ABD–İsrail–PKK/PYD Ekseninde Etnik Yeniden Yapılanma ve Türkiye’nin Rolü ve Resmî Dil ve Kimlik Politikalarının Yeniden Tanımlanması
Suriye’de 2025–2026 dönemi, ülkenin siyasi ve etnik yapısının yeniden hukukî biçimde tanımlandığı bir kırılma evresidir. 16 Ocak 2026 tarihli Şara kararnamesiyle resmî dil tanımı Arapçanın yanında Kürtçe olarak ilan edilmiş, Türkmen dili bu tanımın dışında bırakılmıştır. Türkmenler Suriye’nin etnik mozaik yapısının dışında bırakılmıştır.
Kararname, Kürtleri Suriye’nin ayrımsız bir parçası olarak resmîleştirirken Türkmenlere dair hiçbir resmî tanımlama veya temsiliyet sağlamamıştır. Bu durum sadece dilsel hak meselesi değil; bir halkın siyaset, kültür ve ulusal hafıza alanından çıkarılmasıdır.
Türkmenler zaten ikincil olan sosyo-politik konumdan daha da geri itilmiştir. Mevcut hükümetin politikası, resmî yapının Kürt kimliğini öncelikle tanıdığını göstermektedir.
Suriye’nin yeni siyasal haritası, Türkmenleri kayıtsız bırakmakla kalmamış, onları yeni anayasal düzenlemelerin dışında konumlandırmıştır. Bu, yapı itibarıyla bir tasfiye sürecidir.
Hukukî, demografik ve siyasal dışlanma açık biçimde gerçekleşmiştir.
Tarihsel Gerçeklik: Suriye Türkmen Kimliğinin Silinmesi Sürecinin Anatomisi
Tarihsel demografik verilere göre Suriye’de nüfusun önemli bir bölümünü 3.5-4 milyon olarak Türkmenler oluşturmaktadır. Osmanlı dönemi ve sonrası, Türkmenlerin kuzey ve kuzeybatı bölgelerinde yoğunlukla yaşadığı kesindir. 20. yüzyıl boyunca Arap milliyetçiliği ve merkezi devlet politikaları Türkmen kimliğini görünmez kılmıştır. Resmî nüfus sayımlarında Türkçe konuşanlar ya “Arap” ya da “Müslüman” olarak kaydedilmiş; bu da Türkmen etnik kimliğinin resmi boyutta silinmesine yol açmıştır.
Türkmenler sürekli olarak kamusal tanınma ve koruma mekanizmalarından dışlanmıştır. Suriye devletinin Cumhuriyet dönemi politikaları, tek tip “Arap millî kimliği” dayatmıştır. Türkmenler dilsel ve kültürel baskı altında tutulmuştur.
Türkmenlerin savaş öncesi nüfusu milyonlarla ifade edilse de hiçbir resmî sayımda etnik grup olarak kabul edilmemiştir.
Bu süreç, yalnızca yok sayma değil aynı zamanda legal, eğitimsel ve politik temsil bağlamında etkin bir silme işlemidir.
Suriye’nin kuzeyinde ve kuzeybatısında Türkmenler, demografik gerçekliklerine rağmen siyaseten görünmez kılınmıştır.
Yeni Suriye Düzeni ve Kürt Kimliğinin Resmîleştirilmesi
2026 başında yayımlanan Şara kararnamesiyle Kürtçe, Arapçanın yanında ulusal dil olarak ilan edilmiştir. Kürt kimliği devlet çerçevesinde meşru bir kamusal statüye kavuşmuştur.
Kürt azınlık, yurttaşlık ve dil haklarını resmîleştirmiştir. Devlet Nevruz’u resmî ulusal bayram olarak tanıyarak kültürel kabulü pekiştirmiştir.
Kürtler, Suriye devlet yapısı içinde hukukî tanım ve koruma alanı elde etmiştir.
Türkmence ise hiçbir benzeri hukukî mevzuata konu edilmemiştir. Etnik hiyerarşi devlet tarafından açık biçimde kurulmuştur.
Kürtlerin resmîleştirilmiş statüsü, Türkmenlerin dışlanmasını daha görünür ve kalıcı hâle getirmiştir.
Fiilî Olarak Oluşmuş “İkinci Federe Yapı”: Kuzey Suriye’de Özerk Yönetim
PYD/SDG kontrolündeki bölgelerde fiilî bir özerk yönetim yapısı ortaya çıkmıştır. Bu yapı, Arap millî devlet yapısından kopuk ve kendi yerel kurumlarını inşa etmiştir. Fiilî özerklik geçici değil, kurumsallaşmış yerel idarelere dönüşmüştür.
Yerel eğitim politikaları ve kültürel programlar, Kürt dilini ve kimliğini kamusal alana taşımıştır. Diğer yerel grupları da kapsadığı iddia edilse de en çok etki Kürt kimliğine verilmiştir.
Fiilî idari realite, devletin güneyindeki resmî tanım ile birleşerek ulusal bir kimlik inşa etmektedir.
Kuzey Suriye’de oluşan ikinci federe yapı, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi modeline benzemektedir; fiilî sınır ve özerklik mekanizması kurulmuştur.
Türkmenlerin dışlanması, formal değil, fiilî politik bir karar hâline gelmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Fiilî Sessizliği ve Uyumluluk Politikası
Türkiye, Türkmenleri koruyamamakla kalmamış, PYD/YPG özerk yapılanmasını fiilen kabul etmiştir. Politikası, Irak’taki gibi fiilî durumla uyum ve diplomatik sessizlik üzerine kurulmuştur. Bu sessizlik, Türkmenlerin dışlanmasını hızlandırmıştır.
Diplomatik ve güvenlik mekanizmaları işletilmemiş; Suriye’nin kuzeyinde Kürt özerk yapılanmasının inşası fiilen görmezden gelinmiştir. Bu, stratejik pasiflikten öte, etnik tasfiyeyi kolaylaştıran bir politikadır.
Türkiye’nin uyum politikası, Türkmenlerin uluslararası platformlarda temsilini engellemiştir. Ne BM müzakerelerinde ne de uluslararası sözleşmelerde Türkmenler resmi aktör olarak yer almıştır.
Sessizlik, Türkmenleri hukuksal ve güvenlik açısından savunmasız bırakmıştır. PYD kontrolü altındaki bölgelerde Türkmen yerleşimleri boşaltılmış, kültürel varlıklar azaltılmıştır.
Türkiye’nin politikası, Türkmenlerin tasfiyesinde kritik bir aktör hâline gelmiştir.
Türkmenlerin Eğitim ve Kültür Alanındaki Sistematik Dışlanması
Türkmen çocukları ve gençleri, eğitim dili olarak Kürtçeye zorlanmıştır. Okullarda Türkçe eğitim yasaklanmış, öğretmenler sürgün veya işten çıkarılmıştır.
Dil alanındaki baskı, kültürel hafızayı da hedef almıştır. Türkmen tarihine ve kimliğine dair kitaplar, ders materyalleri ve kültürel etkinlikler yasaklanmıştır.
Kültürel tasfiye fiilî olarak gerçekleşmiş, resmi kararlarla desteklenmiştir. Şara kararnamesi ile Kürtçe resmî dil haline gelirken, Türkmen dili yasal koruma bulamamıştır.
Türkmen topluluğunun kültürel kurumları dağıtılmış, cemiyetler ve dernekler kapatılmıştır. Toplumsal hafıza silinmiş ve kültürel asimilasyon tamamlanmıştır.
Eğitim ve kültürel alandaki dışlanma, Türkmenlerin gelecek nesillerinin kimliklerini korumasını imkânsız hâle getirmiştir.
Hukuki ve Uluslararası Boyut
Şara kararnamesi, Türkmenleri hukuken tanımayan ve Kürt kimliğini önceliklendiren bir belge olarak uluslararası insan hakları ve azınlık hakları normlarını ihlal etmektedir. Suriye, BM İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer anlaşmalara taraf olmasına rağmen Türkmenleri kapsam dışında bırakmıştır.
Etnik ve kültürel temsilde eşitsizlik yaratılmıştır. Türkmenler, resmi statüye sahip olmadıkları için kamu hizmetlerinden, eğitim hakkından ve siyasi temsilden mahrum bırakılmıştır.
BM ve uluslararası gözlemciler, Kürt özerk yapılanmasının kurumsallaşmasını belgelemekte ancak Türkmenlerin hak ihlallerine yeterince dikkat çekmemektedir.
Türkiye’nin diplomatik sessizliği, hukuki korumayı güçsüzleştirmiştir. Uluslararası hukuk normlarına göre Türkiye’nin daha aktif rol alması gerekirdi.
Hukuki eksiklikler, Türkmenlerin fiilî olarak yok sayılması ve kültürel miraslarının sistematik silinmesini perçinlemiştir.
Sistematik Tasfiyenin Tamamlanması
Suriye’de nüfus sayıları 3.5-4 milyon civarında olan Türkmenler, fiilî ve resmî olarak dışlanmıştır. Şara kararnamesi ile hukuki silme tamamlanmış, Kürtçe resmi dil ilan edilmiş ve Kürt özerk yapılanması fiilî olarak tanınmıştır. Türkmenler hem Türkiye’nin sessizliği hem de uluslararası ilgisizlik nedeniyle yalnız bırakılmıştır.
Suriye’nin kuzeyinde oluşan federe Kürt yapısı, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi modeline benzemektedir. Türkmenler bu yapının dışında tutulmuş, demografik ve kültürel varlıkları silinmiştir.
Türkiye’nin uyum politikası süreci hızlandırmış, Türkmenlerin temsilini engellemiştir. Eğitim, kültür ve hukuk alanında sürdürülen sistematik dışlanma, etnik tasfiyeyi tamamlamıştır.
Suriye’nin yeni siyasi ve etnik haritası, Türkmenlerin tarihsel varlığını resmi belgelerle silmiş, Kürt özerk yapılanmasını kalıcılaştırmıştır. Türkmenler gelecekte hem kültürel hem siyasal olarak görünmez hâle gelmiştir.
Kaynakça:
1. Reuters – “Syria’s Sharaa Grants Kurdish Syrians Citizenship & Language Rights for First Time” – 16 Ocak 2026.
2. Türkiye Today – “Syria Grants Citizenship and Cultural Rights to Kurdish Minority in Historic Decree” – 16 Ocak 2026.
3. SDE – Mehmet Yalburdak, “Suriye Örneği ve Bölgemizin Değerlendirilmesi” – 2025.
4. AA – “Suriye Türkmenleri Korunmasız Kaldı” – 17 Ocak 2026.
5. Hawar News – “Language Policy in North and East Syria” – 2025.
6. OHCHR – “Syria: Kurdish Language Recognition Must Not Ignore Other Minorities” – 2026.



Bir yanıt yazın