Türkiye Cumhuriyeti, resmi olarak “Türk devleti” kimliğiyle kurulmuş bir ülkedir. Tarih boyunca devletin temel hedeflerinden biri, ulusun ve kültürel mirasın korunması olmuştur. Ancak günümüz yönetim anlayışı, devletin bu temel kimliğinden önemli ölçüde sapmış durumdadır. Türkiye’nin en temel ve kronik sorunu, ülkeyi yönetim kademelerinde hâkim olanların kültürel – kimliksel olarak Türk olmamasıdır. Bu durum, hem iç siyasette hem de bölgesel politikada istikrarsızlık ve güven kaybı yaratmaktadır.
Tarihsel Bağlam
Türkiye Cumhuriyeti, 1923’te Türk milliyetçiliği ve ulusal kimlik temelinde kurulmuştur. Osmanlı’dan devralınan çok etnikli yapı, Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte Türk kimliği ve kültürü üzerine yeniden inşa edilmiştir. Devletin temel işlevleri arasında, kendi halkını ve kültürel bağlarını korumak kritik bir rol oynamaktadır.
Ancak, tarih boyunca yönetim kademelerinde kültürel – kimliksel olarak Türk olmayan grupların artan etkisi, devletin kimliği ile yönetim pratikleri arasında uyumsuzluk ve çelişki yaratmıştır. Bu durum özellikle dış politika kararlarında ve bölgesel stratejilerde kendini açıkça göstermektedir.
Yönetimde Türk Olmamanın Etkileri
Türkiye’nin yönetiminde kendini kültürel-kimliksel olarak Türk kabul edenlerin temsilinin azalması, aşağıdaki alanlarda somut sorunlar üretmiştir:
1. Kimlik ve Politik Çelişki: Resmî söylemde Türk kimliği ve tarihsel sorumluluk vurgulansa da, uygulanan politikalar bu kimliği desteklememektedir.
2. Dış Politika Hataları: Irak ve Suriye’deki Türkmenler gibi tarihsel Türk topluluklarının korunmasında başarısızlık; “Kürdistan yapılanmalarının “ bölgesel güçlenmesine dolaylı destek gibi uygulamalar, yönetim kararlarının Türk halkının çıkarına uygun olmadığını göstermektedir.
3. Bölgesel Stratejik Zafiyet: Yönetimde Türk olmayan kadroların kararları, bölgesel güvenlik ve demografik dengeyi bozacak uygulamalara yol açmaktadır.
4. İç Politikada Güvensizlik: Etnik temelli farklı yönetim anlayışı, halkın devlete güvenini azaltmakta, siyasi istikrarı tehdit etmektedir.
Bu faktörler, Türkiye’nin hem iç siyasette hem de uluslararası alanda stratejik zafiyetler yaşamasına neden olmaktadır. Devletin Yönetim kademelerinde kimliksel- kültürel olarak Türk olmayan aktörlerin etkisi, ülkenin tarihsel ve kültürel misyonunun ihmal edilmesine yol açmıştır.
Somut Örnekler
• Irak ve Suriye Türkmenleri: Türkiye’nin Türkmenlere yönelik yetersiz müdahalesi, sahadaki varlıklarının zayıflatılmasına neden olmuştur.
• “Kürdistan” Politikaları: özerk Kürt yapılanmalarına karşı esnek ve zaman zaman destekleyici tutum, Türkmenlerin marjinalleşmesine yol açmıştır. Özerk Kürdistan bölgelerinin kurulmasına yol açmıştır.
• İç Güvenlik ve Kamu Politikaları: Bazı kamu politikalarında etnik önceliklerin gözetilmemesi, sosyal ve ekonomik dengeleri bozmuştur.
Bu örnekler, devletin yönetiminde kimliksel ağırlıklı anlamda kendini kimliksel – kültürel Türk olarak kabul etmeyenlerin olması Türkiye’nin hem ulusal çıkarlarını hem de tarihsel sorumluluklarını doğrudan etkilediğini göstermektedir.
Net Sonuç
Türkiye’nin en büyük sorunu, ülkeyi kimliksel ve kültürel olarak Türklerin yönetmemesidir. Bu durum:
• Devlet kimliği ile yönetim anlayışı arasında çelişki yaratmakta,
• Tarihsel ve kültürel sorumlulukları ihmal etmeye yol açmakta,
• Bölgesel ve ulusal stratejileri zayıflatmakta,
• Halkın devlete güvenini azaltmaktadır.
Bu sorunun çözümü, devlet yönetiminde Türk kimliğinin ve çıkarlarının öncelikli olarak dikkate alınması ile mümkündür. Yönetim kadrolarında Türklerin olması, hem iç politikada hem de bölgesel dengelerde istikrarı ve güvenliği sağlayacaktır.






Bir yanıt yazın