Yeni bir araştırma, pestisitler ile prostat kanseri arasında bağlantı buldu

Okuma Süresi:

4–6 dakika
❤️

KANSER : Yeni bir araştırma, pestisitler ile prostat kanseri arasında bağlantı buldu.

Zirai ilaçlar, bitki sağlığını korumak, hastalık, zararlı ve yabani otlarla mücadele etmek için kullanılan kimyasal veya biyolojik maddelerdir. Bu ilaçlar, bitki koruma ürünleri veya pestisitler olarak da bilinir.

Bitki koruma ürünlerinin kullanımı tarımın bir parçasıdır; Ancak görünen o ki bazı ilaçlar prostat kanserini teşvik ediyor.

Bitki koruma ürünlerinin kullanıcılara zarar verebileceği ortaya çıktı. Bu durumda belirli ürünleri kullanan çiftçiler.

Tarımda pestisitler günlük hayatın bir parçasıdır. Verimi garanti altına alırlar ve tarlaları yabancı otlardan ve zararlılardan uzak tutarlar. Onlarsız modern tarımı düşünmek zor. Çeşitli nedenlerle yanlış kullanım sürekli eleştiriliyor. Uzmanlar, bazı etken maddelere günlük maruz kalmanın daha önce düşünülenden daha geniş kapsamlı sonuçlara yol açabileceği konusunda uyarıyor. 

ABD’de yapılan son bir araştırma, çiftçileri endişelendirebilecek kanıtlar sunuyor: Yaygın olarak kullanılan 22 pestisitin prostat kanseri riskini artırdığı düşünülüyor. Bunlardan dördünün daha yüksek ölüm oranıyla ilişkili olduğu bile söyleniyor. Bu, birçok çiftçi için tartışmalı bir konudur, çünkü prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biridir.

Pestisitler daha önce hafife alınan bir risk faktörü mü?

Prostat kanserinin nedenleri henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Risk faktörleri arasında yaş, genetik yatkınlık veya hormonal etkiler yer alır. Yaşam tarzı, beslenme ve obezite konuları da ele alınıyor.

Ancak Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden yapılan yeni araştırma, daha önce pek dikkat çekmeyen bir nedene odaklanıyor: pestisitlere. Araştırmacılar, belirli aktif maddelerle temasın prostat kanseri riskini önemli ölçüde artırabileceğine ve bunun yıllarca devam edebileceğine dair kanıtlar buldular.

Araştırmacılar, çalışmalarında ABD’deki bitki koruma uygulamalarından elde edilen uzun vadeli verileri analiz ettiler. Listede Avrupa ve Almanya’da onaylananlar da dahil olmak üzere 295 farklı etken madde bulunuyordu. İlaçla temastan sonra hastalığa kadar geçen sürenin 10 ila 18 yıl olduğu tahmin ediliyor. Bu gerçekçidir çünkü prostat kanseri genellikle çok yavaş büyür.

Prostat kanserine neden olan 22 çeşit pestisit

Bilim insanları, 22 pestisit ile prostat kanseri oluşumu arasında net bir bağlantı kurabildiler. Bunların arasında 10 adet herbisit, birkaç adet fungisit ve insektisit ve bir adet toprak fümigantı yer alıyor. Daha önce üç pestisitin prostat kanseriyle bağlantısı ortaya çıkmıştı. 2,4-D (Almanya’da da kullanılır) gibi bilinen maddelerin yanı sıra yeni isimler de ortaya çıktı. Bunların arasında, yoğun eleştirilere rağmen AB’de yeniden onaylanan toplam herbisit glifosat da yer alıyor. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) “kabul edilemez risk yok” diyor ancak aynı zamanda veri boşluklarının da olduğunu vurguluyor; örneğin beslenmeyle ilgili riskler konusunda.

Daha da endişe verici olanı, dört pestisitin yalnızca hastalık riskini artırmakla kalmayıp aynı zamanda ölüm oranını da artırdığı gösterildi. Bunlar arasında trifluralin, kloransulam-metil ve diflufenzopir herbisitleri ile tiametoksam insektisitleri de yer almaktadır. Bunlardan yalnızca trifluralin AB’de olası kanserojen olarak sınıflandırılıyor; diğerleri için ise yetkililere göre, şu anda kanser riski olduğuna dair yeterli kanıt yok. Ancak bilimsel veriler bizi uyanık tutmaya yetiyor.

Tarımın ve sağlık korumanın önemi.

Çalışmada incelenen ürünlerin birçoğu Avrupa’da da (bazen sınırlı ölçüde) kullanılmaktadır. Ancak bunların hepsi Almanya’da onaylı değil. Ancak yapılan araştırmalar pestisit kullanımının risksiz olmadığını, uzun vadeli sağlık etkilerinin hafife alınmaması gerektiğini göstermektedir.

