Medeniyetler Bir Gecede Kurulmaz ve Bir Gecede de Yıkılmaz

Okuma Süresi:

4–6 dakika
❤️

Medeniyetler Bir Gecede Kurulmaz ve Bir Gecede de Yıkılmaz
Yıkılır Demek, Tarih Bilincinden Yoksun Olmak Demektir

İbrahim Ortaş,   [email protected]

Medeniyet Nedir?

ABD başkanının İran için “koca bir medeniyet yok edilecek” ifadesiyle başlayan “medeniyetin bir gecede yok edilmesi mümkün mü?” sorusunu sordurtuyor. Arapça olan medeniyet kelimesi Medine’den, yani kentte oturanların yaşam biçimlerini ve düzeyini belirten bir sözcüktür. Medenileşmek, uygarlaşmak olarak da tanımlanır.

Server Tanilli, Uygarlık Tarihi adlı kitabında, uygarlık kavramının “gelişme yolunda hayli ilerlemiş, ideal ölçülere hayli yaklaşmış bir topluluk” olarak anlaşıldığını belirtiyor. Aynı zamanda “kültür” kavramını içerir. Amerikalı tarihçi Will Durant, “İnsanlığın Kültür Tarihi” başlıklı eserinde “Kültür, yaratıcı eylemi elverişli kılan toplumsal düzendir” der.

Medeniyetler (uygarlık), ekonomik üretim biçimleri (altyapı), hukuki ve siyasal kurumlar (üstyapı), kültürel değerler ve bilimsel gelişmelerin uzun bir zaman dilimi içerisinde etkileşimli olarak gelişmesiyle ortaya çıkmaktadır. Medeniyetler, yalnızca maddi unsurlardan değil, aynı zamanda kolektif hafıza, birikimli kültür ve ürettikleri yanında toplumsal iradesinden beslenmektedir.

Medeniyetlerin devamlılığını belirleyen temel unsur, toplumun zaman içinde kendi yapısından yaratığı altyapısının ve üstyapısının benimseme ve yeniden üretme kapasitesidir. Herhangi bir toplumun kültürel, sosyal, ekonomik, hukuki ve bilimsel birikimi, fiziksel altyapının tahrip edilmesi durumunda dahi yeniden inşa edilebilir. Bu nedenle, askeri müdahaleler medeniyetlerin sürekliliğini zayıflatabilir; ancak tek başına ortadan kaldırmaları mümkün değildir. En azından tarihsel gerçeklikle uyuşmamaktadır.

Medeniyet kavramının doğuşu ve batışı aynı zamanda konu bir medeniyet/uygarlık tarihidir. Ancak birkaç bin yıllık insanlığın kısa tarihinde birçok toplum dünyanın değişik bölgelerinde kendi ürettikleri değerlerle yaşamlarını sürdürmüşler ve günümüz kadar geldiler. Son birkaç bin yılık içinde beli başlı uygarlaşma aşamaları yaşandı;

Avcılık toplayıcılıktan yerleşik yaşama geçiş uygarlığı. Tarım yaparak doğal yaşamdan kültürel yaşama geçen uygarlık. İnsanlığın yazı ve bilgi toplama aşamasının yaşandığı Mısır ve Mezopotamya’daki uygarlıklar. Milattan önce evreni sorgulayarak açıklamaya çalışan akılcı sistemler dönem olarak tanımlanan  felsefenin yapıldığı Yunan uygarlığı en eski medeniyetler arasında akla gelmektedir.

Mezopotamya’da feodalitenin etkisi altında gelişen İslam uygarlığı, Orta Çağ’ın durağan sürecinin ardından Rönesans ile başlayan modern çağın yaratığı uygarlık. İnsanlığın birikimli geçmişi içinde uygarlığın temel taşları olarak yapılan buluşlardan: ateş, yazı, takvim, tekerlek, barut, matbaa, Sanayi Devrimi ile başlayan buharlı gemi ile yeni dönüşüm. pusula, elektrik, radyo, telefon, TV, bilgisayar, uzay teknolojileri, biyoteknoloji, nanoteknoloji, WEB, e-posta, akıllı arayüzlü telefonlar ve yapay zekâ.  

Tarihsel Örnekler Üzerinden Değerlendirme

Tarihsel süreç incelendiğinde, büyük medeniyetler bir anda tekil olaylarla kısa sürede ortaya çıkmamış. Medeniyetlerin çözülmesi de tarihsel süreklilik içerisinde kısa sürede bir gecede gerçekleşmektedir. Medeniyetlerin kısa vadeli askeri müdahalelerle bir anda ortadan kaldırılabileceği de hiç mümkün değildir.

Medeniyet ve uygarlıkların değişimi dünyada büyük dönüşümlerin yaşandığı zamanlar denk gelirse, değişim kolaylaşabilir. Örneğin, Roma İmparatorluğu’nun çöküşü, yüzyıllar süren ekonomik zayıflama, iç siyasi istikrarsızlık ve dış baskıların birleşimi sonucunda yıkılmıştır. Benzer şekilde, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü de uzun vadeli yapısal sorunların, küresel güç dengelerindeki değişimlerin ve I. Dünya Savaşı gibi büyük tarihsel kırılmaların etkisiyle ortaya çıkmıştır.

Bu örnekler, medeniyetlerin ortadan kalkmasının ani bir askeri ve güç uygulamasından ziyade, çok boyutlu ve uzun süreli dönüşümlerin sonucu olduğunu ortaya koymaktadır. Çağın konjonktürü belirler.

Medeniyetlerin Sürekliliği ve Savaş Retoriği Jeopolitik Söylemlerin Sınırları

ABD başkanı Donald Trump tarafından dile getirilen İran için “bir medeniyet yok olacak” yönünde ifade edilen açıklamanın yalnızca güncel jeopolitik gerilimlerin bir yansıması olarak değil, aynı zamanda siyasal retoriğin tarihsel ve sosyolojik gerçeklikle olan uyumsuzluğu olarak da görülüyor. Bu tür ifadeler, süper güç ABD’nin sahip olduğu askeri kapasitenin mutlak belirleyiciliği varsayımına dayanmaktadır. Ancak medeniyet olgusunun doğası gereği çok katmanlı ve uzun erimli yapısını göz ardı etmektedir. Sanırım önce medeniyetler nedir, nasıl olur, gelişir ve yıkılır bakmak gerekir.

Birçok savaşta üstten bakan güç sahipleri başta ABD başkanının kullandığı sert söylemler, çoğu zaman doğrudan askeri eylemden ziyade psikolojik baskı ve caydırıcılık stratejilerinin bir parçası olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, söz konusu açıklamaların karşı tarafın iradesini zayıflatmaya yönelik bir stratejik iletişim aracı olduğu ileri sürülebilir. Ancak bu tür söylemlerin, özellikle nükleer silah kullanımı gibi insan aklının kabul edemeyeceği senaryoları çağrıştırması, küresel ölçekte tedirginlik yarattı ve uluslararası güvenlik algısını da zedelemekte olduğu vurgulandı. İşin içinde İsrail’in de İran’da ders verilmesi ve nükleer kapasitesinin yok edilmesi talepleri de dikkate alındığında, kaygıları iyice artırmaktadır.

ABD ve İsrail’in İran’ın sivil altyapısının hedef alınması, uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde ciddi tartışmalara konu olmaktadır. Birleşmiş Milletler ve ilgili uluslararası kuruluşlar savaşın hukuk normlarını ve sivillerin ve sivil altyapının korunmasını temel ilke olarak benimsemektedir. Bu nedenle, savaş sırasında toplumun temel ihtiyacı olan köprü, demiryolları, su kaynakları gibi altyapıya yönelik saldırıların hukuki meşruiyeti yoktur. Her somut olay özelinde ayrıca BM ve diğer insan hakları savunucuları tarafından değerlendirilmesi gereken durumlar vardır. Bu durum, savaşın yalnızca askeri değil, aynı zamanda hukuki, ahlaki ve etik boyutlarının da bulunduğunu açıkça göstermektedir.

ABD’nin Savaş Teknolojisi ve Yıkım Kapasitesi Var, Ancak Nükleer Kullanabilir mi?

Trump’ın tehdidiyle ABD’nin nükleer bomba kullanılarak ciddi bir soykırım yaşatacağı sorusu kaygılandırdı. Nükleer kullanımı insanlık için değil, diğer canlılar için de bir felaket olur.  Günümüz teknolojik gelişmeleri, özellikle yüksek hassasiyetli silah sistemleri ve ileri düzey askeri kapasitesine sahip ABD ve İsrail, İran’ın belirli bölgelerdeki altyapısına ciddi fiziksel yıkımlar yaratma potansiyeline sahiptir. Diğer tarafta, bir tek İran değil, diğer bölge devletleri de bu saldırılardan etkilenecek. Nihayet, savaşın, dünyanın petrol akışının kesilmesiyle herkes zarar gördü. Bu kapsamda, İran’ın altyapısının ağır şekilde zarar görmesi mümkündür. Ancak fiziksel yıkım ile medeniyetin ortadan kalkması arasında doğrudan bir ilişki kurmak teorik ve pratik olarak mümkün olmadığı için yarın İran medeniyeti yıkılmayacaktır.

Sonuç olarak: ABD başkanının mevcut zorda kaldığı durumda belirttiği siyasal söylemlerinde yer alan “bir medeniyetin kısa sürede yok edilebileceği” yönündeki ifadesi tarihsel ve sosyolojik gerçeklikle örtüşmemektedir. Medeniyetler, uzun vadeli ve çok katmanlı süreçlerin ürünü olup, yine benzer şekilde uzun süreli dönüşümler sonucunda zayıflamakta veya zamanla ortadan kalkmaktadırlar. Bu bağlamda, güncel jeopolitik gelişmeler değerlendirilirken, askeri kapasitenin sınırları ile medeniyet olgusunun derinliği arasındaki fark göz önünde bulundurulması gerekir. İran gibi birkaç bin yıllık kültürel altyapısı ve medeniyeti ABD’nin tek taraflı askeri teknolojik üstünlüğü ile yıkılamaz. İnsan toplumunun iradesi ve duruşu, sanırım dünyanın diğer mazlumlarına örnek olacak bir medeniyet dersi olacaktır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Haluk Berkmen avatarı
    Haluk Berkmen

    İbrahim hoca bir noktayı açıklamak isterim. İnsanlar hiç ders almazlar. Nedeni de unutkan oldukları içindir. 2ci dünya savaşında pek çok insan öldü ve geride kalanlar savaşın nasıl bir yıkıntı olduklarını gördükleri için tekrarlanmaması için çareler aradılar. Birleşmiş Milletler böyle kuruldu.

    Fakat aradan yaklaşık 80 yıl geçince harp görmüş nesiller öldü ve yaşayan nesil olayları unuttu ve hiç yaşamadığı için bilmedi. Zenginleşince ve silah sahibi olunca da yeniden savaşmayı arzuladı. Çünkü insan daima daha çok ister. Asla “yeter” demez. Neden demez? Çünkü doğası böyledir. Bunun da nedeni “Enerjinin Korunumu” yasasıdır.

    Bütün canlılar, bitkiler ve hayvanlar dahil enerjilerini korumak ister. Ama insan farklıdır. Yetinmeyi bilmez ve hep daha fazla ister. Bu da sonuçta insan türünün yok olmasına neden olacaktır. Ülkeler de böyle yok oldu. Osmanlı haddini aştı ve çok büyük toprak sahibi oldu ama kontrol edemedi ve yok oldu. Napoleon haddini bilmedi ve Elbe adasında öldü. Hitler haddini bilmedi ve intihar etti.

    Türkçede bir laf vardır: “haddini bil haddini, haddini bilmez isen patlatırlar enseni”

    1. Prof. Dr. İbrahim Ortaş avatarı
      Prof. Dr. İbrahim Ortaş

      Haluk hocam, çok teşekkür ederim. İnsan unutkanlığı konusu önemli. Ancak bunca bilgiye rağmen bu ihtiras ve açgözlülük keskin sirke misali küpüne zarar. Gidişat hiç hoş değil, tüccar kafasıyla devletlerin yönetilmesi her şeye zarar veriyor,

      İnsanlığın bu çağda artık bu denli yıkıcı silahlarla böyle cenklere girmesine son vermeli. Hiç akla yakışmadığı için bir çözüm aranmalı. Onu da herhalde aydınlar sağlayacak. Ağalar, bu işte kârlı görülüyorlar.

  2. Reyhan Bitlisli avatarı
    Reyhan Bitlisli

    İyi bir Tüccar, Ticaret ve Verği kanunlarına sayğı duyan ve tatbik edendir. Tüccar olan insanda insaf, dürüstlük beklenilir.
    Sattığı bir malı, gün olur kendisi başka yerden almak zorunda kalır.
    Kısacası, Tüccarlık, dürüstlük üzerine kurulmuştur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar