“İki kente sıkışmış turizm olmaz…”

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

Türkiye’de turizmin yükünü İstanbul ve Antalya çekiyor. Turizm bu iki kente sıkışmış durumda. İşin uzmanlar” İki kente sıkıştırılmış turizm olmaz” diyor. Turist sayısını artırmak yerine doğaya, kültürel mirasa ve kent yaşamına saygılı politikalarla mümkün olabileceği vurgulanıyor.

Ancak, unutulmamalı çok turist para getirir. Az, ancak kaliteli ve para harcayan turist avına çıkmak daha önemlidir. Fransa, İngiltere ve İtalya gibi ülkeler bu işi baştan çözmüşler, şimdi rahat ediyorlar. Buna rağmen yine tanıtım ve reklamlara önem veriyorlar.

Anadolu bir hazine. Tarihi ve kültür yapısı çok zengin. Gastronomisi dillere destan. Turizmi buralara yayabilirsek biz kazanırız. Böyle bir planlama olacaktı ne oldu? Anadolu’ya uçaklarla turist getirilip buraların tanıtımı yapılacaktı. Anadolu’da birbirinden üstün tarih ve kültür yapısı olduğu gibi duruyor. Bir Göbeklitepe daha var mı?

Turizm Sohbetleri programında Turizm eski Bakanı Bahattin Yücel, Türkiye’de turizmde sürdürülebilirlik ve aşırı turizm sorununu değerlendirdi. Programda, İstanbul ve Antalya’ya yoğunlaşan turizm hareketinin çevreyi, kent yaşamını ve kültürel mirası tehdit ettiği vurgulandı.

Resmî verilere göre her iki kentin de yıllık yaklaşık 17–18 milyon ziyaretçi ağırladığına dikkat çekilirken, bu ölçekte bir yoğunlaşmanın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ifade edildi. Avrupa’da Barselona ve Venedik gibi kentlerde yaşanan aşırı turizm tepkilerinin, Türkiye’de de benzer risklere işaret ettiği belirtildi.

Kruvaziyer turizmi kapsamında İstanbul’daki Galataport projesi eleştirildi. Yaz aylarında art arda kente yanaşan, her biri yaklaşık 3 bin yolcu kapasiteli kruvaziyer gemilerinin, tarihi kentin siluetini bozduğu ve ulaşım altyapısını zorladığı ifade edildi.

Programda kısa süreli kiralamaların İstanbul, Bodrum ve Antalya’da kira fiyatlarını artırdığı, kamu çalışanları başta olmak üzere yerel halkın kent merkezlerinden uzaklaşmak zorunda kaldığı vurgulandı. Türkiye genelinde yaklaşık 2 milyon ikinci konut bulunduğu hatırlatılarak, bu konutların kontrollü biçimde turizme kazandırılabileceği ifade edildi.

Bodrum’un kimliğini kaybettiği, kıyıların özel siteler ve lüks villalarla kapatıldığı belirtilirken, bu durum “tersine gettolaşma” olarak tanımlandı. Muğla kıyılarında ise büyük yatların uzun süreli demirlemesinin deniz ekosistemini bozduğu ve bazı koylarda kirlilik sorunlarının arttığı dile getirildi.

Programda sürdürülebilirliğin, turist sayısını artırmaktan çok doğaya, kültürel mirasa ve kent yaşamına saygılı politikalarla mümkün olabileceği vurgulandı. Turizmin, gelecek kuşaklara aktarılması gereken bir emanet olduğu ifade edildi.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar