ABD’nin senyoraj oyunu mazlum ülkelerin ümüğünü sıkmanın başka bir adı mı?

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

Senyoraj neymiş?

·     Paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazan(nominal) değer arasındaki farka “senyoraj” denirmiş.

·     Paranın basımı ile dağıtımı sonrası arada oluşan gelire ise senyoraj geliri denilmekteymiş!

·     Günümüzde de ABD’nin vazgeçemediği gelir de buymuş!

GEÇMİŞİ:

· ABD, 1944 yılında Kaliforniya’nın Bretton Woods kasabasında uluslararası konferans toplanmasına ön ayak olur.

· İkinci Dünya Savaşı galibiyetinin iktisadi karşılığını konferans sonucunda kendi parası “DOLAR”ın dünya geçerliğin kabul edilmesi ile alır.

· Dolar ile altının denkleştirilmesinde: 1 ons(31 gram altın) 35 dolara eşitlenir.

· Bundan gayri dünyadaki ticaret bu denklik(Bir Ons=35 ABD doları) üzerinden yapılır hale gelir. Ülkelerde paralarını bu denkliğe göre sabitlemiş olur.

· Genelde bu uygulama dünyadaki ticarette büyük bir kolaylık sağlasa da özelde ABD’nin dünya hakimiyetinin yolunu açar.

· 1960’larda başlayan Vietnam’a askeri saldırıları sürecinde ABD’nin  savaş giderlerinin aşırı artmasına neden olur.

· Pılısını pırtısını toplayıp kaçmak zorunda kaldığı savaş giderlerini karşılamak için daha çok paraya (dolara) gereksinim duyar.

· Çareyi Altın/ Dolar karşılığını yok sayarak karşılıksız kağıt para basmaya başlar.

· 1971 yılında ABD Başkanı Nixon, bu (1 ons altın = 35 dolar) denkliği bozar. ABD’nin kuyruğuna takılan sanayileşmiş ülkeler paralarını sabit kurdan ayırarak oynak kura geçer.

· Bu altın karşılığı olmayan para basma yarışında dünya ticaretinde parası kullanılmayan mazlum ülkeler daha da yoksullaşır.

· Atlantik sistemi, üretim yerine neredeyse bedavaya mal olan parasını kullanarak ülkesindeki refahı katlayarak büyütecektir.

· Batı hayranları da bu zenginleşmenin, Batılıların sanki genetik üstünlüklerinden, zeka ve çalışkanlıklarından kaynaklandığını sanarak, onlara hayranlık duymaya devam edeceklerdir.

DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİMİDİR

· Ancak zaman yine çalışanın ve üretenin yanındadır.

· Dünyanın Batı’dan merkezi üreten Asya’ya kaymaktadır.

· Atlantik sistemi ülkeleri paradan para kazanma döneminin bittiğini anlamış olsalar da geriye dönmenin getireceği maliyetlerden ürkmektedirler.

· Değişmeyenin tek değişim olduğu dünya da Asya’ya doğru değişmektedir.

· Üretenin kazanacağı dünya hazır olalım!.

(BU YAZI GAZETE HABERLERİNDEN DERLEMEDİR)

Not: Bu derlemeyi yapan sıradan bir yurttaş olup iktisadi, mali okur –yazarlığı yoktur.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Bozkırın Bebeleri avatarı
    Bozkırın Bebeleri

    1 ons. 31, 10 garama eşittir.
    Fantazi bir buluş. Çünkü, bir ülkede Ticari hacim ve maliyet hacimi vardır. Yani piyasadaki mal varlığı ile para değeri ( piyasadaki emisyon, basılan para) eşit olması gerekiyor. Talebi dengelemek için, piyasaya ne kadar karşılıksız para basılırsa, o ülkede yüksek enflasyon olur. Böyle ülkelerde merkez bankasındaki altınlarda çürütülmüş olur. Yanlış politika yüzünden veya emperyalizimin, başka çeşit savaşıdır. Piyasadaki para hacmi ile ülke rezervesi altının eşit olması gerekir.(Ayağını yorğanına göre uzat parolası). Yoksa ülke çok borçlanır.

    Sayın Mehmet Boz bey, bize yazmış olduğunuz bu bilgileri, biz , Atatürk gençliği olarak 1960 sene sonlarında öğrendik. O zamanlarda Yüksek Ticari ilimler Fakülteleri, ağırlıklı Amerikan İktisat kitapları okuttular, türkçeye çevrilmiş veya orijinal.

  2. […] ABD’nin senyoraj oyunu mazlum ülkelerin ümüğünü sıkmanın başka bir adı mı? […]

  3. MEHMET BOZ avatarı
    MEHMET BOZ

    “Bozkırın Bebeleri” takma adla yazan kişi sayesinde Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde ,” ağırlıklı Amerikan İktisat kitapları okuttular, türkçeye çevrilmiş veya orijinal.” kitaplar okutulmuş olduğunu öğrenmiş olduk.
    Gazete haberine göre Tv canlı yayınında Genelkurmay Eski 2. Başkanı Ergun Saygun da ” Askerlerimizin üzerine U.S yazan battaniye örttük, U.S yazan tabakta, U.S yazan kaşıkla yemek yedik… Kolunda Alman bayrağı olan eğitim elbiseleri dağıtıp, bunları giyin dediler. “ sözleri (siyasiler eliyle) Türkiye’nin NATO’ya dolayıyla ABD göbeğinden nasıl bağlanmış olduğunun göstergesi olmalı.
    Bunları öğrendikten sonra sorulması gereken soru: Ülkenin, milletin bahse konu hallere düşürülmesinin sebeplerini sorgulayıp ülke, millet menfaatine siyaset uygulayacak kadroların TMM’ne taşıyamamanın müsebbipileri kimlerdir?

  4. Bozkırın Bebeleri avatarı
    Bozkırın Bebeleri

    Bir devleti (bir halkı ) ne yoksullaştırır?

    Devletin hazinesinde’ ki altını yok edip; buna rağmen piyasaya karşılıksız para basmak !

    Piyasadaki dolanan paraların bir seri numarası vardır, bu seri- numaraların
    altın’ da tekrar karşılıksız, kaçak para basıp halkın gözünü boyamak!

    Halkın eline karşılıksız pilastik kredi (borçlanma) kartı verip, halkı dengesiz bir alışveriş krizine sokmaktır. Tüketici, çoğunlukta bu
    elindeki, K- kartı ile gereksiz şeyleri almaya teşfik edilir.Çok borçlanmaya yol açar.

    (Burada en kazançlı çıkanlar bankalardır)

    Ayrıca, ülkenin paradeğeri (alım- satım gücü )günden, güne devamlı düşer.

    Ana sebep, Ülkede siyasetcilerin kendi ceplerine çalışmalarıdır.!

  5. MEHMET BOZ avatarı
    MEHMET BOZ

    “Ayrıca, ülkenin paradeğeri (alım- satım gücü )günden, güne devamlı düşer. Ana sebep, Ülkede siyasetcilerin kendi ceplerine çalışmalarıdır.!” tümcesinin doğru var sayalım.
    Çok yakınılan halen yürürlükteki mevcut düzenin altyapısı 24 Ocak 1980 İktisadi Kararları ile oluşturuldu. Bunu dönüştürmek için öncelikle siyasi erki değiştirmek gerekmektedir. Bunun içinde okumuşların zihinsel(düşün) dönüşümü gerekir.
    1251 tarihli Konya Karatay Medresesi Kitabesinde “Es sual’u nısf- ül ilimdir.”( Sormasını bilmek bilimin yarısıdır ) denilmektedir.
    O zaman soralım: Bu zihinsel dönüşünüm nasıl olacak?

  6. Bozkırın Bebeleri avatarı
    Bozkırın Bebeleri

    Bu zihinsel dönüşüm nasıl olur?

    Okul sisteminin %100 değişmesi gerekiyor.
    6-7(yaş) dan itibaren okullarda, ağırlıkı Türkçe, Matematik, Kimya (Bio kimya),Fizik, Ticaret, en azından 2 tane yabancı dil, sosyal bilimler, siyasi bilimler ve bilgi sayar, Su ve Ormanları koruma öğretilmesi şart.

    Din dersleri, haftada 45 dakkika yeter. Bence din dersleri yerine çocuklara , Milli dersler,M- Güvenlik, silah kullanma, depremde nasıl hareket edileceği, Milli seferberlik. Türklüğün bağlarını kuvvetlendirilecek değerler..

    Şu an yolda birine soruyorsun, abi Türkmüsün? Elhamdülillah Müslümanım cevabını alıyorsun.
    Önce Türküm cevabı ağzından çıkmıyor, toplumu bu hale getirenler utansın, başka söylenecek söz yok!

  7. MEHMET BOZ avatarı
    MEHMET BOZ

    Bozkırın Bebeleri meseleye “eğitim alanında yapılması gerekenler ”i sıralayarak katkı yapmış.
    Yazıya dökülenlerin gerçekleştirecek siyasi erkin nasıl iktidara gelebileceğini yazmayı unutmuş olmalı.
    1947 yılında Reşat Nuri Güntekin(1889/1956)’in yazdığı Münevverin Vazifesi makalesi bu konuda yol gösterici olabilir.
    Okuyalım….
    •Çok okumuş, ağır başlı, melek ahlâklı bir insan olan çocukluk arkadaşım öğretmen:
    — Senin benim kadar sebatlı bir meslek hayatın olmadı. Öğretmenlik yaptın; yazıcılık yaptın, bir ara da bir kıyısından politika hayatına ilişir gibi oldun….. şimdi rotayı büsbütün değiştiriyor, gazetecilik yani militan politika hayatına atılıyormuşsun.
    – Politika çirkin entrikalar, küçültücü menfaat kavgaları ve daha bin çeşit kirli ve tehlikeli heyecanlarla dolu bir yataktır…. kendi halinde insanlar için değildir.
    •Arkadaşıma cevabım:
    — Bizim orta münevverlerimizin, çoğu politikayı senin gördüğün gibi görmüşlerdir ve galiba en büyük hatamız da buradadır.
    -Politika türlü çirkin ihtirasların kaynaştığı bir meydandır; orada düşük seviyeli, düşük ahlâklı birtakım macera avcıları durmadan birbirinin hayatına, malına, namusuna saldırırlar. ….
    -Meydanın müdafaası için bana, pek kuvvetli deliller bulacağını sanmam.
    – Fakat düşünmeliyiz ki bu meydan yalnız senin benim değil, hepimizin, bütün millet ve memleketimizin en yüksek mesele ve menfaatlerimizin konuşulduğu, karara bağlandığı yerdir.
    – Bu bakımdan ona hattâ mukaddes meydan demeyi de yanlış bulmuyorum.
    – Meydanda seviye alçalırsa, küçük menfaat kavgaları alıp yürürse kabahat ona kapısını, penceresini kapayan münevverindir
    -Bir büyük İngiliz mütefekkirinin dediği gibi: “Ellerinin temiz kalması için işleri eldiven ucu ile tutan” münevverindir.
    – Rahatını, menfaatini,…memleketin bahtiyarlık ve şerefinden daha kıymetli imiş gibi,…sonra meydandan şikâyet et. Ben işte bunu doğru bulmuyorum. ….
    – Memleketin idaresi bahsinde bugün okuyup yazması olmıyan çoban da, sen profesörlerle müsavi hakka maliktir.
    – Memleketi idare edecek en ehil insanları bulup seçmek hakkı herkesindir, seninle beraber cahil çobanın, cahil çiftçinin, cahil kadının hakkıdır.
    – Fakat küçük ışıklarımızın müsaadesi ölçüsünde ona yol göstermek vazifesi senindir, benimdir. – Hepimiz işimizi gücümüzü bırakıp politika ile uğraşalım diyeceğimi zannetmezsin.
    – Fakat onu hor görmiyelim.
    – Yaş yaşamış, tecrübe görmüş ve az çok kafasını işletmiş insanların ağır başlı sükûnetleri ve mantıkları, politika meydanında zaman zaman kopacak kasırgalara çok tesir edebilir. ….. (Memleket, 14 Mart 1947)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar