Türk kelimesi neden eklendi?

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

ATATÜRK KURDUĞU TÜM FABRİKALARIN BAŞINA NEDEN TÜRK KELİMESİNİ EKLEDİĞİ AŞAĞIDAKİ YAZIDA ANLATILIYOR

Ekonomik iflasını açıklayan Osmanlı Devletinin 1881 yılında bütün varlıklarına el konuldu. İğneden ipliğe Yahudi İtalyan, Ermeni, Fransız tacirler İstanbul’a dolmuştu. Abdülhamid bu kadar borcun üzerine yeni borçlar ekledi. Osmanlı 15 defa büyük borç aldı. Ama faizini bile ödeyemez olmuştu.Osmanlının hazinesine el koyan Avrupa, bugün” İstanbul Erkek Lisesi” olan binaya” Duyun-u Umumiye” yi yerleştirip borçları tahsil etmeye çalıştı.Yani hazine ecnebilerin yönetimine geçti.

Borçlar ödenmedikçe Abdülhamid Avrupalı tefecilere tekeli verdi teker teker milli varlıkları kaybettik;demir yolları, iplik, fındık, pamuk kömür, tekstil demir çelik, tuğla kireç ne iş varsa Avrupalılara satıldı. Haliç ecnebi fabrikalarla doldu. Tarlabaşı Avrupadan gelen tüccarların görkemli evleriyle bezendi.. Zenginler İstiklal Caddesi ve Sıraselvilere yerleşti.Bugün İstanbulda gördüğümüz şahane binaların çoğu o dönemlere aittir.

Türklerse yüzlerce yıldır tamir gören, yamalıklı bohçaya benzer tahta evlerde otururdu. Bu evler Fatih ve Süleymaniyenin arka sokaklarında bulunurdu Abdülhamid döneminde Yüzlerce kilise ve sinagog açıldı.. İşte o tarihte Avrupadan gelen zenginleri ağırlamak için 5 yıldızlı bir otel yaptılar. Pera Palace.. Pera Palace Rumca “Yokuş Sarayı” demek. Fransadan trene binip Sirkeci’de inen Avrupa jet sosyetesi tren garından bu otele Türk hamalların sırtında özel tahtlarla taşınırdı.

Aslında batı emperyalizmi İstanbul’u Vahdettin döneminde değil Abdülhamid döneminde çoktan ele geçirmişti….Atatürk Cumhuriyeti kurduğunda Türklerin elinde sadece çarık kalmıştı. Sanayi ve tarım hamlesi başlattı. Bütün kurumların başına Türk kelimesini koydurdu. Yerli malı haftası o tarihte başladı. Türk Çocukları milli üretimi anlasın diye. Türklere ait banka bile yoktu. Adında Osmanlı olan banka bile ecnebilerindi. İşbankası bu yüzden kuruldu.

Osmanlı Devletinin İflas ilan ettiği meşhur RAMAZAN KARARNAMESİ(Nisan 1876) ile, Vergi gelirlerinin devredildiği MUHARREM KARARNAMELERİ(1879-ve-1881’de ki iki kararnamedir), pek bilinmez, gündeme de getirilmez. Hep saklanır.Alıntı.#SİFİN

ALINTIDIR



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1.  avatarı
    Anonim

    Atatürk Kurduğu Tüm Fabrikaların Başına Neden Türk Kelimesini Eklediği Aşağıdaki Yazıda Anlatılıyor yazısının devamı olmalı.
    Yazıda Gazi tarafından “Türk” kelimesinin verilme sebebine ait bilgiler yer almamış.
    Ayidiyeti cihetiyle Oraj Poyraz rumuzlu müellifin bu eksikliği dikkate alacağı umulmaktadır.
    Yeri gelmişken:
    1-Gazi, “Türkiye’yi kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” tanımı yapmakla kalmamış bu ulusu çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmak için her alanda devrimlerin önderliğini de yapmıştır.

    (GAZETE HABERLERİNE GÖRE)
    2-1946 ve sonrasında karşı devrim öyle ivmelendi ki bir zaman sonra milenyumda AKP- PKK müzakereleri döneminde “Türk”, “Türkiye” ve “Atatürk” adlarını kamu kurum ve kuruluşlarından silinme süreci yaşanmıştı
    Ve dahi bu süreçte “…. Biz her türlü milliyetçiliği, ayaklarının altına almış bir iktidarız. Kuru milliyetçilik yok. Bizim milliyetçilik anlayışımızda ne var biliyor musun? Vatanseverlik var, insan severlik var. Fakirin, fukaranın, garip gurebanın yanında yer almak var. Şu güzel ülkemizi, dünya ülkeleri arasında ilk 10’un içerisine sokmak var.” diyen siyasi aktörleri bu millet görmüştü.
    3- Son olarak İsmail Hakkı Tonguç ‘un 1954’deki “Biri zor ve gerçek olanı, öbürü de kolayı, oyun olanı… Topraksızı topraklandırmadan, işçinin durumunu sağlama bağlamadan, halkı esaslı bir eğitimden geçirmeden olmaz birincisi, köklü değişiklikler ister. Bu zor demokrasidir ama gerçek demokrasidir. İkincisi kâğıt ve sandık demokrasisidir. Okuma yazma bilsin bilmesin; toprağı, işi olsun olmasın, demagojiyle serseme çevrilen halk, bir sandığa elindeki kâğıdı atar. Böylece kendi kendini yönetmiş sayılır. Bu oyundur, kolaydır. Amerika bu demokrasiyi yayıyor işte. Biz demokrasinin kolayını seçtik, çok şeyler göreceğiz daha…” tümceleri her daim anımsansın!
    ((-Efkarı umumiyenin bilgisine )

  2. Emine avatarı
    Emine

    Sayın Anonim, 1923 den sonra kurulan fabrikalar Türklerindi. Hukuken Osmanlıya ait olan Varlıklar, Bu varlıklara ecnebiler el atmıştı. Eğer Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu Türkiye Cumhuriyetini eklemeseydi, düşman orayada el atıp sahip çıkacaktı. Osmanlının alacaklıları,milletin sırtındaki donuna kadar aldı.. Fazla açıklamaya sanırım gerek yok .

    1932 de Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu kuruldu. Türk halkının mali.

    Haziran 2021 den beri Anonim Şirket oldu. Hazineye bağlı. Günün birinde Türkiye dış borçlarını ödeyemez hale gelirse, biliyormusunuz; ilk önce nereye el atacaklarını???

    Erdoğan ve ekibinin ne devlet yönetiminden haberleri var nede
    Türkiyenin ekonomisinden.. !

    Halkın malını, mülkünü kendi üzerine geçirmesinin cezası nedir bilmelisiniz?

    Böyle bir kalleşliği,yaşamış hiç bir Türk Kağanları , Türkün özesi Türk yapmazdı.
    Halkın malını mülkünü kendi üzerine geçirmeyi.

    Atatürk, böyle Erdoğan gibi ne olduğu, kim olduğu belirsizler, Türk halkının başına tesadüfen geçince, ne yapacaklarını ta o zamanlar hesaba kattığı için önüne T.C koydurdu.
    Erdoğan, Halkın malı olan bütün Fabrikalarımızı satmadımı, Halkın malını , özeleştirip A.Ş. şirketleri yapmadımı?
    Bu Erdoğanın akıl hocaları kimler, yoksa anasının karında’ mı ünivetsite diplomasını aldı.

  3.  avatarı
    Anonim

    Gazi tarafından “ Türk kelimesinin verilme sebebine ait bilgiler (yazıda) yer almamış.
    Aidiyeti cihetiyle ‘Oraj Poyraz rumuzlu’ müellifin bu eksikliği dikkate alacağı umulmaktadır “ demiştim. Ancak Oraj Poyraz ya yazılanı görmemiş ya da üstüne alınmamış olabilir.
    “Emine” adlı kişinin yorumu olmasaydı yazdıklarımın gayya kuyusuna düştüğünü sanacaktım.
    “Tarih Nedir?” makalesinde değerli felsefecimiz Avşar Timuçin “Tarih çöplük değildir. Orda geleceği kuracak bilgi ve tecrübeler bunmaktadır. Bunlardan istifade etmek akılcılıktır “ demiş ise bir bildiği olmalıdır.
    Muallim Naci‘nin dediği gibi ” Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür”( insan unutur) .
    Bu nedenle çöplük olmayan yakın tarihten bazı anımsatmalar:
    • AB(D) kurguladığı Milli Cephe Hükümeti başbakanı Demirel’in başbakanlık müsteşarlığına asaleten, DPT’ye ise vekaleten atadığı Özal ve ekibinin hazırlattığı IMF programı “İktisadi İstikrar Kararları” diye 24.01.1980’de TBMM’nce onanıp Türkiye’ye dayatılmıştı.
    • Bu kararlarla Türkiye üzerindeki Batı yaptırımları genişlemiş ve derinleşmişti
    • 1980’den buyana yürürlükte olan tasarım(proje) ile 1923’den beri Türkiye Cumhuriyeti’nin yokun yok olduğu koşullarda var etmeye başladığı KİT’ler ve yerüstü/yeraltı milli servetler yok pahasına satılıp yağmalanması devam ediyor, hala!
    • Geçen 46 yıllık süreçte devlet ve millet mülksüzleştirildi,borçlandırıldı, yoksullaştırıldı.
    • Türkiye’ye DYP eliyle başbakan yapılan Amerikan vatandaşı da olan Tansu Çiller’in “…son sosyalist devleti yıktık.” demiş olmasını Tarih Baba defterine yazmıştır.
    •2002 yılında iktidara gelen AKP kendisinden önceki tüm hükümetlerlerin aktörlerini kıskandıracak düzeyde kamu varlığı özelleştirmeleri yapmış, hala da yapmaktadır.
    •Zamanın AKP’li devlet Bakanı Ali Babacan(DEVA Partisi kurucusu ve genel başkanı ),Tekel özelleştirmesinde önemli olanın, verilen teklifin miktarı değil, hükümetin özelleştirmeye bakışı olduğunu söyleyerek, ‘‘Hükümet özelleştirme istiyor mu? Büyükçe bir (evet). Özelleştirme illa ki olacak’’ demişti.
    •Türkiye’nin en karlı kuruluşlarının satıldığı bu özelleştirmelere karşı çıkanlara dönemin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan:
    -Her şeyi satacağız. Kâr edeni de satacağız, zarar edeni de satacağız.
    -Devleti ekonomik faaliyetlerden kurtarıncaya kadar satacağız.
    -Yerli yabancı herkes gelsin. Yakında Sümerbank tarihten siliniyor, bitirdik. Elinde bir şey kalmadığı gibi ismini de kaldırıyoruz. İsim hakkını satarız o başka
    – Sümerbank’ı kapattığını övünerek anlatırken, “Sümerbank’ı da bitirdik, yakında tarihten silinir.
    -Tüpraş’ın satışını savunurken de, “ Devlet Tüpraş’ı Koç’tan iyi mi yönetecek.
    Kimse fabrikaları sırtlanmış götürmüyor. Böyle birisini gördünüz mü? Ahmaklık yapmayın. Türkiye artık geri dönülemez bir yola girdi. Hem işsizlikten bahsedeceksin hem sermaye gelmesin diyeceksin.
    – AKP hükümetinin en temel politikalarının başında özelleştirme gelir.
    – Devam edeceğiz, kârlı-zararlı ne varsa satacağız.
    – Milletin yükünü azaltıyoruz. Bazı özelleştirmeler için ‘milli menfaatimize aykırıdır deniyor.
    Asıl bunları satmazsak milli menfaate aykırı olur. Biz popülizm yapmıyoruz, kimse palavra atmasın.” demişti.
    – SEKA kağıt fabrikasının satışıyla ilgili “Stratejik bir yermiş. Ne stratejisi! Önemli olan müşteri bulmak. Müşteri gece gelsin, pijamayla çıkarım karşılarına” demişti.
    – Kıbrıs’a ilişkin olarak da Unakıtan 2007’de “Kıbrıs dediğin 3 kuruşluk yer. Kıbrıs bilmem ne kriterini yerine getirsin… Ne Kıbrıs kriteri kardeşim? Bizim öyle bir kriterimiz yok. Üç kuruşluk, kaç kişi yaşıyor, kaç kişi çalışıyor o adada yaa !” demişti.
    Soru: Bu olup bitenler olurken devlet olanaklarıyla okuyanlalar ne yaptılar?
    (BU YAZI DERLEMEDİR)

  4. Bozkırın Bebeleri avatarı
    Bozkırın Bebeleri

    Şimdi biz Türklere düşen görev, paçaları sıvayıp yeni, yeni fabrikalar kuracağız.

    Ekonomik gücü halkın sırtından geçinen siyasetçiler tarafından zayıflamış Türkiyemizi yeniden inşa etmemiz gerekiyor.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün bize bıraktığı mirasının aynısı olarak..

    Ben Türk’ün, kafa yapısına, kuvvet ,kudrettine, çalışkanlığına ve dürüstlüğüne inanıyorum.

    Amerika, Avrupa zamanında sarı yumurta ile beyaz yumurtayı bile ayırt edemezken, Türk at’ı evcileştirdi. İlk ulaşım aracı. Her yere kapılar açıldı.

    Madeni maden yapan Türk’ tü. 600 yıl dünyayı Atları ile adım, adım gezen Türk’ tü..

    Türkiye’ yi tekrar inşa edecek Türk çocuğu…!

    Türk, ulusal görevini ve sorumluluğunu bilir.

    Türkün birleşip, Türk milletini soyan, halkın sırtından saraylarda yaşayan, halkın yanında olmayıp, kendi menfaatine çalışan bütün siyasetçileri Denize dökecek.
    Bu siyasetçiler, Türk olmayıp; Türke zarar verenlerdir, Türkü sömürendir.!

    Ne mutlu Türküm diyene.!

  5.  avatarı
    Anonim

    Bozkırın Bebeleri’nin yazdıklarını işbaşına geçtiğinde künyesini yazmadığı oluşumun yapacağını varsayalım.
    Amerikan demokrasi siyaset sathı mailinde sandığa nasıl girdiği(tecahülü arif yapılıp ) umursanmayıp sandıktan çıkmış oylar kutsanmaktadır.
    Bozkırın Bebeleri böyle ortamda hangi örgütlü oluşumla ülkeyi idare etmek için,sandıktan çıkıp siyasi erki ele almayı yazmamıştır.
    Ama Albert Camus “Örgütsüz bir halka güvenmek olmaz. Örgütsüz halk bir yığındır. Örgütsüz bir halkın kapısı açıktır. Her geleni tatmin etmeye çalışır.” demişse bir bildiği olmalı….

  6. Bozkırın Bebeleri avatarı
    Bozkırın Bebeleri

    Anonim bayan veya bay, 3 Kasım 1928 ‘ de Harf Devrimi ile Osmanlıcayı bıraktık.

    Türkün fazla bir örgüte ihtiyacı yok, o sadece zamanını bekler. Kimseyi arkadan vurmaz.

  7.  avatarı
    Anonim

    “Türkün fazla bir örgüte ihtiyacı yok, o sadece zamanını bekler. Kimseyi arkadan vurmaz.” tümcesi meseleyi daha anlaşılmaz hale sokmuş!
    B. Bebelerin’in mensubu olduğu oluşumun ,varlığından vatandaşların haberinin olmadığı, doğa üstü güçleri olmalı ki ” “Türkün fazla bir örgüte ihtiyacı yok, o sadece zamanını bekler. ” diye yazmış.
    Yazaç Devrimi’n tininde halkın dilinde yaşayan sözcükleri okumuşların kullanımına sunduğu gibi yurttaşların dilinde yaşayanların da kullanılmasına ı yasaklamak gibi aşırılıklara heves etmediği malum. Okumuşların dilinde ve her yerde, başta da iş yeri adları olmak İngilizce yer almaktadır. Dil Deviminin 98.yıldönümünde bunun yaşanması nasıl açıklanabilir?

  8. Bozkırın Bebeleri avatarı
    Bozkırın Bebeleri

    Örgütlenmek sonuçta yanlış anlaşılabilinir. Örgütün dışında kalan , örgüte katılmayan kişilere, önem verilmiyormuş gibi bir düşünce olabilir. Bu nedenle..!

    Örgütlenmek , sonuçta bir eylem çıkartmak, siyasi ayaklanma, yürüyüş, grev v.s gibi. Bu biz Türkleri suçlu algısı verebilir.

    Kendi topraklarımız’ da yabancılar gibi aşağılanmamıza bir Türk toplumu olarak asla izin vermememiz gerekiyor.

    Türkiye’ deki mevcut iktidar partinin bu ülke kendi özel malı değildir.
    Türk halkı bu partiyi meşru bir şekilde seçti ve destekledi.
    Buna ragmen , Türk halkının beklediği, arzuladığı ekonomik refahı getirmekte başarısız oldu.

    Bu nedenle görevden alınması gerekiyor. Japonya veya Avrupa’ da başbakan kendiliğinden görevine son verir. Yoksa hemen halk ayaklanıp hakkını arar.

    Milletvekillerinin, Başbakanın, Cumhurbaşkanının, maaşları Türk halkı tarafından, bir gün bile geçikmeden ödeniyor.

    Bunun karşılığında, onlar görevini yerine getirmediği gibi, halkı oyalıyorlar, halkın zamanın çalıyorlar.

    Suç halka verilmez, bu kadar dengesiz dış borçlanma ve piyasaya karşılıksız(emeksiz) para basmak ile problem çözülmez.

    %80 Türk gençleri işsiz, çoğu yüksek okul mezunu. İşsiz geçen hergün , hem gençlerimiz, hemde devletimiz için ölü yatırım.

    Ayrıca, halkımızın üzerinde orantısız bir vergilendirme sistemi var.

    Merkez Bankasına getirilen kişiler , beceriksiz. Devlet İktisat’çısı deyiller.

    Merkez Bankası, Türk halkınındır. Politikanın orda işi yok. Para ve faiz piyasasa göre ayarlanır, siyasi görüşe göre değil…………!

  9.  avatarı
    Anonim

    Yürürlükteki Yasalara göre;
    – Siyasi Parti tanımı: Madde 5 – Vatandaşlar siyasi parti kurma hakkına sahiptirler. Siyasi partiler, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde, önceden izin almaksızın serbestçe kurulurlar.
    – Sendika tanımı: Belirli bir işi yürütmek, ortak bir menfaati takip etmek veya teşvik etmek için kurulan bireyler, şirketler, kurumlar veya kuruluşlardan oluşan kendi kendini organize eden bir gruptur.
    – Meslek Örgütü tanımı: Belli bir mesleğe mensup olanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek gruplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerini iyileştirmek amacı ile kanunlar çerçevesinde kurulan birliklerdir.
    – Dernek tanımı: Kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.

    Sonuç halkın örgütlenmesi anayasa ve yasalar kapsamında devletin güvencesinde ve vaz geçilmez haktır.Bu hakkın ne düzeyde vatandaşlar tarafından kullanıldığını araştırıp öbekte paylaşılması da Bozkırın Bebeleri’nin ödevi olsun…
    ” Örgütsüz bir halka güven olmaz. Örgütsüz halk bir yığındır. Örgütsüz bir halkın kapısı açıktır. Her geleni memnun etmeye çalışır.” diyen bilgenin söyledikleri kapsamında fi tarihinden beri olup bitenleri doğru anlayacak bilgi düzeyine erişmemiş örgütsüz okumuş(*) büyük yığınların ülkelerinde çağdaş demokrasinin yaşanması mümkün değildir. Siyasi erki elinde tutan örgütlü küçük güçlerin hüküm sürdüğünü bu ülkelerdeki olup biteni görmemek gece körlüğüdür.
    Düşünsel varsıllaşma çerçevede akıl yürütüp(düşünme) çözümleme- birleştirme( analiz-sentez) yapmanın ardında paçaları sıvalamak…..
    İşte bütün mesele budur.
    Değerli üyelerin bulunduğu “Turkishforum” Öbeği’de ithamların yeri olmamalıdır.
    Sövgüler(kötü söz) çıkar yol olamaz. Fikri zenginleştirmeye neden olmadığı gibi kırgınlıklar da cabası….
    ( *) Değerli Dilcimiz Emin Özdemir “Anaokulundan üniversiteye değin dil ve yazın eğitiminden geçilmesine karşın okumayan olur yazarlar yetiştirdik. Bunlar okur yazarlar ama okur değiller. Okur, okuma yazma becerilerini sürekli kullanan, dil, düşünce, yazınsal değer taşıyan kitapları okumadan edemeyenlerdir.” tümcesiyle bunu veciz olarak anlatmaktadır

  10. Bozkırın Bebeleri avatarı
    Bozkırın Bebeleri

    Şu an Türkiye’ de ne kurarsanız kurun’ AKP nin işine gelmez.

    Mustafa Kemal Atatürk, 1919 -1923 ülkemizde partisiz bir devlet kurdu.
    Osmanlı, Ermeniyi, Rum’ u , Yahudileri beslerken, Türkler savaş meydanınday’ dı.

    Halk kendi karar verecek, bu iş artık ne dernek, ne parti işi. Ülkedeki ekonomik sıkıntı büyüdükçe büyüyor, bunun yanısıra yeni, yeni kısıtlamalar geliyor. Zamanla halk artık nefes alamayacak duruma düşecek. Halkın kendisi uyanması gerekiyor. Herkesin elinde iyi kötü bir telefon var.

    Parti kurmak için para lağzım. Particilerin %80 halka yalan söylüyor.

    Halkımız kendini bilinçlendirmesi gerekiyor.
    Ödediği verginin hangi kaynaklara gittiği.? Siyasetçi verdiği sözü tutumu. Bunu takip etmek gerekiyor. Siyasetçi halka yakınmı? Halkın sorunları ile ilgileniyor mu? Hayır….. Birdaha böyle sahtekara oyunu vermeyecek.

    Oylar sayılmadan AKP gibi bir partinin , seçimleri kazanması biraz sahte diploma gibi, sahtekarlık değil mi…????

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar