluyor: “Ülkelerin kendilerini sürekli ‘güvenli destinasyon’ olarak konumlandırması her zaman beklenen sonucu vermez,” diyor.

Turizm sektörü, küresel gelişmelere en hızlı tepki veren alanlardan biri olarak öne çıkıyor.

Jeopolitik gerilimler, savaşlar, ekonomik krizler, doğal afetler veya toplumsal olaylar, sadece ilgili ülkeyi değil, uluslararası turizm hareketliliğini de doğrudan etkiliyor. Son dönemde dünyada yaşanan çatışmalar ve güvenlik tartışmaları, destinasyonların algısını yeniden şekillendiriyor. Bu noktada turizmci Orhan Sancar, turizm psikolojisinin çok hassas bir alan olduğunu vurguluyor:

“Ülkelerin kendilerini sürekli ‘güvenli destinasyon’ olarak konumlandırması her zaman beklenen sonucu vermez, Bir dönem İngiltere’den İstanbul’a gelen turist grubunu havalimanında karşılıyordum. Bir turist bana ‘Burası güvenli mi?’ diye sordu. Ben de ‘Evet, eviniz kadar güvenli’ dedim. Turist duraksadı ve gülümseyerek ‘Benim evim güvenli değil.”

Sancar, bu diyalogun günümüz dünyasının gerçekliğini özetlediğini belirterek şunları söyledi;  

“Artık güvenlik kavramı coğrafi sınırlarla açıklanamaz. Hiçbir ülke tamamen güvenli veya tamamen güvensiz olarak nitelendirilemez. Toplumsal olaylar, terör eylemleri, doğal afetler ya da krizler farklı zaman ve bölgelerde ortaya çıkabiliyor. İnsanlar kendi evlerinde bile mutlak güvenlik hissi içinde yaşamıyor.”

Sancar’a göre turizm iletişiminde sürekli “güvenliyiz” mesajı vermek bazen ters etki yaratıyor. “Bir destinasyonun sürekli güvenli olduğunu vurgulaması, tüketicinin aklında ‘Acaba gerçekten bir sorun mu var ki bunu sürekli söylüyorlar?’ sorusunu doğurabilir” diyor. Bu nedenle güvenlik konusunu doğrudan ve yoğun şekilde vurgulamak yerine, dolaylı ve doğal bir iletişim yönteminin daha etkili olduğunu belirtti.

Körfez ülkelerinin uyguladığı model buna örnek olarak gösteriliyor. Dubai ve Katar’da turistlere sunulan konfor, hizmet kalitesi ve tatil deneyimi o kadar güçlü ki, ziyaretçiler çevredeki jeopolitik gelişmeleri çoğu zaman günlük tatil deneyimlerinin bir parçası olarak hissetmiyor. Sancar, “Amaç turistin kendini güvende hissetmesini sağlamak, fakat bunu sürekli vurgulamak değildir,” diyerek önemli noktayı işaret etti..

Sancar, Türkiye’nin güçlü turizm altyapısı, deneyimli sektör kadroları, misafirperverliği ve hizmet kültürü ile dünya turizminin önemli destinasyonlarından biri olduğunu belirtiyor. “Türkiye’nin gücü, doğrudan ‘güvenli ülke’ söylemi üzerinden değil; sunduğu deneyim, kültür, gastronomi, doğa ve tatil çeşitliliği üzerinden anlatılmalı” olduğunu vurguladı.

Turistlerin çoğu zaman güvenlik raporlarını değil, hayallerini satın aldığını vurgulayan Sancar’ın görüşleri şöyle:

“Bir fotoğraf, şehir silueti, mutfak deneyimi veya kültürel atmosfer kararları çok daha güçlü etkiler. Türkiye’nin tanıtım stratejisinde güvenlik temasını öne çıkarmaktan ziyade, turizm tanıtım faaliyetlerinin kesintisiz ve güçlü şekilde sürdürülmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır,”



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar