KARGA İLE TİLKİ…
Hepimizin bildiği bir öyküdür (fabl) Karga ile Tilki öyküsü…
Aklıma geldi…
Yok, yok çocukluğumu hatırladığımdan değil…
Büyük Tru(m)p’ın İsrail Başbakanı Netanyahu’yu ağırladığı Beyaz Saray’da asrın lideri için söylediklerinden dolayı…
Yazının sonuna, yorumumla bırakacağım…
***
Önce isterseniz öykümüzü kısaca hatırlayalım…
***
Karga, gagasında bir parça peynirle bir ağacın dalında tünemiştir…
Peynirin kokusunu alan Tilki onu elde etmek ister…
Ama doğrudan; “O peyniri bana ver karga kardeş” demenin ikna edici olmayacağını da bildiği için strateji kurar…
Stratejisi, çirkinliği ve sesinin kötülüğü ile tanınan kuşun sahip olmadığı hasletlerini varmış gibi övmektir…
***
“Ne güzel tüylerin var karga kardeş” diyerek başlar söze ve devam eder, “Eminim sesin de çok güzeldir…”
Karga, sesinin ve tüylerinin hiç de güzel olmadığını unutarak bu övgülere aldanır…
Ötmek için gagasını açınca, peynir yere düşer…
Tilki peyniri alır ve kargaya şöyle der: “Önce kendini tanı ve unutma ki; her dalkavuk, bir budala avlar…”
***
Öykü kısaca böyle…
***
Farkındaysanız bu basit görünen olay örgüsü aslında insan davranışlarının bir temsili olarak ve her övgüye kanmamak gerektiği konusunda ders vermek için işlenmiştir…
Karga; gururlu ve saf, kendi görünüşüne ve varlığına aşırı değer biçen biridir…
Sahip olmadığı hasletlerin olmasını istediği için..
Onaylanma ihtiyacı taşıyor ve o nedenle de tilkinin sözlerine hemen inanıyor; çünkü her canlı gibi o da beğenilmekten hoşlanıyor…
Zayıf yönü, gururu ve aklının önüne geçiyor…
***
Tilki ise kurnaz ve hesapçıdır…
Amacı belli…
“Peyniri kapmak, yalamadan yutmak…”
Ama…
Doğrudan istemek yerine, dolaylı yoldan hedefine ulaşmayı tercih ediyor. Bunun için ise tatlı ve övücü sözler kullanarak, karşısındakinin zaafını istismar ediyor…
***
Öykünün mimarı şöyle açıklıyor. Bu iki karakter aslında toplumdaki iki insan tipini temsil ediyor:
Kandırılan ve kandıran…
Zayıf karakterli insanlar, pohpohlandıklarında hatalar yapabilir. Kendini beğenmişlik, zekânın önüne geçtiğinde, insan savunmasız hale gelir…
Uyanık, kurnaz ve manipülatif insanlar, başkalarının zaaflarını kullanarak çıkar elde ederler…
Yani!..
Övgü her zaman samimi değildir, amaç çoğu zaman, elinizdekini almaktır…
***
Aksini iddia eden varsa, ya hiç yaşamamıştır ya düpedüz kul, mürit ya da satılık köledir…
***
Bakın ABD başkanı Donald Tru(m)p
Beyaz Saray’da bu yıl ikinci kez konuk ettiği Netanyahu ’ya dünya medyasının kameraları önünde şöyle dedi:
“Erdoğan çok zeki, onu çok seviyorum…”
“Aranızda sorun varsa bana gelin ben çözerim…”
“O benim sözümü dinler…”
***
Şimdi lütfen öyküye bakıp “kim karga kim tilki” diye sormayın…
Ortada tek bir gerçek var…
Birinin niyeti gerçekten çok kötü…
Çılgınca…
Ve resmen aptalca…
***
Övdü mü hakaret mi etti konusuna gelince…
Bana göre…
Konuşmanın en acı yanı şu:
Bu ülkenin (yakışsın yakışmasın) Cumhurbaşkanı’nı “Kendi emri ve himayesi altındaymış, ne emrederse yaparmış” gibi tüm dünyaya ilân etmesidir…
***
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım…
Söylediğine bakarak…
Asıl sorulması gereken soru şu; sadece AKMHP’lilerin CB Recep Tayyip Erdoğan ABD başkanı Donald Trump’ ın himayesi altında biri mi?
Ve Donald Trump’ın her dediğini yapan emir eri mi?
***
Farkındasınız değil mi?
Türkiye Cumhuriyeti devleti AKMHP sayesinde sadece ekonomik olarak değil ahlaken de çöküyor ve büyük itibar kaybediyor…
Umarım UYANIRIZ…
İyi tatiller…
Erdoğan ÖZGENÇ
İstanbul 12.04.2025 14.00


Bir yanıt yazın