Hz. Zeynep’in Direnişi Bugünkü Kadınlara Referans Olsun

Okuma Süresi:

4–6 dakika
❤️

Sefa Yürükel

Kerbelâ, yalnızca bir erkek direnişinin değil, aynı zamanda bir kadının sarsılmaz duruşunun da destanıdır. Hz. Hüseyin’in kız kardeşi Hz. Zeynep, bu trajedinin hem canlı tanığı hem de olaydan sonra hakikati haykıran en güçlü sesi olarak tarih sahnesinde eşsiz bir yer edinmiştir. Erkek egemen anlatıların gölgede bıraktığı bu direniş, çağları aşarak günümüz kadınlarına zulüm karşısında susmamayı, onuruyla dik durmayı ve acıyı bir mücadele gücüne dönüştürmeyi öğretmektedir. Hz. Zeynep’in Kerbelâ’daki rolü, biat etmeyen bir kadının kalem kırılamaz, ses kısılamaz bir iradeyle nasıl tarihin akışını değiştirebileceğinin en somut kanıtıdır.

Kerbelâ’nın Kadın Tanığı ve Taşıyıcısı

Hz. Zeynep, Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın kızı, Hz. Muhammed’in torunu olarak doğduğu andan itibaren ilim, irfan ve cesaretle büyümüştür. Ancak onu tarihin akışında benzersiz kılan, Kerbelâ’da yaşadıkları ve sonrasında sergilediği tavırdır. 10 Muharrem günü, kardeşi Hz. Hüseyin’in ve yetmiş iki yakınının katledilişini bizzat görmüş; çadırların ateşe verilmesine, kadın ve çocukların esir alınmasına tanıklık etmiştir. Bu dehşet karşısında yıkılıp kalmamış, aksine ayağa kalkarak Ehl-i Beyt’in emanetini üstlenmiştir. Katliamdan sağ kurtulan yeğeni İmam Zeynel Abidin’in imametini korumuş, Ehl-i Beyt soyunun devamını sağlamıştır. Onun bu rolü, bir kadının en karanlık anlarda bile nasıl bir toplumun hafızası ve vicdanı olabileceğini göstermektedir.

Esaret Yolunda Dik Duruş

Kerbelâ’dan sonra Hz. Zeynep ve beraberindeki kadınlar ile çocuklar, zincire vurulmuş halde önce Kufe’ye, ardından Şam’a, Yezid’in sarayına götürülmüştür. Bu yolculuk, Hz. Zeynep için bir zillet değil, zalime karşı direnişin yeni bir safhasına dönüşmüştür. Kufe pazarında toplanan kalabalığa hitap ederek Yezid’in suçlarını ve Kerbelâ’daki vahşeti haykırmış, halkın uyuyan vicdanını sarsmıştır. Onun bu konuşması, esir bir kadının değil, bilinçli bir direniş önderinin manifestosu niteliğindedir. “Ey Kufe halkı, bizi esir sanıyorsunuz ama asıl esaret, hakikate sırtını dönenlerin boynundadır” diyerek zalimin karşısında mazlumun onurunu yüceltmiştir. Şam sarayında ise Yezid’in huzurunda eğilmemiş, korkusuzca hakikati dile getirerek zorbanın iktidarını sorgulamıştır. Bu duruş, günümüz kadınlarının baskı rejimleri, aile içi şiddet, işyeri mobbinge karşı ses çıkarmaları için en güçlü referanslardan biridir.

Hüseynî Direnişin Kadın Sesi

Hz. Hüseyin’in kılıçla verdiği mücadeleyi, Hz. Zeynep sözle, sabırla ve onurla sürdürmüştür. O, Kerbelâ’nın unutulmamasını, Yezid zulmünün ifşa edilmesini ve Ehl-i Beyt’in haklılığının nesiller boyu aktarılmasını sağlayan asıl taşıyıcıdır. Geleneksel tarih yazımı çoğu zaman erkek kahramanları öne çıkarsa da Kerbelâ’nın mesajını evrenselleştiren, bu acıyı bir matem kültürüne ve direniş bilincine dönüştüren Hz. Zeynep’tir. Anadolu Alevî Bektaşî inancında Muharrem ayı boyunca okunan mersiyelerde Hz. Zeynep’in çığlığı, Kerbelâ çölünde yükselen feryadı hâlâ yankılanmaktadır. Kadınların mersiyelerde, deyişlerde ve düvazlarda bu denli merkezî bir yer tutması, Alevî Bektaşî geleneğinin kadına verdiği değerin de bir göstergesidir. Hacı Bektaş Veli’nin “kadınları okutun” öğüdü ile Hz. Zeynep’in ilmi ve hitabet gücü aynı hikmet zincirinin halkalarıdır.

Günümüz Kadın Hareketine Zeynepçe Bir Bakış

Hz. Zeynep’in direnişi, yalnızca yedinci yüzyıl Arabistan’ına ait tarihsel bir figür olarak kalmamalıdır. Onun duruşu, bugünün dünyasında kadınların maruz kaldığı her türlü baskıya, ayrımcılığa ve şiddete karşı evrensel bir model sunmaktadır. Gazze’de evlatlarının cesedini kucağına alıp dünyaya meydan okuyan Filistinli anneler, İran’da özgürlük talebiyle sokağa çıkan cesur kadınlar, Güney Amerika’da darbelere direnen Madres de Plaza de Mayo, Afrika’da savaş mağduru çocuklara sahip çıkan gönüllü kadınlar ve Türkiye’de adalet arayışıyla meydanları dolduran kadınlar, özünde birer Zeynepçe duruş sergilemektedir. Hz. Zeynep’in Kufe ve Şam’daki konuşmaları, bugün sosyal medyada, mahkeme salonlarında, miting kürsülerinde zalime karşı haykırılan her sözün atasıdır.

Sessizliği Kıran Kadının Evrensel Mirası

Hz. Zeynep, kendisine doğrudan kılıç çekilmemiş olsa da en ağır zulüm biçimi olan esarete, aşağılanmaya ve yok sayılmaya karşı direnmiştir. Bu yönüyle o, fiziksel şiddetin ötesinde psikolojik, ekonomik ve sembolik şiddete maruz kalan tüm kadınların sesidir. Yezid’in sarayında eğilmeyi reddeden bu kadın, patriyarkal iktidarın en tepesindeki zorbaya karşı başını dik tutarak, kadınların itaatkâr olmak zorunda olmadığını ilan etmiştir. Onun bu başkaldırısı, yüzyıllar sonra kadın hakları mücadelesinde yankı bulacak olan “bedenim benim kararım benim” şiarının da manevî bir habercisi gibidir. Hz. Zeynep, hiçbir erkeğin himayesine sığınmadan, doğrudan zalimin karşısına dikilmiş bir kadın olarak tarihe geçmiştir.

Alevî Bektaşî İnancında Hz. Zeynep’in Yeri

Anadolu Alevî Bektaşî geleneğinde Hz. Zeynep, matem orucunun ve Kerbelâ anmasının en kıymetli figürlerindendir. Muharrem ayında okunan mersiyelerde Zeynep ana, kardeş acısıyla yanan ama yılmayan, sabrı ve metanetiyle Ehl-i Beyt’in sancağını taşıyan bir ana, bir bacı olarak yâd edilir. On İki İmamlar Orucunun on birinci ve on ikinci günlerinde, İmam Zeynel Abidin ile Hz. Zeynep’in sağ kurtulmasına şükredilmesi, onun bu inanç sistemindeki kurtarıcı rolünü de ortaya koyar. Aşure tatlısının paylaşımı sırasında Hz. Zeynep’in sabrı ve şefkati anılır, onun ismi dualara karışır. Kadın erkek eşitliğine dayalı Alevî cemlerinde kadınların Hz. Zeynep’i kendilerine rehber edinmesi, yüzyıllardır süren bir geleneğin ifadesidir.

Zalime Biat Etmeyen Kadınların Çağlar Aşan Zinciri

Hz. Zeynep’in Kerbelâ sonrası sergilediği direniş, İslâm dünyasında ve insanlık tarihinde kadın kahramanlığının en çarpıcı örneklerinden biri olarak yaşamaktadır. O, acıyı edilgen bir şekilde kabullenen değil, acıyı bir direniş silahına dönüştüren kadının timsalidir. Hz. Ali ve Hz. Hüseyin’in adalet mücadelesini dilin ve kalemin gücüyle taçlandırmış, kılıcın sustuğu yerde sözü ayağa kaldırmıştır. Bugün dünyanın dört bir yanında kadınlar, tıpkı Hz. Zeynep gibi, evlat acısıyla yanarken dahi zalime diz çökmemeyi, haksızlığa sessiz kalmamayı ve hakikati haykırmayı sürdürmektedir. Hz. Zeynep’in mirası, yalnızca yas tutmak değil, yas tutarken dahi direnmek gerektiğini öğretmektedir. Bu miras, kadınların tarih boyunca ve bugün sürdürdüğü özgürlük mücadelesinin manevî dayanaklarından biri olmaya devam edecektir.

Kaynakça

Ali Şeriati, Fatıma Fatımadır, çev. Hüseyin Hatemi, İşaret Yayınları, İstanbul.
Ali Şeriati, Hüseyin Adem’in Varisi, çev. Hüseyin Hatemi, İşaret Yayınları, İstanbul.
İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târîh, çev. Ahmet Ağırakça vd., Bahar Yayınları, İstanbul.
İrene Melikoff, Uyur İdik Uyardılar, çev. Turan Alptekin, Demos Yayınları, İstanbul.
Mehmet Eröz, Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Otağ Matbaacılık, İstanbul.
Şeyh Müfîd, Kitâbü’l-İrşâd, çev. A. Kâzımî, Keysan Yayınları, İstanbul.
Taberî, Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk, çev. M. Faruk Gürtunca, Sağlam Yayınevi, İstanbul.
Yaşar Nuri Öztürk, Enel Hakk İsyanı: İmam Hüseyin, Yeni Boyut Yayınları, İstanbul.
Zeynep Direk (der.), Cinsiyetli Olmak: Sosyal Bilimlere Feminist Bakışlar, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar