Kurtuluş Parkı’nda açlık grevi yapan işçiler yalnızca maaşlarını, tazminatlarını, gasp edilen haklarını istemiyor; onlar Türkiye’de büyüyen adaletsizliğe, sömürüye ve emeğin sahipsiz bırakılmasına karşı direniyor.
Doruk Maden patronunun işçilerin alın terini gasp etmesi; bunu yaparken Saray’daki siyasi iktidarın yarattığı düzenden, denetimsizlikten ve sermayeyi koruyan anlayıştan güç alması tesadüf değildir. Bu düzen emeği değil patronu koruyan düzendir.
Sorun yalnızca bir patron değildir.
Sorun yalnızca bir şirket değildir.
Sorun; bu sömürü düzenini büyüten, koruyan ve sürdürülmesine göz yuman siyasi ve ekonomik sistemdir.
Hakkını alamayan işçiler…
Tarlasını süremeyen köylüler…
Borç altında ezilen esnaf…
Geçinemeyen emekliler…
Geleceği çalınan gençler…
Artık susmamalıdır.
Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya akmalı, bu sonuçların gerçek siyasi sorumlusu olan saraya yürümeli ve; halkın adalet talebiyle birleşilmeli, hak, hukuk ve adalet talebi en güçlü şekilde haykırılmalıdır. Halk, demokratik ve kitlesel bir dayanışmayla, ülkeyi yönetenlerden ve bu düzenin sorumlusu olan saray ve saray sisteminden ve aylardır şehir şehir dolaşıp halkı oyalayan ve yoran, iktidarı “yaptıkları stratejik eylemlerle” değiştirmeye değil, adeta bir türlü görevli oldukları için alttan alta ayakta tutan, sarı muhalefetten hesap vermesini istemelidir.
Bugün Kurtuluş Parkı’ndaki açlık grevi yalnızca birkaç işçinin maaş kavgası değildir.
Bu mücadele genel olarak emeğin onuru, halkın onuru ve adalet kavgasıdır.
Muhalefet susuyorsa halk konuşmalıdır.
Siyaset çalıyı dolaşıyorsa emekçiler gerçeği söylemelidir.
Dayanışma büyümeli, mücadele fiziken ve söylemde de birleşmelidir.
Artık siyasetten gelen göstermelik açıklamaların değil; birleşmenin, omuz omuza vermenin ve STK’lar ile sendikaların önderliğinde örgütlü demokratik direnişi büyütmenin zamanıdır.
İşçinin hakkı verilene kadar,
Köylünün toprağı yeniden sürülene kadar,
Emeklinin onuru geri verilene kadar,
Adalet sağlanana kadar,
Bu ses susmamalıdır.
Çünkü susmak suça ortak olmaktır.
Çünkü hak verilmez, mücadeleyle alınır. Bunuda halk birleşerek “Saraya Yürüyerek” yapmalıdır.
Çünkü bu ülke halkındır.


Bir yanıt yazın