Emperyalizme ve Siyonizme Karşı Mücadelenin Türkiye’de Silahlı Taşeron Yapıların Çözülmesine Etkisi

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Emperyalizm, yalnızca doğrudan askeri işgal ya da ekonomik tahakküm biçimleriyle değil, yerel ve bölgesel ölçekte örgütlenen silahlı aktörler aracılığıyla da işleyen çok katmanlı bir iktidar sistemidir. Bu aktörler, çoğu zaman “yerel dinamikler”, “etnik çatışmalar” ya da “mezhepsel gerilimler” olarak sunulsa da, gerçekte emperyalist stratejilerin parçası hâline gelmiş yapılardır.

Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD’nin Ortadoğu politikaları, devlet-dışı silahlı aktörlerin sistematik biçimde kullanıldığı bir “taşeron savaş” modeline evrilmiştir. Bu modelde taşeron terör örgütleri olan PKK ve IŞİD gibi yapılar, farklı ideolojik formlara sahip olsalar da, benzer biçimde bölgesel yeniden yapılandırma projeleriyle kesişmiştir.

Türkiye açısından bu örgütler, yalnızca güvenlik sorunu değil, aynı zamanda emperyalizmin ülke ve bölge üzerindeki müdahale biçimlerinin somutlaşmış hâlidir. Bu nedenle söz konusu yapıları yalnızca “terör” kategorisiyle ele almak analitik olarak yetersizdir.

Son yıllarda yükselen anti-emperyalist ve anti-siyonist bilinç, bu örgütlerin “bağımsız aktör” olduğu yönündeki anlatıları zayıflatmış; emperyalist merkezlerle kurdukları ilişkileri daha görünür kılmıştır.

Kuramsal Çerçeve: Emperyalizm, Taşeron Savaşlar ve Silahlı Yapılar

Lenin’e göre emperyalizm, kapitalizmin tekelci aşamasında savaşın ve şiddetin sistematikleştiği bir evredir (Lenin, 1917/2011). Günümüzde bu şiddet, doğrudan ordular kadar, dolaylı silahlı aktörler aracılığıyla da yürütülmektedir.

David Harvey’nin “yeni emperyalizm” kavramı, askeri güç ile siyasi parçalanmanın birlikte işletildiğini gösterir (Harvey, 2003). Silahlı örgütler, bu parçalanmanın hem sonucu hem de aracıdır.

Bu bağlamda PKK ve IŞİD, ideolojik olarak birbirine zıt görünseler de, emperyalist müdahalelerin yarattığı siyasal boşluklarda işlevselleşmiş yapılardır. Her ikisi de bölgesel istikrarsızlığı derinleştirmiştir.

Gramsci’nin hegemonya teorisi açısından bakıldığında, bu örgütler yalnızca askeri değil, ideolojik araçlar olarak da kullanılmış; yerel halkların siyasal talepleri manipüle edilmiştir (Gramsci, 1971).

Anti-emperyalist bilinç yükseldikçe, bu manipülasyon mekanizmaları çözülmeye başlamaktadır.

PKK: Emperyalist Yeniden Konumlanma ve Meşruiyet Sorunu

PKK, kuruluş döneminde anti-emperyalist bir söylem kullansa da, özellikle 1990’lardan itibaren emperyalist merkezlerle kurduğu ilişkiler bu söylemi aşındırmıştır. Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD’nin bölgesel politikalarıyla kesişen bir hatta yerleşmiştir.

Suriye iç savaşı sürecinde PKK’nin uzantılarının ABD tarafından açık biçimde desteklenmesi, bu yapının emperyalist projelerdeki rolünü görünür kılmıştır. Bu destek, “IŞİD’le mücadele” gerekçesiyle meşrulaştırılmıştır.

Ancak bu durum, PKK’nin Türkiye ve bölgedeki kendi sempatizanları nezdindeki kısmi sempatiyi oldukça zayıflatmıştır. Anti-emperyalist bilinç, bu tür ilişkileri bir “özgürlük mücadelesi” değil, taşeronluk olarak değerlendirmeye başlamıştır.

PKK’nin etnik temelli siyaseti, sınıfsal ve toplumsal çelişkileri perdeleyen bir işlev görmüş; bu da Marksist açıdan ciddi bir kopuş anlamına gelmiştir.

Bu nedenle anti-emperyalist mücadele güçlendikçe PKK’nin ideolojik ve toplumsal zemini daralmaktadır.

IŞİD: Emperyalist Kaos Stratejisinin Ürünü

IŞİD, emperyalist müdahalelerin yarattığı siyasal ve toplumsal yıkımın doğrudan ürünüdür. Irak’ın işgali ve Suriye’nin parçalanması, bu yapının ortaya çıkış koşullarını yaratmıştır.

ABD ve müttefiklerinin bölgedeki politikaları, mezhepsel fay hatlarını derinleştirmiş; IŞİD bu boşlukta radikal bir şiddet örgütü olarak şekillenmiştir.

IŞİD’in varlığı, emperyalist müdahaleler için bir gerekçe işlevi görmüş; “terörle mücadele” söylemi kalıcı askerî varlığı meşrulaştırmıştır.

Anti-siyonist ve anti-emperyalist analizler, IŞİD’i bağımsız bir aktör değil, emperyalist kaos stratejisinin bir yan ürünü olarak değerlendirmektedir.

Bu değerlendirme, IŞİD’in ideolojik çekiciliğini ve propaganda gücünü zayıflatmaktadır.

Türkiye’de Anti-Emperyalist Bilincin Bu Yapılara Etkisi

Türkiye’de yükselen anti-emperyalist ve anti-siyonist bilinç, taşeron terör örgütleri olan PKK ve IŞİD gibi yapıların “zorunlu aktör” ya da “kaçınılmaz gerçeklik” olarak sunulmasını reddetmektedir.

Toplumsal muhalefet, bu örgütlerin varlığını emperyalist müdahalelerin sonucu olarak okumakta; çözümü de emperyalizme karşı bütünlüklü bir mücadelede görmektedir.

Bu yaklaşım, güvenlikçi ve militarist çözümlerin ötesinde, siyasal ve ideolojik bir çözülmeyi hedeflemektedir. Silahlı örgütlerin “meşruiyet” zemini bu yolla aşınmaktadır.

Genç kuşaklar, etnik ya da mezhepsel kimlikler yerine sınıfsal ve anti-emperyalist bir perspektife yönelmektedir.

Bu durum, taşeron örgütlerin insan kaynağını ve toplumsal desteğini daraltan önemli bir etkendir.

Sonuç: Emperyalizme Karşı Mücadele ve Silahlı Taşeron Yapıların Tarihsel Aşınması

Bu makale, emperyalizme ve siyonizme karşı mücadelenin yalnızca devletler arası güç dengelerini değil, bu dengeler içinde işlev gören silahlı taşeron yapıları da tarihsel olarak aşındıran bir potansiyel taşıdığını göstermiştir.

Burada veri olarak verilen taşeron terör örgütleri olan PKK ve IŞİD örnekleri, emperyalist müdahalelerle kurulan ilişkilerin bu örgütlerin meşruiyetini zayıflattığını ortaya koymaktadır. Anti-emperyalist bilinç güçlendikçe, bu yapıların ideolojik ve toplumsal zeminleri daralmaktadır.

Bu süreç, şiddet dışı, siyasal ve toplumsal bir dönüşüm perspektifi sunmaktadır. Emperyalizmin gerilemesi, aynı zamanda onun araçlarının da tarih sahnesinden çekilmesi anlamına gelmektedir.

Kaynakça

Gramsci, A. (1971). Selections from the Prison Notebooks. International Publishers.
Harvey, D. (2003). The New Imperialism. Oxford University Press.
Lenin, V. I. (2011). Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması. Sol Yayınları.
Mamdani, M. (2004). Good Muslim, Bad Muslim. Pantheon.
Achcar, G. (2016). The People Want. University of California Press.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar