Bu gün yaşadığı toprakları işgal ederek sahip olan Amerika’nın “Siz yapmayın biz yapalım, biz verelim veya ortak olalım birlikte yapalım” istekleri ile pek çok ülkeyi yerle bir ettiği, geçtiği her coğrafyayı kan gölüne çevirdiği pek konuşulmaz. Kendi çıkarı için hiçbir kuralı tanımayan ve bunu haklı gören bir inanca sahipler. Geçmişte olduğu gibi bu günde dünyanın bütün dengeleriyle oynamaya, çeşitli bahanelerle ülkelerin gelişmelerini engellemeye, zenginliklerini çalmaya devam ediyor.
Tarih baktığımızda; Türkiye’deki havacılık anlamındaki çalışmalar, 1920-30’lu yıllarda birazda Almanya’nın yardımlarıyla ilerlemişti. Bu durum 50-60’lı yıllara uzandı. Türkiye’de çeşitli atölyelerde üretilen uçak ve parçaları dünya standartlarındaydı. O yılların yöneticileri; Amerika’nın “siz yapmayın biz şimdilik veririz” anlayışıyla tüm üretimi durdurdu:
Eskişehir’de üretime tamamen hazır vaziyetteki uçak fabrikası, tüp üretimine başladı. Türkiye, havacılık bilgilerini, tüm savunma sanayini ABD’den almaya başladı. Böylece; yol yapıldı ancak, demiryolu yapımına son verildi. Bazı bölgelerde demiryolları söküldü. İç göç hızlandı, çiftçiler traktör alacak parayı biriktirmek için kente akın etti. Türk lirasının dolar karşısında düşüşü bu tarihte başladı. Kötü süt tozu ve bisküvi karşılığı askeri üst izinleri verildi.
Atatürk bütün yurdun demir yollarıyla sarılmasını düşünmüş; 1923 yılında 4112 km olan demiryolu hattına 1938 tarihi itibariyle 2815 km demiryolu eklenmişti. Ancak Atatürk’ün vefatından sonra Amerika’nın desteği ile daha çok karayolu yapımına ağırlık verilmiştir. O yıllarda ilk krediler sadece yol ve otoyol yapımı için veriliyordu. Nedeni ise Amerikan otomotiv ve petrol tekellerine büyük çıkarlar sağlamak diğeri de Türkiye’nin her tarafına Amerikan mallarını ulaştırmaktı.
Oysa ucuz bir ulaşım aracı olan demiryollarına ağırlık verilseydi ülke gelişir ve petrol ithal etmek zorunda kalmazdı. Demiryollarının yapılmasıyla tarım üretimi arttırılacak ve dolayısıyla vergilerin gelirleri de artacaktı. Bunun yanı sıra ticaret gelişecek, ithalat ve ihracattan alınan gümrük vergileri hazineye aktarılacaktı. Olmadı, kendi kendine yeten bir coğrafya dışa bağımlı kılındı.
Doğu bloğu Rusya’da Türkiye’nin doğusundaki savaştan zarar gören yerlerin imar çalışması için yapılan teklife yine ABD karşı çıktı: “Sen NATO ülkesisin doğuya ayak basamazsın” dediler. Ve 2. Cihan harbinden çıkmış doğu ve batı ülkeleri imar, iktisadi kalkınma alanlarında hızla ilerlerken Türkiye 10 yıl boyunca engellendi. Batılı ülkelerden 50 yıl ilerideyken geri bırakıldı.




Bir yanıt yazın