Sefa Yürükel
Son iki gündür, İran sınır hattından gelen bilgiler, uzun süredir bölgeyi kanatan PKK/PJAK terör unsurlarına yönelik geniş çaplı bir askeri operasyonun başlatıldığını gösteriyor. Edinilen istihbarata göre, İran Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı birlikler, helikopter ve SİHA desteğiyle Süleymaniye bölgesi başta olmak üzere Kandil’in İran tarafındaki kampları vurdu. Yerel kaynaklar, 20.000 asker ve 1000 özel kuvvet personelinin katıldığı operasyonda 780’e yakın teröristin etkisiz hale getirildiğini belirtiyor. Bu operasyon, PKK’nın İran’daki uzantısı PJAK’ın faaliyet gösterdiği ve örgütün “yeni Kandil” inşa etmeye çalıştığı Batı Azerbaycan bölgesine yönelik sert bir müdahale niteliğinde.
Bölgesel Dinamikler ve Operasyonun Arka Planı
Yaşananlar, sadece bir askeri harekatın ötesinde, bölgedeki uzun soluklu istihbarat ve güç savaşının yeni bir perdesi. Nitekim Haziran 2026’da Türkiye ve İran, Kuzey Irak’taki Kürt gruplara yönelik koordineli hava ve kara saldırıları düzenlemiş, bu durum Irak hükümetinin her iki ülkenin büyükelçilerini protesto amacıyla çağırmasına neden olmuştu. Alınan bilgilere göre, operasyon Iraklı yetkililere önceden bildirilmedi ve Irak sınır hattındaki askeri yığınağın boyutu dikkat çekici. Esasında vurulan hedefler arasında PKK’nın yanı sıra, Barzani yönetimine bağlı Peşmerge unsurları ve hatta bölgede faaliyet gösteren Mossad ve CIA ile bağlantılı yapılar da yer alıyor.
Erbil, Süleymaniye Hattı ve Derin Bağlantılar
Operasyon, 1991 Çekiç Güç işgalinden bu yana bölgede beslenen terör yapısına yönelik en kapsamlı müdahalelerden biri. Sadece PKK kampları değil, Kuveyt’teki Ali El Selam üssünde eğitim gören Peşmerge unsurları ve Basra’daki ABD üssünde kara harekatı için hazır tutulan güçler de vuruldu. Erbil’deki Kuveyt ve BAE elçilik binalarında tespit edilen CIA ve Mossad ajanlarının varlığı, operasyonun istihbarat boyutunu gözler önüne seriyor. Aynı şekilde, Barzani ailesine ait otellerde saklanan Amerikan askerlerinin de hedef alındığı bilgisi, Barzani yönetiminin ABD-İsrail eksenine olan aidiyetini bir kez daha ortaya koydu.
PKK’nın Stratejik Hesabı ve İran’ın Hamlesi
PKK’nın İran’daki yeni yapılanma girişimi, örgütün sadece Türkiye-Irak hattıyla sınırlı kalmadığını, İran topraklarında da kalıcı bir varlık kurma stratejisi izlediğini gösteriyor. Urmiyeli terör uzmanı Rıza Araz’a göre PKK/PJAK, Maku-Kotur-Salmas-Urmiye hattını terör koridoruna dönüştürmüş ve bu bölgede mağara ağlarıyla savunma sistemleri oluşturmuştur. Ancak bu stratejik hamle, İran’ın kendi güvenlik çıkarlarıyla doğrudan çatışmış ve Tahran yönetimini sert bir askeri müdahaleye itmiştir.
Dikkat çekici bir nokta, İran’ın geçmişte PKK kamplarına stratejik hesaplarla göz yumduğu iddialarıdır. İranlı üst düzey bir güvenlik yetkilisinin ifadesine göre, Tahran yönetimi PKK’yı Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullanmış, hatta Devrim Muhafızları ve istihbarat birimleri bu kamplara dolaylı lojistik destek sağlamıştır. Ancak ABD-İsrail ekseninin İran’a yönelik saldırıları sonrası PKK/PJAK’ın bu durumu fırsata çevirerek bölgede özerk bir alan kurma girişimi, İran’ın stratejik hesaplarını değiştirmiştir.
İran’ın Stratejik Mesajı ve ABD’nin Sessizliği
Bu operasyon, İran’ın kendi güvenlik kuşağını oluşturma ve sınır ötesi tehditleri bertaraf etme konusundaki kararlılığının bir göstergesi. PKK komutanı Murat Karayılan, İran’ın Kürt gruplara yönelik saldırılarını “büyük bir hata” olarak nitelendirirken, askeri çatışma yerine siyasi çözüm çağrısında bulunmuştur. Ancak İran yönetimi, özellikle 2022 “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestolarının ardından Kürt muhalif grupları varoluşsal bir güvenlik tehdidi olarak görmekte ve bu gruplara yönelik operasyonlarını sınır ötesi saldırılarla sürdürmektedir.
İran’ın bu hamlesine karşı AB ülkelerinde hakim olan sessizlik diplomasisi ve Vatikan’ın Erbil’e verdiği desteğe rağmen Barzani yönetiminin yalnız kalması, Çin ve İran ekseninin bölgede artan etkisinin bir sonucu. Özellikle Çin yönetiminin, PKK’ya karşı İran’a verdiği destek, Avrupa ve Türkiye solu içindeki kullanışlı aptallara ve Amerikancı eğilimlere karşı net bir mesaj niteliğinde.
Türkiye’deki Çözüm Süreci ve PKK’nın Geleceği
İran operasyonları, Türkiye’de devam eden “Terörsüz Türkiye” süreciyle de yakından ilişkilidir. AKP’li yetkililer, çözüm sürecinin ilerlemesi için PKK’nın İran konusundaki tutumunu netleştirmesi ve Kandil’deki büyük mağaraları boşaltarak ağır silahları teslim etmesi gerektiğini vurgulamaktadır. PKK’nın kurucularından Duran Kalkan ise sürecin başarılı olacağını ve batmayacağını belirterek, bölgesel gelişmelerin silahlı mücadele yerine siyasi çözümü zorunlu kıldığını ifade etmiştir.
Ancak güvenlik kaynakları, PKK’nın ABD-İran savaşından mutlak bir ABD-İsrail zaferi beklentisiyle planlar yaptığını, ancak İran’ın mağlup edilememesi sonrası bütün planlarının bozulduğunu ve örgütün silah bırakmaya ikna olduğunu belirtmektedir. Buna karşın, ABD kaynaklı haberler CIA’in PJAK’a ağır silahlar ve SİHA desteği sağlayacağını göstermekte, bu durum PKK’nın yeniden çark etme ihtimalini gündeme getirmektedir.
Stratejik Koridorlar ve Jeopolitik Tehdit
PKK/PJAK’ın İran’daki yeni yapılanması, Türkiye-Azerbaycan-Nahçıvan bağlantısını tehdit eden ciddi bir jeopolitik risk oluşturmaktadır. 13 kilometrelik Dilucu-Sederek sınır hattı, terör örgütünün doğrudan ateş hattına girmekte ve Zengezur Koridoru’nun güvenliği tehlikeye girmektedir. Bu durum, Türkiye’nin Orta Asya ile olan tek fiziksel bağının kopma riskini ve Türk dünyasının stratejik bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehdidi beraberinde getirmektedir.
Barzani Yönetiminin Geleceği ve Bölgesel Dengeler
Operasyonun hedef tahtasındaki bir diğer önemli aktör, kuşkusuz Barzani yönetimidir. Petrol kaçakçılığı, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı alanlarında PKK ile koordineli çalışan Barzani yönetiminin, Suriye/PKK-PYD desteği de alenen ortaya çıkmıştı. 1947 yılından beri İsrail ile paralel olarak büyütülen Erbil-PKK fitnesi, İsrail’in vurulması ile sahipsiz kaldığı gözleniyor. Barzani yönetiminin yakın gelecekte tüm kaçakçılık ve terör gelirlerinin kesilmesi bekleniyor. Erbil giderek ABD-İsrail aidiyetini belirginleştirirken İran karşısında varlık bile gösteremiyor.
Sonuç
Kandil’in İran tarafında PKK’nın fiilen yok olma sürecine girmesi, Kuzey Irak ve Suriye’deki dengeleri de derinden sarsacak. Petrol, uyuşturucu ve silah kaçakçılığına dayalı ekonomik yapısıyla bilinen Barzani yönetiminin, bu operasyonla birlikte tüm gelir kaynaklarının kesilmesi bekleniyor. Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin güneyinde yeni bir güvenlik mimarisinin inşa edildiğine işaret ederken, bölgedeki aktörler için de yeni bir hesaplaşma döneminin başlangıcı olacak.
Kaynakça
- Carlin, M. (2026, April 21). Turkey, Iran test new Iraqi PM’s resolve. Israel Hayom.
- PKK commander calls Iran attack on Kurds ‘big mistake’. (2026, July 6). Rudaw.
- PKK’nın kurucularından Duran Kalkan: ‘Bu süreç batmayacak’. (2026, July 16). BBC Türkçe.
- Beki, A. (2026, July 15). Üçlü ittifakta Öcalan’a statü krizi. Karar.
- Bilgen, Y. (2026, March 7). Terör örgütü PKK, İran’da yeni yapılanmaya gidiyor: Güney Azerbaycan’da Kandil’i inşa ediyorlar. Türkiye Gazetesi.
- Kandil’in İran kumarı tutmadı! Güvenlik kaynakları: PKK silah bırakmaya bütünüyle ikna oldu. (2026, June 15). Akşam.
- Tezkan, M. (2026, March 5). PKK yine çark edebilir! Marmara Yerel Haber.
- Sürece İran molası: ‘PKK’nin bir iki adım atması lazım’. (2026, March 15). Evrensel.
- Medyascope Kandil’de | Duran Kalkan Ruşen Çakır’a konuştu: “Bu süreç batmayacak”. (2026, July 16). Medyascope.
- Report: PKK Expanding Presence in Iran, Building “New Qandil” Base in South Azerbaijan. (2026, March 7). P.A. Turkey.


Bir yanıt yazın