Milli Mücadele’den sınır çizen devlete

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

İran ile Afganistan, Türkistan’dan Belucistan’a kadar uzanan ve bazen çatışmalarında yaşandığı sınır sorununu çözemiyordu.

Anlaşmazlık öyle bir noktaya geldi ki sonunda üçüncü bir ülkenin hakemliği ile anlaşmazlığı çözme kararı aldılar.

1934 Yılı sonbaharında Atatürk Dolmabahçe Sarayı’na Fahrettin Paşa’yı( Altay) çağırdı.

Yanında İsmet Paşa da varken Fahrettin Paşa’ya dedi ki:

İran’la Afganistan arasındaki hududun tayini için bizden bir hakem istiyorlar. Bu görev için seni göndereceğiz.

İran Şah’ı Atatürk’ü ziyarete geldiğinde konuyu dile getirmiş, 40 yıldır anlaşamadıklarını Afgan idarecilerle son yaptıkları istişarede bu sınırın nereden nasıl geçirileceği konusunda Türkiye Cumhuriyeti’nin hakemliğini kabul ettiklerini bildirmişti.

Düşünün ki iki komşu Müslüman ülke yıllardır bu sınır yüzünden çatışıyor birbirlerini öldürüyordu.

Türkiye Cumhuriyetinin başındaki Atatürk gibi güvenilir, saygın, barışçı ve adil bir liderden yardım isteyerek, onun heyetinin vereceği kararı uygun gördüklerini kabul ettiler.

Atatürk de bu iş için Fahrettin Altay Paşa’yı uygun görmüş.

Fahrettin paşa hemen bir heyet oluşturmuş, Hariciyeden, Genelkurmaydan harita ve dil konusunda uzman bir heyetle yola çıkarlar.

Heyet İran- Afgan sınırına vardıklarında en çok da tartışmalı bölgede o kuru çöl tabiatta bazı su kuyularının kazıldığını, bulunan kuyulardan çıkan su yüzünden çatıştıklarını görmüş, hatta tam da Türk heyetinin bir kuyu yakınında inceleme yaptığı sırada bir Afgan kız çocuğunun bu kuyudan su aldığı sırada bir İran yetkilisinin gelip kızın su bidonunu tekmeleyerek engel olduğunu ve Afgan kızının ağlayarak çadırına geri döndüğünü görmüşler.

Yani iki Müslüman ülke birbirlerine bir yudum içme suyu vermemek için yıllardır birbirlerini öldürüyorlar.

Fahrettin Altay başkanlığındaki Türk heyeti 4 ay gibi bir zaman bu bölgede çalışma, inceleme yapıyor, raporlar yazıyor, iki ülkenin yetkililerine bildiriyordu.

Önceleri iki tarafın yetkilileri de itiraz ediyor, kendilerine haksızlık yapıldığını bildiriyordu.

Türk Heyeti taviz vermeden tarafsızca oluşturduğu raporda ısrar ederek Ankara’ya döner.

Ankara’ya döndüklerinde bilgileri ve kararlarını Atatürk, İsmet Paşa ve Hariciyeye iletirler.

Türk Dışişleri Bakanlığı heyetin raporlarını Afgan ve İran Büyükelçilerine resmen bildirir.

İtirazları varsa bir ay içinde bildirmeleri istenir. Büyükelçiler İran Şahı ve Afgan Kralı Zahir Han’a durumu bildirir.

Bir ay içinde iki taraftan da hiçbir itiraz gelmez. Böylece İran Afgan sınırını Atatürk’ün gönderdiği Fahrettin Altay başkanlığındaki Türk heyeti belirler.

İki ülke hükumetleri de Türkiye Cumhuriyetine resmi birer teşekkür mektubu gönderir.

Bu olay Atatürk döneminde özellikle Müslüman ülkeler nezdinde Türkiye Cumhuriyetinin güvenilirliğini, saygınlığını ve Atatürk’ün dünyada etkili, büyük bir lider olduğunu göstermektedir.

Fahreddin Paşa, sınır hakemliği görevi için Tebriz’de bulunduğu sırada Altay soyadını alır.

Paşa’ya soyadının Altay olduğunu bildiren telgraf, kendisini İran-Afganistan sınırını çizmesi için görevlendiren Mustafa Kemâl Atatürk tarafından çekilmiştir.

Fotoğrafta Afganistanran sınırının çizilmesi için görevlendirilen Türk Heyeti ve İranlı yetkililer bulunmaktadır.

Fahreddin Paşa, Şah Bahti, Azerbaycan Eyâleti Vâlisi Muzaffer Han Asım, Erkânıharp Miralayı Rıza ve Türkran hudut komisyonu reisi Miralay Seyfettin Beyleri Hoy.

Kaynak: Dr. Evren KÜÇÜK, Türkiye’nin Arabulucu Rolü: İran-Afganistan Sınır Hakemliği

Târih Okulu Dergisi, Haziran 2018, Yıl 11, Sayı 34 alıntıdır.

Okuduğunuz ve paylaştığınız için teşekkür ederim. Kaynak: ihtiyar_33_ X hesabı



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar