ABD-İSRAİL-İRAN SAVAŞINDA KRİTİK VİRAJ: SON DİPLOMATİK HAMLELER, SAHADAKİ GERÇEKLER VE KÜRESEL YANSIMALAR

Okuma Süresi:

7–10 dakika
❤️

Şubat 2026’nın son haftasına girerken, Ortadoğu’da savaşın eşiğinde kritik bir dönemeç yaşanmaktadır. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik “10 gün içinde anlaşmaya varılmazsa kötü şeyler olacak” uyarısının ardından tanınan 15 günlük süre işlerken, Tahran’da halk geçen Haziran’daki 12 günlük savaşın travmasıyla olası bir çatışmaya hazırlık yapmaktadır. Aşağıda, mevcut krizin üç temel boyutu—askeri ve diplomatik cephedeki son durum, İran halkının savaş psikolojisi ve küresel ekonomik yansımalar ile bölgesel aktörlerin konumlanışı—bütüncül bir perspektifle ele alınmaktadır. Trump yönetiminin izlediği “müzakere eşliğinde yığınağın” (talks-plus-buildup) İran’ı köşeye sıkıştırdığı, ancak Tahran yönetiminin mevcut kırmızı çizgilerini esnetmeye henüz hazır olmadığı ortaya konmaktadır. İran’da protesto dalgaları, ekonomik çöküntü ve kur kriziyle boğuşan rejimin, dışarıdan gelen bir saldırı karşısında nasıl bir tepki verebileceğine dair senaryolar değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, mevcut göstergeler, 2025 Haziran’ındaki 12 günlük savaştan çok daha kapsamlı ve rejimin varlığını tehdit edebilecek bir çatışmanın, önümüzdeki günlerde veya haftalarda patlak verebileceğine işaret etmektedir.

Askeri Yığınak ve Diplomatik Son Şans: “Ya Anlaşma Ya Savaş”

Trump yönetiminin İran’a yönelik stratejisi, “müzakere eşliğinde benzeri görülmemiş bir askeri yığınak” olarak tanımlanabilir. Bölgeye konuşlandırılan güç, iki uçak gemisi (USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford), on iki savaş gemisi, yüzlerce savaş uçağı (F-35, F-22, F-15E, F-16) ve çok sayıda hava savunma sisteminden oluşan bir “armada” niteliğindedir. Sadece son 24 saat içinde 50 savaş uçağının daha bölgeye intikal ettiği belirtilmektedir. Bu devasa güç gösterisi, ABD’nin geçen Haziran’daki 12 günlük savaşa kıyasla çok daha kapsamlı ve rejim için “daha varoluşsal” bir harekâta hazırlandığının işareti olarak okunmaktadır.

Diplomatik cephede ise süreç işlemekle birlikte, sonuç alma konusunda ciddi şüpheler bulunmaktadır. Trump’ın danışmanları Jared Kushner ve Steve Witkoff, Tahran’da Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Cenevre’de üç saatlik bir görüşme gerçekleştirmiştir. Görüşmelerin ardından her iki taraf da “ilerleme kaydedildiğini” açıklamış olsa da, ABD’li yetkililer aradaki uçurumun kapanması konusunda iyimser değildir. Başkan Yardımcısı JD Vance’in Fox News’e yaptığı açıklama durumu özetlemektedir: Görüşmeler “bazı açılardan iyi geçti, ancak başkanın belirlediği bazı kırmızı çizgiler var ki İranlılar bunları henüz kabul etmeye veya üzerinde çalışmaya istekli değil”.

İsrail cephesi ise olayların gidişatından memnun görünmemektedir. Başbakan Binyamin Netanyahu, Trump’ın müzakere tercihine rağmen, İran’ın nükleer ve balistik füze programlarını hedef alan “maksimalist” bir senaryo için bastırmakta ve İsrail ordusu, günler içinde savaş çıkabileceği senaryosuna hazırlanmaktadır. İsrailli iki yetkiliye dayandırılan haberlere göre, Tel Aviv yönetimi ABD-İran müzakere sürecine giderek daha şüpheci yaklaşmakta ve hem taarruz hem de savunma planlamasını hızlandırmaktadır. Netanyahu’nun bu hafta birden fazla kapalı güvenlik toplantısı düzenlediği belirtilmektedir.

Tahran’da Savaş Psikolojisi: “Hayat Askıya Alındı”

İran’ın başkenti Tahran’da, geçen Haziran’daki 12 günlük savaşın yaraları henüz tazeyken, halk yeni bir çatışmaya hem psikolojik hem de fiili olarak hazırlanmaktadır. AFP’ye konuşan Tahranlı seramik sanatçısı Haniye, “10 gün içinde savaş olacağını düşünüyorum” diyerek, olası bir ABD saldırısına karşı evinde temel ihtiyaç malzemeleri stokladığını anlatmaktadır. 46 yaşındaki IT teknisyeni Mina Ahmadvand da benzer bir kanaatle, “bir düzine konserve ton balığı ve fasulye, bisküvi paketleri, pet şişe su ve fazladan pil” satın aldığını belirtmektedir.

Tahran sokaklarında, geçen savaştan çıkarılan derslerin izleri görülmektedir. Pencerelerin koli bandıyla bantlanması, halkın olası bir hava saldırısına karşı aldığı önlemler arasındadır. Birçok kişi uyku sorunu yaşadığını dile getirirken, çocukları ve torunları için endişelenen Hamid adlı bir Tahranlı, “Ben hayatımı yaşadım, ama onlar hayatlarında iyi bir şey yapamadılar, eğlenceleri, rahatları, boş zamanları ve huzurları olmadı. En azından biraz hayatı tatmalarını istiyorum. Ama belki de bu şansı bulamayacaklarından korkuyorum” sözleriyle içinde bulunulan durumun trajedisini özetlemektedir.

Tüm bu psikolojik hazırlığa rağmen, Tahran’da dükkan ve ofisler açık kalmaya devam etmektedir. Haniye’nin ifadesiyle, kitlesel protestolar ve neredeyse üç hafta süren iletişim kesintisinden bu yana “hayat askıya alınmış” gibidir. Ekonomik göstergeler de bu “askıya alınmışlık” halini doğrulamaktadır. Cumartesi günü itibarıyla euro 190.000 tümenin, ABD doları ise 160.000 tümenin üzerinde işlem görmekte, bu da halkın alım gücünün ne denli düştüğünü göstermektedir.

Küresel Ekonomik Etkiler: Petrol Fiyatları, Enflasyon ve Resesyon Riski

ABD-İran geriliminin en somut ve hızlı yansıması, küresel enerji piyasalarında kendini göstermektedir. Brent ham petrolü ve Batı Teksas tipi ham petrol (WTI) vadeli işlemleri, altı ayın en yüksek seviyesine tırmanarak sırasıyla 70 doların altında ve 60 doların üzerinde işlem görmektedir. Asıl büyük sıçramanın, İran’ın olası bir askeri harekat sonrası Hürmüz Boğazı’nı kapatması durumunda yaşanması beklenmektedir. Daishin Securities araştırmacısı Jin Young Choi, “ABD ve İran deniz kuvvetleri çatışırsa, Hürmüz Boğazı’nın ablukası kaçınılmaz olur. Bu, küresel arzın yüzde 7-10’una denk gelen petrol ihracatını kısıtlayabilir” uyarısında bulunmaktadır.

Bu senaryonun gerçekleşmesi, özellikle enerji ithalatına bağımlı ülkeler için ağır sonuçlar doğuracaktır. Örneğin, ham petrol ithalatının yüzde 71.5’ini Ortadoğu’dan yapan Güney Kore, bu tür bir krizden en çok etkilenecek ülkelerin başında gelmektedir. Ulusal Meclis Bütçe Ofisi’nin hazırladığı bir rapora göre, İran’ın Hürmüz’ü kısmen kapatması ve petrol fiyatlarının bir yıl boyunca 100 dolarda kalması halinde, Güney Kore’nin ticaret fazlası 40.8 milyar dolar azalacak, enflasyon 1.3 puan artacak ve yurtiçi petrol arzındaki yüzde 5’lik bir düşüş, reel GSYİH’yı 0.6 puan aşağı çekecektir.

Wedbush Securities’in değerlendirmesine göre, jeopolitik risk primi artık geçici bir dalgalanma olmaktan çıkmış, varlık fiyatlamasının kalıcı bir unsuru haline gelmiştir. 30 yıldır piyasaları besleyen “barış temettüsü” tamamen tükenmiştir. Piyasaların yeni bir “bölünmüş dayanıklılık” (bifurcated resilience) dönemine girdiği, savunma ve kaynak zengini sektörlerin başı çekerken, tüketici odaklı ve ithalata bağımlı sektörlerin marjlarını korumakta zorlanacağı belirtilmektedir. Savunma devleri Lockheed Martin ve Northrop Grumman’ın hisseleri, 2027 için öngörülen 1.5 trilyon dolarlık rekor savunma bütçesiyle birlikte yükselişe geçmiştir.

Bölgesel ve Küresel Aktörlerin Konumlanması: Karmaşık Bir Satranç Tahtası

Krizin tırmanması halinde, tüm aktörlerin net çizgilerle ayrışacağı basit bir senaryo beklenmemelidir. Her aktörün kendi çıkar hesapları ve kırmızı çizgileri bulunmaktadır.

