TÜRK MİLLETİNİN UYANIŞ ANI

Okuma Süresi:

4–5 dakika
❤️

TARİH SUSMUYOR: GÜNEY AZERBAYCAN TÜRK MİLLETİNİN UYANIŞ ANI

Siyasal Yorumcu – Aslan İsabəyli
Saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler,
Aziz milletimiz,
Onurlu Azerbaycan gençliği!

Tarih bazen sessizce akar, bazen de milletlerin kapısını sarsan bir çağrıyla gelir. Bugün Güney Azerbaycan’da yaşanan siyasal süreç, tam da böyle bir çağrıdır. Bu, sıradan bir protesto dalgası değildir; yalnızca bir rejim değişikliği tartışması da değildir. Bu, Türk milletinin varlığı, kimliği ve geleceğiyle doğrudan ilgili, olağanüstü bir tarihsel kavşak noktasıdır.

Siyaset bilimi bu tür dönemleri “kritik eşik” olarak tanımlar. Yani artık gündelik siyasal reflekslerin, parçalı duruşların, kişisel ihtirasların ve yalnızca örgüt adlarıyla sınırlı faaliyetlerin dönemi sona ermiştir. Böyle anlarda milletler ya tek bir cephede kenetlenir ya da tarihin karanlığında eriyip kaybolur.

İranccı Karanlık ve Molla Rejiminin Suçları

Bugün “İran” adı verilen devlet aygıtı, başta Türk milleti olmak üzere halklara karşı açık bir asimilasyon savaşı yürütmektedir. Bu savaş yalnızca tankla, mermiyle değil; ana dilimizin boğulması, tarihimizin çarpıtılması ve “İrancılık” adı altında gizlenen şoven bir ideolojiyle sürdürülmektedir. Siyasetçilerimizin ve gençlerimizin zindanlara atılması, barışçıl insanların sokak ortasında katledilmesi; tüm bunlar din perdesi ve irancı maske altında işlenen iktidar suçlarıdır.

Molla rejimi artık meşruiyetini tamamen yitirmiştir. O artık ideolojik bir güç değil, yalnızca kanla ayakta duran bir baskı aygıtıdır. Kadınları hedef alan, gençleri kurşunlayan, milletleri susturarak ömrünü uzatmaya çalışan bir sistemin geleceği yoktur. Bu rejim çökmektedir ve çöken her rejim gibi ardında büyük bir iktidar boşluğu bırakmaktadır.

Pehlevicilik: Geçmişten Gelen Aynı Yalan

Ancak milletimiz bilmelidir ki, molla rejiminin alternatifi olarak sunulan Pehlevicilik de aynı irancılığın başka bir yüzünden ibarettir. İsim değişir, biçim değişir; fakat öz değişmez: Türk milletini siyasal bir özne olarak değil, merkeze tabi bir kitle olarak görmek.

Tarih bunu defalarca kanıtlamıştır. Pehleviler döneminde de Güney Azerbaycan Türkü, diliyle, kimliğiyle ve siyasal iradesiyle yok sayılmıştır. Milletimiz devlet kurma bilincinden uzak tutulmuş, yalnızca hayatta kalma ve kimliğini kaybetmeme refleksiyle yaşamaya zorlanmıştır. Bugün aynı çizgi “demokrasi” ve “modernlik” maskesiyle yeniden pazarlanmaktadır. Milletimiz bu oyunu artık tanımalı ve reddetmelidir.

1828’den Bu Yana Süren Ayrılık ve Farklı Evrim Süreçleri

1828 tarihli Türkmençay Antlaşması, Azerbaycan’ın bağrına çekilmiş kanlı bir çizgidir. İki yüzyılı aşkın bu ayrılık sürecinde Kuzey ve Güney Azerbaycan farklı siyasal ve sosyolojik yollar izlemiştir. Kuzey Azerbaycan modern devlet fikriyle tanışmış; 1918’de Doğu’nun ilk demokratik cumhuriyetini, 1991’de ise bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Ağır ekonomik koşullardan çıkmış, modern bir ordu inşa etmiş, devletin parçalanmasını önlemiş ve işgal altındaki topraklarını —başta Karabağ olmak üzere— özgürlüğüne kavuşturmuştur. İzlenen profesyonel siyaset sonucunda Azerbaycan bugün bölgenin lider ülkelerinden biri hâline gelmiştir.

Güney Azerbaycan ise Kaçarlar, Pehleviler ve teokratik rejim altında daha çok varlığını koruma mücadelesi vermek zorunda kalmıştır. Seyyid Cafer Pişeveri gibi milli önderlerimiz büyük fedakârlıklar göstermiş olsa da, dönemin uluslararası şartları ve kurumsal zayıflıklar hedefe ulaşmayı engellemiştir. Ancak bu mücadeleler, milli devlet hafızamızın sarsılmaz temelleridir.

200 Yıl Sonra Doğan Tarihi Fırsat

Aziz gençler!
Son iki yüzyılda ilk kez Türk milleti için bu ölçekte bir tarihsel fırsat ortaya çıkmıştır. Merkezi iktidar sarsılmakta, ideolojik dayanaklar çökmekte, dünya artık Tahran’ın suçlarına gözlerini kapatamamaktadır.

Bugün Güney Azerbaycan’da farklı siyasal yaklaşımlar vardır: Tam bağımsızlığı savunanlar, irancı yapı içinde oyalayıcı özerklik arayanlar ve yalnızca kültürel haklarla yetinmek isteyenler… Ancak tarih göstermiştir ki fırsatlar, yalnızca hazırlıklı ve tek merkezden hareket eden milletlerin lehine işler.

Eğer bu aşamada:
• Parçalı kalırsak,
• Örgüt adları ve fraksiyon çıkarları uğruna birbirimizle yarışırak,
• İrancılığın dini ya da monarşik maskelerine aldanırsak,

bu fırsat da tarihin kayıp şansları arasına yazılacaktır.

Bölgesel Yeni Gerçeklikler ve Özgürlük Fikri

Kuzey Azerbaycan’ın kazandığı Zafer ve bölgede artan gücü, tüm Türk dünyası ve özellikle Güney Azerbaycan için yeni bir umut ışığıdır. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin güçlü ve bağımsız bir aktör olarak sahneye çıkması, Tahran’ın geleneksel etki alanını daraltmakta ve onları ciddi biçimde rahatsız etmektedir. Bu güç dengesi, Güney Azerbaycan’ın milli mücadelesi için stratejik bir destek niteliğindedir.

Tek Cephe, Tek İrade: Tarihi Adım Zamanı

Sevindirici olan şudur ki, bu tarihsel çağrı artık karşılık bulmaya başlamıştır. Azerbaycan Stratejik Araştırmalar Merkezi (AzSAM) tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda, Güney Azerbaycan’ın siyasal çıkış yolu ve Milli Şura fikri farklı platformlarda gündeme taşınmıştır.

Ancak örgütlerin ayrı ayrı “Güney Azerbaycan adına birden fazla şura” oluşturma girişimleri, olumlu olmakla birlikte, henüz tam bir siyasal eşgüdüm sağlamamıştır. Bu nedenle AzSAM olarak, mevcut koşullarda ulusal menfaat adına farklılıkları bir kenara bırakarak, örgütler arası koordinasyonu sağlayacak bir *“Araştırma Şurası Girişim Grubu”*nun kurulmasını öneriyoruz.

Milli Şura fikrini parçalara bölmek yerine; örgütler, aydınlar ve millet arasında ortak bir milli yol haritası hazırlanmalı, siyasal çıkış yolları birlikte belirlenmelidir. Bu şura aracılığıyla gelişmeler kolektif biçimde analiz edilecek, örgütlere somut öneriler sunulacak; örgütler de koordineli biçimde halka yönelik ortak çağrılar ve bildiriler yayımlayabilecektir.

Bugün milletimizin ihtiyacı:
• Sayısal kalabalık değil,
• Boş sloganlar değil,
• Tek ve kararlı bir milli siyasal iradedir.

Milli kimliğini siyasal güce dönüştüremeyen milletler, tarihin tozlu sayfalarında yalnızca bir hatıra olarak kalır. Bugün tereddüt etmek, “sonra bakarız” demek, gelecek nesillere karşı sorumsuzluktur.

Tarih açık konuşur:
Kimliğinden vazgeçenler yok olur,
Kimliğine sahip çıkanlar tarih yazar!

Saygıdeğer örgüt yöneticileri, Türk aydınları, hanımefendiler, beyefendiler ve aziz gençlik: Tarih bizi çağırıyor!

Bugün Güney Azerbaycan Türkü bir yol ayrımındadır. Ya olağanüstü bir siyasal bilinçle hareket edip özgür geleceğini inşa edecek, ya da irancılığın karanlık labirentlerinde bir yüzyıl daha kaybedecektir.

Tarih susmaz.
Tarih beklemez.
Tarih yalnızca uyananları yaşatır!

Azerbaycan Stratejik Araştırmalar Merkezi (AzSAM)
Siyasal Yorumcu – Aslan İsabəyli



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar