“Yaldızlı Yalanlar ve Turpun Gerçeği: Sarayda Kral Yok, Masalın Sonu Geldi”

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Sefa Yürükel

Bak şimdi ey saraya sığınanlar,
Milletin ayazında titreyen sesi duymazsanız,
Yarın o sarayın kaloriferleri de işe yaramaz.
Isıtmaz. Çünkü halkın bedduası rüzgâr gibidir,
Girer en kalın duvara bile.

Ne oldu?
Turp gibi ekonomimiz vardı hani?
Turp dediniz, millet köke talim etti.
Şalgam gibi acı gerçekleri tatlı tatlı anlatırken,
Vatandaşın boğazı yandı.
Sen “enflasyon düştü” dedin,
Etin fiyatı yükseldi.
Ne bu, yerçekimine kafa mı tutuyorsunuz?

Hani bolluk vardı?
Millet neden markette yağ ararken saklanıyor?
Neden zeytin artık zengin yiyeceği oldu?
Bir garip soğan bile magazin oldu.
Yalnız dikkat et; bu millet bir gün o soğanı
Gözyaşı dökerek değil,
Senin perdeni aralayarak doğrarsan şaşma.

Saraya bakınca
Altın varaklı perdeler görünüyor,
Ama içeride gerçek saklanıyor.
Oda oda dolaşsan da,
Bir halk sevgisi bulamazsın orada.
Çünkü sen halktan çok, halkçılıkla makyaj yaptın.
Ama o makyaj akıyor reis.
Fondötenin altından beton çıkıyor.

Sen bir zamanlar halkla yan yanaydın ya,
Şimdi halk seni ancak ekranda görüyor.
Gerçi televizyonda da sabit bir figür oldun:
Konuşan ama dinlemeyen,
Gören ama anlamayan,
Yöneten ama unutan.

Unuttun be kardeşim!
Çay dağıtmakla kriz yönetilmez.
Koli verip sadaka devleti kuramazsın.
O sadaka, yarın senin elini yakar.
Çünkü bu millet senden yardım değil,
Hakkını istiyor.
Yani kendi vergisini, kendi alın terini,
Kendi ülkesinde insanca yaşama hakkını.

Sen ne yaptın?
Onu bile ihaleye çıkardın.
İnsanca yaşamak,
Artık zengin kredisinden geçiyor.
Birileri üç beş müteahhitle köşe dönerken,
Millet köşeye sıkıştı.

“Yerli ve milli” dedin,
Ama dolarla ihale verdin.
Halk simitle günü kapatıyor,
Sarayda menü değişmiyor:
Istakoz, kuzu tandır, dış politikayla tatlandırılmış bir şey.
Ama çorba yok reis, o yalan menüde çorba eksik.
Çünkü bu milletin boğazından geçen bir şey kalmadı artık.

Ve hâlâ inatla konuşuyorsun.
Sustukça büyüyen öfkeyi göremiyorsun.
Sandığı geciktirdikçe,
Milletin sabrı hızlanıyor.
Sen hâlâ ‘dış güçler’, ‘iç hainler’ diye masal anlat,
Ama o masalı çocuklar bile dinlemiyor artık.
Çünkü çocuklar sabah kahvaltısına uyanamıyor,
Okula aç gidiyor, umutla dönmüyor.

Ve bir gün,
Sana sarayın bir odasından bağlanmak bile yetmeyecek.
Çünkü milletin ekranı artık seninle dolu değil,
Seninle taşmış.
Bıkkın, kırgın, öfkeli.
Ve hazır.
Hazır seni sandığın önüne koymaya.

Sen hâlâ kendini devlet zannediyorsun.
Ama unutma:
Devlet sensiz de yürür,
Ama millet sensiz daha iyi nefes alır.
Hatta bir gün…
O sarayı da müze yapar.
“Bakın” der torunlara,
“Burada bir zamanlar halkı unutanlar otururdu.
Sonra halk geldi, hatırlattı kim patron.”

Sefa Yürükel
Oslo/ Norveç
Nisan 2025



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar