OSMANLI DONANMASI HALİÇ’TE NİÇİN ÇÜRÜTÜLDÜ?

Okuma Süresi:

1–2 dakika
🙁

Abdülaziz döneminde Osmanlı donanması yenilendi. 30’u zırhlı, 70’i ahşap olmak üzere toplam 106 gemi alındı. 1867’de Bahriye Nezareti kuruldu. Osmanlı donanması dünyanın en büyük 3. donanması haline geldi. II. Abdülhamit işte böyle büyük bir donanma devraldı.

Abdülhamit sarayda kurduğu diktasını sağlama almak için donanmayı Haliç’e demirletip çürümeye bıraktı. Çünkü gemilerin top namlularını saraya çevirmesinden korkuyordu. Meclisi Mebusan’ın 27 Mart 1909 günlü oturumunda okunan Bahriye Encümeni Mazbatasında Abdülhamit döneminde donanmanın nasıl çürüdüğü şöyle özetleniyor:

Donanma Haliç’te hareketsiz bırakılmış, ateş talimi ve manevradan kaçınmakta, buna kalkışmak bile büyük suç sayılmaktaydı. Haliç’te donanmayı oluşturan gemilerin sayıları ve tipleri görülüyor, ancak personeli eğitim yapamıyor. Bakımları yapılmayan gemiler pastan çürüyorlardı.”

Abdülhamit döneminde Bahriye Nazırlığı yapan Hasan Rami Paşa “Hatırat”ında donanmanın perişanlığını şöyle anlatıyor:

Tersane tesislerinin hiçbiri işlemiyordu. Bahriyece önemli olan havuz kapakları da haraptı, torpido istimbotları kıçtan karaya bağlanmıştı, alt tarafları pas tutmuştu, çürüyorlardı, bitiyorlardı. Bahriye Nezareti’ni borca boğulmuş buldum; ne para veriliyordu ne de itibar kalmıştı; ayrılan bütçenin ancak üçte birinin verilmesi adet haline gelmişti. Nihayet gemiler çürüdü, içlerinde asker barınamayacak hale geldi. Subaylar bile kamaralara şemsiyeleri açık olarak girer çıkar oldular.”

Sonra ne mi oldu? 1911’de İtalyanlar Trablusgarp’a saldırdıklarında çürümüş Osmanlı donanması İtalya’ya karşı koyamadı. İtalyanlar ellerini kollarını sallayarak 12 Ada’yı işgal ettiler. 1912’de de Yunan donanması Ege adalarını işgal etti. 1915’te İngiliz Fransız birleşik donanması hiçbir engelle karşılaşmadan gelip Çanakkale’yi zorladı. Osmanlı güçlü bir donanmaya sahip olsaydı ne adalar kaybedilir, ne de Çanakkale Savaşı olurdu. Çanakkale’de verdiğimiz şehitlerinin vebali Abdülhamit’in omuzlarındadır.

Başka bir vebal örneği: Sarıkamış Harekâtı öncesi Yemen’den yazlık giysilerle gelen Mehmetçiğe kışlık giysi gönderilmesi için Enver Paşa emir verdi. İstanbul’dan 3.000 asker ve giysi yükleriyle üç kuru yük gemisi Trabzon’a doğru hareket etti. Bu gemilere koruma yapacak savaş gemilerimizin hepsini Abdülhamit Haliç’te çürütmüştü. Başka seçenek yoktu, kuru yük gemileri korumasız yola çıktılar ama Sinop açıklarında Rus donanması tarafından batırıldılar. Mehmetçiklerimiz ve Sarıkamış’taki Yemen gazilerine giden kışlık giysiler sulara gömüldü, Abdülhamit yüzünden.

Tarihçi Enver Ziya Karal bu felaketler zincirini kısa ve öz olarak şöyle açıklıyor:

Abdülhamit’in müptela olduğu ve tedavisi mümkün olmayan vehmi (korkusu) nedeniyle donanma Haliç’te çürütüldü.”

Benim saltanatım sizin vatanınızdan, bayrağınızdan, donanmanızdan daha önemlidir” diyen devlet adamlarının şerrinden Tanrı Türk’ü korusun!..



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Hürriyet Öztürk avatarı
    Hürriyet Öztürk

    Bugünkü Türk askeriyesinin durumuda aynı. Eskiden Askeri bölgeler tertemizdi,
    şimdi giriş kapıları bakımsızlıktan küflenmiş.
    Askeriyemize gerekli bütçe ayrılmıyor.
    Olan cipler, taşıt araçları, tanklar vs. Hepsi çok eski tarihi model. Bütçe eksikliğinden, yenisine para yok.

    Ülkemiz’ de muhakkak bir gün bir sava şa girmek durumunda olacak, kalacak.
    O zaman iş, işten geçecek, elimizdeki malzeme zamanın savaş aletlerine uygun değil. Başımıza füze yayacak, biz halen elimizde Kurtuluş Savaşından kalmış, top, tüfek ile karşılık vereceğiz herhalde.

    Saraydaki, halkın altınını eritip, eritip kendi hesabına geçiriyor. Halk içinde, devamlı dışarıya borçlanıyor.

  2. Ziyaretçi avatarı
    Ziyaretçi

    Abdülhamit’i Nihal Atsız Gök Sultan diye methetmektedir… Borca batmış Osmanlı maliyesi düyunu umumiye dış borçlara karşı rehin kurumu olarak ülkeye pranga vurdu… Sarayda oturmak suçsa Mustafa Kemal paşa da Dolmabahçe de son yıllarında kaldı, orda vefat etdi malum .. Olayları ne ihhihatçı gözüyle ne de padişah taraftarlığı gözlüğü ile okumadan objektif değerlendirmek lazım…

  3. Hürriyet Öztürk avatarı
    Hürriyet Öztürk

    Ziyaretçi, Türkiyeyi düşmandan kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile, Osmanlıyı ve bugünkü Saraydakileri aynı tutamazsınız..! Ülkeyi düşmana teslim eden Osmanlı, bugün halka kendi menfaati için dağ gibi borç yığını yapan Sarayda oturan kişiler asla Türk olamaz.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yiğit bir Türk askeriydi ve sarayda doğmadı.
    Türk halkı ona orayı laik gördü.

    Ziyaretçi, yurt dışında yaşayıp, Atamızı , karalamaya hakkın yok. Sen bu vatan için ne yaptın?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar