İran’ın Amerikan Üslerine Yönelik Kapsamlı Operasyonu ve Bölgesel Yansımaları

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

Son günlerde yaşanan askerî gelişmeler, Ortadoğu’daki güç dengelerini temelden sarsacak niteliktedir. İran, gözlemcileri şaşırtacak bir biçimde, Amerikan üslerine karşı kapsamlı, büyük ölçekli ve kararlı bir operasyon başlatmıştır. Bu operasyonların ölçeği, dünyanın hazırlıksız yakalandığı bir askerî gerçekliği ortaya koymaktadır.

Operasyonun Kapsamı ve Stratejik Etkileri

İran, dört gün gibi kısa bir süre içinde bölgedeki askerî üstünlük alanını önemli ölçüde genişletmeyi başarmıştır. Operasyonlar neticesinde, dünyanın en değerli ve pahalı askerî üsleri, mülkleri ve teçhizatı imha edilmiştir. Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan’da bulunan Amerikan üsleri, küresel ölçekteki en büyük askerî tesisler arasında yer almaktadır. Bu tesislerin inşası onlarca yıl sürmüş ve trilyonlarca dolarlık bir maliyetle tamamlanmıştır. Dolayısıyla, otuz yılı aşkın süredir yapılan askerî harcamaların büyük bir kısmının boşa gittiği bir tablo ile karşı karşıya bulunmaktayız.

Gözlemlenen yıkımın boyutları oldukça çarpıcıdır. Yüz milyonlarca dolar değerindeki radar sistemleri anında imha edilmiştir. Askerî üslerin büyük bir kısmı terk edilmiş, yakılmış, yağmalanmış ve kullanılamaz hale getirilmiştir. Bu noktada önemli bir tarihsel karşılaştırma yapmak gerekir: Bilinen kadarıyla Amerika Birleşik Devletleri, Pearl Harbor saldırısı dışında tarihinde bu ölçekte bir yıkım yaşamamıştır. Ancak o dönemdeki saldırı bile, bugün İran’ın gerçekleştirdiği operasyonların kapsamı ve yoğunluğu ile kıyaslanamaz. Geleneksel bir savaşta hiçbir düşman, İran’ın şu anda Amerikan askerî güçlerine uyguladığı ölçekte bir tahribat gerçekleştirmemiştir.

Bilgi Akışı ve Sansür

Askerî durumun ciddiyeti o kadar ileri boyuttadır ki, sansür mekanizmaları bu savaşla ilgili neredeyse tüm yeni bilgilerin kamuoyuna ulaşmasını engellemektedir. Dikkat edilmesi gereken nokta, her geçen gün çatışma hakkında edinilen bilgi miktarının giderek azalmasıdır. Oysa otuz beş yıl önce, Birinci Körfez Savaşı sırasında Irak’tan sayısız görüntü ve video akışı izleniyordu. O dönemde akıllı bombalar ve kamera teknolojileri henüz yeniyken bile her gece yeni görüntüler yayınlanabiliyordu. Şimdi ise neredeyse hiçbir video kaydına erişilememektedir.

Bu bilgi kısıtlılığının en önemli göstergelerinden biri, hava üstünlüğü konusunda yaşanan belirsizliktir. Dünyanın en büyük askerî gücü ve en büyük hava kuvvetine sahip ülkesi olarak kabul edilen ABD’nin, İran’a karşı savaşın dördüncü gününde dahi hava üstünlüğü kurduğuna dair herhangi bir işaret bulunmamaktadır. Tahran ya da İran’ın herhangi bir bölgesi üzerinde uçan Amerikan uçaklarına ait hiçbir görüntü ortaya çıkmamıştır. Dahası, Amerikan askerlerinin İran topraklarına ayak basması şu koşullarda hayal bile edilememektedir.

Trump Yönetiminin Çaresiz Önerileri

Bu savaşın ne kadar umutsuz bir hal aldığını anlamak için, daha dördüncü günde Trump yönetiminden gelen önerilere bakmak yeterlidir. Basra Körfezi’nden ayrılan petrol tankerlerine askerî refakat sağlanması gibi akıl almaz fikirler ortaya atılmaktadır. Bu önerinin anlamı oldukça açıktır: Binlerce İran füzesinin doğrudan menzili içindeki bir bölgeye Amerikan gemileri gönderilmek istenmektedir. Oysa şu anda Hürmüz Boğazı’ndan hiçbir gemi geçiş yapamamaktadır. İranlılar bu stratejik geçiş noktasını kapatmaya yönelik hazırlıklarını onlarca yıldır sürdürmektedir.

Bir diğer öneri ise Kürt milislerini silahlandırarak İran’ı işgal etme fikridir. Bu öneriyi değerlendirirken İran’ın büyüklüğünü ve coğrafi gerçekliklerini göz önünde bulundurmak gerekmektedir. İran haritasına bakıldığında, ülkenin ne kadar geniş bir alana yayıldığı açıkça görülmektedir. On bin kişilik bir milis gücünün İran’ı işgal edebileceğini düşünmek, elli bin hatta yüz bin kişilik bir güç için dahi gerçekçi değildir. İran’ın coğrafi derinliği ve nüfus büyüklüğü, bu tür bir işgal girişimini baştan imkânsız kılmaktadır. İran, bu büyüklükteki bir kuvveti dahi stratejik olarak etkisiz hale getirebilecek kapasiteye sahiptir.

Savaşın Gidişatı ve Nihai Sonuç

ABD ve İsrail’in bu savaşı çoktan kaybettiğini söylemek artık mümkündür. Elbette, her iki ülkenin de güçlü bombaları ve binaları yok edebilecek kapasiteleri bulunmaktadır. Milyonlarca sivilin evlerinde öldürülmesi teorik olarak mümkündür. Ancak bu, savaşın kazanıldığı anlamına gelmez. Askerî zafer, yalnızca yıkım kapasitesiyle değil, aynı zamanda stratejik hedeflere ulaşma ve düşmanın direnişini kırma yeteneğiyle de ilgilidir.

İran’ın askerî altyapısı ve silahları, ülkenin dört bir yanında ve yerin derinliklerinde konuşlandırılmış durumdadır. Bu yapılanmanın doğası gereği, ne Amerikalıların ne de özellikle İsraillilerin bu hedeflere ulaşma şansı bulunmaktadır. Bu durum, ABD ve müttefiklerini son derece zor bir konuma sokmaktadır. Başlattıkları askerî operasyonu bitirme ihtimalleri neredeyse yok gibidir.

Uzun Vadeli Bölgesel Etkiler

Tüm bu gelişmeler sona erdiğinde, Amerika Birleşik Devletleri’nin bir daha Batı Asya’ya geri dönemeyeceği öngörülmektedir. Orta Doğu’da Amerikan varlığı kalıcı olarak sona erecektir. Bu durum, bölgesel güç dengelerinde köklü bir değişimi beraberinde getirecek ve yeni bir jeopolitik dönemin başlangıcını işaret edecektir.

Kaynakça

  1. Cordesman, A. H. (2019). The Gulf Military Balance: The Conventional and Asymmetric Dimensions. Center for Strategic and International Studies (CSIS).
  2. International Institute for Strategic Studies (IISS). (2023). The Military Balance 2023. Routledge.
  3. Pollack, K. M. (2004). The Persian Puzzle: The Conflict Between Iran and America. Random House.
  4. U.S. Department of Defense. (2022). Annual Report on Military Power of Iran. Office of the Secretary of Defense.
  5. RAND Corporation. (2020). The Future of U.S. Bases in the Middle East. RAND Research Report.
  6. Fathi, N. (2020, January). Iran’s Military Doctrine: Offensive Defense. The Atlantic.
  7. Byman, D. (2021). Iran’s Security Policy in the Post-Revolutionary Era. Brookings Institution Press.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar