Türkiye’deki Üç Milyon Hristiyan’a Ne Oldu?

Okuma Süresi:

4–6 dakika
❤️

Türkiye’deki Hristiyanlara Ne Oldu?

Süryani kökenli bir milletvekilinin 1915’de Türkiye’de 3 milyon Hristiyan bulunmasına karşın bugün neden 50 bine düştüğünü TBMM’de sorgulaması tarihi doğrular üzerinden çirkin bir yanlış algı stratejisidir. Diğer milletvekillerinin “tarihçilere sor” diyerek, kendilerinin câhil kaldıkları itirafı ise vahim bir durumdur. Bu çarpıtılmış mantıkla bir yerlere gönderilen mesajın tutanakalara geçmesine rağmen henüz kayıtlara geçen cevap verilmemesi daha vahimdir.

Öncelikle doğrulardan yanlış çıkarma sinsiliğine bakalım: 1890’larda başlayıp I. Dünya Savaşı’na kadarki dört nüfus sayımında Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Türk Ortodokslar ile diğer Hristiyan unsurların toplamının 3 milyon civarında olduğu doğrudur. Ancak bu sayıma başta Suriye olmak üzere Ortadoğu ve o dönem Osmanlı sınırları içindeki Balkan ülkeleri de dahildir.

George Aslan’ın 24 Nisan’da bir yerlere selam niteliğindeki konuşması, aslında soykırımcı Ermeni iddialarını da hedef almıştır. Çünkü soykırımcı Taşnak çevreleri o dönemdeki Ermeni nüfusunu 3 milyona çıkararak çoğunun soykırıma uğradığını iddia etmektedirler. Halbuki bay George 3 milyonu zikrederken bunun yarısının Ortodokslar ve diğer unsurlar olduğunun belki de farkında değildi. Netice itibariyle yapılan dört nüfus sayımında da Ermenilerin 1.250.000-1.350.000 civarında olduğu tespit edilmiştir. Ermeni lobilerinin baskısından bıkan Reagan, başkanlığı döneminde Osmanlı’daki Ermeni nüfusunu araştırmış, Patrikhane kayıtları üzerinden ulaşılan sonuç da bu civarda kalmıştır. Dolayısıyla her geçen yıl soykırım yalanlarına birkaç yüz bin ekleyen soykırımcı Taşnaklara tokat atmıştır.

Diğer milletvekillerinin bu çirkin iddialara, tarihi gerçekler ışığında cevap vermemesi, bir dönem “yaptıysa Osmanlı yaptı” mantığıyla başlarını eğmeleri cehaletin ötesinde ihanettir. Bu arada oturum başkanının, sinsi tuzağa payanda niteliğindeki tutumuna başkanlık kürsüsünden isyan eden Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’e müteşekkiriz. Halbuki ortaokul seviyesindeki bilgiler dahi bu çarpıtılmış iddialara cevap için yeterlidir. Bununla beraber uluslararası ilişkiler bölümü öğrencilerinin de bu konulardaki bilgi yetersizliği, ilköğretimden üniversiteye müfredat ve programlardaki ihanet derecesindeki ilgisizlik, tutarsızlık, bilgisizliğe karşın iftiraları hoşgörüyle karşılamanın sonucudur. Bu alanda ansiklopedi niteliğindeki en kapsamlı çalışmanın on yılı aşkın süredir yayınının engellendiğini, kendiminkiler dahil nice önemli araştırmalarımızı ancak kişisel fedakarlıklarla yayınlayabildiğimizi belirtelim.

30 Ocak 1923 Mübadele Sözleşmesiyle, Türkiye’deki Rumların Yunanistan’a, Yunanistan’daki Türklerin Türkiye’ye zorunlu göçüne karar verilmiştir. Batı Trakya’daki Türkler ile İstanbul’daki Rumlar istisna tutulmuştur. Sözleşmenin asıl mimarı, Yunanistan’ı Rumlaştırmak isteyen Venizelos olup ülkesindeki sadece Türkleri değil mesela Müslüman Arnavutları da soykırıma tabi tutmuş veya Arnavutluk’a zorunlu göçe mecbur kılmıştır. Uygulamada Türkiye’deki yüzbinlerce Ortodoks Türk, Rum kabul edilmiş, tek kelime Rumca bilmeyen bu kitle Yunanistan’a sürülmüştür. Yunanistan’da Türk olmayan, tek kelime Türkçe bilmeyen Müslümanlar da evlerinden, mülklerinden çıkarılarak Türkiye’ye gönderilmiştir. Mübadelede yaklaşık 1.500.000 milyon Hristiyan, Yunanistan’a ve yarım milyon civarındaki Müslüman da Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır.

Mübadele süreci, oldukça sıkıntılı ve acı olaylarla doludur. Bununla beraber her milletvekili gibi George Aslan’ında bilmesi gereken gerçek, bu üç milyonun yarısının öncelikle Yunanistan yönetiminin arzusuyla bu ülkeye gönderildiğidir. Zeka sorunu ihtimaline veya birilerinin ihanet derecesine varan cehaletini dikkate alarak tekrar belirtelim: Bu mübadele uluslararası sözleşmeye dayanmaktadır ve bir kalemde Türkiye’deki Hristiyan nüfusunun 1.500.000 azalmasını gerektiren bu sözleşmenin asıl sâiki Venizelos’tur, Yunanistan’dır.

Mübadele sonrasında Türkiye’de kalan Rumların sayısı her geçen gün azalmıştır. Bugün birkaç bin olan Rumların, her yıl nasıl azaldığının kayıtlarına herkes ulaşabilir. 6-7 Eylül 1955 olaylarını başlatan gazetenin kimliği bu konuda önemli bir ipucudur. Birkaç hafta devam eden bu provakosyon sürecinde Rum vatandaşların işyerleri tahrip edilmiş, büyük zarar görmüşlerdir. Ancak bu olayların Rum nüfusun azalmasına etkisi oldukça sınırlıdır. Varlık vergisi, savaş sonrasında bütün TC vatandaşlarına getirilen yükümlülüklerden olup merhum dedelerimin maruz kaldığı vergi zulümlerinden destanlar çıkar. Bu vergilerden veya 6-7 Eylül olaylarından önce ve sonra da Rum nüfus sürekli azalmıştır.

Viraneye dönen Türkiye’de yaşamak yerine bir şekilde yolunu bulup ABD’ye, İngiltere’ye Fransa’ya gitmek isteyen gayrimüslimler gittikleri ülkelerde rahat ettiriliyorlardı. İş, aş hazırdı. Belirtmek gerekir ki günümüzde dahi Rumlara, Ermenilere, Süryanilere gösterilen vize, oturma ve çalışma izni kolaylığı Türklere gösterilse bir kaç yıl içinde on milyonlarca Türk de bu ülkeden ayrılacaktır.

Müslümanların nüfusunun artmasına karşın gayrimüslimlerin sürekli azalmasının önemli bir sosyolojik sebebi daha vardır. Ekonomik bakımdan müreffeh olanlar veya sosyal statüsü ortalamanın üstünde olanlar genellikle geç evlenirler, az çocuk yaparlar. Ülkemizdeki gayrimüslim unsurlar, önemli sektörleri ellerinde tutup refah seviyeleri ortalamanın oldukça üzerindedir. Ticarette, sanayide, finans sektöründe, hatta akademide dahi etkili olan bu vatandaşlarımızın çocuk sahibi olma oranları ortalamanın altındadır. Belirtmek gerekir ki üniversitelerdeki Müslüman akademisyenlerin de önemli bir kısmı ya hiç evlenmemiş, ya birkaç yıl evlilikten sonra ayrılmış olup bir iki çocuk sahibi olanlar neredeyse azınlıktadır. Öte yandan birçok Müslüman arkadaşımız da bir şekilde yurt dışı bağlantılarını kullanarak batılı üniversitelere yerleşmiş, oranın vatandaşlığını almışlardır.

Tehcir kararı yaklaşık 600 bin Ermeni vatandaşımız için söz konusu olup Taşnak-Rus işgali altındaki Doğu Anadolu’da uygulanamamıştır. Güney vilayetlere yerleştirilen Ermenilerin tamamına yakını kiliselerin organizasyonuyla başta ABD ve Fransa olmak üzere batılı ülkelere gitmişlerdir. Kaç kişinin hangi gemilerle hangi ülkelere gittiklerinin kayıtları TTK yayınlarında/kaytılarında bulunmaktadır. Bunların bir kısmı Harput’a, Malatya’ya, .. baba ocağına dönmüş, fakat virane ülkede yaşamaktansa tekrar batılı ülkelere gitmişlerdir. Ermenilerin dönüşü konusunda birçok yasal düzenlemeler yapılmış, belirli bir tarihe kadar dönmeyenler her devletin yaptığı gibi vatandaşlıktan çıkarılmışlardır. Dört yıl kadar Rus ordusu gölgesinde bağımsız bir unsur gibi yaşayan Doğu Anadolu’daki yaklaşık yarım milyon Ermeni, Rusya’nın desteği ile Müslümanlara karşı korkunç soykırım/tecavüz uygulamış, Ruslar çekilirken onlar da Ermenistan’a kaçmışlardır. 1917 Bolşevik İhtilali’nden sonraki Ermenilerin bu kaçışından Osmanlı veya TBMM hükümetinin hiçbir etkisi yoktur. Tek sâik: Biz Müslümanları katlettik, kadınlarına tecavüz ettik, bugün tek çare kaçmak! Ayrıntılar Taşnak lider Kaçaznuni’nin itiraflarındadır, herkes ulaşabilir. Bununla beraber Türkiye’de kalan yüzbinlerce Ermeni vatandaşımız da zamanla batılı ülkelere bir şekilde postu atmış, bugün sayısı 50 bin civarına düşmüştür.

George Aslan’ın kaç Hristiyan vatandaşımıza devlet politikası olarak baskı, zulüm uygulandığını belgelerle bildirmesi gerek. Münferit örnekler bulunabilir, ancak bunlar resmi devlet politikası olmayıp Müslüman vatandaşlara yönelik hukuksuzlukların oranı daha fazladır. Mesela 1920’ler/1930’lardaki düzenlemelerle dini vakıflara el konmuştu. Bunlardan gayrimüslim vakıfları 2011’de iade edildiği, cemaatlerine tazminat ödendiği halde Müslüman vakıfları için böyle bir telafi yapılmamıştır. Zabıtlara geçen iftira niteliğindeki iddialara karşın belirtilen gerçeklerin meclis kürsüsünden dile getirilmesi ve bu husustaki gerçeklerin zabıtlara geçirilmesi her milletvekilinin görevidir.

[email protected]

twitter.com/alaeddinyalcink



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Anonim avatarı
    Anonim

    Belki biz unuttuk ama tarih unutmaz.

    Yıllardır, halen bile, Kayserili Ermeni yapım Sucuk Apikoğlu, domuz etli sucuğu sofralarımızı süslüyor.

    5.12.1974 de Security Pacific National Bank, Los Angeles, California.
    Hayık ve Agop Apikoğlu bu banka üzerinden (Kevork Kartallıoğlu),
    300 milyon parayı Kıbrıs Rumlarına yardım olarak verdiler. Para dolaylı olarak LAngles tarafından Rumlara geldi.
    Paranın sahibi halen Türkiye de, keyifli sucuk satan Apikoğlu-ailesi.

    Kevork Kartallıoğlu ve Ali Ağca.(Ali Ağca sahte isim)

    Türklerde Apikoğlu sucuğunu yemeye devam etsin.

    *Transfer belgeleri , Kayserili Alberto Behar. ( para ingiltere bankaları üzerinden transfer edilmiş)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar