KİMİNE GÖRE FELLUCE DESTANI, KİMİNE GÖRE FELLUCE CEHENNEMİ

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Arapçadan tercüme: Abdülhamid Doğan

Birinci Felluce Muharebesi, Irak’ta Amerika’nın tattığı en ağır yenilgilerden biri olarak tarihe geçti.

Bu muharebe, Amerikan güçlerinin Felluce şehrine girip kontrol altına alma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasıydı.

Her şey, 2004 yılında Felluce’de Amerikan Blackwater şirketine mensup dört paralı askerin öldürülmesiyle başladı. Cesetleri sokaklarda sürüklendi, ardından Fırat Nehri’ne bakan bir köprünün üzerine asıldı. Bunun üzerine dönemin Irak Başbakanı İyad Allavi’den, katillerin ve onlarla birlikte savaşan Arap mücahitlerin Amerikan tarafına teslim edilmesi istendi ve şehir halkına birkaç günlük süre tanındı.

Felluce’nin ileri gelenleri bu talebi kesin bir dille reddetti. Bunun üzerine Amerikan ordusu şehri kuşattı, bombardıman hazırlıklarını tamamladı ve Nisan 2004’te saldırı başladı.

Bu muharebede Amerikan ordusu öylesine ağır kayıplar verdi ki, dönemin ABD Başkanı George W. Bush şu sözleri söylemek zorunda kaldı: “Güçlerimiz çok zor bir hafta geçirdi… Kayıpların azalması için her gün dua ediyorum.”

Bağdat’ın yaklaşık 50 kilometre batısında yer alan Felluce, aşiret yapısının hâkim olduğu, Bağdat’a en yakın direniş şehirlerinden biriydi. Amerikan sivil yöneticisi Paul Bremer’in deyimiyle: “Felluce, eğilmeyen, kırılmayan sert bir şehirdi.”

Amerikan ordusu ve Blackwater paralı askerleri; Ebu Musab ez-Zerkavi ve Ebu Enes eş-Şami liderliğindeki Tevhid ve Cihad grubu, İslami Ordu mensupları, eski Cumhuriyet Muhafızları ve aşiret savaşçılarıyla karşı karşıya geldi.

Amerikan ordusu, karşılaşacağı direnişin büyüklüğünü asla tahmin edememişti. Şehrin birkaç saat içinde düşeceğini sanıyorlardı. Ancak yaşananlar, modern savaş tarihine kazınacak bir ders oldu.

Şehir içinde çatışmalar son derece sert ve acımasızdı. Direniş liderleri, sıkı bir örgütlenme ve disiplinle savaş alanını kontrol altına aldı. Basit silahlarla, gerilla taktikleriyle; pusu kurarak, vur-kaç yöntemleriyle Amerikan birliklerini şaşkına çevirdiler. Ön cephe ile arka cephe arasındaki koordinasyon çöktü. En gelişmiş askeri teknoloji, en basit silahlar karşısında çaresiz kaldı.

Bu çaresizlik, Amerikan ordusunu rastgele hava bombardımanına yöneltti. Evler yerle bir edildi, çok sayıda sivil hayatını kaybetti.

Gerçekte olan şuydu: Amerikan ordusunun tüm ikmal hatları kesildi. Mücahitler ve şehir halkı, Felluce çevresinde bir çember oluşturdu. Kuşatan ordu, kuşatılan hâline geldi.

Amerikan ordusu, hava saldırılarını artırdı; ancak sonuç değişmedi. Felluce’ye gelen konvoylar imha edildi, askeri mühimmat hızla tükendi. Amerikan ordusu, mühimmat ikmali için Blackwater uçaklarına bağımlı kaldığını itiraf etti.

Yeşil Bölge’ye giden yiyecekler artık kara yoluyla değil, hava yoluyla getiriliyordu. Daha önce yakın restoranlardan temin edilen yemekler, zehirleme girişimi korkusu nedeniyle durdurulmuştu. Mücahitler havaalanı yolunu tamamen kesti; Amerikan ordusuna ait hiçbir araç geçemedi. Nakliye araçları imha edildi.

Gıda stokları tükenmeye başladı. Asyalı hizmetlilerin yemekleri kesildi; birçoğu açlıktan hayatını kaybetti. Amerikan ordusu, hiç beklemediği bir çıkmazın içine sürüklendi. Günler geçiyor, Felluce dimdik ayakta duruyordu.

Yaklaşık otuz gün sonra Amerikalılar, Irak İslami Partisi’ni araya sokarak ateşkes istemek zorunda kaldı. Direnişçilere, aksi takdirde şehrin nükleer bombalarla vurulacağı tehdidi savruldu.

Sonuçta Amerikan ordusu yenilgiyi kabul etti ve savunmacıların şartlarını onayladı. Bu, Amerikan yönetiminin tarihte bir şehirle imzaladığı tek anlaşma olarak kayıtlara geçti.

Savaşın ardından Felluce, Irak’taki en ağır yıkımı yaşayan şehir oldu. Binalar harabeye döndü, altyapı yok edildi. Ancak işgal güçleri bununla yetinmedi; Ebu Gureyb Hapishanesi’nde yaşanan insanlık dışı işkenceler, Felluce halkından alınan intikamın bir simgesi hâline geldi.

Felluce tecrübesi, Irak’ın diğer şehirlerine de bir gerçeği öğretti:

İşgal, asla dost ya da müttefik değildir.

O, işgal edilen ülke halkının bir numaralı düşmanıdır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar