Emperyalizmin ve Siyonizmin Gölgesinde Yükselen Terörizm
Terörizm, günümüz dünyasında yalnızca bir siyasi olgu değil, aynı zamanda emperyalist ve siyonist güçlerin küresel hegemonya kurma stratejilerinin bir aracı hâline gelmiştir. Emperyalizm ve Siyonizm arasındaki derin bağlar, özellikle Orta Doğu’da şekillenen jeopolitik dinamiklerde kendini oldukça belirgin bir şekilde hissettirmektedir. Bölgedeki bazı grupların, özellikle HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam), PKK/PYD ve AKP’nin, emperyalist ve siyonist dış politikalar aracılığıyla bu güçlerle örtüşen stratejik ilişkileri, söz konusu bağlantıları daha net bir şekilde gözler önüne sermektedir.
Emperyalizm ve Siyonizm: Ortak Hedefler
Emperyalizm, dünya üzerindeki stratejik bölgelerde, özellikle Orta Doğu’da, kendi ekonomik ve askerî çıkarlarını genişletmeye yönelik küresel bir ideolojidir. Siyonizm ise esas olarak İsrail’in BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) düzleminde bölgedeki egemenliğini pekiştirmek amacıyla, siyasi ve askerî dengeleri kendi lehine değiştirmeyi hedefleyen; stratejik ama aynı zamanda uluslararası emperyal hedefleri de olan bir ideolojidir. Bu iki akım, tarihsel olarak bir araya gelmiş ve ortak hedefler doğrultusunda birbirlerini destekleyerek güçlü bir ittifak oluşturmuşlardır.
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP): Siyonist Emellerin Aracı
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), ABD’nin küresel egemenliğini güçlendirmek ve Batı’nın Orta Doğu’daki çıkarlarını güvence altına almak amacıyla şekillendirilmiş bir stratejidir. Bu proje, yalnızca Irak ve Suriye gibi ülkelerin sınırlarının yeniden çizilmesi ve bölgesel güç dengesinin değiştirilmesi amacını taşımamış, aynı zamanda İsrail’in güvenliğini de sağlamlaştırma niyetini barındırmıştır.
BOP’un hayata geçmesindeki temel hedeflerden biri, Suriye’deki rejim değişikliği ve PKK/PYD gibi Kürt gruplarının güçlendirilmesiydi. AKP hükümetinin dış politikaları, ABD ve İsrail ile işbirliği içinde şekillenmiş, zaman zaman sert söylemlerle iç kamuoyuna farklı mesajlar verilmiş olsa da, pratikte bu stratejilerin uygulanmasına göz yumulmuştur. BOP eş başkanı olarak Erdoğan ve ABD-İsrail tarafından kurulan ve programı yazılan AKP, Batı’nın çıkarlarını savunmaya yönelik uygulamalarla bu projeye büyük bir çaba göstererek hizmet etmektedir.[^1]
Emperyalizmin ve Siyonizmin Gayrı Meşru Çocuğu: HTŞ, PKK/PYD ve Siyonist Bağlantılar
HTŞ:
Suriye’deki iç savaşın başından itibaren, ABD, İsrail ve İngiltere tarafından kurulan, AKP tarafından kollanan Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) gibi radikal cihatçı grupların uluslararası ilişkilerdeki rolü giderek artmıştır. 2011 yılında kurulan bu grup, başlangıçta El Kaide bağlantılıydı; ancak zamanla daha bağımsız bir aktör hâline gelmiştir. Ancak Batılı güçlerin ve özellikle İsrail’in bu grupları desteklediği ve zaman zaman yönlendirdiği de bilinen bir gerçektir.[^2]
HTŞ’nin, özellikle İsrail ile ilişkilerinin, bu grubun bölgedeki stratejik önemini artıran bir faktör olduğu açıktır. 2018 yılında yayımlanan bir raporda, HTŞ’nin, Suriye’nin kuzeyinde kontrol sağlamak amacıyla Batılı güçler ve İsrail tarafından dolaylı olarak desteklendiği belirtilmiştir.[^3] Bu bağlamda, HTŞ’nin Siyonist projelere hizmet ettiği söylenebilir.
PKK ve PYD:
PKK, 1984 yılında Türkiye’ye karşı silahlı bir mücadele başlattı ve yıllarca ABD’nin ve Batılı ülkelerin stratejik çıkarları doğrultusunda şekillenen bir örgüt olarak bilindi. Ancak PKK, zamanla sadece Türkiye’ye yönelik bir tehdit oluşturmakla kalmamış, aynı zamanda Suriye’deki PYD/YPG ile yakın ilişkiler kurarak ABD’nin desteğiyle Suriye’deki Kürt kantonlarını oluşturmasına yol açmıştır.[^4]
PKK’nın Suriye kolu olan PYD/YPG, ABD ve İsrail’in doğrudan veya dolaylı desteğiyle bir “gayrı meşru çocuk” olarak inşa edilmiştir. Bu grup, Batı’nın Orta Doğu’daki stratejik hedeflerine hizmet eden bir araç hâline gelmiştir. 2013 yılında dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, PYD’yi desteklemenin İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğini açıkça ifade etmiştir: “PYD, İsrail’in güvenliği için kritik bir rol oynuyor.”[^5]
Bir BOP Aparatı Olarak AKP ve Emperyalist/Siyonist İlişkiler
ABD tarafından 2001 yılında kurulan ve programı ABD’de yazılan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye’nin iç politikasında önemli değişimlere yol açmıştır. Ancak dış politikada AKP’nin izlediği yönelimler, özellikle İsrail ve ABD ile geliştirdiği ilişkiler, çoğu zaman görüntüde “çelişkili” olmuştur. Erdoğan, zaman zaman sert söylemlerle halkı etkilemeye çalışırken, pratikte Batı ile işbirliğini sürdüren bir lider olarak kendini göstermiştir.[^6]
ABD Türkiye Büyükelçisi Siyonist Morton I. Abramowitz tarafından Refah Partisi ilçe başkanıyken 1986’da ABD hizmetine devşirilen Erdoğan’ın, özellikle 2000’li yılların başından itibaren Batı ile stratejik işbirliğine giderek, BOP çerçevesinde İsrail’in bölgedeki güvenliğini sağlamlaştırmak için çeşitli adımlar atması dikkat çekicidir.[^7] AKP hükümetinin, İsrail ile enerji anlaşmaları yapması[^8], Suriye’deki cihatçı gruplara destek vermesi ve NATO ile olan ilişkileri, Türkiye’nin Batılı güçlerin çıkarlarını savunmaya yönelik bir dış politika izlediğini göstermektedir.
Sonuç
Kuruluşlarından itibaren HTŞ, PKK/PYD ve AKP gibi yapıların, emperyalizm ve Siyonizmle olan derin bağlantıları, Orta Doğu’daki jeopolitik dengeleri değiştirme çabalarının bir parçasıdır. Bu gruplar, Batılı güçler ve İsrail tarafından kurulan, desteklenen ve yönlendirilen aktörler olarak, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde Orta Doğu’nun yeniden şekillendirilmesine hizmet etmektedir. AKP’nin iç siyasette kullandığı sert söylemler ve dış politikadaki pragmatik adımları, Türkiye’nin ve bölgedeki diğer ülkelerin güvenliği açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır.
Emperyalizmin ve Siyonizmin bu gayrı meşru çocukları, yalnızca Orta Doğu’da değil, küresel ölçekte istikrarsızlık yaratmaya devam etmektedir. Bu bağlamda, hem AKP’nin hem de PKK/PYD ve HTŞ’nin, emperyalist ve siyonist güçlerle kurdukları ilişkilerin, Orta Doğu’nun yeniden şekillendirilmesindeki rolü inkâr edilemez. Bu gruplar, bölgedeki hegemonik çıkarların birer aracısı hâline gelirken, aynı zamanda bölgesel istikrarsızlıkları daha da derinleştiren bir yapı sergilemektedirler.
Dipnotlar
[^1]: Zaman (2014). AKP’s Foreign Policy and its Alignment with Western Powers.
[^2]: Foreign Policy (2018). HTŞ and Western Support in Syria: Strategic Role and Implications.
[^3]: International Crisis Group (2015). The PKK/PYD Relationship and U.S. Interests in Syria.
[^4]: Middle East Eye (2017). US Support for Syrian Kurds: A Strategic Ally in the Fight Against ISIS.
[^5]: Haaretz (2013). Lieberman’s Statements on Supporting the PYD in Syria. https://www.haaretz.com.
[^6]: The Guardian (2016). Kofi Annan’s Remarks on Syria and Global Powers.
[^7]: Israel Ministry of Foreign Affairs (2013). Israel’s Policy on the Syrian Crisis and Its Support for PYD.
[^8]: Haaretz (2016). Energy Agreements Between Turkey and Israel: Strategic Cooperation. https://www.haaretz.com.




Bir yanıt yazın