Bu edebî şahsiyetlerden Zehtabî gibi bazıları ömrünün son çağlarında da olsa vatanına dönme imkânı bulmuşlardır. Lakin tamamına yakını gurbette hayata gözlerini yummuşlardır. Abbas Penahî Makülü (1902-1971), Genceli Sebahî (1906-1989), Mir Mehdi Çavuşî (1909-1967), Mirza İbrahimov (1911-1993), Kahraman Kahramanzâde (1913-1990), Muhammet Bağırzâde Biriya (1914-1989), Nemini Eyup (d. 1920), Fethi Hamza Hoşginabî (1921- 989), Balaş Azeroğlu (d. 1921), Mehmet Ali Musaddık (1922-1997), Muhammet Takî Zehtabî (1923-1998), Hamid Mehmetzâde (1924-2000), İsmail Caferpur (1925 – 1977), Süleyman Cahanî Nikbin (d. 1925), Hekime Billurî (d. 1926), Medine Gülgün (1926-1991) Söhrab Tahir (d.1926), Gafarlı Tevfik (d. 1928), Firuz Sadıkzâde Dadres (d. 1931), Bahtiyâr Erşad (d. 1944), bunlardan birkaçıdır.
İlk şiirleri 1923 yılında Tiflis’te neşredilen “Yeni Fikir” gazetesinde yayımlanan Abbas Penahî Makülü (1902-1971), bu dönemin önemli ediplerinden biridir.
1946 yılına kadar İran’da geçen ömrünün büyük bir bölümünü zindanda ve sürgünlerde geçiren Makülü, 1946’da Bakü’ye sığındıktan sonra bütün hayatını edebî çalışmalara vermiş “Haydar Emoğlu”, “Tebriz Geceleri”, “Mübarizler”, “Settar Han”, “Hiyabanî”, “Gizli Zindan” adlı romanların ve pek çok hikâyenin altına imza atmıştır (Sabir 1960: 203; Ehmedov 1995: 384 vd.).
2. Dünya Savaşı yıllarında şiirlerine Tebriz’de yayımlanan “Veten Yolunda” ve “Azerbaycan” gazetelerinde rastlanan Mir Mehdi Çavuşî (1909-1967), şiirlerinde azadlık, vatan, millet ve bağımsızlık meselelerini işlemiştir. 1946 sonrasında Kuzey Azerbaycan’a giden Mir Mehdi uzun müddet Kuba’da yaşamış ve yazmıştır. Bakü basınında pek çok şiiri yayımlanan Mir Mehdi 1967 yılında
vefat etmiştir (Kafkasyalı 2002: V/202).
Muhammet Bağırzâde Biriya (1914-1989), “Sürgün edebiyatı”nın tipik şahsiyetidir. Ömrünün 30 yıla yakını hapiste geçen Biriya, şiirlerinin çoğunu halkının bağımızlığı, gelecekten beklentileri ve emperyalistlerle mücadele konularına hasretmiştir. 1945 Azerbaycan Bağımsızlık Hareketi’ne katılmıştır. Şeyh Muhammet Pişeverî’nin başkanlığını yaptığı “Azerbaycan Muhtar Hükûmeti”nde kültür bakanı olmuştur. İran Azerbaycanı’nda okullarda ilk defa Türkçe eğitim öğretimi uygulamalı olarak başlatmıştır. Bu sebepten kendisine “Settar Han” madalyası verilmiştir(Ehmedov 1995: 305).
Biriya, Aralık 1946’da, Azerbaycan Muhtar Hükûmeti’nin yıkılması ile birlikte Bakü’ye sığınmak mecbureyitnde kalır. Ancak orada da rahat bırakılmaz, Moskova’nın emri ile Bakü’de hapsedilmiştir. 1956 yılında serbest bırakılan Biriya 1957 yılında tekrar hapsedilir. On yıl daha hapiste kaldıktan sonra serbest bırakılır.
Tebriz’e dönmek istediği için tekrar iki yıl hapsedilir. Daha sonra Tambov şehrinin Yaroslav köyünde mecburî ikamete tabi tutulur.
Biriya, Tambov’dan firar eder ve kaçak olarak yoksullluk ve derbederlik içinde Bakü’de, Şuşa’da, Şam{or’da yaşar. Nihayet İran Devrimi’nden sonra 1980’de Tebriz’e döner. Bu defa Tahran yönetimi onu hapseder. Ömrünün son günlerinde hapisten çıkarılır. Hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra 1989 yılında vefat eder
(Kafkasyalı 2002: V/244). Şairin seçilmiş şiirlerinden oluşan bir eseri 1997 yılında “Ürek Sözleri” adıyla Tebriz’de yayımlanmıştır (Biriya 1376/1997).
Bakü’de “Azerbaycan Edebiyyatı Tari{i” adlı üç ciltlik temel eserin yayımlanmasında gösterdiği başarısı ile ün kazanan Mirza İbrahimov53, önce Nahcivan’da yayımlanan “Sür’et” gazetesinin redaktörü görevine gönderilir. 2. Dünya Savaşı yıllarında ise İran Azerbaycanı’na gönderilir ve “Veten Yolunda” gazetesinin baş redaktörü olarak görev yapar.
Ayrıca İran Azerbaycanı’na gönderilen çeşitli siyâsî ve edebî
heyetlerde görev alır. Sovyet Azerbaycanını temsilen birçok
uluslar arası toplantılara katılır. O, edebiyat tarihçiliği, makaleleri, “Gelecek Gün”, “Böyük Dayaġ”, “Pervane” adlı romanları; “Pervizin Heyâtı”, “Anama Déyerem Ha”, “Medinenin Üreyi” adlı hikâye kitapları; hatıra yazıları ve ciltler dolusu diğer eserleri ile Azerbaycan, dolayısıyla İran Türk edebiyatına hizmet etmiştir.
Şah rejiminin zulüm ve baskılarına karşı kalemiyle mücadele veren bu yüzden yıllarca sürgün ve zindanlarda kalan İran Türk yazarlarından biri de Kahraman Kahramanzâde’dir54 . Kahramanzâde hikâyeciliğe, 1935 yılında “Ġızıl Gence” gazetesinde yayımlanan hikâyeleri ile başlar. İlk kitabı “Muhacirler Destesi” (Muhacirler Grubu) adlı hikâyesi 1944 yılında Tebriz’de yayımlanır. “İftira” (1963), “Tozlu Palto” (1965), “Ayrılıġ” (1971), “Ġırmızı Başmaġ” (1974), “Bayraġsız Adam” (1981), “Tanınmayan Ġonaġ” (1989) adlı hikâyeleri ise Bakü’de yayımlanır (Ekberov ve dğr. 1994: IV/289).
Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.




Bir yanıt yazın