12 ay turizmde Çin dopingi…

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

Türkiye sonunda 12 ay turizme kavuşacak. Bu konuda yapılan mücadele ve çalışmaların verilerine baktığımızda bayağı yol aldığımızı görüyoruz. Şimdi Çin vatandaşları Türkiye’ye vizesiz giriş yapabilecek. Çin vatandaşlarına, Türkiye’ye turistik amaçlı seyahatlerde ve transit geçişlerde vize muafiyeti tanındı. 2 Ocak 2026 tarihinden itibaren Çin vatandaşları, her 180 günlük dönem içinde 90 gün Türkiye’de kalabiliyor. Bu konuda yeni bir dönem başlamış oldu.

Karadeniz ve kış turizmi Çinliler için altın sezon diyebiliriz. Havayolu trafiğinin artmış olması da turist yoğunluğunu artıracak. Karadeniz, kış turizmi ve kayak merkezleri gibi alternatif destinasyonların Çinlilerin ‘altın sezon’ olarak gördüğü dönemlerle örtüştüğünü belirten Karslı, bu sayede turizmin 12 aya yayılabileceğini dile getirdi.

Yeni düzenleme ile Çin vatandaşları, vize başvurusu yapmaksızın Türkiye’ye turistik amaçlı giriş yapabilecek; ayrıca transit geçişlerde de vize muafiyetinden yararlanabilecek. Sektör temsilcileri, bu kolaylığın seyahat planlamasını hızlandırarak özellikle bireysel seyahat talebini artıracağını, destinasyon tercihinde Türkiye’yi daha rekabetçi bir konuma taşıyacağını söylüyor. 

Çin pazarına yönelik bu açılımın yalnızca ziyaretçi sayısına değil, turizmin niteliğine ve lüks turistin tercihine de doğrudan etki edebilir. Özellikle kültür, gastronomi, sağlık ve alışveriş turizmi gibi alanlarda yüksek harcama potansiyeline sahip Çinli turistlerin, destinasyon çeşitliliğini artırması bekleniyor

İstanbul başta olmak üzere Kapadokya, Pamukkale, Ege ve Akdeniz destinasyonlarının, vize muafiyetiyle birlikte Çinli bireysel gezginler için daha cazip hale geleceği belirtiliyor. 

Turizmciler, turizmde atılan vize muafiyeti adımının; ticaret, yatırım ve ulaşım alanlarındaki gelişmelerle birlikte ele alındığında Türkiye-Çin ilişkilerinde çok boyutlu bir derinleşmeye işaret ettiğini belirtiyor. Çinli ziyaretçilerin yüksek harcama potansiyeli, dört mevsime yayılabilen seyahat tercihleri ve kültürel ilgi alanları dikkate alındığında, yeni dönemin Türkiye turizmine nitelikli ve sürdürülebilir bir katkı sağlaması bekleniyor.

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, Çin vatandaşlarına yönelik vize muafiyeti kararını, Türkiye-Çin turizm ilişkileri açısından son derece önemli, tarihi ve stratejik bir gelişme olarak değerlendirdi. Eresin, Çin ile turizm ilişkilerinin geliştirilmesini TÜROB olarak stratejik bir öncelik gördüklerini belirtti.

Eresin, Çin’in hızla büyüyen orta sınıfı, artan yurt dışı seyahat eğilimi ve kültürel yakınlıklarıyla Türk turizmi için yüksek potansiyele sahip bir pazar olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: “Çinli ziyaretçilerin Türkiye’ye ilgisi son yıllarda istikrarlı bir artış gösteriyor.

2019’da 430 bin Çinli turisti ağırlayan ülkemiz, pandemi dönemindeki geçici düşüşün ardından 2023’te 250 bin ziyaretçiye yeniden ulaştı. 2024 yılı sonunda bu sayının 410 bine yükselmesi memnuniyet verici. 2025 sonunda 500 bin Çinli ziyaretçi hedefine ulaşmayı, orta vadede ise yıllık 1 milyon Çinli turisti Türkiye’de misafir etmeyi amaçlıyoruz.”

Havayolu taşımacılığında atılan adımların da süreci desteklediğine işaret eden Eresin, Türk Hava Yolları ile Çinli havayolu şirketleri arasında uçuş frekanslarının artırıldığını ve haftalık yolcu uçağı uçuş hakkının 21’den 49’a çıkarıldığını hatırlatarak, şunları kaydetti: “Artan kapasite vize muafiyetiyle birlikte değerlendirilmesi, Çin pazarından gelecek ziyaretçi sayısını hızla yukarı taşıyacak.

Sektörde Çinli misafirlerin Türkiye’de kendilerini güvende ve ‘evlerinde’ hissedebilmeleri için dil desteği, personel eğitimi ve Çin kültürüne uygun hizmet standartlarının yaygınlaştırılması için çalışmalar sürüyor.” 

Ligarba Turizm Müdürü İrfan Karslı ise Çinli turistlerin deniz turizminden ziyade kültür, şehir ve deneyim odaklı seyahatleri tercih ettiğini belirterek, bu durumun kişi başı harcamayı yukarı çektiğini söyledi. “All Inclusive bir otele girip bir hafta tatil yapan bir segmentten söz etmiyoruz” diyen Karslı, Çinli turistlerin alışveriş yapan, sosyal hayatın içine giren ve gittikleri ülkelerde ekonomik canlılık yaratan bir profil çizdiğini vurguladı. Karslı, Çinli ziyaretçilerin kişi başı harcamasının 2 bin–2 bin 500 dolar seviyesinden başladığını, Türkiye’ye ciddi bir döviz girdisi ve katma değer sağladığını söyledi. 

Karslı, Çin pazarındaki büyümenin en kritik unsurunun havayolu kapasitesi olduğunu vurgulayarak, 2001 yılında Türkiye’nin Çin tarafından resmi turizm destinasyonu ilan edilmesinin ardından konan 1 milyon turist hedefinin, o dönemde bir beklenti niteliği taşıdığını hatırlattı. 2008’de Hainan Havayolları ile başlayan, ardından China Southern, China Eastern, Sichuan Havayolları ve Air China’nın katılımıyla genişleyen uçuş ağının; Türk Hava Yolları’nın artan frekanslarıyla birlikte önemli bir eşiğin aşıldığını ifade eden Karslı, bugün itibarıyla doğrudan uçuş yapabilen beş havayolu şirketinin bulunmasının hedeflere ulaşma açısından belirleyici olduğunu dile getirdi. Karslı, 2026 için hem frekans hem de uçulan şehir sayısının artırılmasına yönelik planların uygulamaya alındığını da sözlerine ekledi.

Son dönemde grupların yanı sıra özellikle yabancı dil bilen genç Çinliler arasında bireysel seyahatlerin (FIT) hızla arttığına dikkat çeken İrfan Karslı, vize muafiyetinin bu segment için önemli bir eşik olduğunu söyledi. “Bu gençler ‘Hadi Türkiye’ye gidelim’ dediklerinde, anında yola çıkabiliyorlar” diyen Karslı, vize muafiyetinin Türkiye’yi daha erişilebilir hale getireceğini belirtti. Karslı, şu bilgiyi verdi:

“Daha önce e-vize uygulaması bulunmasına rağmen ‘vize isteyen ülke’ algısı özellikle yaş grubu daha ileri turistler için bir handikaptı. Bu algının ortadan kalkmasıyla ilk yıl için yüzde 50–60 oranında talep artabilir. Çin–Türkiye arasındaki mesafenin uzunluğu nedeniyle turlar genellikle 7–10 gün bandında seyrediyor. Kalış sürelerinde vize muafiyeti sonrası bir kısalma beklemiyoruz.” 

Büyümenin sürdürülebilir olması için hizmet altyapısının da güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan İrfan Karslı, Çince konuşan rehber sayısının artırılması gerektiğini söyledi. Toplamda 500 Çince bilen rehber bulunmasına rağmen aktif olanların sayının 360’larda kaldığını belirten Karslı, sektörün ‘China Friendly’ bir yaklaşımla konaklama ve yeme-içme alışkanlıklarını dikkate almasını önerdi.  



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar