Türk aydınlanmacıları Prof. Dr. Karafakıoğlu’nu 20 Ekim 1978’de NATO Gladyosu tetikçilerine kalleşçe öldürtmüştü.
Ülke ve milleti için yaptığı üstün hizmetleri daima anımsanacak olan milletin aydınlanması yolunda can veren ulu gönüllü Prof. Dr. Bedri Karafakıoğlu’nu saygı ile anıyorum.
Işıklar içinde olsunlar. 20 Ekim 2025P.tesi
BEDRİ KARAFAKİOĞLU, PROF.DR.
· Cumhuriyet Devrimi’nin genç kuşak öncülerindendir.
· 23 Ekim 1915 doğumlu olup babasının vali olması nedeniyle Anadolu illerinde okur.
· Adana Lisesi’nden çıktıktan sonra İTÜ’ye öğrenci olur.
· Atatürk döneminde devletçe, Fransa’nın“Paris Ecole Nationale Superieure Des Telecommunication” fakültesine gönderilir.
· Burayı 1939 yılında bitirip İTÜ döner.
· İTÜ’de doktorasını yaparken bir yandan da PTT’de çalışır.
· 1948 yılında profesör olduğunda 33 yaşındadır
· Elektrik Fakültesi’ni açar.
· Avrupa ile telefon haberleşme ağını kurar.
· Türkiye’de ilk televizyon yayıncılığı kurucusudur.
· Diğer sorumluluklarıyla birlikte TRT Yönetim Kurulu Üyeliğini de sürdürür.
· 1960-1961 yıllarında Kurucu Meclis’te İTÜ Temsilcisi olarak yer aldı.lduğu gibi
· 1963-1968 döneminde OECD Bilimsel Araştırma Komitesi Türkiye Cumhuriyeti temsilcisi olarak çalıştı.
· Demokratik üniversite anlayışıyla İTÜ Yönetim Kuruluna öğrenci üye de almıştı.
· 1968’de İTÜ Rektörü iken bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinde gençlikle omuz omuzadır.
· 20 Ekim 1978’de her sabah olduğu gibi elinde çantasıyla Ataköy’deki evinden çıkıp demiryolu kenarındaki Bakırköy Gençler Caddesi’nde otobüs durağına yürürken
NATO Gladyosu elemanı tarafından arkasından kurşunlayarak acımasızca katledilir.
ÜNİVERSİTELERDE EĞİTİMİM VE BİLMİN VARDIĞI YER:
· 1949 yılında başlayıp 1976 yılında istifa ile akademik yaşamını sonlandırmış bir profesör olan İlhan Arsel “Biz profesörler, tıpkı bizden öncekiler gibi bilgisiz, bilinçsiz ve yetersiz yönlerimizle her kötü gidişe daima seyirci, her haksızlığa daima omuz silkici, her haysiyetsizliğe daima boyun eğici bir zihniyetin temsilcileriyiz.” demiş
· Zira aradan bunca yıl geçmesine rağmen karşılaşılan manzara Arsel’in tarif ettiğinden (elbette burada sadece unvanı profesör olanlar kast edilmiyor) pek de farklı değil.
· Bugün dahi akademinin en belirgin kusurları olan “haset ve ihtiraslar”, “çıkarcılıklar ve küçük hesaplar” konusundaki rahatsızlığını ifade etmiş.
· Arsel’in, saygı duyulacak bir dürüstlük ile ortaya koyduğu zafiyetlere -farkında olarak ya da olmayarak- iştirak etmiş olması, bu hastalığın önlenemez bulaşıcılığını gösteriyor.
· Sayın Arsel’in bahsettiği yıllardan bu yana akademi, bahsi geçen hususlarda herhangi bir ilerleme gösterememiş gibi duruyor. Aynı omuz silkici, aynı boyun eğici tutum ziyadesiyle sürüyor.
· Örneğin genel kanı bugün de akademinin liyakatten uzak bir kurum olduğu yönünde. Hatırlanacaktır, 2020 yılının Kasım ayında bir öğretim üyesinin vefatı üzerine rektörlüğün yayınladığı başsağlığı mesajında ikisi akademik tam dört üniversite çalışanının (akrabasının) adı geçiyordu.
· Yakın zaman önce ise başka bir üniversitenin Orman Fakültesi’ne usulsüz bir atama yapıldığı, bununla yetinmeyen rektörlüğün usulsüzlüğe itiraz eden öğretim üyelerine de soruşturma açtığı Oda Tv’nin bir haberi ile öğrenilmişti.
· Örnekleri çoğaltmak ne yazık ki hiç zor değil. YÖK dahi artık dayanamayıp bu kişiye özel ilanlara son verilmesi çağrısında bulunuyor.
· Buna rağmen, akademisyenlerin çoğu, atamaların ve unvanların hakkaniyete uygun olmadığı görüşünde ama daha kötüsü şu ki itiraz etmenin faydası olmayacağı kanaati kemik gibi yerleşmiş.(1 )
BU YAZI DERLEMEDİR
(1)Doç.Dr. Zafer Kalfa’nın Ekim 6, 2025 tarihli Akademinin Karanlık Yüzü makalesinden


Bir yanıt yazın