BAHÇELİ’NİN AÇIKLAMALARI IŞIĞINDA TÜRKİYE’NİN LÜBNANLAŞTIRILMASI, ANAYASAL DÜZENİN TAHRİBİ VE ULUSAL BİRLİĞE TEHDİT

Okuma Süresi:

5–8 dakika
❤️

Devlet Bahçeli’nin “Kürt ve Alevi Cumhurbaşkanı” Çıkışının Anayasal, Siyasal ve Toplumsal Açıdan Değerlendirilmesi

Sefa Yürükel

Türkiye Cumhuriyeti, çok uluslu bir imparatorluğun küllerinden doğarak “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” şiarıyla kurulmuştur. Bu kurucu anlayış, modernleşme sürecinde Batı tipi bir ulus-devlet inşasını, laiklik esasına dayalı bir hukuk sistemini ve toplumsal eşitliği öncelemiştir. Ancak son yıllarda, iç ve dış dinamiklerin etkisiyle bu yapı çeşitli biçimlerde aşındırılmakta, özellikle siyasi liderler tarafından yapılan popülist açıklamalar, anayasal düzenin meşruiyetini hedef almaktadır.

Devlet Bahçeli’nin “Kürt ve Alevi bir cumhurbaşkanı” ifadesi, yüzeysel olarak siyasi bir yorum gibi görünse de, altında çok katmanlı bir kriz barındırmaktadır: etnik kimlik temelli siyaset, mezhepçi kutuplaşma, anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık, ve devletin üniter yapısına saldırı.

  1. ANAYASA AÇISINDAN DEĞERLENDİRME

1.1. Değiştirilemez Maddeler: Hukukun Kırmızı Çizgileri

Anayasa’nın 1–4. maddeleri Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olmasını güvence altına alır. Bu maddelerin değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında da bu maddelerin “kurucu irade” tarafından belirlendiği ve meşruiyetin temel kaynağı olduğu vurgulanmıştır[^13].

Bahçeli’nin açıklamaları, bu ilkeleri hedef alarak sadece hukuk değil, aynı zamanda toplumsal barış açısından da büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

1.2. 10. Madde: Eşit Yurttaşlık İlkesinin İhlali

Madde 10: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”

Bu açık hükme rağmen, “Kürt ya da Alevi birinin cumhurbaşkanı olmaması gerektiği” yönündeki söylem, doğrudan bu anayasal eşitlik ilkesini ihlal etmektedir. Bu tür açıklamalar sadece etnik ayrımcılığı körüklemekle kalmaz, aynı zamanda devleti yönetenlerin kim olabileceğini “etnik filtre”den geçirme çabasıdır.

1.3. 66. Madde ve Yurttaşlık Tanımı

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 66. maddesi, “Türk” kavramını etnik değil, hukuki bir üst kimlik olarak tanımlar. Bahçeli’nin söylemi, bu üst kimliği parçalayan, yurttaşlık bağını etnik eksende yeniden tanımlayan bir eğilimdir. Bu durum, anayasal vatandaşlık kavramının içinin boşaltılmasına yol açabilir.

  1. MEZHEPÇİ SİYASET VE ORTADOĞU MODELİNE BENZERLİK

2.1. Lübnan ve Irak: Kimlik Temelli Yönetimin Çöküşü

Lübnan, “mezhep kotası” sistemine dayalı bir yönetim modeliyle idare edilmektedir: Cumhurbaşkanı Maruni Hristiyan, Başbakan Sünni Müslüman, Meclis Başkanı Şii Müslüman olmak zorundadır. Bu model kısa vadede çözüm gibi görünse de, uzun vadede iç savaş, dış müdahaleler ve devletin çöküşünü getirmiştir[^14].

Irak’ta ise Şii-Sünni ayrımı, ABD işgali sonrası kurulan yönetim biçimiyle kalıcı hale gelmiş ve DAEŞ benzeri örgütlerin doğmasına yol açmıştır[^15]. Türkiye’nin bu modelleri örnek alması, felakete davetiye çıkarır.

2.2. Suriyeleşme Riski: Etnik-İnanç Ayrımı Üzerinden Dağılma

Suriye’de Araplar, Kürtler, Türkmenler; Sünniler, Aleviler ve Hristiyanlar üzerinden gelişen ayrışma, ülkenin toprak bütünlüğünü fiilen ortadan kaldırmıştır. Bahçeli’nin açıklamaları, Türkiye’de de benzer bir “etnik ve mezhebi kamplaşma haritası”nı oluşturmak isteyen dış güçlerin söylemleriyle örtüşmektedir[^16].

  1. DEVLET BAHÇELİ VE BOP BAĞLANTISI

3.1. BOP’un Temel Hedefi: Ulus-Devletlerin Parçalanması

ABD’nin 2000’li yıllarda gündeme getirdiği BOP (Büyük Ortadoğu Projesi), bölgede ulus-devletleri parçalayarak “yönetilebilir küçük yapılar” oluşturmayı hedeflemiştir[^17]. Türkiye, bu projenin merkezinde yer almakta ve her türlü etnik/mezhebi ayrımcılık, bu stratejinin parçası olarak değerlendirilmelidir.

3.2. Bahçeli’nin Tutarsız Politikaları

Bahçeli, geçmişte HDP’nin kapatılmasını savunmuş; ancak aynı zamanda AKP’yle olan ittifakı çerçevesinde çözüm sürecine dolaylı destek vermiştir. “Kürt ya da Alevi birinin cumhurbaşkanı olamayacağı” söylemi, sadece anayasal değil, kendi geçmişiyle de çelişmektedir. Bu durum, “kontrollü muhalefet” ya da “görevli siyaset” şüphesini doğurmaktadır[^18].

  1. MHP ve ÜLKÜCÜ HAREKETİN SORUMLULUĞU

4.1. İdeolojik Sapma ve Sessizlik Suçu

MHP ve Ülkü Ocakları, tarihsel olarak üniter devletin, laikliğin ve Türk milletinin bekasının savunucusu olarak bilinmiştir. Ancak bugünkü söylemlerle bu çizgiden uzaklaşılmıştır. Bu durum tabanda ciddi bir huzursuzluk yaratmaktadır. Sessiz kalan her birey, bu söylemlerin meşrulaşmasına katkı sunar.

4.2. Yeniden Yapılanma ve İstifa Çağrısı

Milliyetçi demokrat kesimler MHP içinden ayrılarak, kurucu değerlere bağlı yeni bir yapılanmaya gitmeli; akademik, siyasi ve sivil alanlarda etkin olmalıdır. Sessiz kalmak, sadece partisel değil, tarihsel bir sorumluluk doğurur.

  1. ATATÜRKÇÜ BİR MÜCADELE STRATEJİSİ

5.1. Toplumsal Direnişin Zeminleri

Mitingler, konferanslar, halk forumları, sosyal medya kampanyaları ve ulusal çapta aydınlanma programları organize edilerek Atatürk ilke ve inkılaplarının canlı tutulması zorunludur. Bu yalnızca siyasi değil, ahlaki ve tarihsel bir sorumluluktur.

5.2. Yargı Süreci İçin Toplumsal Baskı

Bahçeli hakkında suç duyuruları, sadece bireysel olarak değil, toplumsal örgütlenmeyle yapılmalı; barolar, STK’lar, akademisyenler sürece müdahil olmalıdır. Anayasal düzeni savunmak, yalnızca mahkemelerin değil, halkın da görevidir.

  1. BAHÇELİ’NİN GLADYO YAPILANMASIYLA OLASI BAĞLANTILARI VE AMERİKANCILIĞI

6.1. Gladyo Nedir?

Gladyo, NATO çerçevesinde kurulan, Batı Avrupa ülkelerinde “komünist tehdit” gerekçesiyle oluşturulmuş ve legal görünümlü kurumlar içerisinde faaliyet gösteren gizli paramiliter yapılardır. Türkiye’de bu yapı, “Kontrgerilla” veya “derin devlet” olarak bilinir. Soğuk Savaş döneminde özellikle milliyetçi-mukaddesatçı yapılar üzerinden sivil topluma ve siyasete nüfuz etmiştir[^19].

6.2. Bahçeli’nin Rolü: Siyasette Denetimli Muhalefet mi?

Devlet Bahçeli’nin uzun yıllardır sistem içindeki konumu ve söylem dönüşümü, onun bağımsız, millî bir siyaset izlemediği yönünde eleştirilere yol açmaktadır. Özellikle 1999 sonrası süreçte MHP’nin milliyetçi reflekslerinden uzaklaşarak AKP iktidarını desteklemesi, Amerikan eksenli denge siyasetine hizmet ettiğine dair şüpheleri artırmıştır[^20].

Bahçeli’nin bir “kontrollü milliyetçi” figür olarak ABD güdümlü BOP’a dolaylı onay verdiği, dış politikada Türk milliyetçiliğinin kırmızı çizgilerini sessizce esnettiği, Suriye politikasında ABD çıkarlarıyla uyumlu pozisyonlar aldığı örneklerle sabittir[^21].

6.3. Devlet İçi Fraksiyonlar ve Bahçeli’nin “Görevli” Pozisyonu

Bahçeli, devlet içindeki ulusalcı-milliyetçi kliklerle değil, daha çok liberal-muhafazakâr ve Amerikancı fraksiyonlarla uyumlu siyaset izlemiştir. Özellikle 2016 sonrası AKP-MHP ittifakı, bu “uzlaşmanın” kurumlaştığını göstermektedir. Bu nedenle bazı siyasal analizlerde Bahçeli’nin “yerli ve millî” değil, “denetimli ve Amerikalı” bir figür olduğu vurgulanmaktadır[^22].

  1. MHP’NİN DÖNÜŞÜMÜ VE KİMLİK KRİZİ

7.1. Milliyetçilikten Muhafazakârlığa Geçiş

Bahçeli döneminde MHP, Türkçü-devletçi köklerinden koparak, muhafazakâr-İslamcı bir çizgiye evrilmiştir. Bu, yalnızca ideolojik değil, stratejik bir kırılmadır. Partinin kuruluş misyonuna aykırı biçimde “ümmetçi” bir dile yaklaşması, tabanda rahatsızlık yaratmaktadır[^23].

7.2. Ülkü Ocakları Üzerindeki Baskı ve Manipülasyon

Ülkü Ocakları’nın tarihsel görevi, Türk gençliğini Atatürkçü-milliyetçi çizgide yetiştirmekti. Ancak son yıllarda Ocaklar, Bahçeli çizgisine eleştiri getiren üyelerle hesaplaşma yeri haline gelmiş, sorgulayan kadrolar ya ihraç edilmiş ya da susturulmuştur. Bu durum, Ocaklar’ın ideolojik işlevini yitirmesine yol açmıştır[^24].

  1. SİYASAL TASFİYELER VE ULUSAL GÜÇLERE YÖNELİK SALDIRILAR

8.1. Millî Direnişin Bastırılması

Bahçeli’nin desteklediği siyasal ittifaklar, özellikle ulusalcı kesimlere yönelik yargı süreçlerini, medya sansürünü ve akademik tasfiyeleri desteklemiştir. Bu yönüyle MHP, bir “tasfiye aracı” olarak kullanılmıştır[^25].

8.2. Medya ve Propaganda Aracılığıyla Algı Yönetimi

Bahçeli’nin söylemleri, iktidar medyası tarafından sistematik biçimde yaygınlaştırılmakta, sorgulayıcı sesler marjinalleştirilmektedir. Özellikle “devlet bekası” kisvesi altında, çok sesliliğe karşı baskıcı bir söylem inşa edilmektedir.

  1. ULUSAL BAĞIMSIZLIK PERSPEKTİFİNDEN ÇÖZÜM STRATEJİLERİ

9.1. Yeni Milli Blok İhtiyacı

Artık Bahçeli sonrası süreç için, Atatürk ideolojili Türk milliyetçiliğinin yeni bir yapılanma sürecine ihtiyacı vardır. Bu yapı, Atatürkçü, halkçı, laik ve anti-emperyalist temellere dayanmalı; ülkücü-milliyetçi tabanı yeniden cumhuriyet değerleri etrafında örgütlemelidir.

9.2. Demokratik Direniş Hattı

Bahçeli’nin söylemine karşı fiilî olarak harekete geçilmesi gerekmektedir. Bu:
• Barışçıl mitingler,
• Açık forumlar,
• Üniversitelerde akademik toplantılar,
• Medyada ortak bildiriler,
• STK iş birlikleriyle sağlanabilir.

Bu, yalnızca bir siyasal direniş değil, Atatürk Cumhuriyeti’ni yeniden ayağa kaldırma mücadelesidir.

  1. YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMA VE TOPLUMSAL HAFIZADA YER EDİNME

10.1. Suç Duyurusu ve Takip

Bahçeli hakkında:
• Anayasal düzene saldırı (TCK 309),
• Halkı kin ve düşmanlığa tahrik (TCK 216),
• Kamu görevini kötüye kullanma gibi suçlar çerçevesinde yasal süreç başlatılmalı, bu süreç ulusal düzeyde izlenmeli ve uluslararası hukuk platformlarında da gündeme getirilmelidir[^26].

10.2. Tarihsel Yargılama

Siyasi liderler, yalnızca mahkemelerde değil, halkın vicdanında da yargılanırlar. Bahçeli, Türk milliyetçiliğini emperyalist planlara eklemlemeye çalıştığı için, tarih önünde hesap vermek zorundadır.

SONUÇ

Devlet Bahçeli’nin “Kürt ve Alevi cumhurbaşkanı” açıklaması, sadece etnik ayrımcılık değil; bir ulusun varlığını, anayasal düzenini ve tarihsel birikimini hedef alan bir operasyondur. Bu açıklama, yalnızca Türkiye’nin iç dinamikleriyle değil, ABD’nin bölgesel planlarıyla (BOP) doğrudan bağlantılıdır. Bahçeli, söylemleriyle Amerikancı-gladyo yapıların sözcüsü konumuna gelmiş; MHP’yi ise millî mücadele ekseninden koparmıştır.

Bu noktada, milliyetçi, Atatürkçü, halkçı ve anti-emperyalist güçlerin birleşmesi; hem siyasal hem de toplumsal direnişi örgütlemesi elzemdir. Bu süreç yalnızca bir siyasi hesaplaşma değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği ile ilgili bir varlık-yokluk mücadelesidir.

KAYNAKÇA

[^19]: Ganser, D. (2005). NATO’s Secret Armies: Operation Gladio and Terrorism in Western Europe. Routledge.
[^20]: Güler, Y. (2022). Milliyetçilikten Muhafazakârlığa MHP’nin Dönüşümü. İletişim Yayınları.
[^21]: Phillips, D. (2017). The Kurdish Spring: A New Map of the Middle East.
[^22]: Aktaş, H. (2020). “Devletin Derin Yapıları ve MHP İlişkisi”, Toplumsal Tarih Dergisi, 276, 55-62.
[^23]: Özdağ, Ü. (2003). MHP: İdeoloji, Siyaset, Teşkilat. Kripto Basın.
[^24]: Gökçe, A. (2021). “Ülkü Ocakları’nın Siyasal Evrimi ve Kurumsal Deformasyon”, Ulusal Siyaset ve Toplum Araştırmaları, 3(1), 23-41.
[^25]: Kocabaş, E. (2019). “Yerli ve Milli Görünen Tasfiye Süreçleri”, Türk Siyasal Hayatı İncelemeleri, Cilt 7, ss. 84-100.
[^26]: Türk Ceza Kanunu, Md. 216, Md. 309, Md. 257.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Bozkırın Bebeleri avatarı
    Bozkırın Bebeleri

    Türk milliyetçiliği, Türk halkını YABANCI çıkarlara karşı korumaktır.

    Sözde milliyetçi geçinen, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis üyeleri, Hakan Fidan, Mehmet Şimşek,Atatürkçü gibi görünen fakat MIT/CIA ajanlarına hizmet eden dinci Generaller, daha saymakla bitmez.

    Bize silah satıp’ da onu’ da kullanmasın diyen Amerikanın biz esiri değiliz. Hem Nato’ da Türk askerlerini kendi çıkarına kullanıyor, hemde, birde Türk halkının bağımsızlığını elinden almaya kalkıyor.

    Değerli Türk Milleti, farkındamısınız ,1961 Anayasası ile sağlanan basın özgürlüğü, Mustafa Kemal Atatürk’ ün gerçek düşünce ve görüşlerini, ilkelerini ve devrimleri ne için yaptığını öğreten, özgürlük ve bağımsızlığımızı bize hediye eden, Anayasamız asla değiştirilemez, Atatürkün düşünceleri bu ülke var olduğu sürece asla silinemez.

    ABD, bizi yok etmek için elinden gelen bütün oyunları oynuyor.

    Amerika asla bizim dostumuz değildir, vede olamaz! Türk halkını bu konuda bilinçdirilmesi gerekiyor.

    Amerika işgalcidir, aynı ingiltere, ispanya, Fransa, Almanya,Hollanda gibi.

    Fırsatçı Amerika, büyük Atamız Mustafa Kemal Atatürk’ ün genç yaşta ölümünü fırsat bilip, bundan faydalanmak istedi.

    Menderes, Demirel,Özal, Erbakan, F.Gülen, Mesut Yılmaz,Tansu Çiller, Deniz Beykal, Kemal Derviş,Recep Tayyip Erdoğan daha bir sürü Amerika yanlısı, Türk milliyetçiliği damarlarında olmayan vatandaşlar.

    Amerikanın oyunlarından biri de , türbanlı kadınlar, kızlar projesini kendi çıkarları için , halkı bölmek için ortaya attığı sinsi oyun.

    Ayrıca Amerika yıllar’ dır Alevi- sunni ayrımı yaptı amaç ülkemizde iç savaş çıkartmaktır.

    Alevilerde okuma ve yazma oranı , yüksek tahsillilerin oranı %80 olduğu için ,Amerikanın oyununa gelipte, sunni birini öldürmediler, iç savaşın çıkmasına müsade etmediler.

    Amerikanın ana amacı, Türk halkını, Kemalizim’ den uzaklaştırıp , ülkemizin üstüne karğa gibi konmak, bizi kendine köle yapmak, sömürmek.

    Amerika işgal ve sömürgecilikle. Amerikayı kurdu. İndianaların, Meksika lıların topraklarını ellerinden ala, ala.

    Her yere din altında misyoner okulları kurarak, halkı köleleştirerek.
    Bugün bile Amerika’da beyaz, siyah ayrımcılığı var. Afrikayıda sömürdüler.

    Şimdi bizim başımıza bela, üst kurdu her tarafa,24 saat , 365 gün kontrol altındayız.

    Amerika, israil ile bize daha çok oyunlar oynayacak, yüzlerine çok Türk dostluğu maskesi takıp deneyecek.

    Unutmasın Amerika ve israil, Türk milleti satlık değildir!
    Bazıları kendini sattı ama her kuşun eti yenmez! Nokta!

    Hele, hele Bozkırın kuşlarının.

    Amerika, aklı başında eli kalem tutan Türk milliyetçilerini bu dinci AKP nin adamlarıyla yok etmeye çalışacak ama hepsi nafile, sonunda Türk kazanacak!

    Türk milletinin birlik, beraberlik zamanı geldi.
    Türkün kendinden başka dostu yoktur, bunu her Türk aklından çıkarmasın!

    Amerika ayrıca ,bugüne kadar Ermenilere yataklık yaptı.

    Fransa, Almanya bugüne kadar Kürtlere yatakçılık yaptı.

    Hepisi bize karşı, bizi dünya çapında rencide etmek için.

    Amerika, AKP yi tümden satın almış durumda.
    Ama Türkiye, Türk milliyetçiliği AKP deyildir!

    Bahçeli deyildir !!!

    Bunlar kötü, satlık politikacılardır.

    Türk milleti, Türk ulusu satlık deyildir.

    1. cem terazi avatarı
      cem terazi

      Turk milleti satilik degildir ama Turk milletinin hainide cok boldur . Unutmaki cumhurbaskanligi forsundaki 16 Turk devletini kurup yikanlarda yine biz kendimiziz. Bizim 17 ci olmamiz icin bahceli isaret fisegini atti. Siz hic bizden baska dunyada bu kadar devlet kurup yikan millet gordunuzmu. Birak 16 yi iki bile yok. Cunki diger milletler vatanin degerini bilip sahip cikiyorlar. Hainleri yok denecek kadar az. Kissinger ne dediydi ; biz kendi hainlerimizi oldurur. Baskalarinin hainlerini besleriz. Bizim beslememiz pek boldur. Heleki son 23 yildir mantar gibi cogaldilar.

  2. Caner Belen avatarı
    Caner Belen

    Cem,
    Henry Kissinger, 1938 de ailesi ile Almanya’yı terk etti. Sebebi ortodoks Yahudisi olduğu için.
    Yahudiler, çok sistemli çalışır. Sistemlerinde görülmemiş bir düzen ve proğram vardır. Yahudi dini ve milliyetçiliğinden geliyor. Ülke içinde vatan hainleri yoktur olanınıda , anında yok ederler.
    Türk milleti çok sabırlı, çok şeye göz yumar, hainler bizim içimizde elini, kolunu sallayarak gezer ama zamanı gelince’ de Türk tepmesini bilir.
    Bu tepme işi, bir anlıktır, hain neye uğradığını bilemez.
    Hani sakla samanı gelir zamanı diye bir tane atasözü var, Öcalanı , saman gibi sakladık, artık zamanıda geldi, mahkemenin önüne çıkmaya.
    O kadar kendi ülkesinde PKK tarafından şehit edilen Türk Askerlerinin hakkı aranmayacak mı?

    Ben hakim olsam, anında astıtırırım.
    Böyle hainlerin gözünün yaşına bakmam. Bahçeli’ de dahil.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar