Türkiye’de Laiklik İlkesine Aykırı Bir Talep: Fener Rum Patrikhanesi’nin Ekümeniklik İddiası ve İznik Toplantısı Üzerine Eleştirel Bir Değerlendirme

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Günümüzde Fener Rum Patrikhanesi’nin “ekümeniklik” iddiası ve Mayıs ayında İznik’te yapılması planlanan pan- Hıristiyanlık toplantısı, Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ilkesi, egemenlik anlayışı ve Lozan Antlaşması referans alınarak asla kabul edilmemelidir.
Patrikhanenin tarihsel statüsü, hukuki sınırları ve anayasal çerçevede belirlenen görev alanı analiz edilmeli, bu iddianın hukuki ve siyasi meşruiyetinin bulunmadığı ortaya konmalıdır . Ayrıca, Türkiye’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün laiklik anlayışı çerçevesinde bu tür dini-siyasi girişimlere karşı takındığı tavırda ki gibi bugünde aynı kararlı tavır alınmalıdır .

  1. Fener Rum Patrikhanesi’nin ekümeniklik iddiası, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal temellerinden biri olan laiklik ilkesiyle doğrudan çelişmektedir. Lozan Antlaşması ile tanımlanan statüsü dışında bir yetki alanına sahip olmayan Patrikhane’nin, uluslararası temsil gücü iddiasında bulunması, Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal etmektedir. Bu bağlamda İznik’te yapılması planlanan toplantının değerlendirilmesi gerekmektedir.
  2. Tarihsel ve Hukuki Arka Plan

2.1. Lozan Antlaşması ve Patrikhane’nin Statüsü

Fener Rum Patrikhanesi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devrolan kurumlar arasında yer almasına rağmen, 1923 tarihli Lozan Antlaşması’yla sadece İstanbul’daki Rum Ortodoks cemaatine dini hizmet sunmakla sınırlandırılmıştır. Türkiye adına Lozan görüşmelerine katılan İsmet İnönü, Patrikhane’nin sadece dinî hizmet sunan yerel bir kurum olacağı konusunda kesin tutum sergilemiştir (T.C. Dışişleri Bakanlığı, 1999).

2.2. Lozan Antlaşması’nda Azınlık Hakları (Md. 37–45)

Lozan’ın 37–45. maddeleri, Türkiye’deki gayrimüslim azınlıkların dinî haklarını düzenler. Ancak bu maddeler Fener Rum Patrikhanesi’ne “ekümenik” bir statü tanımamakta, yalnızca azınlıkların ibadet özgürlüğünü teminat altına almaktadır. Antlaşmanın hiçbir maddesinde “ekümeniklik” ifadesi geçmez.

  1. Ekümeniklik Kavramının Tanımı ve Tarihsel Süreç

Ekümeniklik, Hristiyanlık tarihinde tüm Hristiyan cemaatleri kapsayan evrensel bir otoriteyi ifade eder. Katolik dünyasında Vatikan’ın otoritesiyle karşılaştırılabilecek bu kavramın, Fener Rum Patrikhanesi tarafından benimsenmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin iç hukukuna müdahale niteliğindedir (Gündüz, 2003). Türkiye ise bu sıfatı hiçbir zaman tanımamıştır.

  1. Atatürk’ün Laiklik Anlayışı ve Patrikhane’ye Yaklaşımı

Mustafa Kemal Atatürk’ün laiklik ilkesi, devletin tüm dinî inançlara eşit mesafede durmasını ve herhangi bir dinî kurumun siyasi güç kazanmasını engelleyecek şekilde yapılandırılmıştır. Atatürk, Patrikhane’nin uluslararası faaliyetlerine kesinlikle karşı çıkmış ve bu doğrultudaki tüm girişimleri engellemiştir (Atatürk, 1927).

  1. Patrikhanenin Statü Genişletme Çabaları

1948 sonrası dönemde, özellikle Patrik Athenagoras döneminde, Patrikhane’nin metropolit sayısını artırması, Heybeliada Ruhban Okulu’na uluslararası öğrenci kabul etmesi ve yurt dışındaki Ortodoks kiliseleriyle temasa geçmesi, statüsünü Lozan’ın öngördüğü çerçevenin ötesine taşıma çabası olarak değerlendirilmiştir (AVİM, 2022).

  1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Hukuki ve İdari Tutumu

6.1. Resmî Açıklamalar ve Mahkeme Kararları

İstanbul Valiliği, Patrikhane’nin “ekümenik” sıfatını kullanmasının yasal bir dayanağı olmadığını açıklamıştır (Fatih Kaymakamlığı, 2022). Ayrıca, Yargıtay ve Danıştay kararlarında da bu unvanın Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmadığı vurgulanmıştır.

6.2. Anayasa ve Teamül Hukuku

Anayasa’nın 24. ve 136. maddeleri doğrultusunda, devletin herhangi bir dinî kuruma uluslararası temsil yetkisi tanıması mümkün değildir. 1923’ten itibaren uygulanan teamül, Patrikhane’nin yalnızca İstanbul’daki Rum Ortodoks cemaatine hizmet etmesini zorunlu kılmıştır.

  1. İznik Toplantısı Girişimi: Anayasal Değerlendirme

İznik’te yapılması planlanan Pan-Ortodoks toplantısı, Fener Rum Patrikhanesi’nin Vatikan benzeri bir merkez olma çabasıdır. Bu girişim, Türkiye’nin laiklik anlayışı ve Anayasa ile güvence altına alınan egemenlik hakkıyla çelişmektedir. Atatürk döneminde bu tarz toplantıların yasaklanmış olması, tarihsel sürekliliğin bir göstergesidir (T.C. Dışişleri Arşivi, 1930).

  1. Uluslararası Hukuk ve Egemenlik Bağlamı

Fener Rum Patrikhanesi’nin ekümeniklik statüsü hiçbir uluslararası antlaşmayla tanınmamıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da, devletlerin kendi dinî yapılarını düzenleme hakkı vurgulanmıştır. Türkiye’nin bu yetkisini kullanması, uluslararası hukuk açısından da meşrudur (AİHM, 2003).

  1. Sonuç

Fener Rum Patrikhanesi’nin ekümeniklik iddiası, Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ilkesi ve Lozan Antlaşması çerçevesinde hukuken ve siyaseten kabul edilemez niteliktedir. Bu doğrultuda İznik toplantısı gibi girişimler, Türkiye’nin egemenliğine doğrudan meydan okumadır. Devlet, bu tür faaliyetleri denetlemeli, hukuki ve diplomatik araçlarla sınırlandırmalı ve izin vermemelidir .

Kaynakça
1. Atatürk, M. K. (1927). Nutuk. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
2. AVİM (2022). Fener Rum Patrikhanesi’nin statü ilerletme çabası ve yarattığı düğümler. https://avim.org.tr
3. Dergipark (2016). Fener Rum Patrikhanesi’nin uluslararası hukuktaki konumu. https://dergipark.org.tr
4. Danıştay Kararı Özetleri (2023). Yeniçağ Gazetesi. https://www.yenicaggazetesi.com.tr
5. Fatih Kaymakamlığı (2022). Fener Rum Patrikhanesi Basın Açıklaması. https://www.fatih.gov.tr
6. Gündüz, A. (2003). Lozan ve Azınlıklar Meselesi. İstanbul: Timaş Yayınları.
7. Gündüz, A. (2003). Osmanlı’dan Günümüze Azınlıklar ve Patrikhaneler. İstanbul: Timaş.
8. Lozan Barış Antlaşması (1923). Türkiye Cumhuriyeti Resmî Gazetesi.
9. Oran, B. (2001). Türk Dış Politikası: Kurtuluş Savaşından Bugüne (1919–2000). İstanbul: İletişim Yayınları.
10. T.C. Anayasası (1982). Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.
11. T.C. Dışişleri Bakanlığı (1999). Lozan Barış Konferansı Tutanakları ve Belgeleri, Cilt 2. Ankara.
12. T.C. Dışişleri Arşivi (1930–1932). İznik Konferansı Belgeleri.
13. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (2003). Refah Partisi ve Diğerleri v. Türkiye.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Cevat Saral avatarı
    Cevat Saral

    Ülkede laiklik mi kaldı? Hatta Anayasa mı var? Sistemin boşluklarında bütün ülke bir kişi tarafından ele geçirilebiliyor, patrik ekümen olsa ne olur olmasa ne olur ben bilmiyorum. Türkiye’nin zararına olmayacak bir ekümeniklik formülü bulunamaz mı? Patrik ve bu dine inananlar ekümen hissediyorsa ne olacak? Avrupa’da katolik ve protestanlar bir arada birinin kilisesinde ayin yaptıklarında bunu ekümenik olarak adlandırıyorlar. Bunun devamında vatikan örneği ile toprak kaybetme korkusu olabilir ama biz bunlarla uğraşırken ülkenin ele geçirilmesi kabak tadı verdi. Bir inancın kendine merkez olarak Türkiye topraklarında bir yeri işaret etmesi neden laiklik karşıtı olsun? Atatürk zamanında Türkiye yeni kurulurken bu endişe verici olabilir ama bugun de öylemidir?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar