Artık gerçekleri görmek ve sadece gerçekleri konuşmak zamanıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti asla ve kata demokrasi ile yönetilen bir hukuk devleti değildir.
Bunun aksini söyleyenler ise kendi değerlerine, doğrularına ve özsaygısına ihanet ederek kendi kurduğu zihinsel hapishanenin kölesi durumuna düşmüş edilgen zavallılardır.
Sorunları çözmek için çaba göstermek yerine durumu kabullenmeyi seçen kitlelere “Edilgen” toplum denir.
Boyun eğmeyi ve edilgenliği yüceltmek ise “köle ahlakı” olarak tanımlanır. Zayıf kitleler, kendi güçsüzlüklerini yücelterek böylesi bir ucube bir düzen yaratırlar.
Çok daha basit bir anlatımla;
Korkularının esiri olarak hayatta kalmayı başaranlar bunu yaşamak zanneder ve köleliği kabullenmiş olurlar.
Bu köle ahlakına sahip olan toplulukların bilmedikleri ise efendilerinin, ihtiyaçlarını gidermek için kölelerinin emeğine tamamen bağımlı hale geldikleri ve paradoksal olarak köleye muhtaç bir duruma düştükleri için kendilerinin de nefsi duygularının kölesi durumuna düşmüş olduğu gerçeğidir.
İçinde bulunduğumuz yüzyılda kölelik kader değil, bireysel bir tercihtir. Ya kendinin efendisi olmayı seçersin, yada din tacirlerine, zalimlere, güce, paraya, saraya, mevki ve makama köle olmayı kabullenirsin.
Böylesi vahim durumlarda birde satılmış onursuz yazılı ve görsel medyaya sahip isen;
Kişi başına düşen milli geliri 98.000 Dolar olan İzlanda Başbakan’nın emeklisi çöplükten beslenen, memuru işçisi, asgari ücretlisi perişan vaziyette ki bir ülkenin sarayının ihtişamına hayran olduğunu yazar, kölelerin efendilerinin sarayı ile gurur duymasını istersin.
Ege Denizinde hava gücünü tamamen kendi lehine çevirmiş, Doğu Akdeniz’de kontrolü ele geçirmiş, Adaları işgal etmiş, seninle dalga geçmiş Yunanistan başbakanın bin odalı sarayı gördükten sonra kıskançlıktan çatlamış olduğunu haber yaparsın.
Kendi ülkesinin adli makamlarınca tescilli pedofili sapığı olarak ilan edilmiş, Adolf Hitler’in ruhu ile reenkarnasyon geçirmiş, Gazze’yi kumar kenti yapacağız demiş, İsrail ile Ortadoğu’yu cehenneme çevirmiş, Donald Trump “Türkiye gelişiyor” sözünü övünç vesilesi olarak manşetlere taşırsın.
(İnandığım ve değer verdiğim her şey üzerine yemin ederim ki; ABD nin sübyancı başkanı Donald Trump beni sevdiğini söyleyip, başarılı bir gazeteci olduğumu beyan etse aynı gün intihar ederim.)
Köleler açlığını unutur.
Köleler bunlarla avunur.
Köleler alkışlar.
Köleler bundan büyük mutluluk duyar.
Kölelerin bilmedikleri ise efendilerinin de gerçekte birer köle olduğudur.
Kimisi nefsi duygularının, kimisi de kendisinden daha üste olanın
Toplum olarak muhafazakar olduk, sosyal demokrat olduk, sağcı olduk, solcu olduk, milliyetçi olduk, sosyalist, komünist olduk.
Her şey olduk olmasına da;
Maalesef Bir tek KENDİMİZ olamadık.
*
Dostlarım, arkadaşlarım ve değerli okuyucularım bana neden yazmadığı mı soruyorlar.
Bazıları da, son gelişmelerden korktuğum için geri çekildiğimi ima ediyorlar.
Korkmuyorum.
Hayatımın hiçbir anında korkunun esiri olmadım.
Sevgi ve saygılarımla





Bir yanıt yazın