“Almanya Türk Toplumu”`nun, Eşit Haklar ve Irkçılığa Karşı Mücadelesinin 30. Yılı Kutlaması

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Almanya Türk Toplumu (Türkische Gemeinde in Deutschland- TGD), Almanya`da 260 dernek üyesi olan, Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu, Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu, Almanya Türk Öğrenci Dernekleri Birliği gibi kuruluşların da çatı örgütüdür. Alman devlet ve hükümet yetkililerinin de katılacağı 30. Kuruluş yılı 5 Aralık Günü Berlin`de kutlanacaktır. 

Türkiye dışında 2,9 Milyonla en fazla Türkün yaşadığı ülke Almanya’dır. Bunların yarıya yakını da Almanya vatandaşlığına sahiptir. Almanya`dan sonra en fazla Türkün yaşadığı ülke 800 bin kişiyle Fransa ve 500 bin kişiyle de İngiltere’dir.  Tüm Batı Avrupa ülkelerinde Türkler onayılardır yaşamakta ve bu toplumların ayrılmaz bir kesimini olusturmaktadırlar. 

30 Ekim 1961’de Türkiye ve Almanya arasında imzalanan İşgücü Anlaşması ile ilk olarak Almanya`ya Türk isçileri gitmeye başladı. 

İkinci Dünya savaşını başlatan Hitler Rejimi, 8 milyon kadar Almanın yaşamını yitirmesine, milyonlarca kişinin sakat kalmasına ve esir düşmesine yol açtı. Bu nedenle savaş sonrası Almanya’nın öncelikle İtalya, İspanya, Yunanistan ve Türkiye`den anlaşmalarla gelen işgücüyle, çalışacak insan gereksinimini karşılama yolunu seçti. 

20 yıl kadar sonra Almanya`da artan bir yabancı düşmanlığını görüyoruz. 24 Aralık 1985 de 26 yaşındaki Ramazan Avcı Hamburg`da Hitler yanlısı ırkçı Naziler tarafından uğradığı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Bu ırkçı cinayet olayı Mehmet Kaynakçıdan sonra öldürülen ikinci Türk genciydi.

Hamburg`da kaba kuvvet yanlısı olmayan tüm Türk derneklerini toplantıya çağırdık. 24 dernek ve cami temsilcisinin katıldığı toplantıda Hamburg hükümet binasında bir basın konferansı ve Almanya’nın bu tarihe değin ırkçılığa karşı en büyük katılımlı protesto yürüyüşünü yaptık. 2 Aralık 1985, daha sonraki ismiyle “Hamburg Türk Toplumu” örgütünü de kurduk.

Almanya’nın farklı eyaletlerinde ırkçılığa karşı ve eşit hakları amaçlayan örgütlenmeler gerçekleşince, 2 Aralık 1995 tarihinde Hamburg`da Alman ve Türk kamuoyunun büyük ilgisiyle “Almanya Türk Toplumu” (Türkische Gemeinde in Deutschland) TGD örgütünü kurduk.  Hamburg`daki öğretim üyeliğimin yanı sıra, uzun süre Hamburg Türk Toplumu`nun sonra da Almanya Türk Toplumun ‘un başkanlığını yaptım.

Eşit Haklar ve Irkçılığa Karşı Örgütlenmenin Önemi

On yıllardır Almanya`da yasayan Türkler, bu ülkede artık ilk geldikleri yıllarda olduğu gibi, “yabancılar yasasına” göre, yabancı statüsüyle ve “misafir işçi” olarak yaşamayı doğru bulmadığımızı, Türk vatandaşlığını koruyarak Alman vatandaşı olmak istediğimizi, basın konferanslarında ve bir dizi etkinliklerimizde belirtmeye başladık.

Almanya yasaları, bu ülke vatandaşlığını alabilmek için tüm diğer koşullar yerine gelse de sahibi olduğumuz Türk vatandaşlığından çıkılmasını öngörüyordu. Ancak geldiğimiz ülke Türkiye yasaları vatandaşlıktan çıkılmasını öngörmüyorsa, Türk vatandaşlığını koruyarak Alman vatandaşı olunabileceğine olanak sağlıyordu.

Bu nedenle neredeyse tüm Türk hükümet yetkilileriyle görüşmeler yaparak, Türkiye`nin vatandaşlık yasasında değişiklik yaparak, Türk vatandaşlığından çıkartmamanın sağlamasını istedik. İran, Yunanistan ve bazı Kuzey Afrika ülke yasaları, vatandaşlıktan çıkmayı öngörmediğinden, bu ülkelerden gelenler kendi vatandaşlıklarını koruyarak Almanya vatandaşı olabiliyorlardı. 

Almanya`da çifte Vatandaşlık Uğraşımız 43 Yıl Uğraşla Sonuç Verdi

Yurt dışında yaşayan Türkler, Türkiye`deki haklarını koruyabilmek ve gerektiğinde Türkiye`ye dönebilmek için, haklı olarak kendi vatandaşlıklarını koruyarak, yaşadıkları ülke vatandaşlığına geçmeyi istemektedirler. 

Bu nedenle 43 yıl önce Berlin’de bir broşür yayınlayarak ve basın konferansı yaparak, bir dizi önerimizin yansıra, Almanya`da çifte vatandaşlık istemimize ve ırkçılığa karşı yasal önlemlere vurgu yaptık. Onlarca basın konferansı, yayınlar ve yürüyüşlerimiz nihayet sonuç verdi. 27 Haziran 2024 tarihinde çifte Vatandaşlık Yasası, Alman vatandaşlığına geçmeyi kolaylaştıran bazı düzenlemelerle yürürlüğe girdi.

Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, Türkiye`den Almanya`ya göçün 60. Yılında “Almanya Türk Toplumu” `nun konferansından yaptığı konuşmada, “60 yıl önce misafir isçi olarak gelenler, çocukları, torunları ve torunların çocukları Almanya’yı oluşturuyorlar. Bunlarsız bir Almanya artık söz konusu olamaz” diyerek, Almanya’nın bu gerçeği çok geç kavradığına da vurgu yapıyor. 



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Feride avatarı
    Feride

    Yıl 1964, babam ile Almanya’ da tavuk eti yenilen bir yere gittik. Bu küçük restoranlar o zamanlar Viyanalı bir iş adamına aitti, Almanyanın her yerinde şubeleri vardı.
    Biz orda ısmarladığımız kızarmış tavuğu beklerken, garson salat ve su getirdi masanın üzerime koydu. Ben salatayı yerken, yandaki masada oturan adam, bize siz Constantinopolis’ den mi geliyorsunuz diye sordu. Ben böyle bir ismi ilk defa duyuyordum.
    Babama doğru baktım, babamın cevabı şöyle oldu; 1453 den beri öyle bir yer yok, biz Türküz ve Türkiye’ den geliyoruz..! Sizde artık tarih bilgilerinizi yenileyin dedi.
    Adam sanırım sorduğuna pişman oldu, özür diledi.

    Almanya’ da belki 1,200 mio Türk, gerisi Urfalı, Viranşehirli ve Mardinli kürtler.

    2024 beri çifte vatandaşlık serbesleşti,
    fakat Türk konsolosluğu kafa başına 500,00 € alıyor. İyi hoşta, Türklüğümüzü tekrar para karşılığı almamıza bir anlam veremiyorum. Suriyeliler’ den, Afganistan’dan, Filistin, Somali den gelenler bedava Türk vatandaşı olurken, öp öz Türk ten neden bu kadar para alıyorlar??????

  2. Anomin avatarı
    Anomin

    DNA sonucu babasız kalan zavallı bir kız çocuğu ve İGMG Avrupa İslam Toplumu Milli Görüş bağlantısı Okul çağında bir kız çocuğu DNA sonucunda babasız kaldı ve onun yasal bir babası yok.Çocuk Almanya’da bir bölgenin Milli Görüş başkanın torunu.Her şey Türkiye’de biyolojik baba A.A nın Alanya aile mahkemesine 24.08.2023 tarihinde açtığı babalık davası ile başladı.Yasal baba Ü.K. ise bu çocuğu 06.07. 2023 tarihine kadar öz kızı biliyordu ve aldığı bir mesaj sonunda babalık reddi davası açtı ve DNA sonucunda çocuğu olmadığı kanıtlandı ve nafaka ödemesini sonlandırdı.Çocuğun annesi A.A. babalığın reddi ile ilgili Landshut Aile Mahkemesine itirazda bulunarak babalığın devam etmesi ve nafakanın kesilmemesi gerektiğini bildirdi. Gerekçesi ise başka erkeklerle olmamı kocamın onayı vardı demesi.Mahkeme başkanı ise Türk aile geleneğinde bunun mümkün olmadığını ve eski koca Ü.K. nın bunu sonradan öğrendiğini kanıtlanması ile itiraz red edildi ve çocuk babasız kaldı. Davanın Igmg milli görüş ayağı : Çocuğun annesi A.A Landshut IGMG başkanı A.A nın kızı ve bu bayan cami sponsoru ve cemaatte etkili biri. Hatta 27 28 Nisan 2024 hasene cami bağış kampanyasında canlı yayında ahlak dersleri vermiş ve bağışta etkili olarak görev yaptığını söylemiş.Canlı yayın Videosu hala YouTube de mevcut.Milli Görüş Landshut Başkanı A.A ; torununun eski yasal babası Ü K. ve biyolojik babası A.A hakkında Alanya Adliyesinde iftira davası açmış.Başkanın gerekçesi ise kızıma iftira attılar ve DNA sonucunda iftira olmadığı anlaşıldı ve dava red edildi.Başkanın kızı komplolar sonucunda eski kocasının hapis almasını ve işini kaybetmesini sağladı.Eşi 5 ay hapis yattı. Çocuğun biyolojik babasına da aynı tarifeyi uyguladı .Yeni sevgilisine onu arttırdı ve çocuk üzerinden onu kışkırtarak ceza almasını sağladı.Milli Görüşün gücünü arkasına alan A A her ikisini de sindirmek istiyordu.Geniş detayları mide bulandığı için es geçiyorum.Alanya Aile hukuk mahkemesinde 3 yıldır devam eden babalık davası ile ilgili çocuğun annesi hiç cevap vermemiş ve davanın uzamasına sebep olmakta. Biyolojik baba diyor ki DNA testi yapalım ve çocuğum gayri meşru kalmasın.Hatamızın cezasını neden çocuk çeksin ki ? Milli Görüşe insani çağrı. 1) Hatalar çift yönlü olmuş ve evli oldukları halde gayri meşru ilişki sonucunda doğan bu kız çocuğun ne günahı var ve gelin onun geleceğini karartmayalım. 2)Avrupa milli görüş teşkilatı bu olaya duyarsız kalamaz. Çünkü çocuğun dedesi bu davada yönetici ve kamu yüzü var. 3)Bu meselenin bu kadar uzaması gurbetçilerin bu tarz kurumlara olan güvenini zedeliyor.Camiler üzeri yapılan yolsuzluk , kuran kursu taciz skandalı , Avusturya escort skandalı vb. Dikkat etmek lazım. 4)Başkanın kızı, bu çocuğa yeni sevgilisini baba yaptırmak istiyor.Bu yüzden DNA dan kaçıyor.Ve başkan bu durumu onaylıyor. Bu kan dondurucu duruma söylenecek söz bitmiştir. İnsanı çağrı : Bu çocuk şimdi 7 yaşına girdi.Bu çocuk başına gelmeyen kalmadı ve geleceği karanlık. Biyolojik baba çocuğunu inkar etmiyor ve Milli Görüşün bütün kurumlarına hatasını kabul edip mektuplar yazdı ve bu bayanın kurum içindeki gücü sayesinde cevap alamadı.Şimdi biz bu duruma islami bir demek bu çocuğun gayri meşru olarak kalmasını onaylıyor mu diyelim.Bu başkan hala Güney Bavyera Landshut başkanı değil mi ve bu kızı hala dernekte resmi sponsor olarak gözükmüyor mu , kendi ifadesi ile hala videoları var bağış toplamada bizzat iştirak etmiyor mu ? Evli ile başka birinden çocuk yapıp kocasına yıllarca kakalamış birisinden bahsediyoruz.Eşinden mal kaçırdığı ve ona tuzak kurduğu kanıtlanan birisinden bahsediyoruz.Bu çocuğun suçu ne ve ihanete uğramış bu damadın suçu ne? Bu çocuk sahte baba ile aldatıldı ve başka sahte baba ile aldatılmaya devam ediliyor.Bu nasıl bir vicdan , nasıl bir din anlayışı. Toplumsal çağrı : Bir çocuğu sahte baba ile kandıran bir zihniyetin bu topluma ne faydası olur.Vicandan olmadan hiç kimse ne insan ne de müslüman olur. Hatalar insana mahsus ve bu hatalara küçük bir çocuğu kurban ederek devam eden zihniyet sizce nasıl bir şey .Bir TV dizisinde bile yanlış yapan birini diziden atıyorlar ama ne hikmetse bunlar bu filmde kalmaya daha da güçlenmeye devam ediyorlar. Soru Necmettin Erbakan’ın bin bir emekle kurduğu bu dava bunu hak ediyor mu ?Yıllarca fabrikalarda sıla acısı çeken ve en ağır işlerde çalışarak emeğini gözyaşları ile yoğurarak bu hız nuru camileri inşa ettiler Her bir tuğla da emek var, gözyaşı var, fedakarlık var.Bu kahramanlar boğazından kısa kısa bu camileri inşa ettiler.İstediler ki bir gençlik gurbet ellerde ziyan olmasın.Ve geldiğimiz noktaya bakın.Gençlere ahlak dersi veriyorum diyen bir baba torunun kimden olduğunu bile bilmiyor.Bu dakikadan sonra kimse bize hikaye okumasın . Sonuç olarak , Necmettin Erbakan’ın “Milli Görüş” hareketinin temel taşı olan “Önce Ahlak ve Maneviyat” ilkesi, siyasetin ve kalkınmanın imanlı, şuurlu ve ahlaklı bir nesil ile mümkün olacağını savunan temel prensibini birilerinin kendi arzu ve heveslerine kurban edilmiştir .Söylenecek söz bulamıyorum. Ya siz …

  3. Zeki Feyzullahoğlu avatarı
    Zeki Feyzullahoğlu

    Milli Görüş en ahlaksız yer.

    Almanyanın aşağı saksonya eyaletinde , her çarşamba evli kadınlar orda camii hocası ile zaman geçiriyorlar. Hoca arada bir evli, çocukları olduğunu unutuyor, kendini camide değilde haremde hissediyor.

    Milli Görüşün gelmiş olduğu son nokta.
    Bu insanların islam dini ile hiç bir alakaları yok, dini ibadet yerlerini fuhuş yeri yapmışlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar