Bir Devlet Başkanının ve Eşinin Zorla Kaçırılması İddiası Üzerinden ABD’nin Hukuki Sorumluluğu
Eğer bir devlet, başka bir egemen devletin görevdeki devlet başkanını ve eşini zorla ülke dışına çıkarmış ya da bu yönde bir operasyon yürütmüşse, bu eylem uluslararası hukuk açısından yalnızca bir “diplomatik kriz” değil; açık bir suç, hatta devletlerarası haydutluk olarak değerlendirilmelidir. Bu tür bir fiil, kim tarafından ve hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın, Birleşmiş Milletler düzeninin temelini oluşturan egemenlik, iç işlerine karışmama ve güç kullanma yasağının doğrudan ihlalidir.
Bu bağlamda, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşine yönelik zorla kaçırma veya ülke dışına çıkarma yönünde bir eyleme giriştiği iddiaları, doğruysa, uluslararası hukukun açıkça çiğnenmesi anlamına gelir. Daha da vahimi, bu tür bir operasyonun devletin en üst siyasi makamlarının bilgisi ve talimatı dahilinde gerçekleşmiş olması ihtimalidir.
Egemenlik İlkesinin Açık İhlali
Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2/1 ve 2/4 maddeleri son derece nettir:
Her devlet egemendir ve hiçbir devlet, başka bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasal bağımsızlığına karşı güç kullanamaz. Görevdeki bir devlet başkanının zorla kaçırılması, fiili bir saldırı niteliği taşır. Bu, yalnızca Venezuela’ya değil, uluslararası hukukun kendisine karşı işlenmiş bir suçtur.
Bu tür eylemler, mafyatik yöntemlerle benzerlik göstermektedir:
– Hukuki süreç yoktur
– Yargı kararı yoktur
– Uluslararası yetki yoktur
– Meşruiyet yoktur
Geriye kalan tek şey çıplak güçtür.
Bireysel ve Kurumsal Sorumluluk
Uluslararası hukuk yalnızca devletleri değil, karar vericileri de sorumlu tutar. Eğer bu tür bir eylem, ABD yönetimi içinde planlanmış ve uygulanmışsa; dönemin Devlet Başkanı Donald Trump, Dışişleri yetkilileri (örneğin Marco Rubio gibi siyasi aktörler), ilgili sivil bürokratlar ve askeri yetkililer bireysel cezai sorumluluk altına girer.
Roma Statüsü uyarınca:
• Adam kaçırma
• Zorla yerinden etme
• Devlet başkanına yönelik uluslararası hukuka aykırı saldırılar
insanlığa karşı suçlar veya uluslararası suçlar kapsamında değerlendirilebilir.
“Büyük devlet” olmak, suç işlemeye ruhsat değildir.
Uluslararası Toplumun Sessizliği Suça Ortaklıktır
Birleşmiş Milletler üyesi devletlerin, böyle bir iddia karşısında sessiz kalması, BM sistemini anlamsızlaştırır. Eğer uluslararası hukuk yalnızca zayıf devletlere uygulanıyor, güçlü devletler için askıya alınıyorsa, ortada bir hukuk düzeni değil, küresel bir çifte standart rejimi vardır.
Bu nedenle:
• Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde soruşturma açılmalı,
• Sorumlu olduğu iddia edilen siyasi, sivil ve askeri yetkililer hakkında uluslararası tutuklama kararları çıkarılmalı,
• BM üyesi devletler bu kararları tanıyacaklarını açıkça ilan etmelidir.
Aksi halde BM, adalet dağıtan bir yapı olmaktan çıkar; güçlülerin suçlarını örtbas eden bir vitrinden ibaret kalır.
Sonuç: Hukuk mu, Güç mü?
Bu mesele Venezuela’dan çok daha büyüktür. Bugün bir ülkenin devlet başkanı zorla kaçırılabiliyorsa, yarın hiçbir lider, hiçbir ülke güvende değildir. Uluslararası hukuk ya herkes için vardır, ya da hiç kimse için yoktur.
Eğer iddialar doğruysa, ABD yönetiminin bu eylemi tarih önünde yalnızca bir siyasi hata olarak değil, uluslararası hukukun bilinçli ve ağır bir ihlali olarak anılacaktır.
Bu tür eylemler, kısa vadede güç gösterisi olarak sunulabilir; ancak uzun vadede uluslararası düzeni aşındırır, hukuki normları geçersizleştirir ve küresel istikrarsızlığı derinleştirir. Hukukun yerini gücün aldığı bir sistemde, hiçbir devletin güvenliği kalıcı değildir. Bugün hedef alınan bir ülke, yarın başkası olabilir. Bu nedenle mesele, belirli bir devletin siyasal pozisyonundan bağımsız olarak ele alınmalı; ilkesel, evrensel ve hukuki bir zeminde değerlendirilmelidir.
Uluslararası hukuk, devletlerin keyfi davranışlarını sınırlamak için vardır. Eğer bu sınırlar, güçlü aktörler tarafından sistematik biçimde ihlal ediliyor ve buna rağmen yaptırımsız bırakılıyorsa, ortaya çıkan tablo bir “hukuk düzeni” değil, kuralsız güç siyaseti olur. Bu durum, yalnızca mağdur edilen devletin değil, tüm uluslararası toplumun zararına sonuçlar doğurur.
Sonuç olarak, burada tartışılan husus yalnızca ABD’nin olası hukuki sorumluluğu değil; uluslararası hukukun hâlâ işleyip işlemediği sorusudur. Hukuk, ancak ihlal edildiğinde de uygulanıyorsa anlamlıdır. Aksi halde normlar metinlerde kalır, gerçeklik ise güç ilişkileri tarafından belirlenir.
Bu nedenle uluslararası toplumun önünde açık bir tercih bulunmaktadır:
Ya hukuku, kim tarafından ihlal edilirse edilsin savunmak,
ya da hukukun yalnızca zayıflar için geçerli olduğu bir dünya düzenini fiilen kabul etmek.
Bu tercih ertelenemez; çünkü ertelenen her adalet, yeni ihlallerin davetiyesi anlamına gelir.
KAYNAKÇA
Birleşmiş Milletler Şartı, 26 Haziran 1945, San Francisco.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Declaration on Principles of International Law concerning Friendly Relations and Co-operation among States, GA Res. 2625 (XXV), 1970.
Uluslararası Adalet Divanı, Military and Paramilitary Activities in and against Nicaragua (Nicaragua v. United States of America), Merits, Judgment, ICJ Reports, 1986.
Uluslararası Adalet Divanı, Arrest Warrant of 11 April 2000 (Democratic Republic of the Congo v. Belgium), Judgment, ICJ Reports, 2002.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, Roma Statüsü, 17 Temmuz 1998.
Cassese, Antonio. International Law. 2nd ed., Oxford University Press, 2005.
Cassese, Antonio. International Criminal Law. Oxford University Press, 2008.
Shaw, Malcolm N. International Law. 9th ed., Cambridge University Press, 2021.
Brownlie, Ian. Principles of Public International Law. 7th ed., Oxford University Press, 2008.
Akande, Dapo. “Immunities of State Officials and International Crimes.” European Journal of International Law, Vol. 21, No. 4, 2010.
Crawford, James. Brownlie’s Principles of Public International Law. 9th ed., Oxford University Press, 2019.
Bassiouni, M. Cherif. Introduction to International Criminal Law. 2nd ed., Brill, 2013.
United Nations General Assembly, Definition of Aggression, GA Res. 3314 (XXIX), 1974.
Kelsen, Hans. Principles of International Law. 2nd ed., Holt, Rinehart and Winston, 1966.
Simma, Bruno (ed.). The Charter of the United Nations: A Commentary. 3rd ed., Oxford University Press, 2012.




Bir yanıt yazın