BU ZAFER SENİN

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

Bu zafer senin, güzel kardeşim.
Ver elini, öpeyim.
Çekinme, “ellerim kara” diye.

O, kömür karası;
yerin yedi kat altından çıkan,
ekmek kadar kutsal,
su gibi aziz,
yüreğin kadar temiz.

Uzat ellerini, öpeyim.

Sen;
Eskişehir’den Ankara’ya yürüdün.
Yağmurda yürüdün,
karda yürüdün.
Bir cam dahi kırmadan,
kimseye zarar vermeden yürüdün.

Her adımında neyle karşılaşacağını,
Ankara’da seni copların beklediğini bilerek…
yürüdün.

Ama yine de yürüdün.

Öyle de oldu.
Karşında holding patronu değil, devlet vardı.

Kalkanıyla,
copuyla,
biber gazıyla…

İtildin.
Kakıldın.
Yere düşürüldün.
Gözaltına alındın.

Ama geri dönmedin.

Çünkü sen bu hikâyenin başından beri biliyordun:
Haklı olanın geri adım atma lüksü yoktu.

Ve kazandın.

Artık Nazım Hikmet’in o şiiri seni anlatmıyor.
Çünkü sen “koyun gibi” davranmadın.
Gocuklu celep kaldırınca sopasını,
sürüye katılıvermedin.
Mağrur mağrur salhaneye koşmadın.

Sen;
direndin.
inandın.
yürüdün.

O yüzden bu zafer senin, güzel kardeşim.

Bize alkışlamak düşüyor.

Çünkü biz, uzaktan izleyenler…
Kalbi seninle atan ama ayağa kalkmaya cesaret edemeyenler…
“Bu düzen değişmez” diye diye kendi içine çekilenler…

Seninle birlikte biraz utandık,
biraz yüzümüz kızardı.

Ama en önemlisi, umutlandık.

Sen bize şunu gösterdin:
Bu düzen değişmez değilmiş.
Değiştirilmeyi bekliyormuş.

Sen kazandığın için,
artık “ne yapabiliriz ki?” demek
eskisi kadar kolay olmayacak.

Sen zalime boyun eğmeyip yürüdüğün için,
biz artık yerimizde rahat rahat oturamayacağız.

O yüzden bir kez daha söylemem gerek:

Bu zafer senin, güzel kardeşim.

Ama bıraktığın iz,
yaktığın ateş,
hepimizin yolunu aydınlatacak kadar büyük..



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar