Kerkük…
Bağdat’ta siyaset yapılır, Erbil’de pazarlık kurulur, Ankara’da strateji konuşulur. Ama Irak’ın gerçek geleceği hâlâ bu şehirde okunur. Kerkük, yalnızca bir kent değil; Irak’ın ulusal kimliğini ayakta tutan son ortak zemin. Ve bu nedenle herkesin gözü burada…
Son yıllarda Kerkük’te dengeler sessiz ama çok güçlü bir şekilde değişiyor. Demografik kaymalar, idari tartışmalar, güvenlik boşlukları, parçalı yönetim yapısı…Hepsi kentin kaderini etkiliyor ama en çok Türkmenleri ilgilendiriyor. Çünkü Türkmenler için Kerkük bir “siyasi dosya” değil, bir yaşam alanı, bir hafıza, bir kimlik meselesi.
Ancak ironik bir gerçek var: Kerkük’ün kaderini en az belirleyen kesim yine Türkmenler.
Bunun nedeni, Friedrich-Ebert-Stiftung’un 2021 raporunda da vurgulanan temsil ve kimlik parçalanmasıdır. Türkmenler güçlü ama dağınık; köklü ama kurumsal olarak zayıf; haklı ama örgütlü değil.
Bugün Kerkük’te üç ana aktör var:
1. Kürt siyasal yapıları,
2. Arap aşiret ve partileri,
3. Türkmen toplumu.
Bu tabloya dış aktörleri ekleyin; İran’ı, Türkiye’yi, ABD’yi…Ve ortaya çıkan sonuç şu:
Kerkük yerel bir şehir değil, bölgesel bir dosya. Ve bölgesel dosyalarda güçlü olan kazanır; haklı olan değil.
Türkmenlerin en büyük eksiği de burada: Kültürel haklılık güçlü ama siyasi mekanizma zayıf.
Kerkük’te denge değişirken Türkmenlerin önünde üç temel yol var:
1. Kurumsal Birlik
Kişi merkezli siyaset, Kerkük gibi çok aktörlü bir şehirde asla sonuç vermez. Kurumları güçlendirmeyen hareketler, ilk kriz dalgasında çöker. Bugün Türkmen siyaseti “en geniş ortak payda” etrafında yeniden şekillenmek zorunda.
2. Profesyonel Diplomasi
Kerkük masa başında kaybedilen, yine masa başında kazanılabilecek bir şehir.ü Her uluslararası raporda, her parlamentoda, her AB toplantısında Kerkük’ün statüsü konuşuluyor. Türkmenlerin bu masalara katkısı sınırlı kalırsa, kararlar başkaları tarafından verilir.
3. Kent Kimliğini Koruyan Strateji
Kerkük’ün bir etnik kimliğe teslim edilmesine karşı çıkan tek kesim Türkmenlerdir. Bu aslında zayıflık değil, büyük bir fırsattır. Çünkü Türkmenler tarihsel olarak şehrin çok kültürlü yapısının sigortasıdır.
Bugün Kerkük’te ihtiyaç olan şey, geçmiş tartışmaları değil geleceğin planını konuşmaktır. Kerkük’ün geleceğini belirleyen denklem çok basit:
Birlik, Kurum ve Profesyonel Strateji Siyasi Güçü doğurur. Türkmenler bu üçlüyü yeniden kurabildiği gün Kerkük’ün kaderi de değişir ve unutulmamalı:
Kerkük’te kaybedilen sadece toprak olmaz. Dil kaybolur, kültür kaybolur, hafıza kaybolur. Yani bir milletin geleceği kaybolur.
Bu yüzden Kerkük davası bir siyaset değil; bir varlık meselesidir.
AHMET MURATLI -KERKÜK




Bir yanıt yazın