Rusya ve Çin’in Rolü: Pakistanlı uzman Abdullah Gül’ün vurguladığı gibi, Rusya ve Çin’in tepkisi kritik önem taşımaktadır. Rusya, İran’ın yakın dostu olarak tanımlanırken, Çin’in bölgede devasa yatırımları bulunmaktadır. Gül’e göre, “Rusya ve Çin bu çatışmaya dahil olmak zorunda kalacak, aksi takdirde hiçbir ülke onlara güvenmez. Dünya, ABD’nin İran’a saldırısına tepki vermezse, küresel denge sistemleri çökecektir.”

Bölgesel Müttefiklerin İkilemi: Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi geleneksel ABD müttefikleri, olası bir savaşta topraklarını ve hava sahalarını kullandırmama kararı alarak, İran’dan gelebilecek bir misillemenin hedefi olmaktan kaçınmaya çalışmaktadır. Bu durum, ABD’yi daha pahalı ve kısıtlı platform konuşlanmalarına mahkûm etmektedir. Körfez ülkeleri, 93 milyonluk İran’ın kaosa sürüklenmesinden duydukları endişeyle, ABD’den uzaklaşıp Çin ve Rusya’ya yakınlaşma sinyalleri vermektedir.

Türkiye’nin Pozisyonu: Türkiye, topraklarının ABD operasyonlarında kullanılmasına izin vermeyeceğini açıkça beyan ederek, krize mesafeli bir duruş sergilemektedir. Ancak, İran’da yaşanacak bir kaosun ve olası bir mülteci krizinin Türkiye’yi doğrudan etkileyeceği açıktır. Bu nedenle Ankara’nın, diplomatik çözümden yana bir tutum izlemesi beklenmektedir.

Olası Senaryolar: Kontrollü Saldırıdan Bölgesel Savaşa

Mevcut durumda öne çıkan olası senaryoları üç ana başlıkta toplamak mümkündür:

  1. Senaryo: Müzakere Edilmiş Çözüm (Düşük Olasılık): Bu iyimser senaryoda, İran’ın ABD’nin taleplerine yanıt vermesi ve 15 günlük süre içinde bir anlaşmaya varılması söz konusudur. Ancak İranlı yetkililerin, balistik füze programı ve bölgesel vekil güçlere desteğin masaya yatırılmasına yönelik şimdiye kadarki katı tutumu, bu senaryonun gerçekleşme ihtimalini oldukça düşürmektedir.
  2. Senaryo: Sınırlı Saldırı ve Misilleme (Orta Olasılık): Trump’ın, müzakerelerin “doğal sonuna ulaştığına” karar vermesi ve sınırlı hedefli bir hava operasyonu başlatması durumudur. Bu senaryoda İran’ın, vekil güçler aracılığıyla ve doğrudan füze saldırılarıyla misilleme yapması, ancak çatışmanın kontrolden çıkmaması beklenir. Geçen Haziran’daki 12 günlük savaş, bu senaryonun bir örneğidir.
  3. Senaryo: Tam Kapsamlı Savaş ve Rejim Değişikliği (Yüksek ve Artan Olasılık): Trump danışmanlarından birinin “önümüzdeki haftalarda kinetik harekat görme olasılığı yüzde 90” açıklaması ve İsrail’in rejim değişikliğini hedefleyen maksimalist senaryo için bastırması, bu senaryonun olasılığını artırmaktadır. Bu durumda, ABD-İsrail ortak harekâtı haftalarca sürecek, İran’ın nükleer tesisleri, balistik füze altyapısı ve komuta merkezleri yoğun biçimde vurulacaktır. İran’ın misillemesi, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, Basra Körfezi’ndeki petrol tesislerinin vurulması ve İsrail’e yönelik yoğun füze saldırılarını içerebilir. Bu senaryo, kaçınılmaz olarak bölgesel bir savaşı tetikleyecek ve küresel ekonomiyi derin bir resesyona sürükleyecektir.

Sonuç: Dünya Yeni Bir Uyurgezerlik Felaketinin Eşiğinde mi?

Şubat 2026’nın son günlerinde, Ortadoğu’da biriken kara bulutlar, 1914 Temmuz’unu veya 1939 Ağustos’unu andıran bir “uyurgezerlik” halini giderek daha fazla çağrıştırmaktadır. Tarafların rasyonel hesapları, birbirlerinin kırmızı çizgilerini test etme arzusu, İsrail’in varoluşsal kaygıları ve İran rejiminin içerideki meşruiyet krizi, savaşı her geçen gün biraz daha kaçınılmaz kılmaktadır.

Trump’ın “anlaşma ya da savaş” ikilemi, İran’ı köşeye sıkıştırmış durumdadır. Tahran yönetimi, on yıllardır inşa ettiği “Direniş Ekseni” doktrininden vazgeçmek zorunda kalmadan, ekonomik çöküntüyü durduracak bir anlaşmaya varmakta zorlanmaktadır. Öte yandan, ABD’nin bölgeye yığdığı benzeri görülmemiş askeri güç, geri adım atmayı neredeyse imkânsız kılmakta ve başarısız bir müzakere sonrası “tetik çekme” olasılığını artırmaktadır.

Tahran sokaklarında pencerelerini bantlayan, konserve stoklayan insanların hissettiği korku, boşuna değildir. 12 günlük savaşın travması, yerini daha büyük bir felaketin öngörüsüne bırakmıştır. Uluslararası toplum, özellikle de savaşın ekonomik ve insani bedeline en ağır şekilde katlanacak olan bölge ülkeleri, diplomasi için kalan kısıtlı zaman dilimini sonuna kadar zorlamalıdır. Aksi takdirde, dünya, hiçbir aktörün tam olarak arzulamadığı ancak hepsinin birlikte inşa ettiği yeni bir felakete sürüklenebilir.

KAYNAKÇA

· AFP. (2026, Şubat). “Iranians stock up on food, tape up windows as war looms”. (Tahran’dan izlenimler, Haniye, Mina Ahmadvand ve Hamid ile yapılan röportajlar).
· Al-Majalla. (2026, Şubat). “Business & Economy” bölümü. https://en.majalla.com
· Daishin Securities / Jin Young Choi. (2026, Şubat). Hürmüz Boğazı ablukası ve küresel petrol arzı üzerine değerlendirme.
· Fox News. (2026, Şubat). Başkan Yardımcısı JD Vance’in röportajı.
· Gulf Times. (2026, Şubat). Bölgesel aktörlerin pozisyonlarına dair haberler.
· Independent Türkçe. (2026, Şubat). Dr. Osman Gazi Kandemir’in değerlendirmesi; ABD’nin sınırlı darbe stratejisi. https://www.indyturk.com
· Lombard Odier. (2026, Şubat). Jeopolitik gerilimlerin finansal piyasalara etkisi üzerine rapor.
· Reuters. (2026, Şubat). İsrailli yetkililerin savaş beklentisi ve ABD-İran müzakerelerine dair haberler.
· Sputnik News. (2026, Ocak). Vladimir Zakharov’un değerlendirmesi: “Expert: US-Iran conflict would destroy world economy and destabilize Middle East”. https://sputniknews.cn
· The Economic Times. (2026, Şubat). Petrol arama şirketlerinin hisse performansı. https://m.economictimes.com
· The Indian Express. (2026, Şubat). Hindistan’ın enerji güvenliği ve petrol fiyatları değerlendirmesi. https://indianexpress.com
· The National. (2026, Şubat). Lombard Odier değerlendirmesi; Hürmüz Boğazı gerilimi. https://www.thenationalnews.com
· Wedbush Securities. (2026, Şubat). Jeopolitik risk primi ve “bölünmüş dayanıklılık” üzerine değerlendirme.
· Yonhap Infomax. (2026, Şubat). Güney Kore Ulusal Meclis Bütçe Ofisi raporu: İran geriliminin Güney Kore ekonomisine olası etkileri. https://en.infomaxai.com
· Hong Kong 01. (2026, Şubat). “Probability of US-Iran war reaches 90%, threatens ‘tsunami impact’”. https://global.hk01.com
· LTN. (2026, Şubat). “90% probability of US-Iran war shocks global economy”. https://stock.ltn.com.tw
· Haberglobal. (2026, Şubat). İran’ın Hizbullah’ı savaşa hazırladığı iddiası. https://haberglobal.com
· Hürriyet. (2026, Şubat). ABD’nin İran senaryoları: Hamaney ve oğlu hedef alınabilir. http://mobil.hurriyet.com.tr
· BBC News Türkçe. (2026, Şubat). ABD-İran gerilimi: Tahran neden çatışmayı tercih edebilir? https://www.bbc.com/turkce
· Global Panorama / Filiz Aydın Cevher. (2026, Ocak). “2026 Yılında Küresel Düzlemde Çatışmaların Seyri ve Olası Çatışmalar”. https://www.globalpanorama.org
· Nefes. (2026, Şubat). ABD-İran savaşı senaryoları. https://www.nefes.com.tr
· Fokus Plus. (2026, Şubat). Husilerin olası bir savaşa katılımı. https://www.fokusplus.com



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar