2021 Yılında, Kuzey Irak’ın GARA Bölgesinde bir rehine kurtarma operasyonu düzenlendi. Pkk’nın elinde tuttuğu 13 vatandaşımız (sivil-asker) operasyon sırasında maalesef şehit düştü!
O günlerde, devlet yetkilileri ‘başarılı operasyon’ deseler de, kamuoyu vicdanı bu acıyı hâLâ taşıyor.
Rehine kurtarma gibi son derece hassas bir görevin, bu denli yüksek riskle yürütülmesi zaten başlı başına sorgulanmalıydı. Ancak o günden bu yana ne bir askeri özeleştiri geldi, ne de siyasi bir sorumluluk alındı. 12 Can yitirildi ama hiç kimse bu tablonun hesabını vermedi.
Ne yazık ki; tarih. çok değil birkaç yıl sonra aynı acıyı, benzer bir sahnede tekrar önümüze koydu!
Kısa bir süre önce (06.07.2025) yine sınır ötesinde bir mağara operasyonun da 12 askerimiz şehit oldu. Resmi açıklamalarda ‘metan gazı zehirlenmesi’ öne sürüldü. Ancak kamuoyuna yansıyan bilgiler, operasyonun amacı ve şekli hakkında birçok soruyu beraberinde getirdi. İddiaya göre; harekat daha önceki yıllarda şehit olan bir askerimizin naşını almak için düzenlenmişti. Boş bir mağara idi.
Burada durup düşünmeliyiz.
Böyle bir operasyon gerçekten gerekli miydi?
Bu risk, bu sonuç göz önünde bulundurularak göze alınmalı mıydı?
Gaz tehdidine karşı yeterli ekipman ve önlem var mıydı?
Yoksa yine bir kurmay hatasına mı düştük?
Hatalar elbette olur. Tehlikeli olan, hesap sorulmayan hataların alışkanlığa dönüşmesidir. Bu gün sorgulanmayan hatalar yarın tekrar eder, bir sonraki gün daha büyük acılar getirir.
Biz bu topraklarda ‘ VATAN SAĞOLSUN’ derken, artık içimizden bir ses daha çıkıyor. ‘Ama neden yine böyle oldu?’.
Sorumluluk yalnızca cephede değil, masa başında da vardır. Kararı verenin, planı yapanın, sevk edenin de bu tablonun ortağı olduğunu unutmayalım.
Şehitlerimiz yalnız cephede değil, bazen masa başı kararlarla da toprağa düşer.
Bu yazı bir eleştiri değil, bir sorumluluk çağrısıdır.
Bu yazı bir fitne değil, vicdanın sesidir.
Bu yazı bir şikayet değil, milletin evladına sahip çıkma iste




Bir yanıt yazın