24 Ocak 980’de TBMM’nin onayladığı İktisadi İstikrar Kararları’nın aynası Türkiye’nin içinde bulunduğu haldir

24 Ocak 980’den buyana geçen 45 yıllık süreçte devlet ve millet mülksüzleştirildi, borçlandırıldı, yoksullaştırıldı.
ABD’nin tezgahladığı AP’nin büyük ortağı MHP olan Milli Cephe Hükümeti’nin (plandan hazzetmeyen pilava bayılan-okkasından belli) başbakanı Demirel’in Başbakanlık Müsteşarlığına asaleten, DPT’ye ise vekaleten atadığı Turgut Özal ve ekibi IMF programı “İktisadi İstikrar Kararları”nı hazırlamıştı.
Ülkeyi, milletin büyük bölümünü mülksüzleştirecek, borçlandıracak, yoksullaştıracak anılan kararları TBMM 24 Ocak 1980’de onayıp yürürlüğe sokmuştu.
Gladyonun örgütlediği sokak anarşisinin hızla yükselmesi karşısında iki meclisli TBMM’sinin üstüne düşen (yasama, yürütme, denetim ) görevi yapmasına siyasi partilerin engel olduğunu da anımsayalım.
Ali Nejat Ölçen’in (2015’deki) bu konuda yazdıkları şöyledir:
• Başbakan Süleyman Demirel üç yıl önce ( 977’de)“…bana sağcı adam öldürüyor” dedirtemezsiniz demişti.
• O dönemde Adalet Bakanı(da olan) MSP Milletvekili İsmail Müftüoğlu da gençlerin birbirini acımasızca katletmelerini “Yurtseverle yurdunu sevmeyenler arasındaki mücadele “olarak nitelemişti.
• Aynı günlerde, MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in de Sıkı Yönetim ilan edilmesini ve Ordunun İdareye el koymasını öneren demeci yayınlanmıştı.
• 12 Kasım 1979 günü İkinci (Milli)Cephe Hükümetini kuran Süleyman Demirel, ilk kez Başbakan yardımcılığını kaldırmış onun yerine 7 adet Devlet Bakanlığı oluşturmuştu.
• Hükümet Programında da: Vatandaş can derdine düşmüştür, Anarşi büyük boyutlara ulaşmış, cinayetler, yangınlar, sabotaj ve soygunlar birbirini takip etmiş, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş olaylar vukubulmuştur.” denilmesine karşın nasıl önleneceğine ilişkin bir tek tümceye rastlanamaz.
• Zaten Hükümet Programı (12.11.1979-12 Eylül 1980) baştan sona bir yakınma, koşullara teslimiyet metni idi.
• (İç güvenlik gücü polis) POLBİR ve PODER olarak ikiye bölünmüş ve aradaki husumeti çözümleyecek çareye de başvurulmamıştı.
• Ecevit, 18 Haziran 980 günü telefonla aradığı Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren’e
-Sayın Genel Kurmay başkanı daha ne bekliyorsunuz, bu faşizmi ne zaman gelip önleyeceksiniz?” demişti.
• (Özetle) Kenan Evren’i 12 Eylül 1980 ile suçlamak onu 12 Eylül 1980’i davet eden üç siyasal Parti genel başkanlarını bağışlamakla eş anlamlıdır.
• Kanımca Kenan Evren’i müdahaleye davet eden üç Genel Başkan başta Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş ve Bülent Ecevit te yargılanmalıydılar.
• O yıl (1983-1989 ) Başbakan olan Turgut Özal, kardeşi Yusuf Bozkurt Özal’ı Devlet Planlama Teşkilatına Müsteşar olarak atamış ve kimi öğretim üyesi Prof’lar ile birlikte hazırladıkları Millî Kültür Raporu, Türk- İslam Sentezi’ni ön görüyordu.
• O raporun ürettiği AKP iktidarı Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP’un) eşbaşkanlığını üstlenerek onu “Türk-Kürt İslam Sentezi”ne dönüştürdü.
• Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusalcı ulus Devletini ölüme sürüklemişti o rapor ve AKP gibi bir siyasal Partinin doğmasına ortam hazırlamıştı.
• Bugünün AKP iktidarını yaratan o programdır.
• Örneğin 210’ncu sayfasında: Birinci Cihan Harbi’nin sonunda yıkılarak kesinlikle ortadan kalkacağı sanılan Osmanlı Devleti, dinin bütünleştirici ve dağılmayı önleyici rolü sayesinde İstiklal savaşını kazanarak yeni bir devletin Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşuna imkân vermiştir, gibi gerçek dışı bir sav’a yer verilmişti.
• Zaten, raporun 492’nci sayfasında: Millî tarih görüşümüzde, ilmî tarih metodu esas alınmalı, meselelerin tahlili millî görüşle yapılmalıdır, deniyordu.
• Uzun vadeli Plan ve Yıllık kalkınma planlarını hazırlamakla görevli DPT amacından saptırılmış ve Millî Kültür Raporu’nun 545’nci sayfasında bakınız Devlet’e hangi görevi vermişti: Vakit geçirmeden, Türkiye’nin din haritasının çıkarılması için devlete düşen her türlü tedbir alınmalıdır. ( 12 Eylül 1980’e Evet 13 Eylül Sonrasına Hayır/Ali Nejat Ölçen)
• NATO’cu üst düzey generallerden oluşan TSK’nın Genel Kurmay Başkanı olan Kenan Evren de , 7 Ocak 1991 tarihinde “ Eğer 24 Ocak kararları denen kararların arkasından 12 Eylül dönemi gelmemiş olsaydı, o tedbirlerin fiyasko ile sonuçlanacağından hiç şüphem yoktu. Böyle sıkı bir askeri rejim sayesinde o tedbirler meyvesini vermiştir” sözleri bunu doğrulamaktadır.
(BU YAZI DERLEMEMDİR)
(*) Parantez içindeki ifadeler yazıyı derleyene aittir






Bir yanıt yazın