Bu, özellikle bu tür maddelerle düzenli ve yoğun temas halinde olan kişiler (örneğin çiftçiler) için net bir harekete geçme çağrısı anlamına geliyor. Bu tür çevresel maruziyetler, hastalık görülme sıklığındaki bölgesel farklılıkların açıklaması olabilir. Çalışmanın baş yazarı Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Simon John Christoph Soerensen, “Çalışma, pestisit kullanımı gibi çevresel maruziyetlerin araştırılmasının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor” diyor.

Bu yeni bulgular, pestisit kullanımında yalnızca etkinliğe değil, aynı zamanda olası uzun vadeli sonuçlara da dikkat edilmesi gerektiğini göstermektedir. ABD’de yapılan araştırma önemli soruları gündeme getiriyor. Bu, tarlalarda ve çayırlarda kullanılan kaynaklar için geçerlidir, ancak nihayetinde her gün onlarla çalışanların korunması için de geçerlidir.

 Fransa prostat kanserini mesleki bir hastalık olarak kabul etti

Fransa’da prostat kanseri, özellikle tarım ilaçlarıyla temas eden bazı işçilerde meslek hastalığı olarak kabul ediliyor. Fransa Tarım Bakanlığı, Aralık 2021’de pestisit maruziyetine bağlı prostat kanserinin artık meslek hastalığı olarak kabul edildiğini duyurdu. 

Bu tanınma, komşu ülkemizdeki etkilenen işçilerin maddi destek almasını sağlıyor. Bu olayın arka planında esas olarak Fransa’nın denizaşırı topraklarındaki Guadeloupe ve Martinik vakaları yatmaktadır. 1972-1993 yılları arasında muz tarlalarında klordekon adlı ilaç yoğun olarak kullanıldı. Fransa’dan gelen sağlık verileri, bu bölgelerde maddeye maruz kalmanın çok daha fazla olduğunu gösteriyor. Yapılan bir araştırmada yetişkin nüfusun yüzde 90’ının vücudunda klordekonun tespit edildiği ortaya çıktı. Ayrıca Guadeloupe ve Martinik, uluslararası alanda nüfuslarına göre en yüksek prostat kanseri oranlarından birine sahiptir.

 Türkiye’de durum ne? Çiftçiler bu konularda yeterince bilgilendiriliyor mu?

Ülkemiz köylüleri maalesef bu ürünlerin çevreye ve topluma ne kadar zararlı olduğu konusunda yeterince bilgilendirilmiyor.

Zirai ilaçların çeşitleri ve kullanım alanları: 

  • Böcek öldürücüler (insektisitler): Böceklerin neden olduğu zararları önlemek için kullanılır.
  • Akarları öldürücüler (akarisitler): Akarların bitkilere zarar vermesini engellemek için kullanılır.
  • Mantarları öldürücüler (fungisitler): Mantar hastalıklarının yayılmasını engellemek için kullanılır.
  • Yabani otları öldürücüler (herbisitler): Yabani otların kontrol altına alınmasını sağlar.
  • Diğerleri: Nemotodlar, yumuşakçalar, kemirgenler, kuşlar ve diğer zararlılara karşı kullanılan ilaçlar da bulunmaktadır. Ahicide: Kuş öldürücüler. Glifosat içeren tarım ilaçları 160’dan fazla ülkede satılmakta ve 250’den fazla mısır tarlasında kullanılmaktadır. Ülkemizde de sıklıkla kullanılan yabani ot öldürücü ilaçlar olan pestisidlerin çoğunluğunda glifosat molekülü bulunmaktadır (en yaygın bilinen piyasa adı Roundup). Glifosat maddesini karsinojen /kanser yapıcı listesine aldı.!!!Bu ürünler Türkiye’nin en büyük ticaret kârını oluşturuyor. Bu şirketlerin çoğu özel anonim şirkettir.Tarım İlaçlarındaki Karsinojenlere Karşı Nasıl Korunmalıyım?
    • Zorunlu olmadıkça yabani ot öldürücü tarım ilaçları kullanmaktan kaçının. Aldığınız tarım ilaçların ambalajlarındaki uyarıları dikkatle okuyun. “Glifosat” içeren tarım ilaçlarını almayın.
    • Bu tür tarım ilaçlarını uygulayan kişilerin koruyucu maske ve elbise kullanmaları gerekmektedir.
    • Tarım ilacının hayvanların yaşam alanında kullanılmaması gerekir. Tarım ilacı ambalajlarının ve atıklarının doğada bırakılmamalıdır.
    • Tarım ilacı uygulanan alandaki meyve ve sebzelerin belirli bir süre tüketilmemesi ve tüketilmesi durumunda çok iyi yıkanması gerekir

    Not: Bu yazinin yukarıdaki bölümü Almanyanin “bugün tarım”gazetesinden sizler icin tercüme ettim.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar